
Yüce Allah yarattığı ve kulluk denemesine tâbi kıldığı insanlara, insanlar içinden seçtiği peygamberler göndermiştir. Yasalarını da onlarla bildirmiştir. Hz. Muhammed Peygamberlerin sonuncusudur. Yüce Allah O'nu Kıyamet Günü'ne kadar gelecek bütün insanlara peygamber kılmıştır.
Yüce Allah yarattığı ve kulluk denemesine tâbi kıldığı insanlara, insanlar içinden seçtiği peygamberler göndermiştir. Yasalarını da onlarla bildirmiştir.
Hz. Muhammed Peygamberlerin sonuncusudur. Yüce Allah O'nu Kıyamet Günü'ne kadar gelecek bütün insanlara peygamber kılmıştır. İnsanlık için seçtiği, yürürlüğe koyduğu son bildirileri, emirleri ve yasaklarını ihtiva eden Kur'ân-ı Kerim'i O'na indirmiş, O'nunla tebliğ ettirmiştir.
Yüce Rabbimiz, O'na vahyettiği Kur'ân-ı Kerim'de O'nu insanlığa şöylece sunar:
«Biz seni ancak (rahmetimizin) müjdecisi ve (azabımızın) korkutucusu olarak bütün insanlara peygamber gönderdik. Ne var ki insanların çoğu bunu bilmezler.» (1)
Muhterem Mü'minler!
Hz. Muhammed, bütün insanlığa peygamber gönderildiği için O, tüm insanlar tarafından hayatın her safhasında önder edinilmesi, ferdî ve ailevî hayatımızda, içtimaî münasebetlerimizde rehber tutulması gereken bir önder - peygamberdir.
İnsanlık tarihinde büyük krallar, büyük fatihler, büyük inkılâbçılar, büyük ıslahatçılar ve büyük kabul ettirilmek, önder tanıtılmak istenen insanlar vardır. Bir yönüyle zâlim ve müstebit; diğer yönüyle ahlâksız ve muhteris olabilen bu insanlar, müsbet vasıflarıyla dahi ancak sahalarında bir kıymet olabilmektedirler.
Hz. Muhammed, bütün müsbet vasıflan ve insanî kıymetleri şahsında toplamış, tebliğ ettiği İslâm nizamını engin bir ruh, kükreyen bir azim, tükenmez bir feragat, bitmeyen bir mücadele ve derunî bir sadelik içerisinde yaşayarak insanlığın her sınıfına ışık saçmış, fiilen örnek olmuş bir önderdir.
Peygamberimiz insanlık hayatında fiilen önemi olmayan bir takım nazariyelerin, dini merasimlerin tebliğcisi veya şeklî bir takım ibadet kurallarının mübelliği değildir.
O, gerçek bir hayat önderidir. O'nu Rabbimiz seçmiş ve yetiştirmiştir. Hz. Muhammed, Allah tarafından bütün insanlığın önderi kılındığı içindir ki, beşer hayatının bütün merhalelerini idrâk etmiş, insanlığın her sınıfına örnek olacak üstün bir hayat yaşamıştır.
O, bir yetimdi,
O, mukaddes gençliğinde nafakası için sürü otlatan bir çobandı,
O, vefakâr bir eş, şefkatli bir babaydı,
O, doğru bir tacir, emin bir ortaktı,
O, bir mütefekkirdi,
O, insanlığın yolunu aydınlatan bir mürşid ve öğretmendi,
O, varlığını Allah'a yöneltmiş bir âbitdi,
O, hukuku ve hukukun üstünlüğünü savunan büyük bir hukuk kaynağıydı.
O, devlet kurucusu, devlet ve hükümet başkanıydı,
O, büyük bir asker, müstesna bir kumandandı,
O, tek basma beşerî düzenlere baş kaldırmış, İslâm devrimini gerçekleştirmiş büyük ve mukaddes bir inkılâbçıydı,
O, mazlumlara hami, zalimlere şedid, suçlulara tavizsiz bir hâkimdi,
O, sevgisi, merhameti, affı, tevazuu ile fiilen örnekler vermiş bir ahlâk önderi ve bir fazilet şelâlesiydi.
O, insanlığın bütün yoksullarına örnek olmak için son derece sâde bir hayat yaşamış, devlet başkanı iken hurma lifinden mamul bir yatakta yatmış, yamalı elbise giymiş, arka arkaya karnım iki defa buğday ekmeği ile doyurmamış, fakat tebliğ ettiği dinin içtimaî adalet ilkelerini başarıyla tatbik ve ikâme etmiş bir önder-peygamberdi.
Öz ifadeyle O, Allah'ın terbiye ettiği ve pek güzel yetiştirdiği seçkin bir kuldu.
Görülüyor ki o, yalnız tebliğ etmedi. Hayatın içinde yaşadı. Yaşayışıyla İslâm dinini tebliğ ve tefsir etti ve böylece bütün bir beşer için, izinden gidilecek büyük bir önder oldu.
