
SİLAHLI CİHAD
İslâm Dinî Allah'ın bütün insanların gelişimi ve saadeti için seçtiğive razı olduğu bir Hayat Nizâmıdır.
Mümin bu mukaddes Hayat düzenini aşkla yaşamak ve yaşatmakla mükellefolduğu kadar, müminlerin bu yüce dinin yasalarına göre yaşamasına karşı çıkanfertler ve topluluklarla da savaşmakla mükelleftir. Ayrıca bu ilâhî düzeninhakim olduğu veya üzerinde müminlerin yaşamış olması sebebiyle hâkimolabileceği İslâm vatanına tecâvüz eden kâfirlerle ve zâlim emperyalistlerlede savaşmak mecburiyetindedir.
Gerektiğinde silâhlı bir şekilde yapılması görevimizolan savaş İslâmî terimi ile cihâd Rabbimizin dünyada zilletten âhirette elemverici azaptan kurtaracağını "va'dettiği ve Peygamberimizin de Cennet'inen üstün derecelerine ulaştıracağım müjdelediği pek yüce bir ibadettir. (')
Muhterem Müminler!
İlahi şerîatların izinde ve Peygamberlerin önderliğinde yaşamamışsorumsuz tarihi fertler ve toplumlar. Batıl inançları, siyasî ihtirasları,sömürü emelleri ve ahlaksızca yaşantıları sebebiyle Peygamberlere ve Peygamberlerinkurdukları Hak düzenlere ve bağlıları olan müminlere savaş açmışlardır.
Bu materyalist ve emperyalist fertler ve toplumlar: silâhlı eylemleriaralarında da sürdürmüşlerdir.Onların Allah'ın koyduğu hayat düzenlerine saldırılarıve arkası kesilmeyen silâhlı tecavüzleri sebebiyledir ki Rabbimizin emriylehak, adalet, barış ve merhamet inkılâpçıları olan Peygamberler bile savaşanHak savaşçıları olmuşlardır.
Mazideki Peygamberler gibi Peygamberimiz Hz. Muhammed'de saldırılarıkarşılamak için savaşmak ve merhamet çağlayanı olan zatını,«- Ben rahmet veharb peygamberiyim şeklinde Hak savaşçısı olarak tanıtmak mecburiyetinde,kalmıştır.
Müminler!
Dinimizin iki ana kaynağı Kur'ân ve Sünnet, İslâm>. Mesajınınyayılması ve hâkim kılınmasını engelleyen, İslâm yurduna tecâvüz eden vemüminlerin kültürel siyasî ve iktisadî haklarını gasb etmek isteyen kâfirlerve zâlimlere karşı verilecek cihâdın bütün ayrıntılarını bildirmiştir,Rabbimizyolunun savaşçıları olarak bildirdiği müminlere şöyle emir buyurmaktadır.
«Sizinle savaşanlarla siz de savaşın. Ancak aşırı gid(erek savaşınızıtecavüze dönüştür) meyin. Allah saldırganları sevmez.» (') Gerçekten, batılinançları uğruna tasallut edebilecek, ırk taassubu ve sömürü amacına yönelikolarak hâkimiyet ihtirasına kapılabilecek fertler ve toplumlar her devirdeolabileceğinden dinimiz onlarla silâhlı savaşı farz kılmıştır.
Cihâdın şümulü içine girecek bütün çalışmaları ve fedakârlıkları, sırfAllah rızası için olduğu sürece de amellerin en güzeli ve en faziletlisi olarakdeğerlendirmiştir. Bu hususta Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
Dinimizin bu ve benzeri açıklamalarından ötürüdür ki, gaza ve şehâdetmefkuresi müminler için ideallerin en yücesi olmuş, gazaya aşkla çıkılmış,şehadete şevkle koşulmuştur. İslâm tarihinin ve bu tarihin mühim bir bölümünüteşkil eden tarihimizin kazanılan bütün zaferleri bu mefkurenin mahsulüolmuştur.
Dinimizde vazifelerin en önemlisi olan, mükâfatı da ehemmiyetiölçüsünde büyük olan cihâddan kaçınmak ve bu uğurda gerekeni yapmamak da pektabiî ki günahların büyüklerindendir.
