
İSLAM’DA YATIRIM VE ŞİRKETLEŞME
Sosyal kalkınmayahizmet edebilmemiz, cemiyetin muhtaç fertlerine ve akrabamızın âcizlerine zekâtve nafaka verebilmemiz ve Allah için yaptığımız ihtiyarî yardımlarımızı giderekartırabilmemiz için Dinimiz meşru kazançların, tasarruf edilen meblâğlarınyatırımlara tahsisini öğütlemiş, verimsiz bir şekilde âtıl halde tutulmasınacevaz vermemiştir.
Dinimiz, açıklanan gayelerleyatırımlara yönelttiği gibi kazanıldıktan sonra verdiriri emirleriyle deyatırımları dolaylı olarak teşvik etmiştir. Çünkü yatırıma yöneltilmeyecekparalar ve mallar, her yıl ödenmesi zaruri zekât ve nafakalarla giderek asgarimeblağa düşecektir.
Peygamberimiz birhadislerinde şöyle buyururlar: «Sizin en hayırlınız kendisinden hayır ümidedilenleriniz (ve insanlara en çok fayda sağlayanlarınız)dır.» (1)
Kendisinden hayır beklenen ve yardım edebilen bir mü'min olabilmek içinde müteşebbis olmak, yatırımlara yönelmek, iş sahaları açmak böyleceçalışabilecek insanlara ortam hazırlamak ve mevcut imkânları geliştirmekgerekir.
İslâm'da «Ameller niyetlere göredir.» Allah'ın rızasına ermekgayesiyle toplum yararına yapılacak bütün çalışmalar ibadettir ve âhiretsaadetine götüren hayırlardır. Nitekim Rabbimiz Mü'minûn Sûresi'nde FirdevsCenneti'ne vâris olacak mü'minlerin vasıflarım beyan ederken şöylebuyurmuştur:«Onlar zekât (verici güce ulaşmak) için durmadan çalışanlardır.»(2)
Aziz Mü'minler!
Bilinen bir gerçektir ki her para ve mal sahibi insan müteşebbisolamaz. Bunun ihtiyarlık, sakatlık, bilgisizlik, ilimle iştigâl gibi çeşitlisebepleri olabilir. Bir de her miktar sermaye yeni bir yatırıma yönelmek içinyeterli değildir. Nitekim günümüzde haram işlenerek bankalara yatırılan küçükmevduatlar ve aile bütçelerinde tutulan paralar bu türdendir.
Bu gibi durumlarda bizzat yatırımlara yönelemeyecek sermaye sahipleriile küçük mevduat sahihleri için İslâm Dini şirketleşmeyi tavsiye, hattaemretmektedir. *
Kur'ân-ı Kerim'de ve Peygamberimizin hadislerinde mü'minler birliğeçağrılmakta ve beraberlik üzerinde sabretmeleri emrolunmaktadır.
İslâm Dini'nin çağrısı olan birlik yalnız cami içi birliği değildir. Osiyasî, kültürel ve iktisadî birliktir. İktisadî birliğin en belirgin şekli iseortaklıktır. Daha geniş anlamıyla şirketleşmedir.
Peygamberimiz pek çok hadisleriyle mü'minleri birliğe çağırmıştır.ŞanlıPeygamberimiz şöyle buyurur: «(Siyasî, kültürel ve iktisadî bakımdan) birlik veberaberlik içinde bulununuz. Dağınıklıktan sakınınız. Zira şeytan, (görüşünübeğenip) tek olarak kalmayı iltizam eden kişi ile beraberdir. Şeytan ancak iki(veya daha ziyade) olan topluluk halindeki kişilerden uzaktır. Kim Cennet'egirmek isterse (mü'minlerle) birlikten ayrılmasın.» (3)
Bir diğer hadislerinde ekonomik birliğe yönlendirerek: «Allah'ınyardımı ortaklar üzerindedir.» buyuran peygamberimiz, geleceğini müjdelediğiilâhî yardımın geliş şartım da şöylece açıklamıştır.
«Allah şöyle buyurur: Biri diğerini aldatıp haksızlık etmedikçe beniki ortağın üçüncüsüyüm. Fakat biri diğerine hıyanet edince ben aralarındançekilirim. (Onları yardımımdan yoksun bırakırım.) (4)
Sunduğumuz hadîsler ortaklığa teşvik ettiği gibi ortaklıkta karşılıklıolarak hakların gözetilmesini de emir buyurmaktadır.
