
MÜ’MİNLER İMANLARININASIL YİTİRİYOR
İslâmDininin özünü teşkil eden İman konusu ile ilgili bir hadislerinde YücePeygamberimiz Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur:"Bir insan Allah'tan başka hiçbirilâh olmadığına ve benim Allah'ın Peygamberi olduğuma şehâdet eder, getiriptebliğ ettiğim (inanç düsturlarına, helaller ve haramlara) iman ederse Allahonu yakmayı Cehennem ateşine yasaklar ve o insan mutlaka Cennet'e girer..."(1)
MuhteremMü'minler!
Buhadisi diğer hadislerle birleştirerek açıklayan İslâm âlimlerine göre müminolarak can veren kişi günahlarından ötürü belirli bir süre azaba uğrasa da mutlakaCennet'e girecek, ebedî mutluluğa erecektir. Ancak imardı olarak ölmekşarttır.
Mü'minler!
Üzülerek ifade edelim ki eğitim kurumlarında gerekliİslâm kültürünün verilmediği ve İslâm dışı hayat tarzının giderek gelişmegösterdiği yurdumuzda günahlardan korunmak bir tarafa imanı korumak bile sonderece zorlaşmıştır.
Bunun içindir ki bilerek veya bilmeyerek irtidaddediğimiz İslâm Dini'nden çıkma; kâfirliğin sınırları içine düşme olaylarıgiderek artmaktadır.
Muhterem Mü'minler!
Sözünü ettiğimiz irtidad olayları yalnız belirli çevrelerde değil,dindar ailelerde bile görülmektedir. Ancak; İslâm Nizamı'ndan kopma; yaniirtidad hareketleri, topluca olmadığı, İslâm Dini gerçek manasıyla tanınmadığıve irtidad edenler Hıristiyanlığa veya Musevîliğe girmediği için tehlikeninbüyüklüğü sezilmemektedir. Ancak tarafımızdan çok iyi bilinmelidir ki, irtidadşekli nasıl olursa olsun, İslâm Dininin sınırları dışına çıkan her bir fertkâfirdir.
Erkek ve kadın dinden çıkan mürted kişi ise mümin ana - babasına vediğer murislerine vâris olamaz ve kendisine de vâris olunamaz. İrtidadı ilebirlikte eşi kendisinden boşanmış olur. Mü'minlerle evlenemez. İslâm'a dönmedenölürse ebedî Cehennemlik olur.(2)
***
Mevzûumuzu müşahhas misallerle tasrih etmeden önce şu temel İslâmî imanesasım açıklamak isterim.
İslâm Dini, itikadî, içtimaî, iktisadî, hukukî ve ahlâkî yapısıylabölünmez bir bütündür. Mü'min bu bütüne inanan insandır.
İslâm Dini'nin bütün esaslarını kabul ettiği halde yalnız ve yalnız tekbir hükmünü kabul etmeyen; zaruretine veya yüceliğine inanmayan kişi Müslümandeğildir. Çünkü kabul edilmeyen o birle Allah'a bilgisizlik ve acziyet isnadedilmiş olur ki Yüce Allah bütün eksikliklerden beridir.
Bunun içindir ki, Hz. Ebu Bekir, devr-i hilâfetinde "Namaz kılarız, fakat zekât vermeyiz."diyerek İslâm Dini'nin yalnız bir tek hükmünü; zekâtı reddederek irtidad edenArap toplulukları hakkında: (Vallahi namaz ile zekât arasını ayıranlarla harbeder, muhakkak boyunlarım vururum,) buyurmuştur. Cezalandırmak için deüzerlerine ordu göndermiştir. (3)
Bu imânî gerçeği böylece bildirdikten sonra örneklerle konumuzaaçıklık getirebiliriz.
Devrimizde İslâm Dini'nden koparak irtidat eden kişilerin çoğunluğuAllah'a inanıyorlar. Fakat onlar Allah'ı yasa koyucu olarak kabul etmedikleri, İslâmî yasalarınhayata hakim kılınması zaruretine inanmadıkları için İslâm'dan kopuyorlar.
Onlar Hz. Muhammed'e inanıyorlar. Fakat O'nun, zulüm ve istismartemellerine dayalı inanç ve yönetim sistemlerini yıkmak ve insanları Allah'ayöneltmek için gönderilmiş bir Önder-Peygamber olduğuna, yalnız O'nun izindengidilmesi gerektiğine inanmadıkları için İslâm'ın sınırları dışına yuvarlanıyorlar.
Daha açık bir dille ifadelendirirsek deriz ki, bu kişiler İslâmDini'nin bir vicdan işi olduğuna, onun fert, aile ve cemiyete hitap edenemirlerinin ve yasaklarının benimsenip tatbik edilemeyeceğine, buna gerekolmadığına, İslâm karşıtı bir Hayat Düzeni ile de mutlu olunabileceğineinandıkları için kâfir oluyorlar. Mevzuumuza amelî hayatımızdan alacağımız misallerledaha bir açıklık getirebiliriz:
a - İslâm Dini'ni gerçek manâsıyla kavrayamayan bazı yan aydınmü'minler, «Ben bir Müslümanım, fakat sosyalizmin kurtarıcılığına inanıyorum,Müslümanım ama garb uygarlığından yanayım...» diyerek ve «İslâm'ın toplumu yönlendirici kurallarına karşıyım...» şeklinde bilgive bilince dayalı ifadeler kullanarak inkârcılar grubuna girmektedirler.
b - Bazı erkek ve kadın müminler tesettür; örtünme mevzuundakiyanılgıları ile İslâm'dan ayrılmaktadırlar. Şöyle ki, Ahzab sûresinin 59. veNûr sûresinin 31. âyetleriyle müslüman kadınların namahrem olan kendileriyleevlenmeleri yasaklı olmayan)yabancı erkeklere karşı tabiî ve sun'îgüzelliklerini açığa vurmamaları, daha açık bir anlatımla yüz, eller veayaklar dışında bütün vücutlarını örtmeleri emredilmiştir.
