
MUHTAÇ OLDUĞUMUZ NİZAM İSLAM’DIR
İman buhranlarının, içtimaî çöküntülerin, iktisadî krizlerin, adlîsuistimallerin, çıkarcı eylem ve emellerin kararttığı bir cemiyet hayatındayaşıyoruz.
Maddî kudretin, siyasî nüfuzun, tarafgirliğin geçer akçe olduğu, zalimile mazlumun, müfteri ile masumun liyakatli olanla ehil olmayanın tefrikedilmez ve edilemez hâle geldiği bir vasatın insanlarıyız.
Yüce ülküler, kutsî gayeler yerini azgın ihtiraslara, sonu gelmeyenmenfaat isteklerine terketmektedir.
Sevgi, saygı, itimat, emniyet, adalet, doğruluk ve fazilet artıkyaşantıların konusu olmaktan çok, konuşmaların ve yazıların mevzuu olmaktadır.
Ölüm ötesine ait inancın ruhu diriltici şuuruna eremeyen günümüzüninsanı, istikbal adına ömür günlerini törpülemektedir.
İnsanı ekonomik bir varlık haline getiren, manevî değerleriyokluğa mahkûm eden ve gayesizliğin ardında yıpratan bir makine hayatıyaşıyoruz. Huzur ve refaha muhtacız, gerçekleşmiyor.
Cemiyet baştan başa huzursuzdur. Talebe-hoca, evlât- ebeveyn, işçi-patron,hâkim-mahkûm, âmir-memur, idareci- vatandaş, müşteri-tüccar bütün fertlerkarşılıklı olarak birbirlerinden şikâyetçidirler.
Muzdarip ve mütefekkir insanlar düşünüyor. İnsanı yıpratan, huzurveremeyen, zulüm kokan, sefahat saçan, insanı insana mahkûm eden, istikbâliolmayan bu müflis hayat tarzı ne kadar daha sürüp gidecektir.
Mü'minler!
Kurtarıcı, mutlu kılıcı bir hayat nizâmına ve bunizâmın kucağı cemiyet düzenine muhtacız.Yalnız biz değil Şintoizm, Budizm,Brahmanizm, Muharref Hıristiyanlık ve Musevîlik camiası kurtarıcı bir nizâmamuhtaçtır.
Pozitivist felsefe, Darvinizm, Froydizm ve Marksizm gibi akımlarla sağduyusu körelmiş seküler yaşamlı materyalist toplumlar da kendilerini mutlukılacak bir nizâma muhtaçtır.
Öz ifadeyle, bütün insanlık birnizâma muhtaçtır. Pek tabîidir ki, bu nizâm ruhlara işleyemeyen, iradeyimüspete yöneltemeyen, ameli(pratik) hayatta teorik kurallar olmaktan ileriyegidemeyen, ruhî, ahlâkî ve iktisadî buhranları bir arada giderip mutlukılamayan mevcut sistemler gibi âciz olmamalıdır.
Bu nizâmın temel yasaları, şahısların ve sosyal kurumlarınarzuları ile ve parmak hesabına göre değiştirilememeli, değişmez emirler-yasaklarmanzumesi bütün fertleri otorite, adalet ve merhamet yüklü düsturları ilekuşatabilmelidir. Bu nizâm, yönetim düzenini Hakk'a inanan halk aracılığı ileHakk'ın ölçülerine göre gerçekleştirebilmelidir.
Bu nizâm, suçun cinsine göre ceza sistemini getirebilmeli, vereceğicezaları ile adaleti kökleştirirken suçluyu da cemiyet insanı olarak toplumakazandırabilecek ortamı hazırlayabilmelidir.
Bu nizâm, inançsız, faziletsiz, bilgisiz, çilesiz insanlara yasama veyürütme kapılarını kapamalıdır. En yüce hâkim Allah'ı ve O'nun ilâhî adaletinitanımayanlara kaza(yargı) makamlarını yasaklamalıdır.
Bu nizâm, güçlü yapısıyla, ahlâksızlıkları ve zulmü önlemeli, zalimlerive çıkarcıları mahkûm etmeli, fakat fazîletli ve âdil insanları dayetiştirmeli, cemiyetin hâkimi kılmalıdır.
Bu nizâm zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmamalı, boğaztokluğuna insanı Allah'tan koparıp insana mahkûm etmemelidir. Bu nizâmfakirliği cemiyetin ana problemi kabul edip, çözümü için toplum güçlerini vekurumlarını vazifelendirebilmeli, gerektiğinde otoritesini en kesin vetavizsiz biçimde gösterebilmelidir.
Bu nizâm özellikle insanların birbirlerini sömürme aracı olan faiz vekaraborsaya dayalı ekonomik düzeni kökünden kazımalıdır. En âdil biçimde tevziedilmesi gereken içtimaî imkânları, belirli zümrelerin çıkarları doğrultusundakredi düzenbazlığı ile yağma ettirmemelidir, işçiyi işverene sömürtmemeli,işvereni de işçiye mahkûm etmemelidir.
Bu nizâm hukuken var olduğu sürece kişilerin yarınlarını garantiedebilmeli, her ferde mesken, nikâhlı hanım ve nafakasını temin edebileceği biriş teminatını verebilmelidir. Bunun için de icra organlarına verdiği yet kihakları üzerinde münakaşa edilemez düsturlara sahip olmalıdır.
