
YAŞADIĞIMIZ CAHİLİYYET
İslâmDini, Allah'a iman ve O'nu koyduğu yasaları elçisi Hz. Muhammed'in tatbikettiği şekilde hayata uygulamayan her hayat düzeninin cahiliyyet hayatıolduğunu açık ve kesin ifâdelerle bildirmiştir.
Cahiliyyet; tarihin muayyen bir çağında yaşanmış veya İslâm Dini'ninzuhuru sırasında Çin'de, Roma'da, Bizans'ta, İran'da ve Arabistan yarımadasındageçmiş olan bir hayat şekli değildir.
İslâm Dini'ne uygun olmayan, mazide yaşanmış her hayat cahiliyyethayatı olduğu gibi, aynı ölçüler içerisinde halde ve gelecekte yaşanacak herhayat tarzı da cahiliyyet hayatı olacaktır. Çünkü İslâm Dini; «ilmî ve teknikgelişmeyi» emretmiş olmakla beraber, cahiliyyet hayatını bilimsizliğin veteknik geriliğin hâkim olduğu hayat» olarak vasıflandırmamıştır.
İslâm Dini'nin ana kaynağı Kur'ân-ı Kerîm, Peygamberler ve Hakk'açağrıları hakkında bilgi veren birçok sûrelerinde Cahiliyyet hayatının değişmezunsurlarını tespit etmiştir. Biz bu unsurları iki grupta özetleyerek arzedecek,Cahiliyyet hayatının vasıflarını açıklamaya çalışacağız.
a - Hz. Âdem'den günümüze kadar Cahiliyyet haya tını yaşayan bütüncemiyetlerde, büyük çoğunluk Allah'ın varlığına inanmışlardır. Fakatyaratıcımızı, bildirdiği ölçüler içerisinde, Peygamberleri ve yasaları iletasdik etmemişlerdir.
Evet, « Onlara gökleri ve yeri yaratan kimdir diye sorarsan, elbetteki, Allah'tır, diyecekler...» (1) anlamındaki âyette vebenzerlerinde açıklandığı üzere, Allah'a yaratıcı olarak inanmışlar, ancakvarlığına inandıkları Allah'ın Peygamberleri aracılığı ile bildirdiği veyaşanmasını istediği emirleri ve yasaklarını kabul etmemişlerdir. Ferdî,ailevî ve içtimaî hayatlarını bu mukaddes emirler ve yasaklar manzumesine göredüzenlememişlerdir.
Öz ifadeyle imanın cevheri olan «... (insanlar için uyulacak) emirlerve yasaklar koymak hakkı yalnız Allah'ındır...» (2) yasasınıtanımayarak çiğnemişlerdir.
Bunun içindir ki, Mevlâmız onları yermekte ve insanlık camiasınışöylece uyarmaktadır:«Onlar hâlâ cahiliyyet hayatının hükmünü; (batılinançları, ilkeleri ve yaşayış tarzlarını) mı arıyorlar? Yürekten ve kesinolarak inanacak bir topluluk katında hükmü Allah'tan daha güzel olan kimolabilir?» (3)
Allah'ın indirdiği emirler ve yasaklar dizisine inanmayan veinanmadıkları için de uygulamayan bu insan lar, arzularına uymuşlar veihtiraslarına kapılmışlardır. Aralarında kudretli gördükleri fertlerin, asilve nüfuzlu kabul ettikleri zümrelerin hâkimiyetleri, sömürüleri ve çıkarlarıdoğrultusunda yaşamışlardır.
Bu gerçek Hûd sûresinin 59. âyetinde sunulan bir örnekle şöyleaçıklanmıştır:«İşte size (misal olarak) Ad toplumu! Onlar, Rablerinin emirlerive yasaklarını bilerek inkâr ettiler. O'nun Peygamberlerine isyan ettiler.(Önder edindikleri) inatçı her zorbanın emri ardınca gittiler.»
Zaaflarla illetli beşeri, mutlak yüceliklerle vasıflı Yaratıcıya üstüntutan bu bedbahtlar, inkâr ve isyanlarını da korkunç bir mantık sefaletiiçerisinde şu çürük temele dayamışlardır.
Maide sûresi, âyet104. «Onlara: Allah'ın indirdiği düzene ve O'nun Peygamberini yönetimine gelin denildiği zaman -Atalarımızı üzerindebulduğumuz (düzenler/yönetimler) bize yeter- dediler. Ya ataları hiç bir şeybilmiyorlar ve doğru yolda gitmiyorlar idiyse.»
b - İlk ve değişmez vasıfları Allah'ı, elçileri ve koyduğu yasalarıile kabul etmemek olan Cahiliyye hayatları ve nizamlarının diğer bir köklüsıfatı da, hâkim oldukları toplumlarda, şer kuvvetlerin hükümran olmasıdır.
Tarihî cahiliyyetlerde, zalim şahıslardan, müstebit-gruplardan ve batılâdet ve an'anelerden, devrimizde ise materyalist rejimlerden, doktrinlerden veuygulayıcılardan meydana gelen şer kuvvetler; Hakk'a karşı durmuşlar,telkînat, tahakküm ve fikrî iğfalât ile, insanları imansızlığa, ahlâk veinsanlık dışı karanlık bir yaşayışa sürüklemişlerdir.
Asrımız cahiliyyetinde olduğu gibi Allah sevgisi ve saygısına, ebedîhayat muhakemesine yer vermeyen bu sefih hayat tarzında insanlar, insanlıkcevherini hançerleyebilecek kadar küçülmüşlerdir.
