Müslüman Kadınlar Müşrik ve Gayr-i Müslim Arkeklerle Evlenebilirler mi..?
Müslüman Kadınlar Müşrik ve Gayr-i Müslim Arkeklerle Evlenebilirler mi..?
Yüce Allah'ın, yarattığı insan için inanç ve yaşam düzeni kıldığı İslâm Dîni, yaratılış doğrultusunda evliliği yüceltip ibâdetleştirir. Kimlerle evlenilip evlenemeyeceğini de belirler. Mabetleştirdiği aile kurumu için kurucu ve yaşatıcı kurallar koyar. Onayladığı boşa(n) manın sebep ve şekillerini açıklar. Biz başlığa aldığımız konumuzu "Yeni Evlilikler" ile "Müslüman Olunmadan Önce Yapılan Evlilikler" olmak üzere iki başlık altında yapacağız. YENİ EVLİLİKLER Yeni evlilikleri de müslüman erkeklerin müslüman olan ve olmayan kadınlarla evliliği ile müslüman kadınların müslüman olmayan erkeklerle evliliği şeklinde iki kısımda açıklanacaktır. Müslüman Erkeklerin Müslüman Olan ve Olmayan Kadınlarla Evliliği Müslüman erkeklerin Müslüman olmayan kadınlarla evliği konusunu, İslâm Dîni'nin ana kaynağı olan Kur'ân-ı Kerîm âyetleri ışığında üç başlık altında beyan edebiliriz. a.İstisnalar dışında Müslüman erkekler bütün Müslüman kadınlarıyla evlenebilirler. Aşağıda mealini aktardığımız Nisa 23 ve 24. ayetlerde bildirilen istisnalar bir tarafa Müslüman erkekler bütün Müslüman kadınlarla evlenebilirler: "Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşinizin kızları, kız kardeşinizin kızları, süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, eşlerinizin anneleri ve kendileriyle ilişkiye girdiğiniz eşlerinizden doğmuş olan üvey kızlarınız, size haram kılınmıştır; fakat ilişkiye girmemişseniz, (onların kızlarıyla evlenmenizde) bir günah yoktur. Kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın eşleri de (size haramdır.) Aynı anda ve birlikte iki kız kardeşi eş olarak almanız da size haram kılınmıştır. Ama konulan bu yasaklar öncesinde yapılan nikâh sözleşmeleri geçerlidir. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır. Meşrû savaş yoluyla sahip olarak nikahladığınız savaş esiri kadınlarınızın dışındaki bütün evli kadınlar da size haram kılınmıştır. Evlilikle ilgili olarak uymanız gereken bu yasaklayıcı kuralları koyan Allah'tır, Yasaklananların dışındaki bütün (kadınlar), namuslu olup zina yapmamak ve mallarınızdan mehirlerinini vermeniz koşuluyla siz helâl kılınmıştır..." Nisa sûresinin anlamları sunulan bu 23-4. âyetleriyle kendileriyle evlenilemeyecekler açıklanmaktadır. "Size haram kılındı..." ifadeleriyle biz Müslümanlara açıklanan bu haram kılınanlar listesinde Dîn ayrılığı sebebiyle evlenilemeyecek kadın yoktur. b. Müslüman erkekler Ehl-i Kitap kadınlarla da evlenebilirler. Mâide sûresinin 5. âyeti bu durumu pekiştirmekte ve Müslüman erkeklerin Yahûdiler ve Hıristiyanlar gibi Ehl-i Kitap (gayr-ı müslim) kadınlarla evlenebilecekleri şöylece bildirilmektedir:" Dininizle ile kuralların tamamlandığı bu süreçte hayatın bütün güzel nimetleri de size helâl kılındı. Artık Kendilerine Kitap Verilenlerin yiyecekleri size helâldir. Sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. Namuslu olup zina yapmamak, gizlice metres edinmemek ve mehirlerini verip nikâhlamanız şartıyla hür ve namuslu mümin kadınlar ile Sizden Önce Kendilerine Kitap Verilmiş Olanların Hür ve Namuslu Kadınları da size helâldir. İslâmî imandan sapana gelince, onun bütün işleri boşa gidecektir ve o, Âhiret Hayatı'nda da zarara uğrayanlardan olacaktır." c. Müslüman Erkekler yalnızca müşrik kadınlarla evlenemezler Din ayrılığı engeli, yasaklananlar ana listesinde yer almamakla ve Maide sûresinin 5.