İSLÂM’IN IŞIĞINDA AT’A BAKIŞIMIZ
Yüce Mevlâ’mızın bizler için yarattığı varlıklardan bir bölümünü de hayvanlar oluşturur. Evcillerinden,yırtıcılarına, küçücüklerinden pek azim/büyük olanlarına kadar hayvanlar şükrümüzü gerektiren nimetlerdir. Bu sebeple onları tanımak, onlara karşı görevlerimizi bilmek ve onlar aracılığıyla şükrümüzü yapmak konumundayız.
Hayvanları tanıyabilmek için onları yaratan Allah’ın açıklamalarına, Rabb’inden aldığı bilgilerle konuşan Peygamberimiz Hz.Muhammed’in duyurularına muhtacız.
Yeryüzündeki tüm diğer varlıklar gibi hayvanlar da, Allah’ın, bizlerin yararlanması için yarattığı ve bilmediğimiz türlerini çeşitlendirerek yaratmakta devam ettiği varlıklardır.
[1] Biz onların taşımacılığından,yün ve kıllarından, derilerinden, sütlerinden,etlerinden,ses ve görünüm güzelliklerinden yararlanırız.Ekolojik dengeye katkılarından, ilmî çalışmalarımız için ilham kaynaklarımız olmalarından, tövbesiz günahlarımızdan ötürü onlar aracılığıyla uğratılacağımız azap türlerini kavramamıza katkılarından faydalanırız.
Hayvanların,Rabbimiz’in bilgisi,kudreti,merhameti ve amaçlı yaratıcılığını idrakimize yaklaştırmaları gibi, bilmediğimiz daha nice hizmetleri vardır.
Kur’ân’ımızda hayvanlara Bakara (İnek), En’am (Koyun, Sığır, Deve), Nahl,(Arı), Neml (Karınca), Ankebût (Örümcek) ve Fîl (Fil) gibi hayvan isimlerini taşıyan sûrelerle dikkatlerimiz çekilmektedir.
Sûre isimleri taşıyan inek, arı, karınca örümcek ve fil yanı sıra
attan aslana,kurttan yılana, sivrisinekten balığa, deveden koyuna ve keçiye kadar bazılarının da isimlerine yer verilmektedir.Böylece hayvanların, bizlere fayda sağlamak amacıyla yaratıldığı âyetlerle açıklanmaktadır.Örneğin Yasin sûresinin71-74.âyetlerinde şöyle buyrulmaktadır:
“
Kudretimizi kullanarak kendileri için değerli nice nice hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Biz o hayvanları onların iradesine boyun eğdirdik. Bir kısmını binek olarak kullanabiliyor, bir kısmının da etlerini yiyorlar.Onlar için bu hayvanlarda daha bir çok faydalar ve içilecek (süt)
l ervar. Bütün bunlara rağmen hâlâ şükretmeyecekler mi? ” Bilimsel verilere göre filler ve balinalardan tek hücrelilere kadar irili ufaklı yaklaşık ikiyüz bini denizlerde takriben bir milyon hayvan bizim için yaratılmıştır.Onlardan izleyebildiğiz ve temas kurabildiğimiz pek az olmakla birlikte Rabbimiz Kurân’da, Peygamberimiz mübarek sözlerinde hayvanları nasıl değerlendireceğimizi ve onlara karşı vazifelerimizi açıklamıştır.
Bu açıklamalara göre hayvanlar bizler için yaratılmış varlıklardır; biz insanlar gibi belli bir amaç doğrultusunda yaratılmışlardır; Allah’ı zikreden duygulu, özgün duâlı yaratıklardır ve onlar biz insanlara, yaratılış özellikleriyle çatışıldığı ve genelde ölümcül darbelere uğratıldıkları için zarar verirler.Kur’ân ve Sünnet ışığında bizim için yaratıldıklarına ve bazı özelliklerine değindiğimiz hayvanlara karşı vazifelerimizi şöylece özetleyebiliriz:
Rabbimizin ihtiyaç halinde kesilmeleri ve avlanmalarına izin verdiği hayvanların dışındaki bütün hayvanların hayat haklarına saygı duymak; hayvanlara merhametli olmak; acı vermemek; işkenceyapmamak; yaratılış düzenleriyle oynamamak ve onları kutsallaştırıp putperestliğe ve haramlara aracı kılmamak...Bütün bunlar da vazifelerimizi oluşturur.
[2]Yaptığımız bu girişten sonra insanlara en yakın olan hayvanlardan biri olan,bunun için de Kur’ân ve Sünnet’te
[3] Hayl ismiyle yer bulan at konusuna girebiliriz.Girerken de yukarıda açıklanan özelliklere atların da sahip olduğunu ve vazifelerimizin onlara karşı da geçerli olduğunu hatırlatmak isteriz.
Kur’ân’da At[4] Kur’ân’da At konusunu kavrayabilmemiz için önce Kur’ân’ı tanımamız gerekmektedir.
Kur’ân söz ve anlam olarak Allah’ın Kitabı’dır; vahiy meleği Cibrîl tarafından Hz.Muhammed’in kalbine indirilmiştir. O, Allah’ı, evreni,yeryüzünü,insanı ve ölüm ötesini tanıtan ilâhi Kitap’tır. İnsana,yaratılış amacını ve görevlerini öğreten,bütün iradeli yaşamından sorgulanıp cezalandırılacağı ve mükâfatlandırılacağını açıklayan ve insanlara mutlu edici ideal bir hayat düzeni sunan ilâhi yasadır. İslâm Dîni’nin ana kaynağı olduğu için Kur’ân’da yer alan her konu ve anılan her bir varlık önemlidir. At da Kur’ân’da en çok anılan hayvandır.
