
SINIRLI VE ÇOK KADINLI EVLİLİK VE İSLAMİ GÖREVLERİMİZ
İslâm Dini, kadının, evliliğin hukukî ve ahlâkî haklarındanfaydalandırılmaksızın yararlanılan bir dişi durumuna düşürülmesiniyasaklamış/haram kılmıştır. Kadının sömürülmesini engellemek için de sınırsızkadın-erkek birlikteliğini, âsıkdaşlığı, tehirciliği, sexsüel yayınları vefilmleri yasaklamıştır. Zinayı da uğratacağı dünya ve âhiret cezalarını bildirerek haram kılmıştır.
Dinimiz, iman ve ahlâk temelleri üzerinde yapılandırdığı kendine özgütoplumunda ihtiyaç duyulabileceği gerekçesiyle "dörtle sınırlı çok kadınlıeşliliği,eşlerin her birini nafaka vemîras haklarına sahip kılarak yasallaştırmıştır.
İslâm Dini'nin emir ve tavsiye etmeksizin de sadece baş vurulabilirkıldığı "sınırlı çok kadınlı eşlilik" kurumu, tarafsızlıktan veilmî düşünceden yoksun, ahlâk duygusu ve iffet kaygusundan yoksul kişilertarafından eleştirilmektedir. Kadın haklarına tecâvüze ortam hazırlayan,istismar edilebilir bir kurum olduğu yargısıyla da yerilmektedirler.
Muhterem Mü'minler!
Faydası, zararına kat kat üstün olmakla birlikte, lâik düzende, dinî veahlâkî duyarlılıkları zayıf fertlerin uygulamasında sınırlı çok kadınlıeşliliğin, istismar edilerek kadın haklarına tecâvüz sebebi kılınabileceğidüşünülebilir. Ancak, bu kurumun İslâm toplumunda düşünülen sakıncaların değilvarid olması, işletilmesi bile pek güçtür.
Bu güçlüğü doğuran maddî ve manevî sebepleri beş madde halindeözetleyebiliriz.
a - Mehir:
İslâm toplumunda, her erkek evleneceği kadına mehir vermekleyükümlüdür. (1)
Sınırlandırılamayacağı ve kadının razı olabileceğinakit, taşınır veya taşınmaz mal olacağı için mehrin, yeni bir evlilik içinmaddî, fakat ciddî bir engel olacağı açıktır. b - Nafaka:
Mü'min erkek, toplum örfüne göre her bireşinin nafakasını sağlamakla mükelleftir. Birinci zevcesinin(eşinin)) ve ondandoğan çocuklarının nafakasını ancak temin edebilen bir kişinin, nafaka vecîbesinedeniyle yeni bir evliliğe yönelemeyeceği açıktır.
İslâm Hukûku'nda,nafakası temin edilmeyen zevcenin, hukuken kabul görecek boşanma talebinde bulunabilmehakkının mevcut olduğu da hatırlanırsa, nafaka yükümlülüğünün sınırlı da olsaçok kadınlı eşliliğe (taaddüd-i zevcâta) mühim bir engel oluşturabileceğianlaşılır. (2)
c - KadınınBoşama ve Boşanma hakkı:
İslâm hukukçularınınçoğunluğuna göre, kadın, nikâh akdi sırasında ileri süreceği bir şartla,kocasının evlenmesi halinde, kendisini veya alınacak kadını boşamahakkınıkazanabilir. Nikâh akdî sırasında veya daha sonra verdiği bu hakkı, kocageri alamaz. (3)
Özellikle nikâh akdindekabul olunacak şartlara uyulmasını öğütleyen bir hadislerinde Peygamberimizşöyle buyururlar:
«(Akitlerdeki) şartlarınen ziyade îfası gerekeni kadınları nikâhlarken koştuğunuz şarttır.» (4)
Muhalifleri olmaklaberaber, genelleştirilmesinde hiç bir dinî sakınca olmayan değindiğimiz hukukgörüşüne dayanarak elde edeceği hakkı kullanması halinde İslâm Kadını,aleyhine işletilebilecek "sınırlı çok eşlilik" kurumunu istismar edilemez birsosyal kurum haline getirebilir.
d - KadınFıtratı:
Kadınfıtratı(doğası), erkeğinin ikinci bir kadın almasınarazı olmayacağı gibi, tabîişartlar altında evli bir erkekle evlenmeye de rıza göstermez.