Yarattığı insanların iç dünyasını pek iyi bilen Rabbimiz gerçekmüminlerin birbirlerinin haklarına tecavüz edemeyeceklerine bu sebeple deortaklıklarının başarılı olacağına Sâd Sûresinin 24. âyetinde şöylece işaretbuyurmaktadır:«...Gerçekten ortakların çoğu birbirlerine zulmederler. Ancakîman eden ve (Allah'ın emirleri ve yasaklarına uyarak) güzel -ameller yapanlarböyle değildir. Ancak onlar da pek azdır...» Gelişen hayat şartları içersindebasit tesislerin, ufak yatırımların yerlerini dev tesislere ve büyük yatırımlarabıraktığı günümüzde mü'minlerin iktisadî hayatın fi'lî kanunlarını idraketmeleri ve kolektif bir şuur altında çalışmaları vazifeleridir. Bunun için demü'min ilâhiyatçıların, iktisatçıların, sanayicilerin ve tüccarın, üzerindehassasiyetle durmaları gereken en mühim vazifeleri İslâm Şirketler Hukuku dadikkate alınarak kurulup işletilecek ve dev adımlar atabilecek şirketlerifiilen gerçekleştirmektir. Zira asrımızın ortaya çıkardığı hayat şartları vehusûsî (özel)mülkiyeti tehdit eden cereyanlar, İslâm'ın caiz görüp teşvikettiği şirketleşmeyi, zarurî kılmaktadır.
Mü'minler!
Servetlerin toplumun yalnız zengin kesimi arasında el değiştirmesinionaylamayan Kur'ânî düsturlar ve dinimizde zengin mü'minlere ve İslâmCemiyeti'ne yüklenen kaçınılmaz vazifeler, İslâm'ın geniş bir tabanadağıtılmış husûsî mülkiyet görüşünü benimsediğini ortaya koymaktadır. (5)Şu halde sermayenin ve mülkiyetin geniş kitlelere dağıtılmasınısağlayabilecek, işçi-patron sınıfını meydana getirerek içtimaî hayatta emniyetve istikrârın tesisinde büyük ölçüde müessir (etkili)olabilecek şirketleşmeyerağbet göstermek, Müslümanlar için bir vecîbedir.
Ayrıca, küçük tasarruf sahiplerinin iştirak edebileceği şirketlerinkurulması, böylece tasarrufların yatırımlara yöneltilmesi, kalkınmamızıhızlandıracağı, yabancı ve gayr-ı müslim sermaye hâkimiyetini sona erdireceğive faiz sistemiyle mücadelenin en verimli vasatını hazırlayacağı da birhakikattir.
Burada bilvesile şugerçeği de açıklayalım.Faiz almak ve vermek Rabbimiz tarafından haram kılındığıiçin faizli sisteme karşı koruyucu ve basan sağlayıcı bir mücadele vermekfarzdır.
Bu kutsal mücadelenin önemli bir aracı olabileceği için deşirketleşmenin bağımsız kuruluşlarla etkin denetimli borsacılığın mü'minleriçin özel bir önemi vardır.
Muhterem Mü'minler!
Dünya ve âhiret mutluluğunu gaye edinmesi gereken mü'minler olarakgerek bizzat ve gerekse bilvasıta yatırımlara yönelecek, yapacağımızyatırımlarda, dînimizin helal ve haram ölçülerine bağlı kalacak, daima helâlkazanca talip olacağız. Çünkü bizler, kazançlarımızı nasıl ve hangi yollarlasağladığımızdan Rabbimizin huzurunda mes'ul (sorumlu) tutulacağız.
Hutbemizi bu sorumluluğumuzu bildiren bir hadîsle bitiriyorum.
«Her insan Kıyamet Günü'nde, Allah'ın huzurunda beş şeyden muhakkaksorulacaktır.
a) Ömrünü nasılgeçirdiğinden,
b) Gençliğini hangiyollarda harcadığından,
c) Malını nerede venasıl kazandığından,
d) Nerelereharcadığından,
e) Bildiğihususlarda ne amel ettiğinden. (Evet bütün bunlardan sorguyaçekilecektir.) (6)
1. M. Mesâbih, Hn.4992
2. Müminün, 4
3. (*) İslâma göreşirketler mevzuunda bilgi almak için günümüz Türkçesiyle yazılmış bir eserebaşvurmak isteyenlere aşağıdaki eseri tavsiye ederiz. Dr. Osman Şekerci(merhum)İslâm Şirketler Hukuku, İstanbul 1981
4. S. Tirmizî, Hn.2166
5. M. Mesâbîh, Hn.2933
6. Haşr, 7
7. M. Mesâbih, Hn.5197