Evet, bu nizâm idâri mevkileri ve sosyal kurumları bir hizmet vefazîlet alanı haline getirebilecek imanı, ahlâkî ve kanunî düsturları sunabilmelidir.
Bu nizâm öyle bir cazibeye sahip olmalıdır ki, gençliğin enerjisinincinsel arzular peşinde ve anarşi hareketleri içerisinde harcanmasına engelolmalıdır. İlim ve tekniğe yöneltebilmeli, üstün ideallerin geliştirici heyecanlarıiçerisinde yaşatabilmelidir.
Bu nizâm, halkın ızdırap ve ihtiyaçlarını idarecilerin kalbine enjekteedebilmeli, zengini fakirin derdi ile hemdert kılabilmelidir. Öğretmenleri,öğretim üyelerini ve din bilginlerini ilim yolunun kara sevdalıları,yetiştirilecek ilim ve sanat ordularının fazîletli kurmayları halinegetirebilmelidir. Vicdanları, iyi olan, güzel olan, doğru olan, geliştiriciolan bütün insanî kıymet ve değerlerin âşıklısı kılabilmelidir.
Evet, bu nizâm fertleri yalnız kanunlar karşısında ürkeceklerden değil,Yaratıcının huzurunda ürperecek sorumlulardan kılabilmeli, ahlâk ve fazîletcaddesinin Cennet mutluluğuna götüren yol olduğuna da inandırabilmelidir.
Mü'minler!
Fertlerdeki buhranı, cemiyetlerdeki bunalımı giderecek, mutlu kılacakve geliştirecek bu nizâmı nerede bulacağız?
Hasreti çekilen bu nizâmı bulmak için düşünürlerimizi,sosyologlarımızı seferber etmeye lüzum yoktur. Bu nizâm kalbimizde, bu nizâmelimizde-önümüzdedir.
Evet... bu muhteşem nizâm,cahil materyalistlerin ve kendisine haçlıgarp kafasıyla bakan gericilerin Orta Çağ'ın karanlık düzeni diyereksaldırdıkları, özlemini duyanları çağdışıcılıkla suçlamak istedikleri mübarekİslâm Nizâmı'dır.
Bu nizâm, öyle bir fıtrat nizâmıdır ki, bu düzenin vâzıı insanın yaratıcısıolan Allah'tır.
- Rabbimizşöyle buyurur :
[«Allah katında din ancak İslâmdır...»
«Kim din olarak İslâm'dan başkasını ister/seçerse, isteyip seçtiğiinanç ve hayat düzeni ondan kabul edilmeyecektir. O kişi Âhirette dezarara/azaba uğrayacaklardan olacaktır.»] (l)
Aziz Mü'minler!
İnsanlık hayatında meydana getireceği mes'ut edici inkılâbın çeşitliyönlerini âyet ve hadislerden ilham alarak tablolaştırmaya çalıştığımız,Hâkimiyeti sırasıyla Allah'da Peygamberi Hz Muhammed'de ve adalet,liyakatve şûra (seçim)yöntemiyle seçilecek halk temsilcilerinde kabul eden bu insanlık nizâmına neden hayırderler?
- Hayır derler,çünkü câhildirler.
- Hayır derler,çünkü bu nizâm yürürlükte oldukça fertler ve zümreler kafalarına görehâkimiyet kuramayacak, insanlar putlaştırılamayacaktır.
- İslâm Nizâmı'nahayır derler, çünkü bu nizamın cemiyetinde sömürü olmayacak, ezen mutluazınlık, ezilen ızdıraplı çoğunluk bulunmayacaktır.
- Hayır derler,çünkü bu düzende İslâm insanı yetişecek, özlemini duyduğumuz mü'min, cemiyetiniyerli ve yabancı emperyalistlere sömürtmeyecektir.
- Hayır, derler,çünkü bu nizâmın toplumunda alenen içki, kumar, zina, faiz göz kamaştırıcı lüksgibi Hak Din'in, ilmin ve olgun aklın red ettiği sömürücü ibtilâlara onayverilmeyecektir.
- Hayır derler,çünkü İslâm Nizâmı, kendisini vicdanlara mahkûm edip yaşanan hayata yönvermesine mani olmak isteyenleri etkisiz kılacaktır.İnsanların zulmündenAllah'ın adaletine yüksltecektir.
Mü'minler!
Muhtaç olduğumuz nizam İslam'a yöneliniz. Onu yaşayarak dünya ve âhirethayatınızı mutlu edebilmek için de Peygamberimizin şu buyruğunu iyicedinleyiniz ve hayatınıza rehber ediniz:«(Ey insanlar!) Size iki ana kaynakbırakıyorum. Bu iki kaynak Allah'ın kitabı Kur'ân ve Allah'ın elçisi (olanbenim) Sünnetimdir (mdir Siz bu iki kaynağa bağlı kaldıkça asla sapmaz/saptırılamazsınız.» (2)
Hutbemizi âyetlerle bitiriyorum:«Yargılama Günü'nde Hükümranlıkyalnızca Allah'ın olacaktır. .. (İslâm Dini'ne) iman eden ve (O'na göreyaşayarak) güzel işler yapanlar Naim Cennet'lerine yerleşecektir.
(İslâm Dini'ne) iman etmeyen ve ( ve O'nun kurallarını oluşturan ) âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlariçin de aşağılatıcı bir azab vardır.» (3)
1.Al-i İmran 85.
2.Tac 1/47.
3.Hac 56-57


