
ZENGİNLİK VE FAKİRLİK DEĞER ÖLÇÜSÜ DEĞİLDİR
Akılla kavrayamayacağımız hikmeti gereği Yüce Rabbimiz yarattığıinsanları yeryüzünde kulluk denemesine tâbi kılmıştır. Bu ilâhî denemenin birgereği olarak da insanları akıl, zekâ, bedenî güç ve kabiliyetler bakımındanfarklı yaratmıştır.
Bu gerçek Kur'ân-ı Kerim'de şöyle açıklanmaktadır:«Sizleri yeryüzününhalifeleri kılan Allah'tır. O, size verdiği çeşitli ni'metlerde sizi imtihanaçekmek için kiminizi derece derece diğerlerinizin üzerine çıkardı. Şüphe yok kiRabbin cezası pek çok olandır ve gerçekten O hakkiyle yargılayıcı ve hakkıylaesirgeyicidir.»(1)
Yaratılıştaki farklılığın tabiî sonucu olarak, başarı lar ve kazançlarfarklı olacaktır. Sonuç olarak da toplumda varlıkların yanında yoksullar daortaya çıkacaktır.
Aziz Mü'minler!
İslâm Dini'nin yasakladığı faiz, karaborsa, emeği sömürü gibi haramlarıuygulamanın ve eğitim yetersizliğinin sabit gelirliler için doğurduğu fakirlikhali bir tarafa, aklî ve bedenî güç yetersizliğinin ve kaabiliyetsizliklerinsebeb olduğu fakirlik, güzellik ve çirkinlik gibi, inşam aşan bir kaynaktan;kader programından kaynaklanmaktadır.
Gerçek bu olduğu içindir ki İslâm Hayat Nizamı'nda zenginlik bir şerefölçüsü olmadığı gibi fakirlik de bir zillet; aşağılık sebebi değildir. Üstünlükve şeref Allah'ın kulluk denemesi gereği verdiği için yaradılıştan sahibolunan değerlerde değil, iradeye dayalı olarak Yaradana yapılan kulluktadır. Buhakikati Rabbimiz Hucurat sûresinin 13. âyetinde şöylece bildirmiştir:«Eyinsanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Hem de sizi soylara vekabilelere ayırdık ki birbirinizi tanıyasınız. (Biliniz ki) Allah katında eniyiniz, Allah'ın emirleri ve yasaklarına bağlılığı en ziyade olanınızdır.Şüphe yok ki, Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.»
Mü'minler!
Kur'ân-ı Kerim'de, zenginleri üstün tutmak, otoritelerini tasdikederek hâkimiyetlerini tasvip etmek düşüncesi ve tatbikati, şiddetleyasaklanmıştır.
Soy, mevki ve maddî varlık gibi kıstasları değer ölçüsü olarakkullanmak insan topluluklarının müşterek cahiliyeti olduğu ve de olacağı içinPeygamberimiz bu konuda öğütlerini yoğunlaştırıyor ve şöyle buyuruyordu:
(«Hepiniz Âdem'in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır.»,
«Allah katında insanların en kıymetlileri, O'na en çok saygıgösterenlerdir.»,
«Mü'min mü'minin kardeşidir. Birinizin,diğerine Allah'a saygıölçüsünden başka hiç bir üstünlüğü yoktur.») (2)
Peygamberimiz mücerretöğütlerle de iktifa buyurmuyor, bilfiil mukayeseler yaparak mü'minleri irşadediyordu.
Allah'ın Resulü (S.) (bir sahabe ile birlikte) oturuyorkenyan(lar)ından bir adam geçti.
Hz. Peygamber kendisiyle beraber oturan sahabiye
sordu:
- Bu geçen kişihakkında ne dersin?
- Ya Resûlellah! Buzat insanlar arasında sosyal mevkii olan bir kişidir. Allah'ın zâtına yeminederek diyebilirim ki o, bir kadını eş olarak almak istese evlenebilir,aracılık yapsa (görüşü benimsenip) kabulgörür.
Hz. Peygamber (bir süre) konuşmadı. Derken az sonra yanlarından birkişi daha geçince Allah'ın Resulü (aynı şekilde) sordu:
- Ya bu kişihakkında görüşün nedir?
- Ya Resûlellah! Buadam Müslümanların fakirlerinden (ve cemiyetimizdeki sıra adamlardan) biridir.Bir kadının nikâhına talip olsa (sanmam ki) kabul görsün. Aracı olup sözsöylese (ümit etmem ki) görüşü benimsensin, sözü dinlensin.
(Bu cevaplardan) sonra Allah'ın Resulü (S.) şöyle
buyurdu:
- İkinci olarak geçen kişi(imanı, güzel amelleri, ahlâkı veduâları sayesinde) ilk olarak geçen kişi gibi dünya dolusu insandan dahahayırlıdır. (3)
Mü'minler!