âyetiyle bu durum pekiştirilmekle beraber Bakara sûresinin 221.âyetinde bir istisna getirilmekte, Kur'ân diliyle Müşrikeler olarak isimlendirilen kadınlarla evlenilemeyeceği şöylece açıklanmaktadır: "İslâmî çizgide iman edinceye kadar Allah'a Şirk koşan kadınlarla evlenmeyin. Çünkü Allah'a inanmış bir kadın, -beğenmiş olsanız bile- Allah'a Şirk koşan bir kadından daha hayırlıdır.İslâmî doğrultuda iman edinceye kadar Allah'a Şirk koşan erkeklerle de kadınlarınızı evlendirmeyin. Zira Allah'a inanmış bir erkek, -beğenmiş olsanız bile- Allah'a Şirk koşan erkekten daha hayırlıdır. Çünkü Allah'a Şirk koşanlar "Ateşe" çağırırlar. Allah ise koyduğu kurallar çizisinde Cennet'ine ve bağışlamasına çağırır. Düşünüp ibret almaları için Allah, insanlara âyetlerini böylece açıklar."[1] Müslüman Kadınların Müslüman Olmayan Erkeklerle Evliliği Yukarıda değinildiği üzere kimlerle evlenilemeyeceği konusu erkekler hareket noktası kılınarak açıklanmaktadır. Müslüman kadınların gayr-ı müslim erkeklerle evlenip evlenemeyecekleri konusunu açıklığa kavuşturabilmek için konuya kadınlar zaviyesinde bakılması gerekmektedir. Kadınlar açısından bakılarak onların kimlerle evlenemeyecekleri de yukarıda anlamları sunulan âyetlerden büyük ölçüde çıkarılabilir. Mesela, kadınlar çocukları, babaları ve kardeşleri ile evlenemezler. Bunun gibi onlar kayın pederleriyle ve annelerinden ayrılan üvey babalarıyla da evlenemezler. Ancak Müslüman erkeklerle kadınlar arasında farklar da vardır. Örneğin evli erkeklerin ikinci bir kadın alabilir olmalarına karşın evli kadınlar ikinci bir eşle evlenemezler. Bir farklılık da incelemeye çalıştığımız "Müslüman kadınların bir gayr-ı müslim erkeklerle açık bir ifadeyle kâfirlerle ve kafirlerin özel bir türü olan müşriklerle evlendirip evlendirilemeyeceği " mevzuudur. Müslüman Kadınlar, Müşriklerle ve Kendilerine Kitap Verilenlerle de Evlenemez aa. Nisa 23-24 ‘de açıklana istisnalar dışın Müslüman kadınlar bütün Müslüman erkelerle evlenebilir. bb. Müslüman kadınlar müşrik erkeklerle evlenemezler. Bakara sûresinin 221. âyetinde Müslüman erkeklerin Allah'a ortak koşan müşrike kadınlarla evlenemeyeceği açıklandığı gibi ,Müslüman kadınların Müşrik erkeklerle evlenemeyecekleri-evlendirilemeyecekleri gerçeği de bu âyetin "İslâmî doğrultuda iman edinceye kadar Allah'a şirk koşan erkeklerle kadınlarınızı evlendirmeyin." Kur'ân'i buyruğuyla açıklanmış ve yasalaştırılmıştır. Böyle olması da gerekirdi. Çünkü Yüce Allah müşrikleri Neces/Pis olarak nitelemekte ve onları Ehl-i Kitab'ın kâfirleri ile birlikte yaratılmışların en şerlileri olarak nitelemektedir.Tövbe etmedikçe affedilmeyeceklerini ve cCehennemlik olacakların bildirmektedir.