
Kıyamet Ne Zaman?
Ansızın kopacak Kıyamet'in ne zaman gerçekleşeceği bilgisi Peygamberlere bile verilmemiştir. Böyle iken, "Kıyamet Günü gelinceye kadar var olacakları bildirilen bilinçli Müslümanlara" ilişkin bir hadisin Peygamberimizin dilinden aynen çıkıp çıkmadığı belirsiz kelimelerinin batıl yöntemler olan Ebced ve Cifir hesabına vurularak Kıyametin kopacağı zamanla ilgili olarak 2120 ve benzeri tarihler çıkarılması ve bu çıkarımlara inanılması, Kâfirliğe götürebilecek şekilde Hak'dan sapmadır. Acı olan bu tür sapmaların kendilerini İslâm'la ilişkilendiren kişilerde ve cemaatlerde görülmesidir.
İslâm Dîni'nin başlıca îman esasları, yaratıcı, yaşatıcı ve yasa koyucu olarak Allah'a inanmaktır; Allah'ın insanlar arasından seçtiği ve kendileri aracılığıyla emirlerini ve yasaklarını bildirdiği Pe
Kıyamet Ne Zaman?
Ansızın kopacak Kıyamet'in ne zaman gerçekleşeceği bilgisi Peygamberlere bile verilmemiştir. Böyle iken, "Kıyamet Günü gelinceye kadar var olacakları bildirilen bilinçli Müslümanlara" ilişkin bir hadisin Peygamberimizin dilinden aynen çıkıp çıkmadığı belirsiz kelimelerinin batıl yöntemler olan Ebced ve Cifir hesabına vurularak Kıyametin kopacağı zamanla ilgili olarak 2120 ve benzeri tarihler çıkarılması ve bu çıkarımlara inanılması, Kâfirliğe götürebilecek şekilde Hak'dan sapmadır. Acı olan bu tür sapmaların kendilerini İslâm'la ilişkilendiren kişilerde ve cemaatlerde görülmesidir.
İslâm Dîni'nin başlıca îman esasları, yaratıcı, yaşatıcı ve yasa koyucu olarak Allah'a inanmaktır; Allah'ın insanlar arasından seçtiği ve kendileri aracılığıyla emirlerini ve yasaklarını bildirdiği Peygamberlerini tasdik etmektir/doğrulamaktır ve bir de Âhiret Günü'ne îman etmektir.(Nisa 4/136) Daha açık bir anlatımla Kıyamet'e, Yeniden diriltilecek bedenlerimizin rûhlarımızla birleştirileceğine, İlahî Yargıya, Cennet ve Cehennem'e îman etmektir.
Aşağıda Kur'ân'a göre oluş şekli açıklanacak Kıyamet gerçeğine îman, bir inanç esası olduğu için onun inkârı kâfirliktir; Cehennem'e düşürecek pek azim bir günahtır.
Kıyamet Kur'ân-ı Kerîm'e Göre Nasıl Gerçekleşecek?
Kıyamet'in ne olduğunu, nasıl vaki olacağını ve ne şekilde sonuçlanacağını bildirecek bilgileri ancak onu gerçekleştirecek olan Yaradan verebileceği için O'nun Kitabı Kur'ân biricik başvuru kaynağımızdır. Kur'ân-ı Kerim'in âyetlerine göre Kıyamet'le ilgili sözünü ettiğimiz bilgileri şöylece özetleyebiliriz.
