MUTLAK HAKİMİYET ALLAH'INDIR
Varlıkları yaratan, yaratmakta olan, engin bir ahenkiçinde yaşatan, maziyi, hali, geleceği tüm ayrıntılarıyla iyice bilen,istediğini dilediği an, arzuladığı şekilde yapmaya gücü yeten Allah'tır. Bütünoluşlar, bilgisi ve takdiri altında ceryan eden; kayıtsız şartsız hâkim,biricik yasa koyucusu da O'dur.
Yüce Allah'a bu ölçüler içinde inanmadıkça ve hayatımızı bu imanınsınırları içinde düzenlemedikçe, özü "Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Allah'ındır."gerçeği olan İslâm'î İman(Tevhîd) gerçekleşmez.
Kabul etmek ve gereğini yaşamakla emrolunduğumuz bu iman gerçeğiniKur'ân'ımızdan öğrenelim:
[«(Ey Peygamber! De ki: Allah her şeyi yaratandır. O birdir.»
«Sizide, yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır. (Ve O, yaratmaktadır.)»
«Göktenyere kadar (bütün kâinatı ve tüm) işleri Allah düzenler...»
«... Gökleri ve yerin düzenini korumak/ gözetmek O'na zorluk vermez. Oçok yüce, çok büyüktür.»
«... O gizliyi de bilendir, aşikârıda...»
«... Gaybı, geleceği bilen de yalnızO'dur...»
«Yaratan bilmez mi? (Elbet bilir.)»
«(Evet) Allah bilir. (Ancak O'nunbildiklerini) Siz bilmezsiniz.»
«... Allah, işitici ve görücüdür.»
«... Şüphesiz Allah dilediğinigerçekleştirir.»
«... O dilediğini (arzuladığı an)yapandır.»
«... Bir şeyi dilediği zaman O'nunbuyruğu sâdece o şeye ‘Ol' demektir. O da oluverir.»
«... O her şeye hakkıyla güçyetirendir.»] (1)
Aziz Mü'minler!
Bütün eksikliklerden berî, tüm yüceliklerle vasıflı olan yalnızca Allah(c.c.)olduğu içindir ki, yarattığı varlıklar üzerinde hâkimiyet kayıtsızşartsız O'nundur. Üstün vasıflarla yarattığı insanlar için hayatlarını düzenleyecekkanunlar yapmak; emirler vermek ve yasaklar kaymak hakkı yalnız ve yalnızOnundur.
Varlık âlemine gelişi ve gidişinde iradesi olmayan, bilgisi ve gücüsınırlı, mevcudiyeti sonlu yaratık olan insan yöneten değil, yönetilecekolandır. Fert ve fertlerden kurulu cemiyet yaratıktır. Bu itibarla insan üzerindeöncelikli ve mutlak egemenlik/hâkimiyethakkı insanın ve cemiyetin değil, onu yaratan ve yaşatanındır.
Bunun içindir ki, Allah ilk insanı ilk peygamber kılmış, insanlarınterbiyesi ve idaresini, peygamberleri aracığıyla gönderdiği şerîatlarla bizzatüzerine almıştır.
Allah (C.C), yalnızkendi zatına tahsis kıldığı hâkimiyeti, kendilerine irade hürriyeti verdiğikullarına son yasalarını oluşturan Kurân-ı Kerîm'de şöyle açıklar:[«... Dikkatedin, yaratmak ve kanun koymak O'nundur.»
«... Elbetteki emir vermek ve yasaklamak hakkı yalnız Allah'ındır. O,ancak kendi hâkimiyetini tanımanızı emretmiştir. İşte gerçek din ancakbudur...»
«Allah hâkimler hâkimi değil mi?»] (2)
Müslümanlar, Allah'ın varlığına ve yüce sıfatlarına inanmalarınıngereği olarak mutlak hakimiyeti(egemenliği) Allah'ta görmek ve inanmakla mükelleftirler. Ancak mutlakhakimiyet sahibi olan Allah, emirleri veyasakları ile belirlemediği alanlardahakimiyet hakkını evrensel kıldığı elçisi Hz.Muhammed'e vermiştir. -Salat veselam üzerine olsun- O'nun buyruklarıyla açıklık getirmediği alanlarda isehakimiyet toplumun imanlı fertlerininkendi aralarından adalet, liyakat veşûra(seçim) yöntemiyle seçip görevlendireceği bilgili yöneticilerebırakılmıştır.
Aziz Mü'minler!
Açıklamaya çalıştığımız gibi İslâm İtikad Nizamı'na göre MüslümanlarAllah Zülcelâli mutlak hâkim ve yasa koyucusu olarak kabul etmeklemükelleftirler. Koyduğu emirleri ve yasaklarını da zatını ve sıfatlarını kabulettikleri ölçüde büyük tanımakla yükümlüdürler;
Aziz Peygamberimizin «Allah'ın Kelâmının (emirleri ve yasaklarının)insanların kelâmına (koyduğu yasalara) üstünlüğü, Allah'ın yaratıklarına olanüstünlüğü gibidir» buyurması, bu gerçeği açıklamak içindir.
Yukarıda özetle sunulan ölçüler ışığında özetlersek mü'min, mutlakhâkimiyeti Allah'ta ve O'nun yetkilendirdiği Hz.Peygamberde; kayıtlı ve şartlıhakimiyeti de İslâmî kurallar ve değeryargılarına imanlı ve bağlı seçilmişhalk temsilcilerinde gören insandır.
