
MERHAMET
İslâm Dini, Peygamberimizin ifadesiyle güzel ahlaktır. Ana cevheriyaratılışımızdan var olan, Allah'a ve Ahiret hayatına imanla gelişen güzelahlâkın özü ise öz nefislerimize ve can taşıyanlara merhamettir.
Merhamet, iyiye, güzele, doğruya öz ifadeyle hayra yönelten vebesleyici kaynağı iman olan manevî bir duygudur.
Gerçek mü'min nefsine ve münasebetler içinde bulunduğu bütün insanlarahatta çevresindeki hayvanlara karşı merhametle dolu olan/olması gereken insandır.Çünkü Rabbimiz, mü'minleri birbirlerine karşı merhametli insanlar olarakvasfetmekte ve şu emri vermektedir:
«Mü'minlere merhametkanadını indir.» (1)
Yüce Peygamberimiz de acımayı öğütlemekte ve şöylebuyurmaktadır:[Merhamet ediniz ki merhamet olunasınız. Affediniz ki affolunasınız.Yeryüzündekicanlılara merhamet et ki gökyüzündeki (melekler) de sana acısın.] (2)
Saygı Değer Mü'minler!
Nefsine ve can taşıyanlara merhametsiz olan insan zalimdir.
Ferdî ve ailevî hayatımızda, sanat, ticaret, memuriyet ve siyasethayatımızda duyulan mutsuzlukların sebebi iyice biliniz ki İslâmî manasıylaacımayan, acıyamayan insanımızdır.
Müslümanlığın ruhundan uzaklaşmış cemiyetlerimizin her sahasınabakınız. İslâm'ın reddettiği merhametsiz insan tipini, kendimerhametsizliğimizin karanlık ve elem verici tablolarını göreceksiniz.
Bu tablolara ibret alıcı bir gözle bakarak, şu sualleri kendimizetevcih edelim.
a - İnancının giderek zaafa uğramasından tedirgin olmayan,ibâdetsizliği meslek haline getiren, ömür günlerini şuursuzca israf eden,âhiret muhasebesi yapmayan, böylece kendisini Cehennem azabına hazırlayaninsan öz nefsine zalim bir merhametsiz değil midir?
b - Ailevî masrafları normal ölçüleri aşarken dar gelirli işçilerinidüşünmeyen iş verenler, çalıştığı müesseseye verim sağlamak istemeyen bozguncuişçiler, vicdanı prangalı merhametsizler değil midir?
c - KEndilerini, aylarca karnında, yıllarca kucağında, bir ömürboyunca da kalbinde taşıyan annelerine, büyük güçlüklere göğüs germişbabalarına karşı alâkasız kalan, onları ihtiyarlığın, güçsüzlüğün veyalnızlığın kaderine terkeden çocuklar merhametsizler değil midir?
d - İslâm Dini'ne bağlı dosdoğru bir Müslüman ve ibadetli bir kulolarak çocuklarına örnek olmayan, onları bilgisizliğin, ibâdetsizliğin,çıkarcılığın ve de yalan, içki, kumar, zina ve faiz gibi haramlara batmışlığınvârisi kılan babalar, merhamet yoksunları değil midir? Onlara duâ, tutum,sabır ve ahlâk örneği olmayan analar, yavrularının dünya ve âhiret hayatlarınıönemsemez acımasızlar değil midir?
e - Cemiyet problemlerimizle yürekten ilgilenmeyen siyasimiz, çıkarcıidarecimiz, rüşvetçi memurumuz, vurguncu tüccarımız, çevresini müjdeleyici vesevindirici bir telkin edasıyla irşâd etmeyen din görevlimiz, amaçsızöğretmenimiz, birer merhametsiz değil midir?
Biz, merhameti merhametsizce hançerleyen insanların cemiyetine birmü'min hassasiyeti ile bakalım.
Cemiyetlerimizde bakıma muhtaç onbinlerce kimsesiz ihtiyar var.Yardıma muhtaç onbinlerce dul var. Şefkat dolu bir sineye hasret onbinlerceyetim var. Hastasına ilâç alamayan, ameliyatını yaptıramayan onbinlerce insanvar. Eğitim verilmediği ve doğru yol gösterilmediği için çeşitli manevîhastalıklara müptelâ olan, hastane ve hapishanelerde alâka bekleyen onbinlercegenç var. İstidatlı çocuklarını okutamayan onbinlerce aile var.
