
ŞÜKÜR VE GERÇEK MANASI
Bütün varlıkları yaratan Allah'tır. Bizler O'nun kullarıyız. Bununiçindir ki ancak ve ancak yalnız O'na ibadet ve itaat ederiz.
O, bize şükredici olmamız için nimetler bahşetmiş ve «... Şükredicikullardan ol.» emrini vermiştir.
Vazifemiz Mevlâmızaşükredici kul olmaktır.
O, Kur'ân-ı Kerîm'deşöyle buyurmaktadır: «Sizler hiç bir şey bilmiyorken; Allah sizi analarınızınkarnından çıkardı, size kulaklar, gözler, gönüller verdi. Umulur ki şükrediciolursunuz.» (1)
Şükredici kullardan olmamız için bize sayılamayacak kadar çok nimetler veren Rabbimize şükretmekkulluk vazifemizdir.
Şefkatli bir ana gibi ısısı ve ışığını üzerimize salan güneşten yağanyağmurlara ,çalışan kalbimizden bin bir çeşit toprak ürünlerine, denizlerdenormanlara ve hayvanlara, kadar sahp olduğumuz sınısız nimetlere karşıRabbimize nasıl şükredeceğimizi bilmekmecburiyetindeyiz.
A - Şükredici bir kul olabilmenin ilk şartı bütün nimetleri Allah'tanbilmektir.Sebepleri yaratan, bütün canlıları rızıklandıran O'dur. Tüm nimetlerO'ndandır.
Kur'ânımızda bu gerçekşöyle açıklanır:«Ne ki nimetlere sahihsiniz, hepsi Allah'ındır...»(2)
İnsanlar, Allah'ın takdiri olmaksızın hiçbir zarar veremeyeceklerigibi, hiçbir fayda da sağlayamazlar. Mü'min kul, insanlara teşekkür etmekleberaber, nimetleri ihsan edenin ancak Allah olduğuna inanacak; Rabbineşükredecektir. Aracıları mabutlaştırarak onlara şükranlar sunarken Allah'aşükretmemek ne korkunç nankörlüktür.
Saygı Değer Mü'minler!
B - Şükredici bir kul olabilmenin ikinci şartı, her nimetin şükrünü, kendicinsinden bir amelle yapmaktır.
Şükrün, her nimetin kendi cinsinden bir amelle yapılması gerektiğiniYüce Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle açıklamıştır:«Her şey için zekât(şükür) vardır. Vücudun zekâtı (şükrü) de oruçtur.» (3)
Hiç şüphe edilmemelidir ki, sahip olduğumuz nimetler dolayısıyla;«Allah'ım, sana şükürler olsun, bütün nimetler sendendir.» şeklindeki duâlarşükrün bütünü değil ancak bir şeklidir.
Mevzuumuzu, misaller ışığında incelemeye çalışalım.
a - Akıl, bir nimettir. Bu nimetin şükrü, aklımızı kullanarakyaratıcımızı bulmak, O'na inanmak, O'nun emirleri ve yasakları çizgisindeyaşama kararını almak ve uygulamaya koyulmaktır.
Aklını gereğince kullanarak akıl nimetinin şükrünü edâ edemeyenlerKur'ân'ımızda şöylece vasfedilmektedir:
«(Ey Peygamber!) Yoksa onların çoğunu, (hakikati) dinleyenler veakıllarını kullananlar mı sanıyorsun?
Onlar, dört ayaklı hayvanlar gibidir. Belki de yolca daha sapıktır.»(4)
Mü'minler!
b - Servet, bir nimettir. Bu nimetin şükrü, ondan zekât vermek,akrabamızdan yardıma muhtaç bulunanlara nafaka çıkarmak ve Allah'ın rızasıiçin sürekli infak etmektir.
Zekâtı, nafakası ve infakı ile hayır menbaı, yetim hâmisi ve fakirbabası olamayan kul, beş vakit namaz kılsa da servet nimetinin şükrünü yapmamışkuldur. Servet nimetinin nankörü kul şükrünü yapmadığı içindir ki azabauğratılacaktır.
Rabbimiz şöyle buyurur:«... Altını, gümüşü ( ve malları) biriktirip de,onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu? İşte bunlara acıklı bir azabı haberver.