(Tevbe 28; Beyyine 6,Bakara 221) Müslüman kadınların Müşrik erkeklerle evlenme yasağını bir kadın sahabinin tavrı ile örneklendirelim: Müşrik olan Ebu Talha Müslüman olan Ümm-ü Süleym ile evlenmek ister.Onun cevabı da şöyle olur: -Senin gibi bir adama "hayır" denilemez,- ama sen bir kâfirsin/müşriksin, seninle evlenemem. Daha sonra da şöyle der: Eğer Müslüman olursan senden mehir de talep etmem. (Nesâî Nikâh 63) cc. Müslüman kadınlar müslüman erkeklerden farklı olarak "Kendilerine Kitap Verilenler" yani Ehl-i Kitap erkeklerle de evlenemezler. Yukarıda anlamı sunulan Maide sûresinin 5. âyetinde Müslümanlarla kendilerine Daha Önce Kitap Verilenler arasında yiyecekler çift taraflı olarak helâl kılınmaktadır. İzlenen bu yöntemle Müslüman erkeklerin gayr-ı müslim kadınlarla evlenebileceği açıklanırken gayr-ı müslim erkeklerin de müslüman kadınlarla evlenebileceğinin açıklanması gerekirdi. Ama ilâhî irade böyle bir açıklamayı dilemedi. Müslüman kadınların ehl-i Kitap da olsa gayr-ı müslim erkeklerle evlenebileceklerine ilişkin bir açıklamanın yapılmamış olması, böylesine evliliklerin meşrulaştırılamayacağını göstermektedir. Meşrulaştırılamayacağını Mümtehine sûresinin 10. âyetinin "Zira, o kadınlar kâfir kocalarına helâl değildir. Kâfir kocaları da onlara helâl değildir." bölümü de işaret etmektedir. Mümtehine Sûresinin 10. Âyetinin İşareti Bu âyet aslında eşlerin Müslüman olmadan önce yaptıkları, sonra da taraflardan birinin Müslüman olduğu evliliklerle alakalıdır. Mümtehne sûresinin 10. Âyetinde inancını yaşamak arzusuyla İslâm yurduna hicret ettiği kanıtlanan kadınların, İslâm dışı inançların bağlısı olan kâfir kocalarına döndürülmemeleri gereği emredilmekte ve bu emir, Müslüman kadınların kâfirlerle, kâfirlerin de Müslüman kadınlarla evlenemeyecekleri gerekçesi ile şöylece verilmektedir:"Ey Îman edenler! Îman eden kadınlar Hiçret/Göç ederek size geldiklerinde, (îmanları sebebiyle hicret edip etmedikleri hususunda ) onları deneyin. Hiç şüphesiz Allah onların îmanını daha iyi bilir. Eğer gerçekten mümin oldukları bilgisine sahip olursanız onları kâfir olan kocalarına geri göndermeyin. Bu mümin kadınlar kâfir kocalarına helâl değildir. Kâfir kocaları da onlara helâl değildir. Kâfir kocalarının yaptıkları (mehir) harcamalarını kocalarına (geri) verin. Mehirlerini vermeniz koşuluyla hicret eden bu mümin kadınlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. Kâfir kadınlarınızı da nikâhınız altında tutmayın. Siz boşayacağınız kâfir kadınlarınız için yaptığınız (mehir) harcamalarınızı isteyin, kâfir kocaları da hicret eden mümin kadınları için yaptıkları (mehir) harcamalarını istesinler. Allah'ın hükmü işte budur. Allah hakkıyla bilendir. Hükümlerinde doğru olandır."[2] Konu edindiğimiz bu bu âyette, kendilerine helâl olmayacakları gerekçesiyle Müslüman kadınların kendilerine döndürülemeyeceği tipler açıklanırken "Kâfir" sözcüğünün çoğulu olan"Küffar " kelimesi kullanılmaktadır. Küffar sözcüğü Allah'a ortak koşan erkekleri içine alıyorsa da onu bu anlamla sınırlandıramayız. Çünkü şirk ve küfr kelimeleri ve türevlerinin sık sık kullanıldığı Kur'ân-ı Kerîm'in konumuzla ilgili bu âyetinde küffar kelimesinin Rabbimiz tarafından tercih buyrulması, bilinçsiz olarak yapılmış bir tercih olarak değerlendirilemez. Bu sebeple "Küffar" kelimesinin kullanımından hicret eden (veya ayrılık isteyen ) Müslüman kadınların semâvî asıllı hiçbir dine inanmayan müşriklerle nikâhlarını sürdüremeyecekleri anlaşıldığı