[5] Bu sebeple atın yakından tanınması, her dönemde yetiştirilmesi ve yaşatılması Müslümanların görevidir. Şimdi Kur’an’da atın geçtiği âyetleri görebiliriz.
Kur’ân’da çeşitli vesilelerle ve değişik özellikleriyle adı geçen hayvanlardan biri de attır. Atla ilgili olarak Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
وَ
“ Allah atları, katırları ve eşekleri de sizin için hem binmeniz ve hem de estetik uygularınızı besleyip geliştirecek süs edinmeniz için yarattı. O, bilmediğiniz daha niceleri yaratmakta devam ediyor.”[6] ***
“ Kadınları, oğulları, çokça altınları, gümüşleri, cins atları, koyun, sığır, deve türü küçük ve büyük baş hayvanları tutkuyla sevmek insanların doğasına işlendi. Ne var ki bunlar dünya hayatının nimetleridir; kalıcı güzellikler Allah katındadır.”[7] ***
“
Siz de saldırgan düşmanlarınıza karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve atlı birlikler hazırlayın ki böylece Allah’ın düşmanları ve kendi düşmanlarınız yanı sıra sizin bilmediğiniz ama Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız, size tam olarak ödenir. Haksızlığa uğratılmazsınız.”[8] “
Allah Baş Şeytan İblîs’e şöylece izin verdi: İnsanlardan gücünün yettiği kadar kimseleri sesinle baştan çıkar; atlarını,[9] yayalarını toplayıp onların üstüne yürü, mallarını ve çocuklarını yönetmekte onlara ortak ol ve onlara vaatlerde bulun; Zaten Şeytan olarak seninonlara vaadin aldatmadan başka bir şey olmayacaktır. ”
“ And olsun Nefes nefese koşan, nallarıyla kıvılcımlar saçan, sabah vakti ansızın baskın yapan, tozu dumana katan, düşmanın ortasına dalan atlara.[10] İnsan Rabbine karşı pek nankördür. Üstelik bu nankörlüğüne kendisi de tanıktır. Onu mal sevgisi de çok şiddetlidir. Fakat o bilmiyor mu ki bir gün gelecek, kabirlerde olanlar dışarı atılacak ve kalplerde olanlar ortaya konacak? O gün Rablerinin onların her işinden haberdar olduğu anlaşılır. ”[11] ***
“Biz Davud’a Süleyman’ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu o; doğrusu o hep Allah’a yönelen bir kişiydi. Hani bir akşam üzeri, Süleyman’a, bir ayağını tırnağı üzerine diken duruşu zarif, koşusu mükemmel safkan atlar gösterildi. Süleyman ‘Ben bu güzel ataları Rabbimi hatırlattıkları için severim,’ dedi ve atlar gözden kayboluncaya kadar onları seyretti. Ve ardından onları bana getirin dedi. Sonra da onların boyunlarını-yelelerini ve bacaklarını sıvazlamaya başladı.”[12] Ayetlerin Değerlendirilmesi: a. Bu âyetler, atların biz insanların estetik duygularımızın doyumu ve gelişimi için süs olarak yaratıldıklarını, bunun için de at sevgisinin doğamıza işlendiğini açıklamaktadır. Anlamlarını sunduğumuz âyetler sevginin güzel kul olarak nitelen Hz.Süleyman gibi kral-Peygamber olan bir yüce şahsiyette tutkuya dönüşecek kadar etkinlik kazanabildiğini de beyan etmektedir.
Atlar, Peygamberimiz Hz.Muhammed’e de sevdirilmiştir. Onu en yakındandan tanıyan hizmetçisi Hz.Enes’in anlatımına göre, eşleri olan kadınlardan sonra Peygamberimize en fazla sevdirilen atlardı. Onların boyunları ve yelelerini okşardı. Bir defasında elbisesini ucuyla atının alnını okşarken ilgisinin sebebi sorulduğunda şöyle buyurdu:
“Vahiy meleği olan Cibril’den atlara ilgi göstermem konusunda uyarı aldım.”[13] Yaşamakta olduğumuz 21. asır dünyasının bütün coğrafyalarında at sevgisi, yetiştiriciliği, kullanımı ve yarışlarının önemini sürdürmesi de bu sevginin insan doğasına işlendiğini kanıtlamaktadır.
b. Neylerse güzel eyleyen hikmetli bir Rab olduğu için Yüce Allah sevgisini verdiği her varlıkta çokça faydalar yarattığı için atların faydasını estetikle sınırlamamıştır. Yüce Allah bu âyetleriyle atları biz insanların ulaşım,iletişim ve taşımacılık gereksinimlerimiz için de yaratığını bildirmektedir ki tarihi dönemlerde onların bu özelliklerinden büyük ölçüde yararlanılmıştır ve bazı coğrafyalarda hâlen de yararlanılmaktadır.
c. Âyetlerin vurgu yaptığı bir diğer hakikatte atların savaş aracı olarak yetiştirilmeleri ve eğitilmeleri gereğidir. Bu ihtiyacın son asırda azaldığı bir gerçek ise de biz ihtiyacın devam ettiği kanısındayız. Savaş taktikleri olarak ilk planda enerji kaynakları vurularak uçakların, motorlu kara ve deniz araçlarını kullanılamaz hale geleceği düşünülerse görüşümüzdeki haklılık payı anlaşılacaktır.