Cezaların verileceği Günbiriktirilen o mallar Cehennem ateşinin içinde kızdırılacak da, mal nimetininşükrünü yapmayanların alınları, boyunları ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve okişilere şöyle denilecektir:)
İşte bunlar nefisleriniz için toplayıp sakladıklarınızdır. Artıksaklayıp istifçilik ettiğiniz bu nesnelerin, acısını tadın bakalım.» (5)
c - İlim bir nimettir. Bu nimetin şükrü, ancak bildiklerimizi öğretmeksuretiyle yapılabilir. Bir din alimi, bir teknokrat, bir sosyolog, birsanatkâr, faydalı bilgilerini öğretmedikçe ve neşretmedikçe, şükrünü eda etmişolamaz. Zira ilim nimetinin şükrü, ancak kürsülerde, dershanelerde,laboratuarlarda yapılabilir. Bunun içindir ki, Peygamberimiz şöylebuyurmuşlardır:«Bilgisinden sorulduğunda onu öğretmeyen kişinin ağzına KıyametGünü'nde ateşten bir gem vurulacaktır.» (6)
Anlaşılacağı üzere Peygamberimiz bu hadisleriyle öğreterek ilim vesanat nimetinin şükrünü yapmayanların akıbetini bildirmiştir.
Mü'minler!
Bilgilerimizi öğretmek suretiyle şükrümüzü îfa ederken, yalnız Allah'ınrızasını kazanmayı gaye edineceğiz.
Meselâ, bir din alimi insanları Kur'ân'la aydınlatırken birakademisyen, bir öğretmen bilgilerini çevresine saçarken, talebeleriniyetiştirirken, bir doktor hastalarını tedavi ederken yalnızca alacağı ücretidüşünmeyecektir. Zaman zaman da olsa bu hizmetleri maddî bir karşılıkbeklemeksizin yapacaktır ki şükredici bir kul olabilsin.
d- Vatan bir nimettir. Vatan nimetinin şükrü, İslâm Dînin iman ve ahlâkkurallarını ve de sosyal yasalarını vatan toprakları üzerinde hâkim kılmak, onutecâvüzlerden korumak, imarına çalışmak ve birliğini korumakla yapılır.
e- Temel insan hakları hürriyetleri de birer nimettir. Bu nimetlerinşükrü ise onları çiğnemeye veya kısıtlamaya çalışan batılperestlerle mücadele vermektir. Kendi inançları,çıkarlarıve de iktidarları uğruna kültürel,siyasîve ekonomik haklar ve hürriyetleri prangaya vurmak isteyen sömürücüler vesilâhlı eylemcilerle savaşmaktır.
Aziz Mü'minler!
İslâm'î gerçekleri kavrayamayan bazı bilgisiz insanlar - Allah, bizimşükretmemize muhtaç mıdır? - diyorlar.
Yüce Rabbimizşükretmemize muhtaç değildir. Biz şükretmekle kulluk görevimizi yapmış, sahipolduğumuz nimetleri artırmış ve şükürsüzlüğün azabından korunmuş oluruz.
İbrahim Sûresi Ayet7:«... Rabbiniz size şöyle bildirdi:Andolsun, şükrederseniz elbetteki (nimetlerinizi) arttırırım. And olsunki, nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz benimazabım cidden çetindir.»
Manasını sunduğumuz âyeti kerîmeden anlaşılacağı üzere şükredenlerenimetler artırılacaktır. Nankörlük yolunu tutanlara ise azab şiddetlidir.
Azabın geciktirilmesi sakın bizi aldatmasın.
Biz insanlar kulluk denemesi içindeyiz. Eğer şü-kürsüzlere azab anındaindirilseydi, yeryüzünde şükretmeyen kul kalmazdı.
Yüce Rabbimden cümlemizi şükredici kullardan kılmasını diliyor,hutbemizi konumuzla ilgili ana gerçeğe erdirici âyetlerle bitiriyorum:[«Kâfirler, kendilerine ömür verip süretanıyışımızı sakın kendileri içinhayırlı sanmasın. Biz onları sırf günahlarım arttırsınlar diyebırakıyoruz. Hem onlara aşağılatan; zelileden bir azap vardır.»
«O, Allah'ı tanımayanların refah içinde diyardiyar dönüpdolaşmaları seni aldatmasın. (Sahib olunan bu nimetler geçici ve de az bir geçimliktir.) Sonravaracakları yer Cehennemdir. O ne kötü döşektir.»] (7)
1. Nahl, 78.
2. C. Sağîr, 2/125.
3. Furkan, 44.
4. Tevbe, 34-35.
5. M. Mesabîh, 223.
6. Al-i İmran, 178,196-7.


