
İSLAM’DA ZEKAT
Zekât, İslâm Dini'nin, şartlarını taşıyan mü'minlerin malında fakirler, âcizler ve borçlular gibi sosyalyardıma muhtaç toplum kesimi içintayin etmiş olduğu bir Hak'dır.
Rabbimiz bu gerçeği Kur'ân'da şöyle açıklar: «Onlarınmallarında ihtiyacını açıklayan ve açıklayamayan yoksullar için bir Hak vardır.(1)
Sosyal adaleti sağlayıcıbir ibâdet olan zekât, İslâm binasının beş temelinden biridir.
Bakara sûresinde Rabbimiz şöyle buyurur: «Namazı(gereği gibi) kılın. Zekâtı verin. Hayır işlerinden nefisleriniz için(ölmeden) önce yaptıklarınızın Allahkatanda mükâfatını bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görücüdür. (Karşılığını da vericidir).»(2)
İslâm Dinî, mana ilemaddeyi birleştirdiği için, ibadetleştirdiği zekâtı daima namazla birlikteemretmiş ve bu emrini defalarca tekrarlamıştır. Dinimiz böylece namazla Allah'aibadet etmek görevini yüklerken, zekâtla Allah'ın buyruğu olarak cemiyete hizmet ödevini yüklemiştir.
Dinimizde emrolunanzekât, beşerî rejimlerde gördüğümüz gibi ölçüleri, tahakkuku ve tahsili sadecebir kanun mevzuu olup, dinî bir değer taşımayan resmî ve donuk bir vergideğildir. O, Rabbimizin emrettiği mâlî bir vazife ve âhiret saadetine erdirecekbüyük bir ibâdettir.
Kuran ve Sünnet toplumlardaİslâmî yönetim tarafından mü'min zenginlerden alınarak mü'min fakirlereverilen zekât yılda bir defa verilen bir İslâmî vergidir. Ancak cemiyetimizgibi lâik toplumlarda mü'minler zekâtlarını vergiye mahsub edemeyecekleri içinfakirlere bizzat vermek mecburiyetindedirler ve bilindiği gibi tatbikatımızdabu şekildedir.
***
Zekât, mü'minlerin,cimrilik, ihtiras, bencillik, mala düşkünlük, katı kalplilik gibi kötühasletlerini gideren, fakirlere ve acizlere karşı sevgi ve şefkat duygularınıgeliştiren ve toplum fertlerini kaynaştıran bir ibâdettir.
Zekât, malıbereketlendiren, ekonomiye canlılık ve topluma refah sağlayan bir ibâdettir.Fakirin aldığı zekât tüketim gücünü arttıracağından, cemiyette üretim artacak,üretim arttıkça da yeni iş sahaları açılacak, böylece işsizlik azalacaktır.Zenginle fakir kaynaşacağı için de iktisadî bakımdan daha verimli bir ortamvücut bulacaktır.
Bu açık ekonomikgerçekler yanı sıra Rabbimiz de şöyle vadetmektedir:«Mallarını, Allah yolundaharcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dane bulunan bir tektohumun hali gibidir. Allah her kime dilerse ona kat kat verir. Allah (rahmeti)geniş olandır ve (kullarının durumunu ve her şeyi) bilendir.» (3)
Zekât mülkiyetdüşmanlığını gideren, şahıs mallarına saygıyı pekiştiren ve malı koruyan biribâdettir. Bunun içindir ki Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:«Zekât vererekmallarınızı kale içine alınız.» (4)
Bu hadis, fakirlerlezenginlerin kaynaştırılmadığı cemiyetlerde doğabilecek sınıf şuurunun anarşiyedönüşerek malları yağmalattırabileceği hakikatine de veciz bir şekilde işaretetmektedir.
Devrimizde ferdî mülkiyetdüşmanlığının artması ve fiilî saldırılara dönüşmesinde, hased duygularınıngelişmesinde ve sınıflaşmaların teşekkülünde, zengin mü'minlerin fakirlere,âcizlere, işsizlere hakları olan zekâtlarını vermemelerinin, böylece cemiyetifiilen iki kampa ayırmalarının büyük rolü olmuştur, olmaktadır ve de olacaktır.Bu netice kaçınılmazdır. Bakınız Rabbimiz bizleri nasıl uyarıyor:
«Ey insan oğlu! Eğer rızıklandırdığımmallardan vermen için tayin ettiğim hakları ayırmaz, cemiyetin muhtaçlarınavermezsen sana zalimleri, mütecaviz mülkiyet düşmanlarını musallat ederim.Onlar bütün mal varlığını elinden alırlar. Sana da hiç bir sevap vermem.»(5)
Zekâtsızlığa Allah'ınmahza adaleti olacak bu cezanın canlara ve mallara tecavüz şeklinde tecelliedecek neticesinden korumak içindir ki Peygamberimiz de bizleri şöylece ikazbuyurmuştur:
« ( Zekât ve Nafaka gibi dinî-malî- vazifelerinizi yapmamak olan Şuh'tan sakının.Buvazifelerden kaçınma sizden önceki toplulukları helak etmiş, onlarıbirbirlerinin kanını akıtmaya, haram olan can ve mal dokunulmazlığını helâlgörmeye sevketmiştir.» (6)
Peygamberimiz bir diğerhadislerinde zekâtsızlığın doğuracağı musibetlerin ancak zekât vermek suretiyleönlenebileceğini de şöylece bildirmişlerdir.«Malının zekâtını verirsen malınınüzerindeki şerrini gidermiş olursun.» (7)
MuhteremMü'minler!