Peygamberimiz şöyle buyururlar:[«Her kim cihâd etmeden ve cihadarzusunu ruhun da duymadan ölürse, nifaktan bir şube üzerinde ölür.» * Felaketgetirici, helak edici yedi (büyük haram) dan sakının
- Bunlar;
a) (Allah'tan başkavarlıklarda yaratıcı güç vehmederek, insanlarda Allah'ın koyduğu kanunlarlaçatışacak yasala: koyma hakkını görerek) Allah'a ortak koşmak.
b) Sihir yapmak,
c) Allah'ın öldürülmesiniharam kıldığı bir insanı haksız yere öldürmek,
d) Faiz alıp-yemek.
e) Yettim malını(zimmetine geçirmek ve) yemek,
f) (İslâm Dinî veİslâm vatanı uğrunda yapılan) savaş günlerinde ordudan kaçmak,
g) Zinadan uzak vehabersiz namuslu kadınlara zina iftira etmektir.
«Bir kimse savaşmaz, savaşabilecek bir kimseyi teçhiz edip gazayayollamaz veya askere giden bir kimsenin aile fertlerine iyi bakmazsa dahakıyamete varmadan büyük belâya uğrar.»]
Müminler!
İslâm dinini yaşamak ve yaymak, İslâm vatanım ve mü'minleri korumakiçin verilecek cihâdın silâhlı faslı müminler için farzı kifâyedir. Ancak İslâmYurduna fiilen tecavüz edilmesi halinde umumî seferberlikte eli silâh tutanher kişiye, namaz gibi, zekât gibi farzı ayın olur. Çünkü müminler verdiklerisavaşta ancak bir birlerinden yardım bekleyebilirler.
Peygamberimizin, Müslümanların safında savaşa katılmayı arzu etmesinerağmen, müşrik olan bir kişinin yardımını kabul etmeyişinden delil getirenbazı İslâm hukukçuları «harpte Müslüman olmayanlardan yardım almak caizdeğildir.» görüşünü ileri sürmüşlerdir. Tarihî olaylara ve mevcut gelişmelere göre esas alınması gereken görüş de budur.
Bunun içindir kiKur'ân'ımızda;«Kâfirlerin dost edinilmemesi» ihtar olunmuş, düşmanlarımız içingücümüz nisbetinde (önceden) kuvvet hazırlamamız.» emrolunmuştur.
Düşmana karşı dost olmayandan yardım beklemek ma'nâsına gelen harptegayr-ı müslimlerden ve materyalistlerden yardım beklemek gerçekten büyük birhamakat ve hüsrandır.
Müminler!
İnsanlar arasında batılperestler ve emperyalistler mevcut olduğu sürecesavaş bir hayat gerçeğidir. Bunun içindir ki: «Arzu etmememize rağmenüzerimize savaş farz kılındı...» ve «Silâhlı savaş Kıyamete kadar devamedecektir.» Tarihin şehadeti de bunu göstermektedir.
Savaştan ve tehlikelerinden korunmak ise ancak savaşa ve tevlid edeceğineticelere karşı hazır olmakla mümkündür.
Bu nedenledir ki Kur'ân ve Sünnet cihâd konusuna önem vermektemüminlerin cihâd ruhunu zinde tutmaktadır.
Bizler mümin fertler ve toplum olarak Kur'ân ve Sünnet izinde geleceğeiyi hazırlanmak durumundayız.
İslâm ülkelerinin geniş hammadde kaynaklarına sahip olması ve büyükpazar vasfını taşıması ve başta ülkemiz olmak üzere bir kısmının mühim bircoğrafî konuma sahip bulunması yakın geleceğe çok iyi hazırlanılmasını zarurîkılmaktadır.
İslâm dünyasının halen devam etmekte olan başta Kıbrıs, Keşmir,Filistin ve Afganistan davaları ve ben zeri siyasi ve iktisadi kurtuluşsavaşları da silâhlı savaşa hazır olmaya icbar etmektedir.
Bu sebeple insanımızı gaza ve şehâdet mefkûresiyle dolu İslâm inşamolarak yetiştirmek, büyük halk kitlelerimizi daha güçlü ve tutumlu olarakgeleceğe hazırlamak mecburiyetindeyiz. İslâm dünyası dışından yardım almamızıgerektirmeyecek şekilde ağır harp sanayimizi kurmak ve İslâm ülkeleriylebağlantımızı kuvvetlendirmek de kaçınılmaz vazifemizdir.
Hutbemizi âyetmanalarıyla bitiriyorum.«Şüphesiz Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarınıcennete karşılık satın almıştır...