Sevgili Peygamberimizin Dilinde ve Uygulamasında At Rabbimiz tarafından son ve evrensel Peygamber kılınan Sevgili Peygamberimizin dilinde ve uygulamasında at konusunu iyice kavrayabilmemiz için bir giriş yapmak gereğini duyuyoruz.
Bütün Peygamberler gibi Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed de insanları Allah’ın varlığı ve birliğine; ölümle başlayacak Âhiret Hayatı’na ve iradeli bütün sözlerimiz ve işlerimizden ötürü O’nun huzurunda sorgulanacağımıza îman etmeye çağırdı. Allah’ın emirleri ve yasaklarına göre yaşanması gereğini açıkladı. Cennet’le müjdeledi, Cehennem azabı ile uyardı.İnsanlara arsında eşitliği ve sosyal adaleti sağlayıcı bu ilâhi çağrı ve açıklamalara karşı çıkan Mekke kent yönetimi ve etkili güçleri Peygamberimizi ve ona inananları önce alaya alıp tehdit etiler ve onu öldürmek istediler.
Onun ve bağlılarının Medine’ ye Hicretinden sonra da müttefikleri ile birlikte kitlesel saldırıya geçtiler. Ard arda Bedir, Uhud ve Hendek savaşları verildi.
[14] Diğer tarafından Bizans ve Pers imparatorluklarına bağlı Şam ve Yemen yönetimleri de tehdit oluşturmaya başladılar.
Müslümanlar dönemin etkili silahlarına ve silahlar kadar önemli olan atlara derinden ihtiyaç duyar haline geldiler. Binek/Ulaşım ve ekonomi için gerekli atlar daha bir gereklilik halini aldı. Mekke ve Medine çevresinde yer yer at yetiştiriciliği vardı ama yetersizdi.İşte böylesi şartlarda Peygamberimiz at yetiştiriciliğine ve atın silah gibi kullanımı için gerekli olan biniciliğe ve atıcılığa ve bunlar için lüzumlu olan eğitime ağırlık verdi. Aşağıda yedi madde halinde örnekleri sunulacak genel ve özel nitelikli yönlendirmelerde bulundu. 1. Peygamberimizin Dilinde At Yetiştirme ve Besleme Atların boyunları ve yelerini okşayan, okşanmasını emreden ve “
Hakkınızda hayırlı olmaları için duâ ediniz,” buyuran
[15] Sevgili Peygamberimiz atlara ilişkin pek çok açıklamalarda bulunmuştur. Onlardan, yetiştirilmelerine ilişkin bazılarını sunalım. –Allah şanını ve bağlılarını artırsın- o şöyle buyurur:
“Sevap ve de dünyalık edinme olarak hayır Kıyamet Günü’ne kadar atların alınlarına düğümlenmiştir/onlarla kazanılacaktır. At besleyen kişi yardım edilmeye layıktır.”[16] (
Peygamberimizin “Kıyamet Günü’ne kadar” şeklindeki mûcizevî ifadesiyle insanla birlikte atların da var olacağına, hayır aracı olarak ilgi göreceklerine ve onlara ihtiyacın devam edeceğine işaret etmektedir.) “
Allah’a îman ederek ve onun mükâfatlandıracağına inanarak Allah yolunda cihad etmek amacıyla at besleyen kişiye; beslediği atın yediği içtiği, idrarı ve tersi Kıyamet Günü’nde sevaplar olarak dönecektir. “
[17] Atları cinslerine göre ayıran ve iyi cinslerine vurgu yapan Peygamberimiz ilgili diğer hadislerinde de şöyle buyurur:
“…
Allah yolunda beslenmek amacıyla alınan at için verilen para sevaptır; onun binilmesi, ödünç olarak alınıp verilmesi ve yemi de sevaptır...”
[18] “
Bereket atların alınlarındadır. “
[19] Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed kullanım amaçlarına göre de atları şöylece sınıflandırmıştır:
“
Kullanım amaçları bakımında atlar, Allah’ın, Şeytan’ın ve İnsan’ın olmak üzere üç kısımdır. İslâm’ın meşrû kıldığı savaş amaçları doğrultusunda yetiştirilen at Allah’ındır; onun yedikleri de çıkardıkları da sahibine sevap kazandırır. Üremesi için beslenen at da İnsan’ındır, onun için dünyalık kazanç vesilesidir. Yalnızca kumara aracı kınlan at ise Şeytan’ındır.”
