
KÂFİRLERE KARŞI ONURLU VE ZORLU OLMAK VAZİFEMİZDİR
Allah erleri olangerçekmüminlerin ana vasıflarından biri de İslâm şahsiyetinin yüceliğine inanmak,bütün kâfirlere ve münafıklara karşı güçlü ve onurlu olmaktır.
Allah'a, Âhirethayatının varlığına, Kur'ânla birlikte bütün ilâhî kitaplara ve sonuncusu Hz.Muhammed olan bütün Peygamberlere inanmayan Yahudi, Hıristiyan, Budist,Materyalist, Komünist bütün insanlar kâfir'dirler.
Allah'a ve Âhiret Günü'neinanıp da Kur'ân'ın sosyal, iktisadî,hukukî ve ahlâkî bütün düsturlarıyla yaşanması ve hayata hâkim kılınmasılüzumuna inanmayan bütün insanlar da kâfir'dirler.
Kafası ve kalbiyle kâfirolup da kamunun tesiriyle veya çıkarumuduyla kendisini Müslüman olarak tanıtanya da İslâm'a inanmadığını açık bir şekildebildirmediğinden Müslüman zan olunan bütün insanlar da münafıktırlar.
MuhteremMüminler!
Gerçek Müslüman, İslâmşahsiyetini yüce tanımak, bütün kâfirleri ve münafıkları batıl inançlarısebebiyle manen aşağılık bilmek, bu nedenle onlara karşı güçlü ve onurlu olmak mecburiyetindendir.
A- Hakikî Müslüman İslâm şahsiyetini yüce tanımakve bu mukaddes şahsiyeti temsil eden mümini büyük bilmekle mükelleftir.
Bu tanıma ve bilmeyükümlülüğü İslâm Dini'ne imanın gereğidir.Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:«...İzzet; (yücelik, kuvvet ve hâkimiyet) yalnız Allah'ın, O'nun Peygamberinin vegerçek müminlerindir. Ne var ki, münafıklar bu gerçeği bilmez, anlayamazlar.» (1)
Mümin İslâm Dini ile inanç, amel ve ahlâk yönünden çatışanlara karşı yüce olduğunu birlâhza olsun kafasından ve kalbinden çıkamayacaktır.
Mümin, Müslümanlarınkültürel, politik ve ekonomik iktidarları döneminde büyüklük şuuruna sahip olmaklayetinmeyecektir. Mümin tek de olsa, zayıf da bulunsa, maddî ve manevî baskılariçinde de yaşasa, inandığı sürece büyük olduğuna inanacaktır.
Allah'a ve peygamberine inanmayan veya İslâm Dini'ninhayata yön veren düsturlarının bütününü veya bir kısmını kabul etmeyenkâfirler ve münafıklar devrimizde olduğu gibi kültürel, içtimaî ve iktisadî hâkimiyetiellerinde bulundurabilirler.
Onlar egemenliklerinisürdürebildiği örneğin yazılı ve görsel medyada, eğitim kurumlarında, yasama ve yargıorganlarındaİslâm Dininin yasalarını çağ dışı ilân edebilir, çağları kuşatanİslâm dininin bağlısı müminleri aşağılayabilirler.
Onlar mutlak hâkimiyetiAllah'ta ve Peygamberinde, kayıtlı hâkimiyeti inanan insanlarda gören müminleriteokratik düzen yanlısı fanatikler olarak suçlayabilirler.
Onlar ahlâksızcayaşantılarını meşru göstermek için kadın erkek karışımını, içkili, flörtlü vezinalı yaşantılarını savunarak ahlâk âbidesi müminleri gericilikle ithamedebilirler.
Onlar iman, ahlâk,fazilet, adalet ve eşitlik gibi yüce değerlerin ancak ekonomiden kaynaklandığıpropagandasıyla dini, inananların vicdanlarına ve mabetlerine mahkûm etmeyidileyebilirler. Böylece müminlerin inançları ve erdemlerini yaşadıkları hayatahâkim kılmak istemelerini geriletici zararlı, bir akım olarak ilân edebilirler.
Onlar daha nice niceitham ve îfsad edici propagandalarıyla müminleri aşağılamak, inançları ve şahsiyetlerinegüvensiz kılmak isteyebilirler.
Mümin bütün bunlarıönemsemeyecek ve Allah'a inandığı gibi inanacaktır ki yüce olan İslâm şahsiyetidir.
İmanını koruduğu veİslâmî görevlerini yaptığı sürece büyük olan mümindir.
Çünkü yaratan böyle buyurmaktadır:«İman eden ve(inandıkları ilâhî emirler ve yasaklara uygun) güzel ameller yapanlar, işte onlaryaratılmışların en hayırlılarıdır.» (2)
B - Mümin İslâm şahsiyetinin yüceliğineinanmakla mükellef olduğu gibi bütün kâfirlerin ve münafıkların aşağılıkolduklarına inanmakla da yükümlüdür.
Mümin imanlı şahsiyetinyüceliğine inanmakla ik tifâ etmeyecek bütün kâfirlerin ve münafıkların aşağılıkolduğuna inanacaktır. Zira yaradan onları bu şekilde tavsif etmektedir:«(EyPeygamber!) Sen onların çoğunluğunu (Hak olanı) dinler, (gerçek üzerinde)akıllarını kullanır mı sanırsın? Onlar ancak hayvanlar gibidirler. Üstelik yolcadaha da sapıktırlar.» (3) Onlar yüce ve yüceltici duygulardankaçındıkları için aşağılarda sürünmektedirler. Çünkü onlar varlığınyaratıcısına inanmamakta, O'nun koyduğu düsturları nizam, seçtiği Peygamberiönder tanımamaktadırlar. Onlar sorumluluktan kaçmakta, gayesiz yaşamaktadırlar.
