ÖZEL HAYATIN KORUNMASI İLÂHÎ BİR HAKTIR
Yaşanılması ve gereğinde mücadele edilerek korunması gereken ana değerler, insan hakları ve hürriyetleridir. Bu değerler insana, insan olarak yaratıldığı ve yaratılış amacı olan Yaradan'a ibadet görevini yapabilmesi için verilmiştir.
Haklar ve hürriyetlerin biri Allah'a isyan, diğeri de insan hakları ve hürriyetlerine tecavüz olmak üzere iki sınırı vardır. Bu sınırları aşmak hak ve hürriyeti yoktur.
Haklar ve hürriyetlerle ilgili aşılmaması gereken bir sınır da özel hayatın gizliliği hakkıdır. Bir diğer ifadeyle insanların mesken dokunulmazlığıyla gizli kalması amaçlanan söz davranış ve işlerin araştırılmaması hakkıdır.
İslâm Dini özel hayatın gizliliğine müdahale edilmemesini ilkeleştirirken, gizlenen özel hayatın da ahlâkî çerçeve içine alınması gereğini emir buyurmuştur.
Kur’ânî ve Nebevî İlkelerYüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’de evlere giriş kapılarından girilmesini emir buyurmuştur. (Bakara 189) İçten duygularla verilecek kabul izni alınmadıkça, barış amacını ve duâyı içeren İslâmî selam verilmedikçe de başkalarına ait evlere girilmemesi şöylece emrolunmuştur:
“Ey iman edenler! Arzu edilerek verilecek izni almadıkça ve de oturanlarına selam vermedikçe başkalarının evlerine girmeyiniz. Düşünerek anlamaya çalışırsanız böylesine bir uygulama sizin için daha hayırlıdır.” (Nur 27)
Ev (mesken, konut) dokunulmazlığının İslâmî temelini veren bu âyetin ve giriş izninin kapıya tam dönük olmaksızın beklenilmesi ilkesini koyan Peygamberimizin amacı hiç şüphesiz özel hayatın gizliliğinin korunmasıdır. Aynı amaca yönelik bir diğer ilâhî emir de evlerin yatak odalarına izin alınmaksızın girilmemesi edebini görevleştiren Nur Sûresi’nin 58. âyetidir.
Gizliliğin korunması, konu ile doğrudan ilgili bir âyetle de şöylece emrolunmuştur:
“Ey iman edenler!.. Gizlilikleri araştırmayınız…” (Hucurat 12)
Özel hayatın gizliliğini koruma ilkesi inançla bağlantılı öylesine bir kuraldır ki kişiyi içi kâfir, dışı Müslüman konumuna düşürebileceğini, ihlalin haramlığını da içeren şu Peygamberî uyarıdan öğrenebiliyoruz:
“Ey dilleri ile inanıp da imanlarını kalplerine girdirmeyenler! Müslümanlara ıstırap vermeyiniz ve onların özel hayatlarını araştırmayınız. Müslüman kardeşinin gizli taraflarını araştıranların Allah da gizli taraflarını öne çıkarır. Böyle yapınca da evinin içindeyken bile onu insanların yüzüne bakamaz duruma düşürür.” (M. İbn-i Kesir, Hucurat 12)
Yukarıda değinildiği gibi İslâm, özel hayatın gizliliğine girilmemesini emir buyururken, diğer insanlarla kurulan sözlü ve vicahi (yüz yüze) gizli ilişkilerin de ahlâkî temellere dayandırılması gereğini şöylece açıklamıştır:
Nisa Sûresi âyet 114:
“Yardımlaşmayı ve dinin - aklın gerektirdiği yararlı davranışları öğütlemeyi ve de insanların arasını düzeltmeyi öngören; bunları gerçekleştirmeye çalışan kimselerin yaptığı toplantılar dışında gizli toplantıların çoğunda hayır yoktur. Bütün bu güzel eylemleri Allah’ın rızasını kazanmak için yapana büyük bir mükafat vereceğiz.”Gizliliği ve Kişisel Hayatı AhlâkîleştirmekGerektikçe yapılabilirliği tabii olan gizli haberleşmelerin ve de bizzat katılımlı gizli toplantıların ahlâkî temellere dayandırılması gereği, yalnızca ahlâkî bir duyuru değildir. O, uygulanması gereken kati bir emirdir.