[20] (
Kumara ilişkin bölümüne aşağıda değinilecek olan bu hadîsin, at yetiştiriciliğinin ekonomik bir gelir kaynak olduğuna işaret eden yönüne dikkatlerimizi çekmek isteriz.) “Peygamberimizin Dilinde At Yetiştirme ve Besleme” konusunu bitirirken önemli bir bir noktaya işaret etmek isteriz: Dönemin koşulları içinde at yetiştirme ve besleme ve savaşa hazırlama son derece ağır bir görevdi. Peygamberimiz bunun içindir ki yukarıda örnekleri sunulan ısrarlı teşviklerde bulunuyordu. Ne var ki sözlü yönlendirmelerle de yetinmiyordu. Yapılan savunma savaşlarında ganimet alındığında bir pay mücâhitlerin kendisine ayırırken iki pay da atları için ayırıyordu.[21] 2. Binicilik ve Atıcılık Binicilik ve At Yarışları Peygamberimiz yukarıda işaret edildiği gibi biniciğe de teşvik buyurdu.Tarihi bir gerçeği ifade etmek gerekirse binicilik, Peygamberimizin devrinde çok ilgi gören genelde bir spor özelde de savaş eğitimi dalıydı.Yalnızca spor için de at yetiştirilirdi. Mekke’de olduğu gibi Medine de at yarışları için ayrılmış alanlar vardı.
Peygamberimizin. Muhterem arkadaşları Peygamberimizin huzurunda at yarışları yaparlardı. Sevgili Peygamberimiz, bu yarışmalarla bizzat ilgilenirdi ve teşvik ederdi. O ilgi gösterdiğinde için de erkek izleyici katılımı çok olurdu.
[22] Yarışları Ödüllendirme Satın alma ve hediye edilme yoluyla zaman zaman birden fazla ata sahip olan Peygamberimiz t
eşvik etmekle de kalmazdı.
[23] Peygamber Devlet Başkanı olarak insanlar arasında olduğu gibi, atlar ve diğer hayvanlar arasında da yarışlar düzenlerdi.
[24] Medine’de iki kategoride yaptırdığı at yarışları için yarış alanlarını da kendisi belirlemişti. Yarış atları için belirlediği yarış alanı ise Hafya ile Seniyetül-Veda arasıydı ve yaklaşık 6-7 mil uzunluğundaydı. Sıra atlar için belirlediği saha ise daha kısa mesafeliydi.
[25] Peygamberimiz yarışlarda ilk beş dereceye girenler için birincilik ödülleri koyar,konulmasını teşvik eder,
[26] yarışları şehir halkı gibi bizzat izler ve ödülleri de kendisi dağıtırdı.
[27] Kaynaklarımız "
Hz. Peygamber (binicilere)
at yarışı yaptırdı ve birinciye ödül verdi." bilgisini aktarmaktadırlar.
[28] Peygamberimiz bu yarışları tasvip ve teşvik etmekle de kalmaz, önceden idman ettirerek hazırladığı atı ile yarışlara kendisi de katılırdı.[29]
Peygamberimizle sürekli beraberliği olan Hz. Enes'e (r.a.): -Peygamber devrinde at yarışı yapar mıydınız? Hz. Peygamber de yarışır mıydı? diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir:
- Evet, biz at yarışları yapardık. Allah'a yemin ederim ki, Hz. Peygamber de "Sebha" adlı atı ile yarıştı ve birinci geldi. Birinciliği O'nu hoşnut etmişti.
[30] (Bu ve aşağıda sunulacak hadisten anlaşılacağı gibi Peygamberimiz insanlara verir gibi atlara da isim verirlerdi.)[31] Peygamberimizin yarışmalarda daima birinci gelen "Gadba" isimli bir devesi de vardı. Bu yarış devesinin bir yarışmacı tarafından geçilmesi sahâbilerini üzmüştü. Arkadaşlarının üzüldüklerini sezince Peygamberimiz sporda centilmenliğin de örneğini teşkil edecek bir ifade ile şöyle buyurmuştur:
"Dünyada yükselttiği her şeyi alçaltmak Allah'ın kanunudur."[32] Atıcılık: Peygamberimiz dönemi meşrû eğlencelerinden, sporlarından ve savaş eğitimlerinden biri de ok ve mızraklarla atıcılık idi. Peygamberimiz atıcılığa gereğince önem vermişlerdir. Binicilikte olduğu gibi sözlü teşviklerle de yetinmemişlerdir. O, bazen atıcılık meydanlarında sahâbilerine uğrar,
"Atınız, ben de sizinle beraberim" buyururdu.
[33] Peygamberimiz, bu harp sporu ile ilgili bir başka hadislerinde ise şöyle buyurmuşlardır:
“A
tıcı ve binici olunuz. Atıcılığınız biniciliğinizden daha çok hoşuma gider..."[34] 3. Gösterişe Üstünlük Sağlamak İçin At Besleme Kişisel ve toplumsal faydalar sağlama amacıyla at yetiştirilmesi ve beslenmesine teşvik buyuran Peygamberimiz bu temel amaçlar dışında örneğin gösteriş için at sahibi olunmasını yermiştir. Aslında konu at değildir. İslâm Dîni, Rabbimizi Kitabı Kur’ân ve onun açıklaması olan Peygamberimizin Sünneti ile gösterişin her türlüsünü yasaklamıştır. Taşınır ve taşınmaz malların hatta giysinin ile bile gösterişe aracı kılınması haram kılmıştır. Değerine göre atın günümüzün en prestijli motorlu araçlarına tekabül ettiğini hatırlatarak sözü Peygamberimize bırakalım. O şöyle buyurur:
“…Gösteriş yapmak veya övünmek ya da İslam düşmanlarına yardımcı olmak için sahip olunan ve beslenen at, sahibi için günah kaynağıdır…”.
