KUR’ÂN’A İFTİRA İLE GAVURLAŞAN İLAHİYATÇILAR
MUSTAFA ÖZTÜRK'ÜN ŞU GAVURCA İFTİRALARINA BAKAR MISINIZ?
İLAHİYATÇI GAVURLUĞU İman yoksunluğu yaşanabilecek en büyük felakettir ama söz ve mâna olarak Allah'ın Kitabı olan Kur'ân'a iftira ile içine düşülecek gavurluk ancak ilahiyatçılarda görülebilecek türden rics/pislik olur.
İnsan olarak yaratılan herkese akıl verilir. Önemli olan verilen aklı kullanabilmektir. Aklını hakikati bulma ve yaşama gayesiyle kullanamayan kişiyi Allah şüphe, şirk ve inkâr pisliklerine bulaştırır. Görelim:
"Allah'ın izni; aklı ve iradeyi kullanma yeteneği ve vahy bilgiler rehberliği olmasaydı, hiçbir insan imana eremezdi! Ve Allah aklını kullanmayanların üzerine pislikleri salar." (Yunus 100)
En'am suresinin 125. âyetiyle aklını kullanamadığı için üzerlerine iğrenç pislikler salınan kişilerin iman etmeyenler olduğu açıklanır.
İLAHİYATÇI GAVURLUĞU
İman yoksunluğu yaşanabilecek en büyük felakettir ama söz ve mâna olarak Allah'ın Kitabı olan Kur'ân'a iftira ile içine düşülecek gavurluk ancak ilahiyatçılarda görülebilecek türden rics/pislik olur.
MUSTAFA ÖZTÜRK'ÜN ŞU GAVURCA İFTİRALARINA BAKAR MISINIZ?
a.) "Orion takım yıldızına bak, Andromeda'ya bak, Samanyolu'na bak, National Geographic'te git okyanusun diplerine bak, kutuplara bak, çiçeğe bak, boğazda Erguvan'a bak...
Bir de Kur'an'da 23 sene Velid d bin Mugir'e aşağı, As bin Vail yukarı deyip, bütün kadrajını Hicaz, Taif, Medine'ye sıkıştırmış ve insanlığa son söyleyeceği sözün çapı, oradaki 3-5 tane lavuk müşrik. "
Bu ifadeleri ancak özel olarak yetiştirilmiş iftiracı bir gavur kullanabilir.
Bu gavurca ifadelerden ne anlarsınız; Kur'ânda evrenin yaratılışı, gökler-yer yüzü, bu ikisi içindeki varlıklar yani güneş, ay, yıldızlar, dağlar, denizler, ormanlar, bin bir türden ve renkte canlılar; çeşit çeşit kuşlar-böcekler, yırtıcı ve evcil hayvanlar, sayısız renk ve desende bitkiler, meyveler, güller türü toprak ürünleri yok...Evet böyle anlarsınız.
Oysaki yüzeysel olarak bir Kur'ân meali okuyan kişi bile göksel ve yeryüzü varlıklarına ilişkin onlarca âyet olduğunu bilir. İnsanın yaratılışı ve görevleri ile alakalı pek çok âyet olduğunu kavrar.
Şimdi okuyucularımıza Kur'ân'ın Bürûc, Zarirayat, Tarık, Şems, Kamer, Fecr, Ra'd, Tekvir, İnfitar, İnsan, En'am, Neml, Nahl ve Fîl gibi tabiat varlıkları ve olaylarının isimlerini taşıyan sûreleri olduğunu hatırlatalım ve değişik sûrelerden aldığımız cevap olacak bazı ayetleri sunarak atılan iftiranın ne büyük bir gavurluk olduğunu belgelendirelim.