Kur'ân'a göre Kıyamet, "Göklerde ve yerde gerçekleşecek; Sarsıntısı pek büyük olacak; Kulakları sağır edercesine korkunç bir gürültü ile gelecek; Felaketi bütün varlıkları kaplayıp kuşatacak, çok büyük bir beladır."* (Hakka 1-3, Abese 33, Kariâ 1,Ğâşiye 1, Naziât 34) O'nun vukuu da şöyle olacaktır:
"Gök yarıldığı zaman; güneş dürüldüğü (ve ışığı söndürüldüğü) zaman, yıldızlar dökülüp saçıldığı zaman, yer yüzü şiddetle sarsıldığı ve içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarıya attığı zaman, dağlar yürütüldüğü (toz duman olduğu), zaman, denizler fışkırtıldığı ve tutuşturulduğu zaman, böylece yerin başka yere, göklerin de başka göklere çevrileceği zaman..." (Sırasıyla bak. İnfitar 1, Tekvir 1, İnfitar 2, Zilzal 1-2, Tekvir 3-6, İnfitar 3-4, İbrahim 48, )
İşte ozaman Kıyamet gerçekleşecek ve korkusu herkesi bürüyecektir. Yaşanacak dehşeti Rabbimiz şöylece açıklar:
"Ey İnsanlar! Rabbinizin emirleri ve yasaklarına aykırılıktan korunun. Şüphesiz Kıyamet sarsıntısı çok büyük bir olaydır. Kıyamet'i göreceğiniz gün (korkusundan ötürü) her emzikli kadın çocuğunu bırakır, her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları (içine düştükleri dehşetten ötürü) sarhoş görürsün. Halbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı pek şiddetlidir." (Hac 1-2)
"O gün insanlar amelleri kendilerine gösterilmek için kabirlerinden bölük bölük çıkacak ve her bir insan ‘kaçış nereye' diyecek. Hayır hiçbir sığınak yok. O gün herkesin varıp duracağı yer ancak Rabbin huzurudur. Artık kim zerre miktarı hayır yapmışsa onun sevabını görüp mükâfatını alır. Kim de zerre miktar şer yapmışsa onun cezasını görür." ; (Zilzal 7, 9; Kıyame 5-12)
Kıyamet Ne Zaman? Onun Zamanı Bilinebilir mi?
Kıyametin ne zaman kopacağı ona inananlar ve inanmayanlar tarafından Peygamberimize sorulmuş fakat cevabı Kıyametin bilgisini kendi zatına ayıran Rabbimiz vermiştir. Kur'ânın değişik sûrelerinde verilen cevabın özünü oluşturan A'râf Sûresi'nin 187. âyetinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
"Sana Kıyamet saâti'ni; onun ne zaman gerçekleşeceğini soruyorlar. De ki: O'nun bilgisi ancak Rabbimin yanındadır. Onu zamanını açıklayabilecek olan yalnız O'dur. Oluşturacağı yıkım ve değişimle Kıyamet göklere de yere de pek ağır gelecektir. Üstelik O size ansızın geliverecektir. (Ey Peygamberim!)Sanki sen, O'nun vaktini biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Bu ve benzeri âyetlerden anlaşılacağı üzere Kıyamet'in ne zaman kopacağını yalnızca Rabbimiz bilir; O'nun evrensel Elçisi kıldığı Peygamberimiz Hz.Muhammed dahil Peygamberler de onu bilmezler. Çünkü onlara da bildirilmediğini, yukarıda anlamı sunulan ayetin "Sanki sen, O'nu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar."bölümünden anladığımız gibi ilgili diğer âyetlerden de öğreniyoruz. Naziât sûresinde şöyle buyrulur.
"Sana Kıyamet saati'ni; onun ne zaman gerçekleşeceğini soruyorlar. Sen onu nereden bileceksin. Onun kesin-nihai vaktini Rabbin bilmektedir. Sen ancak ondan korkanlar için bir uyarıcısın." (Naziat 79/42-45)
Kıyametin Zamanını Bildirme Yanılgısı
Ansızın kopacak Kıyamet'in ne zaman gerçekleşeceği bilgisi Peygamberlere bile verilmemiştir. Böyle iken "Kıyamet Günü gelinceyene kadar var olacakları bildirilen bilinçli Müslümanlara" ilişkin bir hadisin Peygamberimizin dilinden aynen çıkıp çıkmadığı belirsiz kelimelerinin batıl yöntemler olan Ebced ve Cifir hesabına vurularak Kıyametin kopacağı zamanla ilgili olarak 2120 ve benzeri tarihler çıkarılması ve bu çıkarımlara inanılması, Kâfirliğe götürebilecek şekilde Hak'tan sapmadır. Acı olan bu tür sapmaların kendilerini İslâm'la ilişkilendiren kişilerde ve cemaatlerde görülmesi ve onlar tarafından savunulmasıdır. (Ebced ve Cifir için bak.T:D:V:İslâm Ansiklopedisi 10/68, 7/214
Allah, akıl ve duyu organları yoluyla bilinemeyecek Ğaybî bilgileri Peygamberlerine verebilir. Ama Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisini vermemiş, vermediğini de açıklamıştır.