[35] 4. At da Allah’ı Anan ve Duâ eden Bir Varlıktır Göklerin ve yerin,canlı veya cansız olarak nitelenen diğer bütün yarattıkların kendilerine özgü dilleriyle Allah’a hamd ederek O’nu yücelttiklerini Kur’ânımız bildirmektedir,
[36] Bu bildiriye göre tüm başka canlılar gibi atlar da Allah’ zikreden dervişlerdir. Bunun içindir ki Peygamberimiz de at ve deve gibi binek hayvanlarının üzerinde iken uzunca konuşmalar yapılmasını, onların haklarına tecavüz olarak niteleyerek şöyle buyurmuştur;
"
Atlar gibi binilen nice hayvanlar vardır ki, onlar binicilerinden daha hayırlı ve
Allah'ı daha çok zikredicidirler."
[37] Peygamberimiz bir diğer hadislerinde de onların duâ eden varlıklar olduğunu şöylece açıklamıştır:
“Atlar seher vakitlerinde şöyle duâ ederler: Allahım! Beni, bana sahip kıldığın insanın ailesinin ve mallarının en çok sevdiklerinden kıl.”
[38] 5. Ata Zulüm de Haramdır İslâm, bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah’ın insanlığa gönderdiği hayat düzeni olduğu için tüm canlıların haklarını korumuştur. Bizimle yakından ilişkili olan atlar dahil diğer bütün hayvanların haklarını gözetmek, onları aç bırakmamak yavrularından ayırmamak, yapamayacakları işlere koşmamak görevimiz olduğu gibi tedavileriyle alakalanmak ve cinsel hayatlarını engelleyecek işlemlerden ve onları farklı cinsten hayvanlarla ilişkiye yönlendirmekten kaçınmak da görevimizdir.Yukarıda girişte de işaret edilen görevlerimizi ilgili makalemize bırakarak değinilen son iki hususa şöylece açıklık getirebiliriz.
Yaratılış amacı dışında kullanmaya kalkışarak Allah’ın yarattığı varlık yapısına müdahale, Kur’ân’la açıklanan Şeytanî bir işlemdir.
[39] Bu sebeple hayvanların cinselliklerine müdahale de bir zulümdür.Zulüm olduğu için de Peygamberimiz “
Devenin, sığırın, koyunun ve atın iğdiş edilmesini şiddetl bir dille yasaklamıştır.” [40]Bu yasaklamadan haraketle İslâm bilginleri aygırı kısrağa yaklaştırmamayı büyük günahlardan biri olarak görmüşlerdir.
[41] O, “
eşeklerin atlarla çiftleştirilmesi” şeklindeki bir tür işkence olan ”uygulamayı da,
“Bu gibi işleri ancak, gerçeklerin bilgisinden yoksun olanlar yapabilir.”
buyurarak yasaklamış ve bu gibi işlemelerden kaçınılmasını emretmiştir.
[42] 6. Atı Haramlara Aracı Kılmama ve Uğursuz Saymama a. Yukarıda değinildiği üzere İslâm at yarışlarını onaylar ve bu yarışların (özel veya resmi kuruluşlar tarafından) ödüllendirilmesini de tasvip ve teşvik eder. Ama sıradan atların safkan atlar olarak satılması ve onların zulüm/intikam amaçlı olarak kullanılmasını yasaklar,
[43] b. Bu türden işlemler gibi tam bir vicdan pisliği olarak nitelediği kumara aracı kılınmasını da haram kılar. Pek tabiidir ki bu yasak at yarışlarına özgü olmayıp bütün kumar türlerini kapsayıcıdır.
[44] Peygamberimiz şöyle buyurur
: “…
Kumara aracı kınlan at sahibi için günaha girme sebebidir.”.”
[45] Allah’ın hizmetimize sunduğu hayvanları örneğin atı, deveyi ve horoz kumar aracı kılmak için yarıştırmak ve dövüştürmek ve,böylece Allah’a isyan aracı eylemek pek tabiidir ki de bir zulüm çeşididir. Bu arada Peygamberimiz devrinde özgün örnekleri görülen at yarışlarında şike yapmanın da bir kumar türü olarak yasaklandığına işaret etmek isteriz..”
[46] c. Atları haramlara aracı kılmanın bir türü de onları lânetlemek ve onlara uğursuzluk yamamaktır. Çünkü İslâm hayvanları lânetlemeyi de uğursuzluk inancını da yasaklamıştır. Mesela, Peygamberimiz “
Eğer uğursuzluk olsaydı evde kadında ve atta olurdu, ama yoktur. Bu tür hurafelerden korunun.” buyurarak bizi uyarmıştır.
[47] 7. Atla İlgili Diğer önemli Konular Binicilik Hayırlı Eğlencelerdendir Peygamberimiz gerçek Müslümanları faydasız sözler ve işlerden sakınıcı kişiler olarak niteler. Rabbimizin Kitabı Kur’ân da en büyük Cennet olan Firdevs Cennetlerine girecek gerçek Müslümanları namaz kılma,z ekât verme ve söze ve sözleşmelere bağlılık yanı sıra faydasız boş söz ve işlerden kaçınıcı olarak açıklar.