İslâm Aile Hukuku'na göre-ister bakire ve isterse dul olsun- kadın istemediği evliliğe zorlanamaz. Baskı altında yapılacak evliliklergeçersizdir. Gerçekleştirilmiş olanları da kadınların talebiylefeshedilir. (5)
Hakları ve hürriyetlerikonusunda eğitilecek Müslüman kadınlar,kadınlık duygusu ve onuru ile "sınırlı çok kadınlı evlilik" kurumunun erkeklertarafından istismar edilmesiniengelleyebilirler. Bu ruhsat kurumunuyalnızca kadınlar yararına kullanabilirler.
e - AdaletŞartı:
Nisa Sûresi'nin 129.âyetinin ve ilgili hadislerin, zevceler arasında yedirme, içirme, giydirme,barındırma ve zaman ayırmada gösterilmesini emrettiği ve sorumluluğunadeğindiği adalet şartı da, âhiret mutluluğunu arzulayan erkeklerin birden fazlakadın alma arzularını giderebilir.
Peygamberimiz şöylece uyarıda bulunurlar:«Bir erkeğinnikâhında iki kadın bulunur da aralarında adalet gözetmezse, Kıyamet Günü'ndebir tarafı felçli olarak diriltilir.» (6)
«Allah (evlenip -boşanarak) zevkine düşkünlük gösteren erkek ve kadınları sevmez.» (7)
Yukarıda açıkladığımız,dörtle sınırlı çok kadın alabilmeruhsatı açıklanan engellere rağmen erdem yoksulu erkeklertarafından kötüye kullanılamaz mı?
Bu mümkündür Bütündüzenlerde kötü niyetli istismarcı kişilerin, en kuvvetli kanunları ve kurumlarıbile sû-i istimal edebildikleri bilinen bir gerçektir.
İşte zina ve rüşvet. Yürürlükteki yasalarlabu fiiller önlenebilmiş midir? Bırakınız önlenmelerini, giderek artışlarınaengel olunabilmiş midir? Önlenemiyor diye, yasaklayıcı yasalarınkaldırılmasını öneren bir sağduyulu toplum var mıdır?
Şimdi, sakıncaları olabilir diye, sosyalve ahlâkî faydaları pek çok olan sınırlı çok kadınlı evlilik (taaddüd-izevcâtı) ruhsatını ön yargılarla yermek, akılcı, gerçekçi ve toplumcu birdavranış olabilir mi?
Konumuzu özetleyelim:
Fıtrata uygun ve öğütlenebilir olan tekkadınlı aile hayatıdır. Allah Adem için bir Hava yaratmıştır. Hiçbirşartta birinci kadın üzerine ikinci-üçüncü eş almanın dini bir mecburiyeti yoktur.
Tavsiye bile olunmamıştır.Bu, ancak bir ruhsattır/izindir. Batı toplumları gibi kişiselbunalımlara,sosyal adaletsizliğe, fuhuş sektörüne ve de zina türüahlâksızlıklara onay verilmedikçe buruhsat kapısının kapatılması makul ve meşru görülemez. "Sınırlı çok eşlilikkurumunu" işletmek mecburiyetindedeğiliz. Ancak O'nun gerektiğinde baş vurulabilir bir İslâmi ve ahlâkî kurumolduğuna iman etmek mecburiyetindeyiz.
Kadın-erkek bütün kullarına merhametli veadaletli olan Rabbimizin yasalaştırdığı bu sosyal kurumu olarak hafifealmak,ilkel bulmak,karşı çıkmak ve yermek kişiyi kâfirliğe götürür. Kâfirler iseCehennemliktir.