İstibdat, sömürü, kan dökme, taassub, anarşi, alkol, kumar, fuhuş,ihtiras, yalan, riya, zulüm ve benzeri daha nice çirkinlikler, Cahiliyyethayatının içyüzünü yansıtan unsurları ve günahları olmuştur.
Nitekim Şanlı Peygamberimiz, sömürüyü meşrulaştıran faizi, hayatı kineboğan kan dâvasını, milletini haksız olduğu mevzularda savunma olan ırkçılığı,Hakk'ça düzende anarşi çıkarmayı, ölünün ardından kader programınıyalanlarcasına çığlıklar koparmayı, asalet dâvasını ve daha bir çok kötülük veçirkinlikleri, Cahiliyyet hayatının görüntüleri olarak açıklamıştır. (4)
Tarihî asırlarda bütün Peygamberlerin ve on dört asırdır İslâm Dini'ninyıkmaya çalıştığı Cahiliyyet nizâmı üzülerek ifade edelim ki, en güçlü devriniasrımızda yaşamaktadır.
Asrımızda, ilim ve tekniğin oluşturup geliştirdiği sinema, yazılımedya, radyo, televizyon ve cep telefonları gibi kitlelere hükmedebilen devvasıtaları da kendi lehinde kullanan bu karanlık Cahiliyyet, insanlığı korkunçbir akıbete ve azaba sürüklemektedir.
Mutlak Hakimiyeti Allah'ta ve Peygamberi Muhammed'de, kayıtlı-şartlıegemenliği de ortak akıl ve bilimdegören İslâm Dinn'ni doğmalar düzenidiyerek red eden fakat Darwin, Marks, Fröyd ve Durkheim gibi 4-5 Yahûdinin şeytanîfikirleri izinde, modern firavunların rehberliğinde yaşayan insanlığa,tefekkürle bakalım. Ne acıdır ki dünyamızın her bucağında bu cahiliyyethayatını göreceğiz.
Asrımızdaki ilmî ve teknik gelişmeler, değerlendirmeler biziyanıltmamalıdır. Tarihî devirlerde hiç bir cahiliyyet nizamı hayırlardan-gelişmelerdentamamen yoksun kalmamıştır. Asrımız cahiliyyetinde de ilmî inkişaflar, teknikgelişmeler ve dev üretim araçları hayırları teşkil etmektedir. Katiyetlebilinmelidir ki, ilim ve teknik Cahiliyyet yaşantısının eseri, batıldüzenlerin gereği değildir. İslâmın da ibadetleştirerek yönlendirdiği çalışmanın ürünüdür. (3)
Aziz Mü'minler!
Cahiliyyet nizamı ile azan nice milletlerin, azâb ile helak edildiğinive edileceğini Kur'ân haber veriyor.
Hür dünyadaki temel çatlaklar, güçleri ve iktidarları artan veyaygınlaşan materyalist rejimler, giderek gelişen ruhî, ahlâkî ve iktisadîbuhranlar, sınır tanımayan çılgınca yaşayışlar, devleşen siyasî ve iktisadîrekabet ve zulümler, üçüncü dünya harbini davet eden mevziî harpler, nükleersilahlanmalar, asrımız cahiliyyetinin feci akıbetini haber vermektedir.
Allah'ın Dini'ni kabul etmeyen insanlığın ebedî istikbâli ise, çokdaha korkunç ve ebedî bir azab ile çevrilidir.
Allah'a ve O'nun şeriatına dönelim. Allah'ın emirlerine ve yasaklarınagöre yaşayalım. Şanlı Peygamberimizin önderliğini izleyelim. Dünya ve âhiretibirleştiren, hayatı güzelleştiren, dinimize bağlanarak cahiliyyetyaşantılarına karşı çıkalım.
Çünkü İslâm'la çatışan her cahiliyyet dünyada zillet, Âhirette deazapdır.«Cahiliyyetin her bir nevi ayağımın altındadır» buyuran Peygamberimizbizleri şöyle uyarıyorlar:«... Allah'ın en çok öfke duyduğu üç kişiden biri deİslâm (bilinir ve yaşanırken) cahiliyyetin (inanç, ahlâk ve âdetlerini)arzulayan (ve benimseyen) kişidir.» (6)
Hutbemizi, Kur'ân'dan âyetlerle bitiriyorum: «(Öldükten sonradiriltilerek) bize kavuşacağına inanmayan, sadece dünya hayatına razı olan veonunla tatmin bulan kimselerle, (Cahiliyyet yaşantılarına son veren) bunca âyetlerimizden gafil olanlar (yok mu?)işte onların kazandıkları günahlar yüzünden varacakları yer ateştir.
Fakat (İslâm Dini'ne) inanıp da (bu dinin emir ve yasaklarına uyarak)güzel amellerde bulunanlara gelince; imanları sebebiyle, Rableri onlarıaltlarından ırmaklar akan ni'metlerledolu Cennet'lere erdirir.» (7)
1) Lokman, 25.
2) Araf, 54.
3) Maide, 50.
4) Bak: S.B.M.Tecrid-i Sarih Ter. 10/432; Keşful-Hafâ, Hn. 2834; Riyazüssalihin Ter.2/83; Tefsîr-ü İbn-i Kesir, 4/218; Et-Tac 5/46.
5) Necm, 39.
6) Hadisin tam metni için bak. Mişkâtül-MesâbîhHn. 142.
7) Yunus, 7-9.