Mücadele Sûresi’nin 8. âyetinde şöyle buyrulur:
“Ey iman edenler! Gizli konuşmalar-görüşmeler yaptığımızda, bu konuşmalarınızı-görüşmelerinizi Allah’a isyan, insanların hakları ve hürriyetlerine saldırı ve Peygamberin bildirdiği öğretilere karşı çıkmak temeline oturtmayınız. (Bilakis)
insanlara hayırlar yapmak, Allah’a itâat etmek temeline oturtunuz. Ve de huzurunda toplatılacağınız Allah’ın yasalarına aykırılıktan korununuz.”Ahlaki temellere dayandırılması gereken yalnızca gizli konuşmalar ve toplantılar değildir. Tek başına yaşanılan gizlilikler de ahlâkî zeminlere çekilmelidir.
Yüce Peygamberimiz’in, Allah’a karşı ve de davranışlarımızı görüntülü olarak tesbit ve tescil eden meleklere karşı saygı gösterilerek, cinsel organların yapayalnızken bile açığa vurulmamasını, ayrıca ilişki sırasında bir örtücükle de olsa korunulmasını öğütlemesi, özel mi özel hayatın bile ahlâkîleştirilmesi gereğini öğretmektedir. (Et-Tac 2/308)
Gizlice Dinleme ve Görüntü AlmaBurada konumuzla ilgili önemli bir hususu soru-cevap yöntemiyle açıklamaya çalışalım.
Kamu yararı gerekçesiyle özel hayatın ve haberleşmelerin gizliliği ilkesi ihlal edilerek insanlar gizlice dinlenebilir, görüntüleri alınabilir mi?
Kamu yararını, kaynaklarından biri olarak değerlendirerek yücelten İslâm Hukuku’nun mahkeme kararıyla ve de zaruret ölçüsünde izleme şartıyla bu soruya olumlu cevap verebileceği ve hatta gerekli bulunabileceği ileri sürülebilirse de, bu görüş aksi de savunulabilir bir ictihad olma sınırlarını aşamaz. (Feyzü’l-Kadîr, hn. 8426 ve açıklaması; Yusuf 87; Kasas 11)
Asıl olan özel hayatın ve haberleşmelerin gizliliği ilkesinin korunmasıdır. İlâhî bir yasa olan bu korunma ilkesinin çiğnenmemesidir.
Açıklığa YönelmeGünahı, iç huzursuzluğuna sebep olan ve başkaları tarafından bilinmesi istenmeyen gizli davranışlar olarak tarif buyuran Peygamberimiz, gizliliklerin genelde günah karanlığıyla örtülü olduğuna dikkatlerimizi çekmiştir. (Feyzü’l-Kadîr, hn. 3197)
Bu sebeple açıklığa yönelelim.
Allah’ın kalplerimizin derinliklerinde sakladıklarımızı da bildiğine inanan insanlar olarak, özel hayatımızı da aleni hayatımız gibi ahlâkîleştirelim. Ama diğer insanların gizliliklerine girme ahlâksızlığına düşmeyelim. Zira bu tür bir ahlâksızlıkta azap vardır. Peygamberimiz şöyle buyururlar:
“Dinlenilmelerini istemeyen insanların konuşmalarına kulak kabartan kişilerin kulaklarına Kıyâmet Günü maden eriyiği akıtılır. (Onlar böylece kulaklarıyla işledikleri günahlar sebebiyle kulaklarından azaplandırılırlar.)" (Feyzü’l-Kadîr, hn. 8426 ve açıklaması; Yusuf 87; Kasas 11)
Hutbemizi, Peygamberimizin yaptığı ve yapılmasını öğütlediği bir duâ ile bitiriyoruz:
“Allah’ım! İçimi dışımdan daha güzel eyle. Dışımı da güzelleştir.”
Ali Rıza Demircan