KUR'AN'IN KADRAJI BÜTÜN VARLIKLARI KUŞATIR
"Bütün övgüler göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve de zerreciklerden galaksilere bütün varlıkların Rabbi olan Allah'adır." (Casiye 36)
"Yaratanı ve yasalarını tanımayan kâfirler görmezler mi ki; gökler ve yer başlangıçta bitişikken Biz onları ayırdık ve her canlıyı sudan var ettik? Buna rağmen hala inanmayacaklar mı?" (Enbiya 30)
"Andolsun takım yıldızlarla dolu olan göğe. " (Buruc 1)
"Düşün, yıldız kümeleriyle dolu yörüngeler, yollar sahibi gök kubbeyi! " (Zariyat 7)
"Güneş de, etrafındaki gezegenleriyle birlikte çok büyük bir hızla kendi yörüngesinde yüzüp gitmektedir. Bu muazzam ve muhteşem sistem, sonsuz kudret ve ilim sahibi olan Allah'ın mükemmel bir ölçü ve denge ile ortaya koyduğu takdiri ile yürümektedir." (Yasîn 38)
"Gerçek şu ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbirini takip edişinde, insanların faydasına olan şeyleri denizde taşıyıp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirerek onunla ölü toprağa can verdiği yağmurlarda, her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarların değişmesinde ve gökle yer arasında kendileri için tayin edilmiş belirli güzergâhlarda gidip gelen bulutlarda, düşünüp akıllarını kullananlar için mesajlar vardır." (Bakara 164)
"Peki kimdir, yeryüzünü yerleşmeye uygun dinlenme yeri haline getiren ve aralarından ırmaklar çıkaran ve onun üzerine, sağlam dağlar yerleştiren ve iki deniz arasına bir engel koyan? Allah'la birlikte, başka gerçek bir ilah mı var? Hayır hayır, böyle düşünenlerin çoğu, ne söylediklerini bilmiyorlar." (Neml 61)
"Görmüyor musun, Allah gökten nasıl yağmur yağdırıyor da yeryüzü baştanbaşa yemyeşil hâle geliyor? İşte aynı şekilde Allah, bereketli vahiy yağmurlarıyla ölü kalplere hayat veriyor. Doğrusu Allah, kullarına karşı sonsuz lütuf sahibidir, her şeyien mükemmel şekilde bilendir." (Hac 63)
"Onlar, üstlerinde kanat açıp kapayarak dizi dizi uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökyüzünde tutan Rahmetiyle bütün varlıkları kuşatan Allah'tır. Muhakkak ki O, her şeyi hakkıyla görendir." (Mülk 19)
"O sizin hepinizi, bir tek candan yaratmıştır ve ondan da eşini var etmiştir ve sizin için hayvanlardan dört türden koyun, keçi, sığır, deve sekiz çift ikram ve ihsan etmiştir. O sizi analarınızın karınlarında, üç kat karanlık içinde peşpeşe yaratılış safhalarından geçirerek yaratmaktadır.
İşte Rabbiniz olan Allah budur, hükümranlık O'nundur, O'ndan başka gerçek ilah yoktur. Buna rağmen nasıl oluyor da, O'na kulluktan başka ilahlara çevriliyorsunuz." (Zümer 6)
"Yedi kat gök, yer ve bunların içindeki her şey varlıklarına kodlanan bilgilerle O'nun varlığını, birliğini, sınırsız ilim, hikmet, kudret ve yüceliğini dile getirerek tesbih etmektedir. Öyle ki, varlıklar âleminde O'nu övgüyle anıp zikretmeyen hiçbir şey yoktur! Ne var ki, siz onları işitemez, tesbihlerini tam olarak anlayamazsınız." (İsra 44)
MAKSADIMIZ İFTİRA İĞRENÇLİĞİNE DİKKAT ÇEKMEK
Maksadımız Kur'ânın tabiat varlıkları ve olaylarıyla alakalı âyetlerini özetlemek değil, Kur'ânın kadrajının bütün varlıkları kuşattığına dikkat çekerek onun "bütün kadrajını Hicaz, Taif, Medine'ye" sıkıştırdığı iftirasını telin etmek olduğu için verilen örneklerle yetiniyoruz.
***
Kur'ân'a iftira gavurluğunun "bir de Kur'an'da 23 sene Velid d bin Mugir'e aşağı, As bin Vail yukarı deyip," ifadeleriyle yapılan kısmına devam edelim.
KUR'ÂN'DA VELİD BİN MÜĞİRE VE AS BİN VAİL ADI GEÇER Mİ?
Anılan doğal varlıklarla ilgili onlarca ve hatta yüzlerce âyet var. Peki Kurân'da bir defa olsun VELİD BİN MÜĞİRE VE AS BİN VAİL adı geçer mi? Geçmez.
Kıyamet Günü'ne kadar yürürlükte kalacak Kur'ân'da her dönemde görülebilecek aşağılık insan tiplerine yani varlıkları ve çocuklarıyla büyüklenen, hayırları engelleyen, malların değerleriyle oynayan, zalim, bozguncu, faizci...ve inatçı kafir- ahlâksız insan tiplerine misaller verilir.
Bunlar muayyen kişiler değildir. Her zaman ve her toplumda şahıslarla örneklendirilebilecek kişiliklerdir.
İlk dönem Kur'ân bilginleri bunlara Velid bin Muğire, As bin Vail, Ebu Cehil ve Ebu Leheb ile ve de benzerleriyle işaret etmişlerdir. Günümüzde ise bunlara toplumlarında bilinen İslam karşıtı ateist-deist siyasiler, iş adamları, gayrı meşru ilişkili sanatçılar – sporcular ve toplum sorunlarına duyarsız ünlü kişiler gösterilebilir.
BİR DİĞER İĞRENÇ İFTİRA
b.) İlahiyatçı M. Öztürk'ün iğrençlik saçan bir iftirası da şu:
Kalem suresinde geçen UTULL ve ZENÎM kelimeleri Allah'ın dili/kullanımı olamayacağından Kur'ân'ın söz ve mâna olarak Allahın Kitabı olarak kabul edilemeyeceği ama bu ahlak dışı bayağı ifadeleri kullanan Hz. Muhammed'in sözü olabileceğidir.