Kur'ân-ı Kerîm şanlı Peygamberimizin bizler için ne muhteşem bir rehber olduğunu şöyle açıklar:
«Gerçekten Allah'ı, âhiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için, size, Allah'ın Peygamberinde (takip edeceğiniz) pek güzel bir örnek vardır.» (2)
Vardır... Çünkü O, büyüktü. O'nun büyüklüğünü cihan itiraf etmiştir. O, dâhi olduğu için değil, Allah tarafından kendisine vahiy yolu ile Kur'ân indirilen bir peygamber olduğu için büyüktür. Büyüktür ve büyükler büyüğüdür, bütün büyükler ve büyük kabul edilenler O'nun yanında küçüktür.
Muhterem Mü'minler!
İşte bizler, ferdî ve ailevî hayatımızda, soysak ilişkilerimizde Rabbimizin seçtiği bu şanlı Peygamberin önderliğinde yaşamakla mükellefiz.
Mü'min olarak yaşamak, Müslüman olarak can vermek isteyecek her ferdin seveceği, izinden gideceği yegâne hayat önderi Hz. Muhammed'dir. O'na iman bunu gerektirir.
O şöyle buyurur:
«Sizden birinize ben ana-babasından, ailesi ve çocuklarından ve diğer bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, o kişi bana (ve tebliğ ettiğim İslâm Dini'ne) tam anlamıyla iman etmemiştir.» (3)
İmanlı kalbleri ızdıraba gark edecek ne yakıcı bir tenakuzdur ki, nurlu minarelerimizden her gün yüzbinlerce defa okunan Ezan-ı Muhammedi'lerle Şanlı Peygamberimizin fert, aile ve cemiyet ve insanlık önderliği ilân edilirken O'nun yüce önderliğini tasdik ve tasvip ederek rehberliğinde hayat programım tanzim eden insanlarımız ve müesseselerimiz azalmıştır, çünkü modern putperestlik ve baskıcı laiklik adına sürdürülen hukuk dışı uygulamalar din özgürlüğünü prangalayan bir istibdat otoritesi kılınmış, Yüce Peygamberimiz tanıtılmamıştır. Eğitim ve kültür kurumlarımız O'na ve tebliğ ettiği kutsal evrensel ilkelere gereğince yer vermemiştir.
Mü'minler!
Şanlı Peygamberimiz-önderimiz tarihe mal olmuş ve onun sinesine çekilmiş bir önder değildir. O, bu gün de vardır. Ulu Peygamberimiz önder olarak aramızdadır. Hz. Muhammed (A.S.) in peygamberliğine inandığımız gibi inanmalıyız ki, Milli Eğitimiz okullarını, radyo ve televizyon kurumlarımız mikrofonları ve ekranlarını, basınımız en gözde sayfalarım, evlerimiz, iş-yerlerimiz ve fabrikalarımız kapılarını Hz. Muhammed'e ve O'nun tebliğ edip örneklendirdiği cihanşümul (evrensel) Hak ve Fazilet düsturlarına açmadıkça, dünyevî istikbalimiz âteşin, ebedi istikbalimiz de azaplarla dolu olacaktır.
Rabbimiz bu gerçeği şöyle açıklar:
«... Peygambere (ve tebliğ ettiği İslâm Düzeni'ne) aykırı gidenler kendilerine dünyada buhranın, âhirette elem verici bir azabın gelip çatmasından sakınsınlar (bakalım.)» (4)
Yaşadığımız buhranlı cemiyet hayatı bu âyetin ilk bölümünü ne kadar açık bir şekilde misallendirmektedir.
Evet, Kur'ânsız ve Muhammedsiz nesiller, bunalımlardan kurtulamayacak, Âhiret inancı ve sorumluluğu aşılanmayan fertlerimize içleri doldurulup inanç haline dönüştürülemeyen «özgürlük, huzur, barış ve demokrasi» gibi sloganlar huzur sağlamayacaktır.Bu bir ilâhi kanundur.
Mü'minler!
Hz. Muhammed'e ve O'nun kurtarıcı, mes'ut edici önderliğine imanımızı tazeleyelim. O'nun hayatım, emirlerini ve tavsiyelerini okuyarak, dinleyerek öğrenelim.
Mevlid kandillerinde olsun Peygamberimize bağlılık mesajlarını sunmayan ve O'nu anmaktan ürkenleri gerçek dost bilmeyelim.
Şahsım ve siz muhterem cemaatim adına Aziz Peygamberimizin manevî huzurunda bağlılığımızı arzeder, gönüller dolusu salât ve selâmlarımızı sunarak biatlerimizi yenilerim.
«Ey Allah'ın Peygamberi! Sen Allah'ın insanlık için seçtiği son elçisin. Sana ve tebliğ ettiğin çağları kuşatıcı ilâhî kanunlara inanıyoruz. Sen bizim biricik önderimizsin. Seni hayatımızın rehberi, Cennet yolunun öncüsü biliyoruz. Salât ve selâm sana olsun.»
Hutbemizi Nur Sûresi'nin 52. âyetinin anlamım sunarak bitiriyorum:
«Allah'a ve Peygamberi Muhammed'e itaat eden, Allah'tan saygı duyarak korkan, emirleri ve yasaklarına muhalefetten sakınanlar (yok mu? Dünya ve âhirette) mutluluğa erecek olanlar ancak onlardır.»
1. Sebe, 28
2. Ahzab, 21
3. M. Mesabih Hn. 7
4. Nur, 63