Misalleri çoğaltabiliriz.
Bütün bu olumsuz «var»ların kümeleştiği cemiyetlerimizde yardım etmekiçin mahallemizdeki, köyümüzdeki fakirleri, dulları, yetimleri, yardıma muhtaçöğrencileri tespit edecek faaliyetlerimiz var mı? Faizsiz yardım edebileceksosyal teşekküllerimiz var mı?
Üniversite şehirlerindeki talebelerimizi, imanlı ve faziletli olarakyetiştirebilmemiz için mutlaka şart olan ve içerisinde İslâm Dini'nin inanç,fikir ve duygu olarak teneffüs edileceği yeterli yurtlarımız, ilmî ve bedenîçalışmaların yapılabileceği tesislerimiz var mı?
İçtimaî ızdıraplar karşısında hislenecek gönlümüz, ağlayacak gözümüz,tedavi edebilecek cömertliğimiz var mı?
Fakat; insanî ve İslâmî olan bu müesseselerin yokluğu içerisindekişefkatsiz cemiyetimizde, âdi ve bayağı zevkler uğruna her gece milyonlarcaliranın akıtıldığı kurumlar var; gece kulüpleri, kumarhaneler, meyhaneler,gazinolar, fuhuş yuvaları, eğlence yerleri var. Lüks için, benlik duygularınıntatmini için tüketilen milyarlar var.
Böylesine bir cemiyetin fertlerine Allah merhamet eder mi? Lûtfunu veyardımını gönderir mi? Elbetteki göndermez. Peygamberimiz bu gerçeği bakınıznasıl açıklıyor:
«İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.» (3)
Mü'minler!
İçtimaî ızdıraplarımız ve problemlerimizin kaynağı maddeci vemerhametsiz insan tipidir.
İslâm inşam olamadığımız, nesillerimizi Allah'ın huzurunda muhakemeolunacağına iman eden, acımayı ibadet bilen İslâm insanları olarakyetiştiremediğimiz sürece huzur bulamayacak, mutlu olamayacağız. Çünkücemiyetimiz maddeci ve merhametsiz insan tipinden elemli ve de şikâyetçidir.
Nefsine ve çevresine karşı şefkatle çağlayan bir kalb... Hislenen birgönül... Yaşlı bir göz... Her ızdırabı dindirmek, her derde deva olmak isteyenbir aşk... İşte Müslüman budur.
Allah'ın rahmetine erecek, Cennet'e girecek Müslüman da budur.
Peygamberimiz şöylebuyurur:
[«Sizin en hayırlınız fenalığından emin olunan ve hayır beklenenizdir.Sizin en şerliniz ise fenalığından emin olunmayan ve hayır beklenmeyeninizdir.»
«Sevindirmeyi arzu ederek ümmetimden bir ferdin bir ihtiyacını giderenkişi beni sevindirmiş olur. Beni sevindiren kişi ise Allah'ı sevindirmiş olur.Allah'ı sevindiren kişiyi ise Allah Cennet'e koyar.»] (4)
Yüce Rabbimden cümlemizi kendi rızası için birbirlerini seven vebirbirlerine merhamet eden kullarından kılmasını diler, hutbemi merhametinAllah katındaki değerini vurgulayan bir hadîsle bitiririm.
Ebû Mûsel-Eşârî (R.)anlatıyor:
Hz. Peygamber bizlereşöyle öğüt verdi:
-Birbirinize merhamet etmedikçe gerçekten imanetmişolamazsınız. (İman etmedikçe de Cennet'e giremezsiniz.)
Allah'ın Resûlü'nün bu öğütlerine muhatap olan sahabiler de:
- (Çok şükür) her birimiz diğerimize merhametlidir,dediler.
Hz. Peygamber ise şuaçıklamayı yaptı:
-Hayır sözünü ettiğim birinizin arkadaşına merhametetmesi değildir. Genel olarak bütün insanlara merhametli olmaktır. (5)
1) Fetih, 29; Şuarâ,215.
2) C. Sağîr, 1/38.
3) M. Mesâbîh, Hn.4947.
4) M. Mesabih, Hn.4993, 4996.
5) M. Zevâid, K. EdepB. Rahmetin - Nasi 8/186.