Kıyamet'in Ana Alametleri Hz.Muhammed'in Gönderilmesi ve Kur'ân'ın da İndirilmiş Olmasıdır.
Bütün Peygamberlerin ortak tebliği olan İslâm Dîni'in son Elçisi Hz.Muhammed'in (Ahzab 40)Peygamber olarak gönderilmesi, Kıyamet'in alameti olduğu gibi ( Muhammed 47/18 ;Buharî Tefsir 79 ) Onun tebliği olan Kur'ân'ın indirilişi ve indiriliş üzerinden yaklaşık 1434 yıl geçmiş olması da Kıyamet'in alametidir; üstelik de onun yakın olduğunun delilidir.Kur'ân da bu yakınlığa 14 ası öncesinden işaret buyurmaktadir.(Kamer 1; Ahzab 63)
Ayrıca bütün dünyayı seküler yaşamın kuşatmış olması, Allah'a inanan insanların İslâm'la çelişkili jakoben laik düzenleri. Ona ortak koşması ve de siyasî egemenlik ve ekonomik sömürü için seller gibi kanlar akıtılması da Kıyamet'in pek yakın olduğunun işaretleridir. ( Buharî Fiten 5; Müsned 5/389), Ancak yakınlığın da göreceli bir kavram olduğu ve süresin bizim meçhulümüz olduğu unutulmamalıdır.
Hadîs Kaynaklarımızdaki Alametler
Hadîs Kaynaklarımızda: İslâm Şerîatı bilgisinin azalarak cehaletin yaygınlaşması, zinanın ve içkinin giderek çoğalması, Hakkı görmez ve duymaz ayak takımı anarşistlerin yeryüzünde yönetimleri ele geçirmesi, çobanlıktan gelme kişilerin yüksek binalar inşa etmekte birbirleriyle yarış etmesi, Fırat nehrinin altın hazinelerinin ortaya çıkması, kadınların sayısının erkeklerin elli katına kadar çoğalması, yırtıcı hayvanların insanlarla konuşması, kamçısının veya ayakkabısının bağının kişiye evdeki karısının yaptıklarını haber vermesi, gibi konulara Kıyamet'in küçük alametleri olarak yer verilmektedir.(Kaynaklar için bak.Yusuf b.Abdullah,Eşratüs-Saati,Dâr-u İbnül-Cevzi 1428)
Bir kısmı İslâm öncesi tarihî dönemlerde ve devrimizde de görülen bütün bu küçük alametler yanı sıra"Konuşan Yer Dabbesinin/yaratığının çıkışı, Yecüc ve Mecüc'ün yüksek bölgelerden kopup dünyaya yayılışı, Güneşin batıdan doğması, Mehdinin ve Hz. İsa'nın yeryüzüne inişi, ve Yemen'de bir büyük ateşin zuhuru gibi," büyük olarak nitelenen Kıyamet alametleri de Hadîs kaynaklarımıza yer almaktadır.( Müslim Fiten 39...)
Pek çoğu Kur'ân'da yer almayan ve fakat bir kısmının kabulüne de Kur'ânî bir engel bulunmayan bütün bu alametler bizim için Amentü esaslarımız arasına girebilecek şekilde mütevatir nitelikli bilgiler değildir.