Cemiyetin(toplumun)muhtaç kesimi için Allah'ın tayin etmiş olduğu bir toplum hakkı olduğundanzaman aşımı zekâtı düşürmez. Zekâtsız kişi için dünyada ve âhirette afyoktur.Zekâtını vermeyen kişi için Allah katında kabul olunacak hiç bir hayırlıamel de yoktur.
Peygamberimiz şöyle buyururlar:«Her kim namazını kılarda zekâtını vermezse onun için namaz da yoktur.» (8)
Sizlere bazı önemlihususiyetlerini sunmaya çalıştığımız ve ziraî mahsuller, hayvanlar, madenler,ticaret malları, hisse senetleri, altın ve gümüşler, fabrika ve apartmangelirleri üzerinden değişik yüzdelerle verilmesi gereken zekât, sermaye-kazançikilisinden kırkta bir, gelirlerden yirmi de bir, onda bir ve beşte birnisbetlerinde verilir.
Dinimizde zekâtın büyükölçüde her bir cins maldan ve değişik yüzdelerle verilmesi her tür malda fakirlerinve acizlerin Hak'ları olduğunu gösterir.
Zekât, İslâmî hayırlarınen büyüğüdür. Zekât veri ci güce ulaşmak için çalışmalı, şartlan tahakkuk ettiğindezekâtlarımızı mutlaka vermeliyiz. Zekâtımızı vermedikçe gerçek Müslümanolamaz, fakirlerin haklarına da tecavüz etmiş oluruz. Rabbimiz Âhireti inkârile birlikte zekâtsızlığı kâfirlerin vasfı olarak sunmaktadır.
Fussılet Sûresi, âyet 6-7.«...Allah'a ortak koşanlarada azab olsun ki, onlar zekâtı vermezler ve onlar âhiret gününü de inkâr ederler.»
Yüce Allah'ın mallarüzerindeki hakimiyetini tanımama olan zekâtsızlık şüphesiz Hak ve Halkkatında pek büyük bir günahtır ve desuçtur.
Verilmemesi günah olmanınyanı sıra suç olduğu içindir ki İslâmToplumunda zekât gerektiğinde yargı yoluyla tahsil edilir.(9)
İçinde yaşadığımız laikcemiyetler gibi toplumlarda zekâtın Allah'ın emri olduğunu kabul etmeyenler vevermeyenler için ceza yoktur. Ancak zekâtı vermeyenler için kulun uğrayacağıâhiret azabı bakîdir. Allah sorguya çekecek ve cezalandıracaktır.
Tevbe sûresinde şöylebuyrulur:«... Altın ve gümüşü biriktirerek saklayan ve onları Allah yolundaharcamayan kimseleri acıklı bir azab ile iyice uyar.Zekâtı verilmeyerek biriktirilenmalların cehennem ateşinde kızdırılacağı Kıyamet Günü'nde onların alınları,yanları ve sırtları kızdırılan bu mallarla dağlanacak (ve onlara şöyledenecektir:)
- İşte, nefisleriniziçin sakladıklarınız! Artık, topladıklarınızın acısını tadın bakalım.» (10)
Zekâtlarını vermeyenmü'minler cezalandırılırken bu dinî-malî vazifelerini yapan mü'minler demükâfatlandırılacak, Cennet nimetleriyle nimetlendirileceklerdir.
Rabbimiz şöylebuyurur:«... Râblerinin rızasını dileyerek (her zorluğa) sabredenler, namazıdosdoğru kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve aşikâr (Allahyolunda) harcayanlar ve kötülüğü iyilikle savanlar (yok mu?)
Onlar için dünyahayatının iyi bir sonucu olan Adn cennetleri vardır. Onlar atalarındanzevcelerinden, zürriyetlerinden iyi kişilerle beraber olmak üzere cennetleregirecekler ve melekler de her bir kapıdan yanlarına sokulacaklar (veonlara şöyle diyeceklerdir:)
Sabrettiğiniz şeyleremukabil sizlere selâm olsun. Dünya hayatının ne güzel sonucudur bu.» (11)
Mü'minler!
İyice bilmeli veinanmalıyız ki fakirin zekâtı almaya muhtaç olmasından çok zengin vermeyemuhtaçtır. Zira alan için zekâtın sağladığı maddî refah geçicidir. Ama vereniçin sağladığı saadet ebedîdir.
Hutbemizi Yüce Rabbimdencümlemize zekât verme gücü ve arzusu vermesini dileyerek bitiriyorum.
1) Zâriyat,19
2) Bakara, 110
3) Bakara, 261
4) C. Sagir, 1/148
5) Ruhul-Beyan Ala, 19.
6) R. Salihin B. Nehyi Anil-Buhli Ves-Şuhh.
7) C. Sağır, 1/17
8) Kitabul - Emval B. Men'i vet-Ta'lîzi sh. 492.
9) Y. Kardavî Fıkhuzzekâti, 1/77.
10) Tevbe, 34-35
11) Ra'd, 22-24