Yüce Dinimize göre, kayıtsız şartsız mutlak Hâkimiyet hakkı Allah'a aitolunca pek tabiidir ki, Şanı Yüce olan Allah yaratan ve yaşatan olarak kabuledilse bile O'nu, emir verici - yasak koyucu,bir diğer anlatımla yasa koyucutek ve mutlak hâkim olarak kabul etmedikçe İslâmi iman oluşmaz. Bu gerçeğiRabbimiz Kur'ân-i Kerîm'de şöylece beyanediyor:
[«Ey Peygamber! Onlara) de ki: Eğer biliyorsanız söyleyin bakalım:Yer ve ondaki bütün varlıklar kimindir?
Onlar, Allah'ındır diyecekler. De ki: O halde iyice düşünmez-ibretalmaz mısınız?
De ki: O yedi göğün Rabbi veBüyük Arş'ın Rabbi kim? Allah'dır, diyecekler. De ki: O halde aykırı davranır olmaktan korunmaz mısınız?
Yine de ki: Her varlığa kudretiyle egemen olan,her varlığı koruyan amakendisi korunmaya muhtaç olmayan kimdir?
Yine Allah'tır, diyecekler. Onlara de ki: O halde nasıl oluyor daaldanabiliyorsunuz? ] (
3)
Yukarıdaki âyetlerde açıklandığı üzere Allah'ı bütün varlıkların yaratıcısı,maliki ve koruyucusu olarak kabul edenlere «düşünmez misiniz?», «korunmazmısınız?», «nasıl oluyor da aldanabiliyorsunuz?» buyrulması, onların Allah'ımutlak hâkim ve kanun koyucusu olarak kabul etmemeleri, hâkimiyeti O'ndagörmemeleri sebebiyledir.
Bu gerçek En'am sûresinin 91. âyetinde daha açık bir şekilde şöyleceaçıklanıyor:«Onlar Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. Çünkü Allah hiç birinsana (hiç bir Peygambere) bir şey (emirler ve yasaklar) indirmedi,(yasalarıyla hâkimiyeti üzerine almadı) dediler...»
Mutlak hâkimiyeti Allah'ta görüp kabul etmemek insanı Allah'a ortakkoşmaya götürür. Allah'a ortak koşmak ise kişiyi ebedî Cehennem'liklerdenkılacak en büyük günahtır. Bunun içindir ki Peygamberimiz bizleri şöylece ikazbuyurmuşlardır:
«Ümmetimle ilgili olarak korktuklarımın en korkutucusu Allah'a ortakkoşmalarıdır. Dikkat edin. Ben size, onlar aya, güneşe ve puta tapacaklardemiyorum. Fakat onlar, Allah'tan başka kişiler ve kurumların emirlerine veyasaklarına göreyönetecek/yönetileceklerdir. Allah'tan başka otoritelerin beğenisini kazanmaya çalışacaklardır..» (4)
Mü'minler!
Mutlak hâkimiyetin, bizi ölümdensonra tekrar diriltecek, huzurunda muhakeme ederek ceza veya mükâfat verecekolan Allah'a ait olduğunu bilelim. Bu bilgi Tevhîd'in esası, nura çıkışın tekyoludur.
Mektepte, fabrikada, iş yerinde, camide, caddede, hülâsa her zaman veher yerde Allah'ın emir ve yasaklarını ölçü alarak hâkimiyetin Allah'a aitolduğunu tasdik edelim.
Kâinatımızdaki tabiat düzeni gibi muhteşem bir madde ve mânâ nizamına,huzur ve saadete ulaşmak istiyorsak Allah'ın emirleri ve yasaklarını zâtı gibimukaddes tanıyalım. Tanımakla da yetinmeyelim. Hayatımızı bu ilâhî kurallara göre yaşayalım. Zira butanıma ve uygulama
İslâm Dini'ni hayat düzeni olarak kabul etmeyenlerin iddia ettiği gibihür irade ve düşünceyi zincire vurmak hayatı çıkmaza sokmak değildir. Allah'ave Peygamberine has mutlak, mü'min insanlara özgü kayıtlı hakimiyet çizgisindeen iyiyi, en güzeli ve en doğruyu yaşamak,dünya ve âhiret hayatını mutlukılmaktır. Çünkü mutlak Hakimiyeti yansıtan ilahi bildiriler,emirler veyasaklar insan hayatı ile ilgili ana konularla sınırlıdır. Kayıtlı hakimiyetebırakılan özgü alanlar ise sınırszdır.
Hutbemizi âyet anlamlarıyla bitiriyorum.
[«Allah, (Hâkimiyet kayıtsız şartsız Allah'ındır diyerek)iman eden mü'minlerin mevlâsıdır...»
«... O ne güzel mevlâ, ne güzel yardımcıdır.»
«Şüphesiz Allah, (emirleri ve yasakları doğrultusunda) güzel amellerdebulunan mü'minleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. ( MutlakHâkimiyet hakkının Allah'ta ve Peygamber'inde olduğuna inanmadığı için) Kâfirolanlara gelince; onlar yararlanır/eğlenirler. Davarların yediği gibi yerler.Onların yeri de Cehennem ateşidir.»] (5)
1} Sırasıyla bak. Ra'd, 16; Saffat, 96; Secde, 5; Bakara, 255; Haşr, 22;Neml, 65; Mülk, 14; Bakara, 216; Mümin, 20; Maide, 1; Buruc, 16,; Yasîn, 82;Mülk, 1.
2)Sırasıyla bak.Araf, 54; Yusuf, 40; Tin, 8.
3)Müminûn, 84-89.
4)S.Î. Mace, Hn.4205.
5)Sırasıyla bak.Muhammed 11, Hac78; Muhammed, 12
Ali Rıza DEMİRCAN