
TURİZM (YURT İÇİ VR YURT DIŞI SEYAHATLER) VE VAZİFELERİMİZ
İslâmDini, Hac/Umre, Hakk'ı tebliğ, dinler ve medeniyet tarihi eserlerini tetkik veüzerinde tefekkür, akrabayı ziyaret, ilim ve ihtisas, iç ve dış ticaret vetedavi gibi ferdî ve sosyal, fakat aynı zamanda dinî olan görevlerle Turizmi;yurt içi ve dışı seyahatleri ibâdet hayatının bir bölümü kılmıştır.
Aziz Mü'minler!
İslâm Dini açıklanan vazifeleri ve sebeplerini ibadetleştirerek iç vedış turizmi meşrulaştırdığı için, mü'min erkekler gibi mü'min kadınları daturizme yönlendirmiştir. Ancak kadınlar, daha çok etkileyebilecekleri veetkilenebilecekleri için doğması muhtemel ahlâkî sakıncalar sebebiyle yalnızbaşlarına seyahat etmekten yasaklanmışlardır.
Bu mevzuda şanlı Peygamberimiz/önderimiz şöyle buyururlar: «Allah'a veÂhiret gününe inanan bir kadının yanında (baba, amca, kardeş ve koca gibi bir)mahremi veya eşi bulunmaksızın bir günve bir gecelik bir yolculuğa yalnız başına çıkması helâl(uygun) değildir.» (1)
Dinimiz, mükellef kıldığı görevlerle iç ve dış turizme teşvik ettiğigibi, ferd ve toplum olarak yolculara gereken maddî ve manevî yardımınyapılmasını da emretmiş ve öğütlemiştir.
Yolculukların bir takım güçlükleri davet ettiği bir gerçektir. NitekimPeygamberimiz de bu hususa işaret ederek şöyle buyurmuşlardır:«Yolculuk birnevi azabdır. Sizi vaktinde yemek, içmekten ve uyumaktan alıkoyar. Herhangibiriniz işini bitirirse evine dönmekte acele etsin.» (2)
Yolculukların meşakkatlerini büyük ölçüde gidermek, karşılaşılan problemlerinçözülmesini sağlamak içindir ki, dinimiz yolculara azami misafirperverliğin veyardımın gösterilerek ihtiyaçlarının giderilmesini öğütlemiştir.
Bakara Sûresi'nin 215. âyetinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:«(EyMuhammed!) Sana ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: Harcayacağınız para/malana - baba, yakınlar, yetimler, düşkünler ve yolcular içindir. Hiç şüphesizyaptığınız her iyiliği Allah bilir.»
Adı geçen sûrenin 177. âyetinde, sevilen mallardan yolculara ikrametmenin hayra erdirecek en önemli iş/amel olduğu da açıklanmaktadır.
Rabbimiz ferdî mülkte fakirdüşmüş muhtaç kalmış yolcular için ödenmesi gerekli bir hak tayin ederekyardımı şöylece görevleştirmiştir: «Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver.Bununla beraber malını büsbütün saçıp savurma.»(3)
Muhterem Mü'minler!
İslâm Dini'nde muhtaç yolcuya yapılması mecburileştirilen bir sosyalyardım türü daha vardır ki, o da zekâttır.
Özel şartları oluştuğunda mü'minlerin vermekle yükümlü oldukları zekâtın ödeneceği gruplardan biri de fakirmü'min yolculardır.
Bu konuda Tevbe sûresinin 60. âyetinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:«Zekâtlar,Allah'tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, zekât memurlarına, kalpleriMüslümanlığa ısındırılacaklara verilir. Özgürleştirilecek esirler, borçlular,Allah Yolu'nda (insanların yararı için) yapılacak çalışmalaryolcular/mülteciler için kullanılır. Allah çok iyi bilendir,çok bilge olandır.»
Muhterem Mü'minler!
Şanlı Peygamberimiz, Rabbimizin öğütlediği ve mükellefkıldığı yolculara yardım görevinin dinimizdeki önemini bildiren ve para, bilgi,hizmet gibi yollarla yardımcı olunmasının sınırlarını çizen hadislerinde şöylebuyurmuşlardır: «Allah'a ve Âhiret Günü'ne iman eden kimse, misafirine ilgigöstersin/ikram etsin.
Misafirin (mümin kardeşi üzerindeki hakkı) bir gün ve bir gece ağırlanmasıdır. (Misafirolunan kişiyi ilgi, ikram ve bakımla yükümlü kılan) misafirlik en çok da üçgündür. Üç günden sonra misafire yapılan harcama kişi için bir sadakadır.Ancak misafirin, ağırlayanı (maddî ve manevî bakımdan) sıkıntıya düşürecek;günaha sokacak şekilde yerleşmek hakkı yoktur.» (4)
Aziz Mü'minler!