Yüce Rabbimden cümlemizeHakk'ı Hak, Bâtılı da Bâtıl olarak göstermesini niyaz eder, hutbemizihadislerle bitiriz:[«... Kadınlar hakkında (birbirinize) hayır tavsiyeediniz...»
«Zira sizin enhayırlılarınız kadınlarına karşı ahlâkı güzel olanlarınızdır.»] (8)
Ek:
Sınırl1 çok kadınlı eşlilik (Taaddüd-i zevcât) konusuyla ilgili olmasımünasebetiyle, Şanlı Peygamberimizin çok evliliği meselesine de kısaca değinmekisteriz.
Mü'minlerin şüphesiz bildiği ve inandığı gibi, Aziz Peygamberimiz,ilâhî kanunları tebliğ etmesi, ferdî ve içtimai hayatta önder edinilmesi içinAllah'ın seçtiği ve bütün insanlara, tüm asırlara gönderdiği bir Peygamberdir.
O, tabii şartlarda olduğu kadar, fevkalâde durumlarda ve buhranlıdönemlerde de uyulacak biricik mükemmel rehberdir.
Bunun içindir ki, beşer hayatında pek önemli bir yer tutan ailehayatının normal olan tek kadınlı şekline de, fevkalade şartların zorunlukıldığı çok kadınlı tipine örneklervermiştir.
O, yirmi beş yaşında iken evlendiği kırk yaşındaki çocuklu dul Hz.Hatice ile onun ölümüne kadar; peygamberlik devresinin ilk varışını daiçine alan tam 25 yıl tek kadınlı aile hayatının en vefalı ve sadakatliörneğini de vermiştir.
Aziz Peygamberimiz, peygamberlik hayatının ikinci yarısında dinî,içtimaî, iktisadî ve siyâsî sebeplerlee çok kadınlı aile hayatının da enfaziletli ve adaletli numunesini sunmuştur.
Burada tam bir rahatlık ve açıklıkla şöyle diyebiliriz:
Peygamberimizin 53 yaşından sonraki çok kadınlı aile hayatını hazırlayan,-her araştırıcının kesinlikle tespit edebileceği- mezkûr mücbirsebepler olmasıydı bile O, birden fazla kadınla evlilik hayatının da en idealörneğini vermek durumundaydı.
Çünkü O, çeşitli ülkelerde ve şartlarda yaşayan, değişik karakterleresahip olan ve çok farklı siyasî ve iktisadî güç ve imkânlara malik olan bütünbir insanlığın önderiydi.
Ancak O, hiç bir zaman tabîi şartlar altında çok kadınlı aile hayatınıma'kul görmemiş, damadı Hz. Ali'nin ikinci kadın alma teşebbüsünü büyük biröfke ile karşılamıştır.»
Bak. Ebû Davut. Ki tabun- Nikâh. Bab'u Ma Yükrehü En-Yecme'e BeyneünneMinen Nisaî.1 Bak.
1- a - Hukûk-u İslâmiyye ve Istılahat-ıFıkhiyye Kamusu, Ö. N. Bilmen, Bilmen Yayınevi, 1968, cilt 2, sh. 155-156
b- Selâmet Yolları, A. Davudoğlu, cilt 3, sh. 249.
2) Hukuk-uİslâmiyye..., 2/446, 464.
3) Aynı eser, 2/38,39.
4) Sünen-ü İbn-iMace, Hadis No: 1954.
5) Bak.
a - Selâmet Yolları,3/261-2.
b - Hukûk-u İslâmiyye,2/62, Madde 224.
6) Sünenü'd-DarimîBabün Fil-Adli Beynen-Nisai, Hadis No. 2216
7) El-Camiüs-Sağîr (Tezevvüc) maddesi, 1/130.
8) Bak.
a - Et-Tac, 2/315.
b- Tirmizî, Hadis No. 1162.


