
İSLAM’DA İSTİŞARENİN ÖNEMİ
Ferd'i ve sosyalhayatımızı kuşatan yasalarını Yüce Rabbimizin Kur'ânla koyduğu ve azizPeygamberimiz Hz.Muhammed'in tebliğ edip açıkladığı İslâm Dini değişmez vedeğiştirilemez hayat nizamımızdır.
Biz mü'minler zaviyesindenYüce dînimiz:
a) Kur'ân veSünnet çizgisinde Allah'a ve Peygamberimiz Hz. Muhammed'e itaat ile,
b) Kur'ân veSünnet'in hakkında açık ve kesin hüküm bildirmediği amelî hayatımızlailgili mevzularda mü'minlerin birbirleriyle istişare etmeleri gibi iki anaesasa dayanır.
Dünya hayatında insanları kullukla imtihana tâbi tutan YüceRabbimiz, hikmeti icâbı, insanları akıl, zekâ ve tecrübe için gerekli olanömür bakımından eşit olarak yaratmamıştır. Bunun içindir ki, bir insan nederece zekî ve ne derece tecrübeli olursa ölsün «... Her bilgilinin üstünde birbilen vardır.» anlamındaki Yusuf sûresinin 76. âyetinde açıklandığı gibikendisinden daha bilgili, daha tecrübeli insanlar vardır.
Kaldı ki bir insanın,sınırlı olan bilgi ve tecrübesiyle, değişik hayat hadiseleri karşısında herzaman en doğru ve en isabetli hükme varması mümkün değildir.
Fertler' için değişmezolan bu yasa aynen cemiyetler için de geçerlidir. Aralarında istişareyi usûlve kanun haline getiremeyen toplulukların, siyasî, içtimaî ve askerî alanlarda,maarif (öğretim-eğitim), hukuk, iktisat, iç ve dış siyaset dallarında başarılıolmaları, amaçladıkları sonuçları sağlamaları mümkün değildir.
Bunun içindir ki dinimiz,fert ve cemiyet hayatı için önemi büyük olan istişareyi yani danışmayı dinî birvazife ve bir ibâdet kılmıştır.
Yüce Rabbimiz, Kur'ân-ıKerîm'in Âl-i İmran sûresinin 59. âyetinde Peygamberimizin şahsında mü'minlereşöyle emir buyurmuştur:«... İşlerinde mü'minlerle istişare et. ( İstişaredensonra) bir şeyi yapmaya karar verdin mi artık Allah'a güven. Gerçekten Allahkendisine bağlanıp güvenenleri sever.»
Bizler için en güzelhayat numunelerini takdim buyuran Peygamberimiz, Allah'ın vahiy indirereknasıl yapılması gerektiğini bildirmediği bütün işlerde daima sahabileri ileistişarede(danışmada) bulunurlardı. İstişare Peygamberimizin hayatında değişmezbir ölçü idi.
İnsan varlığına vedüşüncesine pek büyük değer veren Peygamberimiz, Kur'ân'ın hüküm getirmediği,yön vermediği bazı hususlarda görüş sahibi mü'minlerin fikirlerini benimsemiş,kendi görüşlerinden feragat buyurmuşlardır. Burada bir örnekle konumuza açıklıkgetirelim.
Bedir harbindePeygamberimiz ordusu için bir karargâh seçtiler. Ashab-ı Kiram'dan Hubbab b.El-Cemûh sordular:
- YaResûlellah! Burası Allah'ın vahiy indirerek konaklattığı bir yer midir? (Butakdirde) ileri gitmemiz
geri çekilmemiz mümkün değildir. Yoksa savaş taktiği olarak sizin seçtiğinizbir yer midir?
Peygamberimiz:
-Savaş taktiği olark seçilmişyerdir, buyurdular.
Bu cevabı alan Hübab,seçilen mahallin askerî strateji bakımından uygun olmadığı görüşünü açıkladı.Peygamberimiz de Hubbab'ın fikrini isabetli bularak karargâhı değiştirdi.(1)
Allah'ın vahiy ilebildirmediği mevzularda, Peygamberimizin yaptığı istişareler ve tecrübeyeverdiği ehemmiyet hususunda pek çok misaller vardır
Peygamberimizi enyakından tanıyan muhterem sahâbî Hz. Ebû Hüreyre'nin nakledeceğimiz şu sözü,Peygamberimizin istişare usulüne ne derece ehemmiyet verdiğini göstermektedir.Ebû Hüreyre (R.A.) şöyle buyurur:«Ben, arkadaşlarıyla, Peygamberimizden dahaçok istişare eden hiç bir kimse görmedim.» (2)
Hiç şüphe yoktur ki,Peygamberimiz, Ashab-ı Ki-ram'ın( kendisine inanan saygı değer arkadaşlarının )fikirlerine muhtaç değildi. O, ümmetine istişare usûlünü benimsetmek, hakka vehayra götürücü yolun istişare olduğunu bilfiil açıklamak için arkadaşlarınınfikirlerine baş vuruyordu. Nitekim bu hususu bir hadîslerinde şöyle ifadebuyurmuşlardır:«Biliniz ki; Allah ve O'nun Peygamberi istişare etmeye muhtaçdeğildir. Fakat Allah istişare'yi ümmetim için bir rahmet kıldı. Onlardan herkim istişarede bulunursa doğruluktan ayrılmaz. Her kim de istişare etmez, kendi fikrini beğenirse, hatadankurtulamaz.»(3)
Peygamberimizin buterbiye ile yetiştirdiği Ashab-ı Kiram, Deblet başkanları olan Halîfelerinseçiminden, sanat ve ticaret faaliyetlerine kadar her işi aralarında istişareyaparak gerçekleştirmişlerdir. Fikirlere son derece hürmet edilmiş, fikrî veidarî istibdada karşı çıkılmıştır. Bedevi bir arab ve bir ev hanımı bile devletbaşkanlarına rahatlıkla fikirlerini ve tenkidlerini iletebilmiştir.