Rabbimizin Kur'ân'daki bu açık emri karşısında «20. asırda kadınlarıniktisadî faaliyetlere iştirak etmeleri gereken zamanımızda, başı açmanın,diğer vücut uzuvlarını teşhir etmenin ne mahzuru olabilir? Fazla mutaassıpolmamak lâzımdır.» gibi sözler söylenilmesi ve bu sözlere kaynak olacak inançlarınbenimsenmesi hiç şüphesiz apaçık küfürdür; imansızlıktır.
c - Bazı mü'minler de Bakara sûresinin 275. âyetiyle yasaklanan faizinlüzumlu ve zarurî olduğuna inanarak, faiz müesseselerini onaylayarak İslâmDini ile irtibatlarım kesmektedirler. Çünkü Peygamberimizin diliyle « Kur'ân'ınharam kıldıklarını helâl görenler Kur'ân'a iman etmemiştir.» (4)Kur'ân'ın bütününe veya bir ilkesine inanmayan kişi kâfirdir.
d - Müslümanların mühim bir kısmı ise İslâm Hukûku'nda yer alan Kur'ânve Sünnet'le sabit hükümleri hafife alarak irtidat etmekte (İslâm'dançıkmakta)dirler.
Niçin ve nedenlerini anlamadan, İslâm Dini'nin bütünü içerisindekiyerini tesbit etmeden, dayandığı temel felsefeyi kavramadan, kısas ilkesiniküçümsemek; muayyen şartlar altında hırsızların elinin kesilmesi ile ilgilicezaî müeyyideyi gayr-ı medenîlikle vasıflandırmak; ancak bir ruhsat olaraktecviz edilen birden fazla kadın alma ölçüsünü yermek; İslâmî miras hukukundaerkeklere çift, kadınlara tek hisse verilmesini eşitsizlik ve zulümle tavsifetmek bütün bunlar İslâm Dini'nin bir bölümünü geçersiz kabul etmek, aşağılamakolduğu için kâfirliktir.
İlk bakışta üstünlükleri kavranamayan bu İslâmî düsturları 20. asrınmodern cahiliyet mantığına göre değil İslâm Dini'nin kendi ictimaî, iktisadî,hukukî ve ahlâkî esasları içerisinde değerlendirmek lâzımdır.
e - Azının içilmesi bile Peygamberimizin bildirileri ile yasaklanmışbulunan alkollü içkileri meşru görerek, karşılıklı rızaya dayalı cinselmünâsebetin haram olmadığım iddia ederek ve dinimizin haram kıldığı, fakatlâik yönetimlerin meşru gördüğü işlerin artık mü'minler için mes'uliyetigerektiren bir haram hükmünü taşımayacağını savunarak Hak Din'den çıkan mü'minlerde mühim bir yekûn tutmaktadır.
f - İmanî şuurdan yoksun bir kısım mü'minler de İslâm Nizamı'na karşıfiilî ve lisanı bir şekilde savaş açmış insanları savunarak ve putlaştırarakİslâm'dan ayrılıyorlar.
Verdiğimiz örnekleri daha da çoğaltabiliriz.
İlâhî emirleri ve yasakları uygulamada insan hatayapabilir. Günahlara dalabilir. Tevbe edip affını dileyen mümin bağışlanır.Ancak iman mevzuunda gayet hassas olmalıyız. İman meselesinde yanılmak biziHak Din'imizden mahrum eder. Bütün ibadetlerimiz ve hayırlı amellerimiz deboşa gider. Zira Bakara sûresinin 217. âyetinde şöyle buyrulmuştur:«... Sizdenkim dininden döner de kâfir olarak ölürse, bu gibilerin yaptığı iyi işlerdünyada ve ahirette boşa gitmiştir ve onlar cehennemliktirler ve orada kalıcıdırlar.»
Hutbemizi, İslâm Dini'nin bir kısım esaslarına inanıp da, diğer birkısmım inkâr edenler için varid olacak azabı bildiren âyetle bitiriyorum.«...Yoksa siz Hak Kitab Kur'ân'ın bazı hükümlerine inanıyor da bazılarım inkâr mıediyorsunuz. İçinizden böyle yapanların cezası dünya hayatında aşağılanmadır;ne idüğü belirsizliktir; Onlar Kıyamet Günü'nde de azabın en çetinineitiliceklerdir.
Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.» (5)
1. M. Zevaid K. İman B. İman Şehide... 1/16
2. Mürtedle ilgiligeniş bilgi için bak, İslâm Fıkhında Mürtede ait Hükümler, Samarraî, SönmezNeşriyat.
3. S.BM. Tecridi Sarih Ter. Birinci Baskı, 5/29
4. Sünenüt - Tirmizî Kitab-u Sevâbil - Kur'ân, Bab, 20.
5. Bakara, 85