[48] Boks ve hayvan dövüştürücülüğü gibi insan ve hayvana zarar verici bazı eğlencelerin, kaçınılması gereken faydasızlardan olduğu şüphesizdir. Ancak bir spor dalı da olan at biniciliği ve Cirit gibi oyunlar böyle değildir. Onları Peygamberimizi sunacağımız hadisleri ışığında helâl ve faydalı eğlenceler olarak değerlendirebiliriz. O şöyle buyurur:
“Kişinin eşiyle sevişmesi, ok atma talimi yapması ve atını terbiye etmesi yararsız olma bir taraf a faydalı eğlencelerdendir.”[49] At Etinin Yenilebilirliği Haram kılma yalnızca Allah’a özgü bir haktır. Rabimiz Kur’ân-ı Kerîm’de hangi hayvanların etlerini haram kıldığını açıklamaktadır.
[50] Açıklananlar arasında at eti yoktur. Olmadığı içindir ki Peygamberimiz at etinin yenmesine izin veriştir.
[51] Bu sebeple at etinin yenmesi helâldir. Sakıncalı bularak at etinin yenilmemesi görüşünü ileri süren İslâm bilginleri varsa da kabul edilen geçerli hüküm at etinin yenilebilirliğidir. Burada ilave edilecek bir diğer önemli husus da şudur:
Bütün İslâm bilginlerine göre at temiz bir hayvandır: bir diğer anlatımla içtiği suyun artığı temiz olduğu gibi sütü de temizdir/helâldir.
[52] Ata Zarar Verilmemesi ve Gereksiz Öldürülmemesi a. Yeryüzündeki bütün varlıklar biz insanlar için yaratılmıştır. Doğrudan ve bilmediğiniz yol ve yöntemlerle dolaylı olarak bize hizmet sunmaktadırlar. Bu sebeple atlar dahil hiçbir canlıya en ufak bir zarar veremeyiz. Onlara zarar verme bizi Cehennem azabı dahil ilâhi cezalara uğratabilir. Peygamberimiz şöyle buyurur:
“
Atların alın saçını, yelesini ve kuyruğunu kırkmayın, zira yelesi onun elbisesi, kuyruğu da sinek kovalama organıdır. Alın saçında ise hayır düğümlenmiştir.”
[53] b. Bütün canlıları yaratan Allah’tır. Yaratma gibi öldürme hakkı da yalnızca O’nundur. Allah’ın etlerinin yenmesini helâl kıldığı diğer bütün hayvanlar gibi eti helâl kılınan atlar da ihtiyaç duyulduğunda Allah’ın adı anılıp kesilerek öldürülebilir.
[54] Bunun dışında savaş gibi düşmanı çökertme amaçlı gerektirir bir sebep olmadıkça her hangi bir gerekçe ile her hangi bir canlı öldürülemeyeceği gibi at da öldürülemez.
Atın Zekâtı/Vergilendirilmesi a. Küçük ve büyük baş hayvanlar belirli sayılara ulaştığında onlardan açıklanan ölçülerde zekât verilmesi İslâmî görevdir. Yetiştirilmeleri teşvik edilen atlar da ise böyle bir gereklilik yoktur. “
Atlarda zekât yoktur.” buyurarak olmadığını açıklayan da Peygamberimizdir.
[55] Ancak ticari amaçlı besleme ve alım satımlar bu kuralın dışındadır Onlar için kırkta bir ölçüsünde zekât verilir.
b. Kur’ânın beyanına göre mallarda zekâtın dışında toplum hakları olduğu için atlarda da verilmesi gereken zekât dışı haklar vardır.
[56] Peygamberimiz bu haklara işaret etmek için şöyle buyurmuşlardır:
“
İhtiyaçlarını karşılamak ve mal sahibi olmak için at yetiştiren fakat onlar üzerindeki (zekât ve ödünç vermek gibi)
Allah/toplum haklarını unutmayarak veren kişiyi atları azaba uğramaktan koruyacaktır.”[57] Toplum haklarını ödemeyen kişinin uğrayacağı azap da Peygamberimiz tarafından şöylece dile getirilmiştir:
“Sahip olduğu devenin veya sığırın ya da koyunun toplum hakkını ödemeyen her bir kişi için devesi, sığırı, koyunu Kıyamet Günü’nde en büyük ve en semiz bir kıvamda mutlaka getirilir. Sahibini ayaklarıyla çiğner, boynuzları ile vurur. Toplum hakkı ödenmeyen bu hayvanların sonuncusu çiğneyip boynuzlayarak üzerinden geçtikçe ilki tekrar tekrar çiğneyip boynuzlamak için üzerine gelir. İnsanların muhakemesi bitirilerek haklarında Cennetlik veya Cehennemlik hükmü verilinceye kadar bu azap böyle devam edip gider.”[58] Cennette At Var mı? Yukarıda Kur’ân ve Sünnet ışığında at sevgisinin insan doğasına işlendiğini açıklamıştık. Atın geçim, zenginlik, sosyal prestij ve savunma kaynağı olduğu bir toplumda ata bağlılığın tutku haline dönüşebileceği gerçektir. Böylesi bir toplumun insanı olan bir sahâbi, at olmaksızın Cennet hayatı tasavvur edemediği için olacak Peygamberimize gelerek şöyle sormuştur:
- (Ya Resûlellah!) Cennet’te at/deve var mıdır?