gibi, kendilerine daha önce kitap verilenlerden " Allah üçün üçüncüsüdür veya Allah Meryem oğlu İsa'dır" diyerek kâfir olanlarla da(Maide 72- 73) evliliklerini evlenemeyecekleri de açıkça anlaşılmaktadır. Bu da Müslüman kadınların "Kendilerine Kitap Verilen" erkeklerle yeni bir evlilik yapamayacaklarına dolaylı olarak işaret etmektedir. Pek tabiidir ki bu dolaylı işarete itiraz edilebilir. (Ancak Mâide 5 ile kendilerine daha önce kitap verilen kadınlarla evlenilebileceği istisnası getirildiği için bu âyette geçen Kevâfir/kâfir kadınlar sözcüğünü müşrike kadınlarla ve "Üçün üçüncüsüdür veya Allah Meryem oğlu İsa'dır" diyerek kâfir olan kadınlarla sınırlamak konumundayız.) Allah'ın Peygamberleri arasında ayırıma giderek Hz. İsa'ya ve Hz. Muhammed'e inanmayan, "Üzeyir/Ezra Allah'ın oğludur" diyen ve de "Hahamlarını yasa koyucu " gören Yahûdi erkeklerin de Hıristiyan erkekler gibi Kâfir oldukları, bu sebeple müslüman kadınların kendileriyle evlenemeyecekleri ve evlendirilemeyecekleri de Kur'ânla delillendirilebilir bir hakikattir.( Nisa 150-151) Üstelik korudukları bâtıl inançları sebebiyle Yahûdiler ve Hıristiyanların Allah'a şirk koşma ile ilintili oldukları da Kur'ân'ın işaret buyurduğu gerçeklerdendir ki şirk'in evlilik engeli olduğu açıklandığı üzere Kur'ân yasasıdır.( Maide 72,Tevbe 31) dd. Müslüman Kadınların Ehl-i Kitap erkeklerle evlenemeyeceğine ilişkin diğer Kur'ânî deliller.Yukarıda açıklanan konumuzla ilgili Kur'ân âyetleri yanı sıra kâfirlerin hukûken temsil ve tasarruf yetkisi verilebilir ve yürekten bağlılık gösterilebilir Evliyâ = veliler edinilemeyeceğine ilişkin Kur'ân âyetleri de müslüman kadınların -Kitabî de olsa- kâfirlerle evlendirilemeyeceğini doğrulamaktadır. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de, İslâm dışı inanç ve yaşam biçimlerini İslâmî iman ve hayat şekline tercih etmeleri durumunda müminlerin babalarını ve kardeşlerini dahi veliler edinemeyecekleri bildirilmektedir. Ayrıca kâfirlere yürekten sevgiler beslenemeyeceği açıklanmakta ve onların arasında yücelik aranamayacağı vurgulanmaktadır. (Tevbe 23,Mücadele 22, Nisa 139) Neden Kur'ânî Deliller? Konuyu yalnızca Kur'ân çerçevesinde değerlendirmemiz Allah'ın Resûlü'ünün sözleri ve uygulamalarında konumuza açıklık getirilmemiş - veya bu tesbitin bizim tarafımızdan yapılamamış - olmasındandır. Çünkü sahâbiler döneminde Müslümanların yanı sıra bizzat sahâbilerin Ehl-i Kitap veya Kendilerine Kitap Verilen kadınlarla evlilikleri yaşanmakta olan olağan bir durum olmakla birlikte aksi de sabit olmamıştı.(İbn Kayyım el-Cevzi, Ahkâm-ü Ehliz-Zimmeti, 2/421) Sabit olmak bir tarafa, teşebbüs dahi yapılmamış, yapılamamıştı. Mesela Medine ve çevresinde yoğun bir Yahûdi nüfus olmasına rağmen O'nun döneminde ve sonrasında Müslüman kadınların Kitap ehli erkeklerle evlendirilmeleri şeklinde bir gelişme yaşanmamıştır. Yaşanmamıştı, çünkü sahabe Peygamberimizden aldıkları bilgi doğrultusunda bunu caiz olmadığı inancındaydı. Mesela Cabir b. Abdullah Peygamberimizden "Biz ehli kitabın kadınları ile evleniriz. Onlar bizim kadınlarımızla evlenemezler." buyruğunu rivayet ederken Hz.