İftiracı ilahiyatçının deşifre ettiğimiz sözleri özü ve ruhuyla şöyle:
"[ Ve o müşrik tipe Kur'an'da örnek küfürler vardır.
O küfürlerden bir tanesini okuyayım mı size?
(O küfür) Kalem suresinde geçen ve anlamı "Hem kel, hem fodul" olan UTULLİN ve de manası "Piç" olan ZENÎM (kelimeleri) dir. Piç dedim şimdi. Onu tabii meali öyle yazamazsın, soysuz diyeceğim.
Ferran'ın mealini Kur'an'ı aç. İbni Kuteybe'yi aç. Nereyi açarsan aç. Nesebebi bilinmeyen onun bunun çocuğuna ZENÎM denir Arapça'da.
Bu Allah dili olabilir mi?
İnsani dili olamaz mı? Olabilir, olabilir.]
MESELE NEDİR?
Kur'ân'ın indirilen ilk surelerden biri olan ve peygamberimizi risalet/peygamberlik görevine hazırlayan Kalem sûresinde, ona hangi tipleri önemsememesi gereği öğretilir.
Bir diğer anlatımla malları ve çocukları/akrabalarıyla oluşturacakları toplumsal güç ve etkinlikle İslam'a karşı tavır koyacak ve engel oluşturacak tiplere karşı ödünsüz olması gereği Rabbimiz tarafından ona şöylece emredilir:
"Haklı haksız çok temin edip duran,
Aşağılık olup kusur arayıp kınayan,
Durmadan söz taşıyan,
Hayırları engelleyen,
Haklara-özgürlüklere saldıran,
Günahlara dalıp çıkan,
UTULL ve ZENÎM olan kişilere mal ve oğulları vardır diye, sakın ha boyun eğme. (Kalem 10-14)
Söz ve mana olarak Allah'ın kitabı olduğuna inanmadığı için Kur'ân'ın penceresinden bakıp göremeyen, gördüğünü anlayıp anlamlandıramayan Kur'ân mütercimi iftiracı ilahiyatçı Kur'ân'da birer defa geçen UTULL ve ZENÎM kelimelerine cehaletiyle takılmış.
Önce şu gerçeği ifade edelim. Bu vasıflar "Nekire /Bilinmeyen" olarak gelir. Yani muayyen şahıslarla ilgili olmayıp kişiliklerle alakalıdır. Genel kabule göre Utull "düşmanca tavır takınan kaba" adamdır, Zenîm de "çirkin işleri sebebiyle yerilmekte olan şirret " kişidir.
Bazı lügatçiler gibi bir an için Utullün kelimesinin "Kendisi bir işe yaramayan, yarayanı da beğenmeyen" anlamına' Kel Fodul' olduğunu, Zenîm'in de babası ve soyu bilinmeyen "Piç" anlamına geldiğini düşünelim.
PİÇ YOK PİÇLİĞE ONAY VARDIR
"İslam yargı sisteminde ana babasının hatasından sorumlu olmadığı için piçlikle ancak evlilik dışı cinsel yaşamı ve doğumları savunan kişi yerilebilir," kaydını koyarak konuyu açalım:
Rabbimiz, seçip görevlendirdiği peygamberini, engellemeleriyle karşılaşabileceği UTULL VE ZENÎM gibi yaratılış güzelliklerini iradeleriyle yitirmiş tiplere karşı uyarıyor. Parasal ve ailevi/kabilevi gücü vardır diye kel ve fodul tiplere ve evlilik dışı birlikteliği yaşam edinen soysuzlara boyun eğmemesini emrediyor.
Burada adı ve şahsiyeti bilinen bir müşrik mi var? Sövgü nerede?
ASIL AMAÇ NE?
M.Ö. gibi akıllarını kullanamaz ve kullanıldıklarını gereğince anlayamazlar varsa da...
Asıl amaç, dünya emperyalizmini ve Türkiye'de egemen olan hurafeci ve sömürücü laik sistemi durdurup dışlayabilecek tek alternatif düzen olan İslam'ı kaynağında vurmaktır. Yani Kur'ân'da şüphe uyandırmaktır.
Sıradan bir kitap haline getirilecek Kur'ân, insanlığın ümidi olmaktan çıkarılırsa ortada kalpleri ve kafaları yönlendiremez seküler öğretiler kalacaktır.
Aslında Kur'ân'ı devre dış bırakmada kültürel ve öldürücü yöntemler kullanılarak başarılı olunmuştur.
Ama Kurân'ın diriltici ruhundan hâlâ korkulmaktadır. Haklılar da!
BİZ VAZİFEMİZİ YAPIYORUZ
Mustafa Öztürk ve benzeri kişiler, tercih edip yaşayacakları gavurluluğun hesabını bize değil Rabbimize vereceklerdir. Ama onların halkımızı ve gençlerimizi ifsad edici görüşleri bizi ilgilendirir. Oluşturdukları İslam, ortak akıl ve bilim dışılık olan Münker'leri gücümüz ölçüsünde gidermek de bizim görevimizdir.
ALİ RIZA DEMİRCAN