- Allah seni Cennet’e koyarsa… orada canının arzu ettiği ve gözünün görmekten haz duyacağı her şey senin içinhazırlatılır.”[59] Sonuç Kur’ân’da yer alan, Peygamberimiz tarafından özel bir ilgiye mazhar kılınan ve Kıyamet gününe kadar da sevilecek ve ihtiyaç duyulacak bir varlık olan Atların yetiştirilmesi, beslenmesi ve nesillerinin ıslahına önem verilmesi görevimizdir. Üstelik bu tür çalışmalar, Peygamberimizin işaret buyurdukları gibi kazanç vesilesidir, bir diğer güncel anlatımla özellikle yarış atları yetiştirilmesi ülke ekonomimize de katkıdır. Peygamber-Devlet Başkanı olan Peygamberimiz tarafından at yarışlarının yaptırılması ve yarışı kazananların ödüllendirilmesi yetiştiricilik anlamına atçılığın bir toplumsal politika olarak değerlendirmesini de gerektirmektedir. Atçılık ve at yarışları kumar türü bazı olumsuzlukları çağrıştırıyorsa da bu durum kullanımla ilgili olup konunun doğasından kaynaklanmamaktadır. Biz, özel ve resmi kurumların destekleri ışığında Hakka isyan ve Halka zarar verici nitelikli uygulamaların düzeltilebileceği ve bu alanda yeni ufukların açılabileceği inancındayız. Amacımız bütün varlıkların yaratıcısı olan kulluktur. [1] Nahl 8,Fatır 1
[2] “Hayvanlara Bakışımız ve Görevlerimiz “ başlıklı makalemize bakınız.
[3] Sünnet: Peygamberimiz Hz.(Hâzreti) Muhammed’i.n sözleri,davranışları,işleri ve onaylarıdır.
[4] Biz bu makalemizde atın yaratılışı, yetiştiriciliği ve kullanımı ile ilgili tarihsel ve güncel bilgiler vermeyecek, konuyu Kur’ân’da ve Peygamberimizin dilinde at olarak sınırlandıracağız.
[5] At Kur’an’da ilgili bölümde görüleceği üzere beş yerde açıkça iki yerde de dolaylı olarak geçmektedir.
[6] Nahl 14/8,
[7] Âl-i İmrân 3/14.
[8] Enfal 8/60. Atların savaş aracı olduklarına işaret eden bir diğer âyette Kur’ân’ın Haşr sûresinin 6.âyetidir.
[9] Baş Şeytan’n İblîs’in atları onun buyruğundan çıkmayanlardır.
[10] Kur’ân yorumcularının büyük çoğunluğuna göre bu âyetler özellikleri açıklanan atlara işaret emektedir. Her dönemin savaş araçlarına vurgu yaptığı da ileri sürülebilir.
[11] Âdiyât 100/11
[12] Sâd 38/31-33. Savaş aracı olarak At Kur’ân’da bir de Haşr sûresinin 6. âyetinde geçmektedir.
[13] Nesâî Hayl, Bab-ü Hubbil Hayli, (6/21799; Muvatta Cihad 47
[14] Bu savaşlardan Bedir’de Kureyş ordusundaki 100 ata karşılık İslâm ordusunda 2 at vardı. Uhud da ise 200 atlıya karşılık sahip olunan atlar yine ikiydi. Müslümanlar daha sonra savaş için gerekli olan at ihtiyacını çevreden satı alma ve düşmandan ganimet alma yoluyla karşılamışlardır. (Elnure Azizova, Hz.Peygamber Döneminde Çalışma Hayatı ve Meslekler,İsam yay.İst.2011, s.81-82)
[15] Feyzül- Kadîr Hn. 4159,3/512
[16] Buhari, Cihad, 43; Feyzül-Kadîr Hn. 4159.,3/512
[17] Buhari, Cihad, 45
[18] Müsned, 4/69
[19] Nesai, Hayl, 6
[20] Feyzül-Kadîr Hn. 4161.,3/512
[21]Buharî. Cihad 51; M.Hamidullah İslâm Peygamberi Madde 1709,S.8369[22] Yarış atları,yarış alanları, ödüllü yarışmalar ve bütün bunların varlığı ve eğlenceyi içermesi yarış müsabakalarına erkekler yanı sıra muhtemelen kadınların ve çocukların da katıldığını göstermektedir. Peygamberimizin “
Eğlenceye eğilimli genç kızların arzularını anlayışla karşılayınız.” buyurması ve kılıç-kalkan ve mızrak oyunları türünden bazı sportif gösterilerin kendi camisinde(Mescid-i Nebİ) düzenlenmesini ve kadınlar tarafından izlenmesini onaylaması ve eşlerine izlettirmesi de kadınlar ve çocukların izleyici olduklarına işaret etmektedir. (Kettanî,et-Teratibül İdariye 2/144: Buharî, Salat 69, Îdeyn 25)
[23] M.Hamidullah İslâm Peygamberi Mad.1369, 1681,1876; Elnure Azizova, Hz.Peygamber Döneminde Çalışma Hayatı ve Meslekler,İsam yay.İst.2011,s.79-83
[24] Hz.Peygamberin bu yarışları seyrettiği ve dereceye girenleri tespit ettiği yerin anısına Medine şehrinin kuzey taraflında bu gün halen mevcut olan Sebek/yarıs camisi inşa edilmiştir.(İslâm Peygamberi, madde 1701)