Ömer de şöyle der: "Müslüman Hıristiyan kadınla evlenir, ancak bir Hıristiyan Müslüman kadınla evlenemez." (Abdurrezzak, Musannef, Hn. 1082, 10058) MÜSLÜMAN OLUNMADAN ÖNCE YAPILAN EVLİLİKLER Müşrik veya Ehl-İ Ktap Olarak Evlenip de Taraflardan Birinin Müslüman Olduğu Evlilikler Açıklamaya çalıştığımız Müslüman kadınların Müslüman olmayanlarla evlilik yasağı hiç şüphesiz yeni kurulacak aileler içindir. İslâm öncesi evlilikklerle İslâmî dönemde yasaklar öncesi evlilikler ayrı hükümlere tabiidir. Yukarıda kısmen açıkladığımız Mümtehine sûresinin 10.âyeti aslında İslâm öncesi ile İslâmi dönemde yasaklar öncesi oluşmuş evliliklerin hükümlerini içermektedir. Bir diğer anlatımla Bakara 221 ile Müslüman erkekler ve kadınları müşrik erkek ve kadınlarla evliliği yasaklanmıştı. Mümtehine 10 ile hicret eden kocaları müşrik mümin kadınların nikahlarını sürdürmeleri yasaklandığı gibi Müslüman erkeklerin daha önce evlendikleri müşrik kadınlarla nikâhlarını sürdürmeleri de yasaklanmıştır. [3 İslâm Öncesi Evliliklerle İslâmî Dönemde Yasaklar Öncesi Evlilikler Eşlerin İslâm öncesinde Müslüman olmadan yaptıkları ve İslâmî dönemde eşlerden birinin ve özellikle de kadının Müslüman olmasıyla oluşan problemli durumlar farklıdır. Yukarıda "Zira, o kadınlar kâfir kocalarına helâl değildir. Kâfir kocaları da onlara helâl değildir." bölümünden hareketle açıklamalar yaptığımız Mümtehine sûresinin 10 âyeti dîn ayırımı gibi Kıyamete kadar geçerli olacak bir hükmü içermekle birlikte aslında yeni kurulacak ailelerle değil, Cahiliyet döneminde ve İslâmın ilk yıllarında yapılmış olup daha sonra taraflardan birinin Müslüman olduğu ailelerle ilgili olarak nazil olmuştur. Böyle olmakla birlikte hükmü geneldir ve hiç şüphesiz yaşadığımız dönemde müşrik veya gayr-ı müslim olarak evlenip de taraflardan birinin Müslüman olmasıyla oluşacak problemlerin çözümünü de içine almaktadır. Mezkur âyete göre işaret ettiğimizi grupları şöylece ayırabiliriz: a. Kendileri Müslüman olduğu halde kocaları kâfir-müşrik olan kadınlar, b. Kendileri Müslüman olduğu halde kadınları müşrik olan erkekler. aa. Kendileri Müslüman olduğu halde kocaları kâfir-müşrik olan kadınları da hicret edenlerle etmeyenler (veya ayrılmak isteyenlerle ayrılmak istemeyenler) şeklinde ikiye ayırabiliriz.[4] Âyet hicret edenlerin- ayrılmak isteyenlerin ayrılmalarının sağlanması gerektiğini ve mehirlerinin kocalarına iade edilerek onlarla evlenilebileceğini beyan etmektedir. Mesela Müslüman olan kadının kocası, Müslüman olursa evlilik sürdürülür. Kocanın Müslüman olmaması halinde ise kadının hicreti varsa evlilik sona erdirilir yoksa kadının seçimine bırakılır. Şöyle ki: Kocanın Müslüman olmaması durumunda kadının velîsi konumunda olan yetkili yönetici, eşleri hukûken ve fiilen ayırır veya kocasından ayrılıp ayrılmama yetkisini kadına verir. Hilafet başkanlığı döneminde Hz.Ömer'in bu tür çift yönlü uygulamaları vardır. Örneğin O, karısı Müslüman olan Ubade b. Numan Et-Tağlebiye, Müslüman olmasını ya da karısını kendisinden ayıracağını bildirmiş, Müslüman olmaması üzerine ayırmıştı. (İbn Kayyim el-Cevzi, Zadül-Mead, Hükmühü fi İslâm-i Ehadiz-Zevceyni) Ancak onun Müslüman olan kadını, Ehl-i Kitap kocasından ayrılıp ayrılmamakta muhayyer bıraktığı da rivayet edilmektedir. (Abdurrezzak, Musannef Hn. 10073; İbn Ebî Şeybe, Musannef Hn.18307) Hicret etmeyenler ve kocaları ve çocuklarından ayrılmak istemeyenle ise özgür bırakılır. Onlar İslâm öncesi kıyılan nikâhları geçerli kılan hükmün geçerliliği kuralından yararlanabilirler. Hz.