Kâfirler ve münafıklariçin yemek, içmek ve üremek dışında emel, menfaat ve korku dışında sabit değerölçüsü yoktur. Çünkü Onlar, ölümle başlayacak âhiret hayatına; ceza ve mükâfatgörüleceği gereğine inanmamaktadırlar.
Mümin egemenliğindeKendisine ortak kaşan kâfirlerin ve münafıkların aşağılık, Kur'ân ifadesiyle«neces» yani manen pis olduğuna inanırken, mücerred(soyut) inançla yetinmeyipbu inancının gereğini de yapacaktır.
Bunun için de müminaşağıda açıklayacağımız görevleri îfâ etmek mecburiyetindedir.
a - Mümin kâfirleri ve münafıkları taklid etmeyecektir.
Mümin, onların aşağılık,müminlerin yüce olduğunu göstermek için inanç ve yaşam yönünden, ibadet, âdet ve kılık - kıyafet zaviyesinden onlara benzemeyecektir. Ziraonlara benzeyen onları yüceltmiş, onlardan olmuş olur.
Peygamberimiz bu gerçeği şöyle açıklar:«Her kim(inançta, yaşayışta ve değer ölçülerinde) bizden başkalarına benzemek istersebizden değildir»(4)
Geçici maddîhâkimiyetlerine aldanarak onlarda taklit edilmesi, benzenilmesi gereken yücelikgörmek, onları fikren ve fiilen tasvib etmek, güzel bulmak münafıklıktır,aşağılara yuvarlanmaktır, azâb-ı elime uğramaktır.
b - Mümin aşağılıkolduğuna inandığı kâfirleri ve münafıkları asla adaletsizlik yapmamak koşuluylabilfiil aşağılarda tutmağa çalışacaktır.
Bu sebeple onların ticarîmüesseselerine tavır koyacak, siyasîkadrolarını onaylamayacaktır. Kültür kurumlarına da karşı çıkacaktır.
Hakları ve özgürlüklerinesaygı duyacak,ancak kendi müessesesinde onları istihdam etmeyecek, diğerkuruluşlarda vazife alarak yücelmelerine fiilen değilse de kalben razıolmayacaktır.
Bu görevin kudsiyetindenötürüdür ki bir Hıristiyan'ı memur kadrosuna alan sahabî Ebu Mûsel-Eş'ari'yeHalife Hz. Ömer şöyle kükremiştir:
- Canıçıkasıca adam! Bir mü'min bulamadın mı?
- YaÖmer! Onun dini kendisine, işbilirliği bizedir. Bundan ne çıkar.
- Hayır,yanılıyorsun. Allah'ın (imansızlıkları sebebiyle) küçülttüklerini bizyüceltemeyiz. (5)
c - Mümin,kâfirler ve münafıklardan korkmayacaktır. Zira Rabbimiz «... Eğer imanediyorsanız onlardan korkmayınız, benden korkunuz.» buyuruyor.(6)
Onlardan korkuldukçaonları fiilen aşağılık görmek mümkün değildir. Mümin yalnız Allah'tankorkacaktır. Zira O'nun takdiri olmadan insana hiç bir zarar ulaştırılamaz.
d - Mümin,ilişkiler kurmak, alış-veriş yapmak mecburiyetinde de olsa, yardımlarını dagörse, hâkimi- yetleri altında da bulunsakâfirlere ve münafıklara isteyerek hukuken temsil ve tasarruf yetkisi de vermeyecektir.
Çünkü Rabbimiz onların velî edinilmemesini emretmiştir.
Muhterem Müminler!
İslâm şahsiyetini yüce tanımak, kâfirlere ve münafıklara karşı yücelikşuuruna sahip olarak güçlü ve onurlu olmak, dünyada şeref ehlinden ahiretteCennet yaranından olmanın ana yoludur.
Rabbimiz şöyle buyurur: «Allah'a ve Âhiret Günü'ne inananları babaları,çocukları, kardeşleri ve akrabaları da olsa Allah'a ve O'nun Peygamberinekarşı çıkanlarla sevişir, (onları yüceltir) bulamazsın.
Allah onların kalplerine îmanı kökleştirmiş ve onları kendinden birruhi kuvvetle güçlendirmiştir.
Onları altlarından ırmaklar akan Cennetlere sokacak, orada ebedikalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allahdan razı olmuşlardır,işte bunlar Allah erleridir. Çok iyi biliniz ki nihaî başarıya ulaşıp ulaşıpmutlu olacaklar ancak Allah erleridir.» (7)
Hutbemizi hayatın İslâmî yönetim altında yaşanmadığı dönemlerde imanlıruhların ilâhîsi, inançlı dillerin marşı olması gereken âyet mânâlarıylabitiriyorum:«Sizin dininiz; (din gibi hayat düzeni kabul ettiğiniz batıl inançlarınız,insanı insana mahkûm eden yönetimleriniz) sizin olsun. Benim dinim; (Rabbimin yasalarını koyduğu ve razıolduğu din) bana yeter.» (8)
1) Münafikûn 8.
2) Beyyine 7
3) Furkan 44
4) İ. Teymiyye İktizaus - Sıratü - Müstakim, sh:50
6) Al-i İmran 175.
7) Mücadele 22
8) Kafirun


