
İSLAM’DA İSTİŞARE USULÜ
Allah'ın emir ve yasaklarına, Peygamberimiz Hz. Muhammed'inbuyruklarına/öğütlerine göre hayatlarını tanzim etmekle mükellef olanmü'minler, Kur'ân ve Sünnet düsturları gereği birbirleriyle istişare etmekmecburiyetindedirler.
a -Ferdî ve soysal hayatın İslâmî çizgide yönlendirilebilmesi ve de;
b - İlâhî hikmet gereği Kur'ân ve Sünnet'in açıklık getirmediğihususlarda yapılması gerekenlerin en güzel şekilde tespit edilebilmesi içinistişare etmek/danışmak dinî ve aklî bir gerekliliktir.
Ferdî, ailevî ve sosyal hayatımızdaki mutsuzluğumuz, aylarımızı, hattayıllarımızı dinimize dünyamıza faydalı olmayan işlerde israf edişimiz veçalışmalarımızda başarılı olamayışımız hiç şüphesiz Kur'ânımızın emrettiği,Peygamberimizin de örneklendirdiği istişare usûlünden ayrılışımız ve kendifikirlerimizi beğenmemiz sebebiyledir.
Hâlbuki Peygamberimiz:[«İstişare eden pişman olmaz...»«Kişi istişare ettiği için asla bedbaht olmaz. Görüş almadığı için de mutluolmaz.»] (1) buyurarak bizleri ne güzel irşad buyurmuşlardır.
Mü'minlerin, hayatî faaliyetlerinde başarılı olabilmeleri ve Allah'ınrızasını tahsil edebilmeleri için, istişare usûlünü mutlaka benimsemelerilâzımdır. Çünkü Yüce Rabbimiz, sevdiği mü'minlerin istişare eden Müslümanlar olduğunubildirmiştir. Şûra sûresinde şöyle buyrulur:
«Size verilen her şey dünya hayatının geçimliğinden başka bir şeydeğildir. İman edip Rablerine güvenenler, büyük günâhlardan ve çirkinliklerdensakınanlar, öfkelendikleri zaman affedenler, Rablerinin davetine uyanlar,namazlarını dosdoğru kılanlar, işlerini aralarında istişare/danışma ileyürütenler, kendilerine verdiğimiz azıklardan Allah yolunda harcayanlar vezulme uğradıkları zaman yardımlaşarak karşı koyanlar için Allah'ın katındakinimetler ise, daha hayırlı ve daha devamlıdır.» (2)
Saygı Değer Mü'minler!
Peygamberimiz, hayat düstûrumuz olması gereken bir sözlerinde şöyle buyurmuşlardır:
«İstişare eden, pişman olmaz.» (3)
İstişarelerimizin hayırlı neticeler doğurabilmesi için fikirlerine müracaatedeceğimiz mü'minleri de, hassasiyetle seçmek mecburiyetindeyiz.
Zira, bilhassa devrimizde, laik mantık ve değer yargılarıyla şartlanmışilim ve sanat adamlarından Hak tanımayan politika cambazlarına, bilgisiz gazeteyazarlarından/medya yorumcularından «günahını bana yükle, istediğini yap»diyebilen şuursuz dost görünümlü kişilere kadar bir sürü akıl hocası ve yolgöstermeye sevdalı düzeysiz ve erdemsiz insanlar vardır.
Ne acıdır ki, günümüz Müslümanlarının ve hattâ münevver/aydın dediğimizzümremizin fikir sermayesi ve hayat görüşü, bu yanıltıcı kaynaklara dayanmaktadır.
Hiçbir mü'min, bu gibi güvenilir olmayan kimselerle istişareetmemelidir. Aynı zamanda bilgisiz, tecrübesiz, korkak, hasedci, riyakâr,cimri ve nefsi arzularına düşkün insanlarla da istişarede bulunmamalıdır.Çünkü ma'nen geri ve rûhen hasta olan bu insanlar, hayırdan nasipsizdirler,doğruyu göremez, güzeli tavsiye edemezler.
Mü'minlerin, fikirlerine müracaat edebileceği insanlar; imanlarıbütün, yaşayışları mazbut, bilgili ve tecrübeli insanlar olmalıdır.
Hz. Ali şöyleanlatıyor.
Allah'ın Resûlü'ne(S.) sordum:
-Ya Resûlellah! İlâhî bir emir ve yasağın hükümalanınagirmeyen (fakat karar vermek zaruretini duyduğumuz önemli) bir durumlakarşılaşırsak ne yapmamızı emir buyurursunuz?
Allah'ın Resulü şuöğüdü verdi:
- (Sözünü ettiğiniz) durumda dini ölçüleri bilen(tecrübeli)ve de ibâdetli olan kişilerle istişare ediniz.
(Bu gibi) bir durumda yalnız başınıza karar verip uygulamaya koymayınız. (4)
İstişare etmek mükellefiyetinde olduğumuz gibi, fikirlerimize müracaateden mü'min kardeşlerimize - kendi aleyhimizde de olsa- en doğruyu söylemek, enverimli yolu göstermek mecburiyetindeyiz. Çünkü; mü'minlere karşı daima hayırlıdüşüncelerle dolu olmak, kendi nefsimiz için istediğimizi bütün mü'minler içinistemek, ibadet nitelikli vazifemizdir.
Peygamberimiz şöylebuyurmuşlardır:«Bir kişinin, senin sayende İslâm'ı bulması, doğru yola ermesi,senin için dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.»
«Her kim bir hayra yol gösterir ve aracılık yaparsa, bizzat yapankadar ecir alır.» (5)
Mü'minlere bildiğimizi söylememek, doğruyu anlatmamak, hayırlı olanıöğütlememek hiyânettir. Çünkü, Peygamber efendimiz:
«Her kim mü'min kardeşine, doğruyu bildiği halde hayırlı olmayanıtavsiye ederse, ona ihanet etmiş olur.» (6) buyurmuşlardır.
Bu mevzuda nasıl bir usûl edineceğimizi Peygamberimiz, şu hikmetlisözleriyle açıklamışlardır:
« Kendisiyle istişare edilen kişi güvenilir olmalıdır. Bu sebeplekendi nefsi için yapabileceğini söylesin.»(7)
Mü'minler!
Dünya hayatında olduğu gibi âhiret hayatında da
« Kişi sevdiğiyle beraberdir.»
Sevdiklerimizi gerçek müminlerden seçmeliyiz. İtimad ve istişareedilebilir faziletli mü'minlerle çevremizi genişletmeliyiz. Bütün hayatıfaaliyetlerimizde istişare ederek en doğruyu tesbit etmeye çalışmalıyız. Sonrada Allah'a güvenerek teşebbüse geçmeli, neticenin hayırlı olmasını Rabbimizdendilemeliyiz.
Hutbemizi bir âyet manâsıyla bitiriyorum.
Âl-i İmran sûresi, âyet 59:«... İşlerinde mü'minlerleistişare et. (Danışmadan sonra) bir şeyi yapmaya karar verdin mi artık Allah'agüven. Allah kendisine güvenenleri sever.»(8)
Sevdiği mü'minleri de Cennet'le mükâfatlandırır.
1.Kurtubî, Al-i İmran, 59, 4/251
2-Şûra, 36-39.
2.Kurtubî, 4/250.
3.M. Zevaid, K.İlim B. Fil - İcma, 1/178.
4. S. Müslim veTer. M. Sofuoğlu, 7/30. Tac, 5/74
5.Tac, 5/73.
6.C. Sağîr, 2/186.
7.Al-i İmran 59