Ömer'in bir uygulaması da özgür bırakmak şeklinde olmuştur. bb. Kendileri Müslüman olduğu halde kadınları müşrik olan erkekler ise müşrik kadınlarını boşarlar. Mümtehine 10, boşamalarını emretmektedir. Çünkü onlar necestirler/pistirler; Mescid-i Harama yaklaşılamayacak- yaklaştırılamayacak konumdadırlar. Üstelik Cehennemlik olup Cehenneme çağırıcıdırlar.(Tevbe 28,Beyyine 6;Bakara 221) Kendilerine kitap verilenlerden olup örneğin şirk içeren Teslisle kâfir olan kadınlar da aynı şekilde boşanabilirler. Teslis benzeri kafirliğe bulaşmamış olanlar ise Maide 5'in getirdiği istisna ile aile bünyesinde kalabilirler. [5] Müslüman olan kadınları hicret eden-ayrılan Müşrik kocalar gibi Şirkleri sebebiyle müşrik karılarından ayrılan mümin kocalar da yaptıkları mehir harcamalarını isteyebilirler. Çünkü burada ayrılığı gerektiren îman olup tarafların kusuru yoktur. SONUÇ Kur'ân ve Sünnet'in açıklık getirmediği hemen hemen bütün konularda farklı görüşler açıklayan İslâm bilginleri, Kur'ân-ı Kerîm'in yönlendirmeleri ve de Allah'ın Resûlü ve sahâbilerinin anlayışları ve uygulamalarını yeter açıklıkta görmüş olacaklar ki Müslüman kadınların gayr-ı müslimlerle evliliklerini haram olarak nitelemişler, farklı olarak nitelendirilebilecek görüşler ileri sürmemişlerdir. Bizim inancımız ve hükmümüz de budur. İzlenmesi gereken bu îmanî ve ahlâkî değerler varlığını sürdürürken Müslüman kadınların ilmî ve malî üstünlükleri ve fiziksel cazibeleri gibi sebeplerle gayr-ı müslim erkeklerle evlenmelerinin - evlendirilmelerinin İslâm adına onaylanamayacağı açıktır. İnsancıl tavırları ve bilimsel bilgileri gelişmiş olsa da İslâm'la çelişkili inançları ve seküler yaşantıları sebebiyle onların mânen Cehennem Âteşi'ne çağırır olmaları da Kur'ân'ın göz ardı edilemeyecek evlilik yasağı gerekçesidir. (Bakara 221) İslâmî bilgi ve bilinç yoksulluğu içindeki İslâm dünyası, bilimsel ve teknolojik geriliğin de etkisyle ilahiyatçılarıyla birlikte bir rûhsal çöküntü yaşamaktadır. Görevimiz bu zillet psikolojisinden kurtulmak olmalıdır. Bir başka deyişle nefislerimizi ve erkek çocuklarımızı materyalist, darwinist, frötcü ve de ne idüğü belirsiz olan kadınlardan, kızlarımızı da gayr-ı müslimleri dahil tüm İslâm dışı erkeklerden korumak olmalıdır. Kur'ân orijinli bir hayat düstûru olan zarûret prensibinin bütün haramları helâlleştirebileceği gibi Müslüman kadınların gayr-ı müslim erkeklerle evliliklerini de meşrûlaştırabileceği, yöntem olarak ileri sürülebilir.(Bakara 176) Ancak biz, şu veya bu sebeple dış ülkelerde yaşamanın evliliği meşrûlaştırabilir hayatî bir zarûret oluşturabileceği görüşlerine katılamıyoruz. Yüce Rabbimizden bu çalışmayı rızasına erme vesîlesi kılmasını diliyor, sözü de O'na yakarışla bitiriyoruz: "(Allah'ım!) Sen kudret ve egemenlikte kusursuz ve eksiksizsin! Senin bize bildirdiğin dışında bir bilgimiz yoktur. Doğrusu her şeyi bilen ve gerçek hikmet sahibi olan yalnızca Sensin." (Bakara 32) Dipnotlar: [1] ( Bu âyete ilişkin bazı açıklamalar: a. Allah'a şirk koşmak O'na ortak koşmaktır: