
Allah’ın Resûlü’nün cinsel hayatla ilgili ilâhî buyrukları, erkeklerin yanısıra kadınlara da tebliğ edip öğretmesi, erkekler gibi kadınların da sorumlu olduklarını duyurması, onları da cinsel konularla ilgilenmeye sevkediyordu.
Nitekim kadınlar da geliyor, bizzat kendileri sualler soruyordu. Bu sualler/sorular içinde bir kadının cinsel hayatının en mahrem yönlerini açığa vurucu vasıfta olanları da vardı.
Ümmü Süleym, Hz. Peygamberin eşlerinden Ümmü Seleme’nin (r. anha) komşusuydu. (Zaman zaman) onu ziyaret ederdi. Bu ziyaretlerden birinde Allah’ın Resûlü çıkagelince O’na sordu:
Ya Resûlallah! Rüyasında kocasının (veya bir başka erkeğin) kendisiyle ilişkide bulunduğunu gören kadının yıkanması gerekir mi? Ne buyurursunuz?
(Böylesine bir suâlin sorulmuş olması utandırmış olacak ki) Hz. Ümmü Seleme, Ümmü Süleym’e yönelerek şöylece serzenişte bulundu:
Allah iyiliğini versin, baltayı taşa vurdun Ya Ümmü Süleym! Allah’n Resûlü’nün huzûrunda kadınları küçük düşürdün.
Ümmü Süleym de şu karşılığı verdi:
Şüphesiz ki Allah gerçeği bildirip emretmekten utanmaz ve utanılmasını da emir buyurmaz. Bizim kesin olarak bilmediğimiz hususları Allah’ın Resûlü’ne sormamız o hususlarda gerçekleri görmez-bilmez bir körlük içinde olmamızdan daha hayırlıdır.
(Ümmü Süleym’in sualinin ve gerekçesinin doğruluğunu onaylamak için) Allah’ın Resûlü: “Allah asıl senin iyiliğini versin. Çıkmaza giren sensin Ya Ümmü Seleme!” dedi ve suâlin cevabı olarak da şöyle buyurdu:
“Evet Ya Ümme Süleym! Rüyalanan kadın, orgazm olup boşaldığında yıkanması gerekir; boşalmazsa gerekmez.”[1]
Ensardan bir diğer kadının aynı anlamda bir sual sorması ve Hz. Âişe annemizin bu suâli Hz. Ümmü Seleme validemiz gibi kadınları küçük düşürmek şeklinde değerlendirip çıkışması üzerine Allah’ın Resûlü ona da şöyle buyurmuştur:
Ya Âişe! Kadına müdâhale etme. (Dilediğini sorsun.) Zira Ensar’ın kadınları (Müslüman kadınlarca) bilinmesi gerekenleri soruyorlar.[2]
Utandıkları için bizzat soramayan kadınlar vardı. Kadınlar arasında utandıkları için bizzat soru soramayanlar Peygamberimiz’in eşlerini aracı kılıyorlar, onlar vâsıtasıyla bilgi ediniyorlardı.
Peygamberimiz’in eşlerinden Ümmü Seleme (r. anha) anlatıyor.
Medine’li mü’minler olan Ensar’ın erkekleri arkadan yaklaşarak fakat üreme organından cinsel ilişkide bulunuyorlardı.
Yahûdiler de şöyle deyip duruyorlardı:
Karısına arkadan yaklaşarak önden temas eden kişinin çocuğu şaşı olur.
Muhâcirler hicret ederek Mekke’den Medine’ye geldiklerinde Ensar’ın kadınlarıyla evlendiler. Kadınlarına arkadan yaklaşarak münâsebette bulundular. Fakat Yahûdilerin sözlerinden etkilenen bir Ensar kadını kocasının bu şekilde yaklaşmasına karşı koydu ve ona şöyle dedi:
İyice bil ki ben Allah’ın Resûlü’ne giderek bu şekilde yaklaşmanın sakıncası olup olmadığını öğreninceye kadar, sen asla bu şekilde ilişkide bulunmayacaksın.
Bu kadın kalktı, Ümmü Seleme’ye geldi ve durumu ona anlattı. Ümmü Seleme de ‘Allah’ın Resûlü gelinceye kadar otur’ diyerek kadını buyur etti.
Allah’ın Resûlü gelince kadın O’na bizzat sormaktan utandı. (Ümmü Seleme’den sormasını rica ederek) dışarı çıktı.
Ümmü Seleme sorunca, Allah’ın Resûlü “kadını çağır,” buyurdu. O da, kadını içeri aldı. Allah’ın Resûlü Bakara Sûresi’nin iki yüz yirmi üçüncü âyetini ona okudu ve şöyle buyurdu:
- Üreme organından olmak şartıyla dilediği gibi yaklaşabilir.[3]
(Burada dikkatlerimizi çeken husus utandığı için sorusunu bizzat yöneltemeyen kadına, Peygamberimizin doğrudan bizzat cevap vermesidir.)
Kadınlar bizzat veya bilvâsıta/aracı ile sualler sormanın yanısıra, çözümünü arzuladıkları cinsel vasıflı problemlerini de Allah’ın Resûlü’ne arzedebiliyorlardı.
Bizzat arzedilen bu problemler içinde kocasının cinsel iktidarsızlığı sebebiyle ayrılma isteğini ihtiva edenler de vardı. Aşağıdaki hadîsi ilginç bir örnek olarak sunuyoruz.
Allah kendisinden razı olsun Hz. Âişe anlatıyor.
Rifâa el-Kurezî’nin karısı Allah’ın Resûlü’ne geldi ve şöylece marûzatda bulundu:
Ya Resûlallah! Ben Rifâa’nın eşi idim. Beni boşadı. Ben de Abdurrahman b. Zebir ile evlendim. Ne var ki onun cinsel organı elbise saçağı gibi yumuşaktır. İlişkiye giremiyor.[4]
Kadının bu açıklaması üzerine Allah’ın Resûlü gülümsediler ve şöyle buyurdular: Sen Rıfâa’ya mı dönmek istiyorsun? Hayır sen evlendiğin kocanın balcağızından tatmadıkça, o da senin balcağızından tatmadıkça (ilk kocan Rıfâa’ya dönemezsin.)[5]
Bu ve benzeri olaylardan bizim almamız gereken ders, Allah’ın Resûlü gibi
Ali Rıza DEMİRCANhttps://www.alirizademircan.com.tr:443/kadinlar-da-cinsel-konularda-gercekciydiler-13-415h.html