Bunlar, Aziz Peygamberimizin (s.a.)mübarek dilinden kesin olarak sadır olmuş alametler olarak değerlendirilemezler. Sübutları ve anlamları yönünden farklı ve çelişkili olarak da yorumlanabilmektedirler. Üstelik örneğin "İnsanlara Konuşan Yer Dabbesi"nin çıkışı (Neml 27/829) ve "Ye'cûc ve Me'cûc"ün yayılıp dağılması (Enbiya 21/86), ve bazı benzerleri (Duhan 10) farklı yorumlanabilir olmaları bir tarafa Kur''ân'da Kıyamet'le açıkça irtibatlandırılmaksızın yer almaktadırlar. Mehdi'n çıkışı ve Hz.İsa'nın Nüzülü gibi Kıyamet alameti olarak değerlendirilen konular ise Kur'ân ve Sahîh Sünnet'e doğrulatılamayacak olan ihtilaflı kabullerdir. Amentü esaslarımız içinde de yer almamaktadırlar.
Kıyamet Günü'ne Nasıl Hazırlanabiliriz?
Bu soruyu, İslâmî îman esaslarına inanıp Rabbimizin emirleri ve yasaklarına bağlanarak yaşamaya çalışmak gibi genel nitelikli bir yanıtla karşılayabilirsek de cevabımızı konumuzla ilgili bir Sünnet örneği ile vermek istiyoruz.
Sahabî Hz. Enesîn (R) anlatımına göre ilk Müslümanlardan biri gelerek sorar:
- (Kainat düzeninin yıkılacağı, yerin başka bir yere, göklerin başka göklere dönüştürüleceği, insanların kabirlerinden dirilterek kaldırılacağı, muhakeme edilerek Cennet veya Cehennem'e sevk edilecekleri,) Kıyamet Günü ne zaman ya Resulellah?
Salât ve Selam üzerine olsun Allah'ın Resûlü Peygamberimiz de şöyle buyurur:
- Sorun iyi-güzel de sen Kıyamet Günü için ne hazırladın?
- Kıyamet Günü için (farz görevlerim dışında) gerçekten pek bir şey hazırlayamadım. Ne var ki Allah'ı ve O'nun Peygamber'ini pek çok severim.
- Öyleyse sen sevdiklerinle beraber olacaksın.
- (Bu diyaloğu bize aktaran Enes (R) şöyle der: Hz. Peygamber'in bu müjdeli sözlerini işiten ve haber alan) müslümanlar öylesine sevindiler ki ben onları İslâm'a girişlerinde duydukları sevinç bir tarafa, hiç böylesine sevinmiş görmedim." (Buharî Edeb 95, Müslim Birr 163)
Yazımızı Rabbimizin konumuzu özetleyen açıklamaları ile bitiriyorum. O şöyle buyurur:
" Kıyametin zamanını neredeyse (kendimden bile) gizliyorsam da herkesin iradeli olarak yaptıklarının karşılığını görebilmesi için Kıyamet mutlaka gelecektir. Ona inanmayan ve kendi tutkularının peşinde gidenler sakın seni ona inanmaktan alıkoymasın, (inanmaz veya inanmaktan alıkonursan azaba uğrar) helâk olup gidersin." (Tâhâ 20/15-16)
Soru-Cevap
Mayalar Kıyamet'in Kopacağını Nereden Biliyorlardı ve Ona Nasıl Tarih Düşürebildiler?
Öğrenebildiğimiz kadarıyla Mayalar yaşadıkları dönemde ilmî olarak gelişmiş fakat kâfirlikleri ve azgınlıkları sebebiyle azaba uğratılarak tarih sahnesinde düşürülmüş bir topluluktur.
Kur'ânımızn beyanına göre istisnasız her bir insan topluluğuna veya ecdadına uyarıcı olarak bir peygamber veya peygamber elçisi gönderilmiştir. Kıyamet'e îman ise bütün Peygamberlerin tebliğlerinde yer almış bir inanç esasıdır.
Akıl ve bilim de imana yönlendirdiği için onlar Kıyamet'e inanmış olabilirler. Devrimizde bazı kişi ve topluluklarda örneklerini gördüğümüz şekilde Kıyamet'in zamanı ile ilgili olarak da Kutsallaştırdıkları rakamlar yoluyla 21 Aralık 2012'yi belirlemiş olabilirler. İnsanlığın İslamî hakikatler yanısıra burçlar ve fallar gibi hurafelere inanmak gibi düzeysizlikleri-sapıklıkları vardır.
Kıyamet Ne Zaman