MuhteremMü'minler!
Rabbimizin emrettiği,Peygamberimizin benimsediği ve bütün ciddi Müslümanların uyguladığı istişareyibiz de tatbik etmeye muhtacız. Allah'ın ve Peygamberinin emirleri olduğu içinistişare ibadettir. İstişare edilmemesi ise ilahi emirlere aykırılık olduğuiçin günahtır.
Usulümüz şuolacaktır:
a - Almak istediğimizkarar, yapmak istediğimiz iş Allah'ın ve Peygamberinin emirleri ve yasaklarınauygun mudur, değil midir? Önce bunu araştıracak ve Öğreneceğiz. Uygunsayapacak, değilse yapmayacağız.
b -Eğer yapmakistediğimiz iş Kur'ânın ve Sünnet'in açıklamadığı amelî hayatımızla ilgili biriş ise bu mevzuda bilgili ve ibâdetli kullarla istişare yapacağız. Daha sonrada şartlarına uyarak bizzat istihare edeceğiz. İstişare ile istihareninörtüşmemesi durumunda istişareyi esas alacağız.
Allah'ın ve Peygamberininemirleri ve yasaklarına uygun olup olmadığı araştırılmaksızın, istişare yapmaksızınve istiharede bulunmaksızın yapılan iş «acele» vasfını taşıyan iştir.Peygamberimizin açıklamasına göre «Acele iş Şeytan'dan (kaynaklanan iş)dır.»
Bu sebepledoğruya ulaştırmaz, güzele erdirmez.
Saygı DeğerMü'minler!
İslâm Dini ile çatışan inançlarıve değer hükümlerini giderek yaygınlaştıran öğretim ve eğitimsisteminin,yazılı ve görsel medyanın, filmler,diziler ve tiyatronun toplumhayatımıza egemen olduğu cemiyetlerimizde mü'minlerin maddî ve manevîhayatları için, birbirleriyle istişarede bulunmaları farz üstü farzdır. Çünkükorunma da İslâmi çizgide başarı da istişare ile sağlanabilir.
Peygamberimizşöyle buyururlar:«Bir kimse bir iş yapmayı arzular da o mevzuda (bilgin) birmü'min ile istişare ederse, Allah onu işlerinin en doğrusuna muvaffak kılar.»(4)
Şu halde; çalışacağımızmüesseseleri, destekleyeceğimiz kurumları, çocuklarımızı okutacağımız okulları,okuyacağımız, okutacağımız gazete ve mecmuaları, dinî, tarihî ve fikrîkitapları, sevgi ve saygı besleyip dinleyebileceğimiz din, ilim ve fikiradamlarını, yalnız başımıza belirlemeyeceğiz. Manevî değerlerimize hizmet içinnasıl faaliyet göstereceğimizi, sanat ve ticaret dallarında nasıl teşebbüsegeçeceğimizi, helâliyeti ve haramiyeti açık olmayan hususlarda nasıl bir yoltakip edebileceğimizi kendi başımıza tesbit etmeyeceğiz. Bilgili, tecrübeli,takva ve fazilet sahibi olan mü'minlerle görüşüp, onların fikirlerinialacağız.
Yolumuzu bu fikirlerinışığı altında belirleyeceğiz. Kendi başımıza hareket eder, kendimizi beğenirsekhata ederiz. Fakat mü'minler topluluğu hata etmez. Hakka inananlar batılüzerinde birleşemez. Bunun içindir ki, Peygamber efendimiz şöylebuyurmuşlardır: «Mü'minlerin güzel gördüğü şeyler Allah katında dagüzeldir.» (5)
«Bir topluluk,aralarında istişarede bulunurlarsa yolların en doğrusuna ulaşmış olurlar.» (6)
Mü'minler!
Dinimizde Cuma namazınıntopluluk halinde kılınmasının farz, bayram namazlarına iştirak etmenin vacip,beş vakit namazlarda cemâate katılmanın müekked sünnet olmasının bir ana gayeside mü'minlerin tanışmaları, kaynaşmaları, birbirleriyle istişare etmekimkânına kavuşarak birbirlerine Hakk'ı ve Sabrı tavsiye etmeleridir.
Yüce Rabbimden cümlemiziyalnız kendi görüşünü beğenir ve istişareden kaçınır olmaktan korumasınıdiler, hutbemizi Asır sûresinin manâsını sunarak bitiririm:«Andolsun asra.(Mutlu olmak için sarfettikleri ömürlerinde) insanlar kat'î bir ziyandadırlar.(Emellerine erecek ve kârlı çıkacak olanlar) ancak Allah'a ve Peygamberineiman edenlerle, güzel ameller yapanlar ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiyeedenlerdir.»
1) İbn-ü Hişam,Es-Siretün - Nebeviye, 2/272.
2) S. Tirmizi, Hn.1714.
3) Alûsî, Al-i İmran,59, 4/106.
4) C. Sağır, 2/162.
5) K. Hafâ, Hn. 2214.
6) Hak Dini Kur'ânDili, 2/1217.