Hiç şüphe yoktur ki, sunduğumuz dini ölçüler, zenginin zengin olduğuiçin değersizliğini, fakirin de fakir olduğu için kıymetliliğini ifade etmez.Dininizde kıymet ve fazilet ölçüsü, Hakk'a ibâdet ve Hak'kın emriyle halkahizmettir. Bu itibarla insan zengin ve şerefli, fakir ve değersiz olabileceğigibi, zengin ve şerli, fakir ve hayırlı da olabilir.
İslâm Dini'nin meşru kıldığı yollarla kazanılmış zenginlik, cemiyetkalkınmasına dönük yatırımlara tesis edildiği sürece, zekât ve akrabadan acizolana nafaka verildiği, hayır müesseseleri desteklendiği müddetçe bir faziletmerdivenidir. Bu merdivenden tevazu ile çıkabilen mü'min, elbetteki,faziletlidir.
Faiz ve karaborsacılık yolu ile, içki, kumar, fuhuş işletmeciliği veemeği sömürü ile kazanılmış servet, azgınlaştıran, şımartan, içkili, kumarlı,zinalı, alçak bir yaşantıya düşüren zenginlik ise pek tabiî ki, bir serdir. Şersahibi ise şerli olur.
Kur'ân-ı Kerîm'de, zenginlikleri sebebiyle şımaran, mallarınımeşrûiyyeti içerisinde kullanmadıkları için zulme dalan, cinsel arzularınıtatmin etmek için azgınlaşan nice toplulukların helak edildiğibildirilmektedir.
Zenginlik' şerre dönüşebileceği içindir ki Peygamberimiz mü'minleridaima şöyle uyarmıştır:
«Sevinin, sizi sevindirecek mallara kavuşmayı arzuların. Ancak Allah'ayemin ederim ki ben sizin için fakirli(ğin doğuracağı tehlikeler) denkorkmuyorum. Fakat sizden önceki topluluklara bolca verildiği gibi size dedünya nimetlerinin bolca verilmesinden pek çok korkuyorum. (Korkuyorum, çünkübu maddî zenginlikler sebebiyle) sizden öncekiler gibi birbirinizle yarışmayakalkar (bir birinize haset eder, birbirinize sırt çevirir, düşmanlık eder vebirbirinizin kanını dökmeye yeltenirsiniz de neticede bu şımartıcı mal varlığı)sizden öncekiler gibi sizi de felâkete götürür; (Dünya ve âhiretinizimahveder.)» (4)
Muhterem Mü'minler!
Zenginlik, mutlak şer veya hayır olmadığı gibi, fakirlik de böyledir.
Dinî, ahlâkî, ailevî ve içtimaî tehlikelerine göğüs gerildiği,çilelerine sabredilerek meşru gelirlerle yetinildiği ve yalnız Allah'a arz-ıihtiyaç edilebildiği sürece fakirlik, Allah katında fakiri yüceltici biraraçtır.
Sıkıntılarına sabredilmeyen, nefrete ve mülkiyet düşmanlığına sevkeden,yenilmesi için çalışılmayan, aşağılık kompleksine ittiği için hırçınlaştıran veAllah'a isyan ettiren fakirlik, elbetteki, şerdir. Bu şerrin sahiplerinde pektabiidir ki, fazilet aranamaz.
Yüceliği mallarda görenler, zenginlere yalnız zengin oldukları içindeğer verip de fakirleri de yalnız fakir oldukları için önemsemeyenlerfarklılığın kulluk denemesinden kaynaklandığım öğrenemeyen zavallılardır.
Üstünlük Allah'a kulluktadır. Peygamberimiz ne güzel buyurmuşlardır:
«... (Biliniz ki;) Allah dünya (nimetlerini) sevdiği kullara da, sevmediği kullara daverir. Fakat dini (bil giyi ve dine bağlı yaşayışı) ancak sevdiği kula verir.Allah dindarlığı verdiği kulunu sever...» (5)
Yüce Rabbimden bizleri insanları zenginlik ve fakirlik ölçüleriyledeğil de iman, ibâdet, ahlâk ve topluma hizmet ölçüleriyle değerlendirecekşuura erdirmesini dilerim. Hutbemizi bir hadisle bitiriyorum:
«İnsanoğlu iki şeyi hoş göremez. Ölümü hoş görmez, oysa ölüm mü'miniçin (Cennet'ten uzaklaştırıp Cehennem'e yaklaştıracak) fitnelerden dahahayırlıdır.
Az malı da sevmez. Ne var ki az maun (Allah'ın huzurunda verilecek)hesabı daha kolaydır.» (6)
1. Enam, 165.
2. İ. Kesir, Hucurat13.
3. İ. Mace, Hn. 4120
4. İ. Mace, Hn. 3997.
5. İ. Mace, Hn. 3842.
6. M. Mesabîh, Hn. 5251.