[25] Buhârİ Cihad 56; Darimî Cihad 36
[26] Ebu Davûd Cihad 67
[27] Ödül, Hurma vs. maddeler olurdu. Kur’an’da kesinlikle yasaklanmış kumardan başka bir şey olmayan “müşterek bahis” elbette ki ne at yarışlarında ve ne de başka spor dallarında söz konusu olmazdı.(İslâm Peygamberi madde 1876)
[28] Ebu Davûd Cihad 60; Müsned 2/5,55,91; slâm Peygamberi madde 1701,1876
[29] Ebu Davûd Cihad 67,Hn.2577
[30] Dârimî, Cihad 37
[31] Buharî Cihad 46, Bab-ü İsmil-Feresi
[32]Buharî, Cihad 56/59; Nesâî, Hayl 4[33] Neylül-Evtâr 8/95; Tecrîd-i Sarih HN.1386
[34] Hz.Peygamberin bu iki ana unsuru öne çıkarması, onun asırları kapsayan ilahi mesajının eskimezliğini ve zaman aşımına uğramadığını göstermektedir. Atıcılık ve binicilik savaşın iki temek unsurudur.Aletleri ve teknolojisi değişmiş ve gelişmiş olmakla beraber bu gün de atıcılık ve binicilik önemini hiç kaybetmemiş,aksine daha da ehemmiyetli hale gelmiştir. Çünkü ata da uçağa da hata aya ve diğer gezegenlere gönderilen mekiğe de binilmektedir. Ok atıldığı gibi en modern silahlarla mermi veya rampa ve uçaklarla füze de atılmaktadır.Bunlar olmalı mı olmamalımı,kullanılmalı mı kullanılmamalı mı konusu ayrı bir bahistir. (Riyazüs-Salihin Tercüme ve Şerhi, İsmail Lüfi Çakan …6/93)
[35] Buharî Cihad 47; Feyzül-Kadîr Hn. 4162.,3/514
[36] İsra 15/ ; Mülk
[37] et-Tac 4/351
[38] Nesâî Hayl, Bab-ü Davetil-Hayl (6/223)
[39] Nisa 4/119
[40] Beyhaki S.Kübra Hn.20289, M.Zevaid Hn.9368
[41] İslâm’da Halâller ve Haramlar 1/675
[42] Ebu Davûd,Cihad 59, Hn.2569; Nesâî Hayl 10
[43] Ebu Davûd,Cihad 46
[44] Mâide 5/90
[45] Feyzü Kadîr Hn.4161, 3/513.
[46] Ebu Davûd,Cihad 69
[47] Nesâî Hayl, Bab-ü Şü’mül-Hayli (6/ 220)
[48] Müminûn 3
[49] Nesâî Hayl, Bab-ü Tedîbir-Reculi Feresehü
[50] Bakara 2/173,Mâide 5/2
[51] Buharî Zebâih 27,Müslim Sayd 36
[52] Geniş bilgi için bak. Türkiye.Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİP) At maddesi,4/32
[53] Ebu Davûd Cihad 43,Hn.2542
[54] Mümin 40/68; En’âm 8/118
[55] Bak. Buharî Zekat 45; Müslim Zekât 8. Konuyla ilgili rivayetlerin değerlendirilmesi için.bak.Ebu Ubeyd, Kitâbül-Emvâl, 563-567
[56] Bakara 177
[57] Nesâî Hayl 1,(6/2169
[58] Buharî, Zekât 43.
İlk İslam Toplumu’nda daha yaygın olduğu için küçük ve büyük baş hayvanlar üzererinden verilen azap örneğini -onlar gibi üzerinde toplum hakları bulunan- atlara da teşmil edebiliriz. Etmeliyiz de.[59] Tirmizî Cennet Hn.2546
Cennet: Ebedî hayattır.Sonsuz mutluluktur. Bitmez tükenmez nimetlerdir. Câzibeli eşlerdir.Tasavvur edilemez güzelliklerdir.Başta Peygamberler olmak üzere insanlığın yıldızları olan yüce şahsiyetlerle beraberliktir.Bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah’ın güzelliklerine bakmaktır. Onun sevgisiyle zirvede yaşamaktır.Bütün arzulara kavuşmaktır.
Cennet hayatında dünyadaki tutkularımızın gerçekleştirilmesi istenecek midir? İstenecekse hiç şüphesiz gerçekleştirilecektir. Kur’ân’da Yüce Rabbimizin Cennet’e girecek kullara şöyle buyuracağı açıklanmaktadır:
“
Sizler ve eşleriniz nimetler içinde mutlu edilmek üzere Cennet’e giriniz.Orada altın tepsiler ve dolu dolu kaselerle karşılanacaksınız. Orada canlarınızın çekeceği ve gözlerinizin görmekten zevk alacağı her nimet vardır ve siz orada ebediyen kalacaksınız.” (Zuhruf 43/70-71)
Bazı sahâbilerin “Cennet’te at var mıdır? şeklinde yönelttikleri soruların benzerleri, devrimizde otomobiller-uçaklar için, gelecekte de örneğin uzay araçları için sorulabilir.
Kur’ân, Cennet nimetlerini sınırlamamakta, Kıyâmet’e kadar geçerli olacak hıtabı ile, verilecek nimetlerin hiçbir insan tarafından bilinemeyecek enginlikte ve sınırsızlıkta olacağını duyurmaktadır.Üstelik bu nimetler, ihtiyaç gidermek için değil, hazları/zevkleri artırmak ve çeşitlendirmek için ikram edilecektir.