Başkaca tanrıların varlığına inanmak ve Allah' a eş, oğul ve kız isnad etmektir. Allah ile aramıza biz Allah'a yakınlaştıracak aracılar koymaktır. Tabiat olaylarını Allah'a değil doğaya bağlamaktır. Allah'a ortak koşmak Allah'a inanmakla beraber, vahye dayalı kutsal kitaplara inanmamaktır, bu sebeple de Allah'ın hayatı yönlendirici emirler ve yasaklar koyduğunu kabul etmemek ve bu ölçüleri gelenek, akıl, bilim, kurum ve yasalardan alarak onları da Allah'ın yanı sıra yönetici otorite tanımaktır.. Bir diğer farklı anlatımla , Allah'a ortak koşmak yaratma, yaşatma, kurtarma, isteklere kavuşturma ve yasa koyma gibi ilâhlık sıfatlarını maddî varlıklar olan putlara, insanlara, kurumlara ve de yasalara yakıştırarak Allah'ın yanında onları da Cahiliye dönemi putları gibi güç ve tasarruf sahibi olarak görmektir. Açıklamalarımızdan anlaşılacağı üzere Allah'a inanılırken O'nun koyduğu yasalarla çatışan seküler/laik yaşamın meşru görülerek kabul edilmesi ve yaşanması da fiilen Allah'a ortak koşmaktır. b. Bu âyette daha hayırlılık nikâha ilişkin olmayıp îman eden kadınlar ve erkeklerler ilgilidir. Âyetteki ""Allah'a şirk koşan kadınlarla evlenmeyin." şeklindeki emir kipi ve onlar "Ateşe çağırırlar," ifadesi de bunu doğrulamaktadır. Bu sebeple daha hayırlı olan Allah'a inanmış bir kadınla evlilik ise de müşrik kadınlarla evlilik caizdir denilemez.Kaldı ki müşrik kadınlarla evlenilemeyeceğini "Bu tür evlilik müminlere haram kılındı." ifadesiyle Nûr sûresinin üçüncü âyeti de açıklamaktadır.) [2] ( a. Burada bilvesile geri göndermeme sebebini hicrete/göçe bağlayan anlayışların yanlışlığına da işaret etmek isteriz. Hicret eden kadınları geri göndermeme sebebi îman değil de göç olsaydı imtihana gerek kalmazdı. Anılan âyette îman konusuna iki "Müminat "ve bir "İman" sözcükleriyle üç defa vurgu yapılmaz, konuya kadın açısından bakılarak " O kadınlar kâfir kocalarına helâl değildir."demekle yetinilirdi. Karısının göçünden sorumlu olmayan koca açısından da bir yasaklılık olmazdı. Ama bununla yetinilmedi. "Kâfir kocaları da onlara helâl değildir ." buyrularak geri gönderilmemenin îman sebebiyle olduğuna vurgu yapılmış oldu. Âyetteki "Kâfir kadınları da nikâhınız altında tutmayınız. " buyruğu da bu gerçeği pekiştirmektedir.)b. Burada "O kadınlar kâfir kocalarına helâl değildir. Kâfir kocaları da onlara helâl değildir ." şeklindeki hüküm, hicret eden kadınları aşar biçimde genel nitelikli olsaydı ,Fetih sûresinin 25. âyetinin varlıklarına işaret ettiği gibi Mekke' de kocaları kâfir olup da kendileri mümin olan kadınların da kocalarından ayrılmaları gerekirdi, şeklinde bir itiraz da yapılamaz. Çünkü bu kadınların evlilikleri ve çoluk çocuğa kavuşmaları Câhiliyet dönemi şartlarında gerçekleşmişti. "Geçmişte yapılan evlilikler müstesna " şeklindeki Kur'ân kuralı (Nisa 22, 23), "O kadınlar kâfir kocalarına helâl değildir. Kâfir kocaları da onlara helâl değildir ." hükmünün geriye doğru işletilmesine engeldi. Bu hüküm daha sonra geldiği ve önceden yasaklayıcı bir hüküm olmadığı içindir ki Mekke'de müşrik kocalarından ayrılmayan mümin kadınlar yanı sıra müşrike kadınlarından ayrılmamış mümin erkekler de vardı. Üstelik henüz Müslüman olmayan müşrike kadınları
Ali Rıza DEMİRCAN