Bütün bir memleket sathında ve ülkeler arasında yapılacak seyahatlerdeyolculuk problemlerinin çözülmesi, karşılaşılabilecek güçlüklerin giderilmesipek tabîidir ki, fertlerin imkân sınırlarını aşar. Toplumun düzenli ve sürekliilgi ve yardımlarını gerekli kılar.
Bunun içindir ki, İslâm Dini fertleri vazifelendirdiği gibi, İslâmtoplumunu da görevlendirmiştir.
Konuyu aydınlatmak için şu kısa bilginin verilmesine gerek vardır:
Turizmi, fikirde ve uygulamada bir devlet meselesi ve görevi halinegetiren ilk düzen İslâm Dinidir. Kısaca açıklayalım:
İslâm toplumunda zekât, İslâm Hukuku'na göre teşkilâtlanmış ve amaçlarıbelirlenmiş devlet tarafından alınarak Kur'ânın belirlediği yerlere dağıtılacakyasal sosyal-dinî bir vergidir.Verilmemesi de cezayı gerektirir.(5)
Yolculuğu sırasında veya gittiği yerde parasını kaybeden, trafik kazasıgeçiren, hastalanan ve değişik sebeplerle iline ve ülkesine dönemeyenfakir düşmüş yolcular; Kur'ân'ımızın yukarıda anlamını sunduğumuz TevbeSûresi'nin 60. âyeti gereğince kendilerine zekât verilebilecek kişilerdir.
Ayrıca kültürleri ve bilgilerini artırmaları amacıyla ilmî araştırmalaryapmaları için hacca ve çeşitli ülkelere gönderilecek fakirakademisyen,yazar,sanatkâr ve talebeler gibi yolcu sınıfına dâhil edilebilecekolanlar da Zekât yardımı alabilirler.
İhtiyaca göre yıldan yıla değişecek tahsisatları ayarlamak, yoksulyolcuları ve yolcu vasfını taşıyacakları tespit etmek, ödeme şekli vesürelerini düzenlemek, yolcular için faydalanabilecekleri tesisler kurmak devletinvazifesi olacağından belirttiğimiz gibi turizm, İslâm Nizâmı'nda bir devletmevzuu ve vazifesidir.
İslâm Dini, yolculara yardım edilmesini emrederken, kendilerine zekâtverilebilir olması sebebiyle mü'min yolculara «hak» açısından bir üstünlüktanımakla beraber, yolcular arasında yolcu olmaları bakımından bir ayırımyapmaz.
Kendi batıl inançlarına çağırmadıkça, bölücülük yapmadıkça ve kötüyeörnek olmadıkça İslâm ülkelerini gezen bütün insanlar yolcu olarak yardım edebileceğimiz misafirlerimizdir.
Ancak döviz getirsin de ne olursa olsun felsefesiyle yabancı turistlereecdat vakfiyelerini kumarhane ve meyhane haline getirmek, inancımıza ve ahlâkımızaolumsuz yönde tesir edecek davranışlara rıza göstermek gibi manevî bircinayeti pek tabîidir ki, İslâm caiz görmez.
İslâm turizme önem veriyor deyip de, yürürlüktekitatbikatı her yönüyle tasvip etmek gibi bâtıl bir düşünceye yer vermek ve hele açıklamalarımızdan böyle bir mânâ çıkarmakbüyük bir hatâ olur.
Saygıdeğer Mü'minler!
İslâm Dini'nin turizm konusunda, fertleri ve toplumları görevlendiricimedenî buyrukları sebebiyledir ki, İslâm Tarihi'nin ilk devirlerinden günümüzekadar yolcular tanrı misafirlerimiz olarak baş tacı edilmiştir. Hususiylefaziletli ecdadımız Selçuklular ve Osmanlılar yolcuların içinde üç gün parasızyiyip içecekleri sayısız vakfiyeli hanlar ve kervansaraylar yaptırmışlardır.
Dinimizin yüce buyrukları izinde, ecdadımızın verdiği muhteşemörneklerin aydınlığında bizleri tekrar tarihî İslâm ahlâkımıza ulaştırmasınıAllah'tan niyaz eder, hutbemi bir âyet anlamı ile bitiririm: «(Ey Peygamber!)Allah'a tevbe eden, kullukta bulunan, O'nu öven, O'nun (emirlerive öğütleri gereğince) yolculuk yapan, rükua giden, secdeye varan, uygun olanıbuyuran, fenalığı yasaklayan ve Allah'ın yasaklarını koruyan mü'minleri demüjdele.» (6)
1. Sünen-ü İbn-i Mace, Hadis No: 2899.
2. Muhtasar Sahih-iMüslim, Hadis No: 1117.
3. İsra, 26.
4. Sünen-ü İbn-iMace, Hadis No: 3675.
5. Harp (ganimet)gelirlerinden yolculara bir pay ayrılmasının Kur'ân emri oluşu da turizminİslâm Nizamı'nda bir devlet meselesi olduğunu göstermektedir. Bak. Enfalsûresi, âyet, 41.
6. Tevbe, 112.


