
İSLAM’DA ÇOCUK TERİYESİ
Küçük bir topluluk olan ailelerin geleceği ve büyük bir topluluk olanmilletlerin ümidi çocuklarıdır.
Onların bilgili,inançlı, ibâdetli, ahlâklı, iyiye, güzele, ve doğruya atılımlı insanlar olarakyetiştirilmeleri hem kendileri, hem aileleri ve milletleri hem de insanlıkiçin gelişmenin ve mutluluğun ana sebebidir.
Bunun içindir ki dinimiz çocukların muhafazası, eğitim ve öğretimini,ana - babanın ve toplumun temel görevi kılmıştır.
Bu hutbemizde İslâm Dini'nin ana - babaya yüklediği görevleriözetlemeye çalışacağız.Ana-baba çocuk üzerinde etkili olan ilk eğitici veöğreticidir. Bu sebeple dinî ve ahlâkî inançlar ilk olarak ailede oluşmayabaşlayacağı ve giderek çocuğun şahsiyetini oluşturacağı için İslâm Diniöncelikle ana-babaya görevler yüklemiştir.
Bu görevlerin özetini teşkil eden bir hadislerinde Peygamberimiz şöylebuyurmuşlardır:
«Çocuklarınıza ikram edici olunuz. Terbiyelerini de pek güzel veriniz.»(1)
Çocuklarımıza karşı dinimizin yüklediği ve yapmamız gereken vazifelerimizişöylece hulâsa edebiliriz.
a - Ana karnında yaratılmalarından sonra sıhhatli bir şekildedoğmaları için gereken ihtimamı göstermek,
b - İyiye, güzele ve doğruya çağrışım yaptıran ve İslâmî öğretilerleçelişmeyen güzel bir isim vermek,
c - Maddî durumumuz uygunsa onları bize verdiği için Rabbimiz adınaAkika kurbanı kesmek,
d - Onları helâl yollardan kazandığımız kazançlarla beslemek,
e - Sünnet ettirmek,
f - Dünya ve âhiret hayatlarım mutlu edebilmeleri için onlara İslâmDini'nin iman esaslarını, Allah'ın ve Peygamberinin emirleri ve yasaklarınıöğretmek, öğrettirmek,
g - Geçimlerini sağlayabilecekleri bir meslek sahibi kılmak; bir ilimdalında ihtisas yaptırmak,
1 - Âkil - baliğ olduktan sonra onları evlendirmek veya evlenmelerineyardımcı olmak.
Ana - baba olarak bu görevlerimiz içinde dinimizin inanç esaslarını,Allah'ın ve Peygamberinin emirleri ve yasaklarını öğretmenin veya öğrettirmeninözel bir önemi vardır.
Zira bu görevimizi yapmak onlara dünya ve âhiret saadetinin yollarınıgöstermektir; onları felâketlerin en büyüğü olan Âhiret Azabından korumaktır.
Yüce Rabbimiz Tahrim Sûresinin 6. âyetinde şöyle buyurur:
«Ey iman edenler! Kendinizi, hanımlarınızı- çocuklarınızı, yakıtıinsanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz. O ateşin başında Allah'ınkendilerine verdiği emirlere karşı çıkmayan ve kendilerine buyrulanı yapan çokkatı ve sert melekler bulucaktır.»
Bu Âyet-i Kerîme'nin indirilişinden sonra Ömer (R.) Hz. Peygamber'e(S.) şöyle sordu:
-«Ya Resûlellah! Biz kendi nefislerimizi (Allah'ın ve Resûlünün emirlerine itaat ederek,yasaklarından
kaçınarak) koruyabiliriz. Fakat eşlerimizi ve çocuklarımızı ateş azabındannasıl koruyabiliriz?»
Allah'ın Resulü (S.)şu cevabı verdi:
-«Allah'ın (size) emrettiklerini siz de onlara emredersiniz,Allah'ın size yasakladıklarını siz de onlara
yasaklarsınız. Bu tutumunuz onlarıkoruma olur.»(2)
Saygıdeğer Mü'minler!
Çocuklarımıza Allah'ın ve Peygamberinin emirleri ve yasaklarımöğretmek, böylece onlara İslâm Dini'nin koyduğu hayat düsturlarına göre hayatahazırlamak temel görevimizdir ve de terbiye yolumuzdur. Ancak bu görevimizibizzat örnek olarak yapmak mecburiyetindeyiz. Çünkü Rabbimiz «Ey İman Edenler!Niçin yapmadıklarınızı söylüyorsunuz?» (3) buyurarak amelsizahlâkçıları yermekte, yeterince faydalı olamayacaklarını açıklamaktadır.
Evet, erkek-kız ayırmı yapmaksızın çocuklarımızı öğreterek,öğrettirerek ve bizzat da örnek olarak eğiteceğiz.
İslâm inançlarına bağlanarak, namazımızı kılarak, orucumuzu tutarak,zekâtımızı vererek, adalete yönele rek, fert ve toplum haklarına saygıgöstererek terbiye edeceğiz. Yalan, aldatma, faiz, karaborsa, içki, kumar vezina gibi haramlardan sakınarak ve sakındırarak yetiştireceğiz. Onlaracehaletten kaçınmanın, haram tanımaz çevrelerden sakınmanın, tutumlu vesabırlı olmanın örneklerini vereceğiz. Onları topluma faydalı bir insankılabilmek için gücümüz ölçüsünde fedakârlığa katlanacağız.
Kız çocuklarımızı doğalarıyla barışık olacak ve ve çevrelerine katkıverecek şekilde donanımlı -kültürlü bir eş ve ana olarak ev merkezli bir toplumhayatına hazırlarken Özellikle erkek çocuklarımızı değişik ilim dallarında tahsil yaptırmaya,İslâmî haramların hizmeti ve üretimi ile ilgili olmayan alanlarda sanatkârolarak yetiştirmeye çalışacağız.
Bizzat örnek olarak çocuklarımıza ilâhî buyrukları öğretirkenözellikle önem vereceğimiz bir husus da onları ibâdetlere alıştırmaktır.Küçükken zikir yaptırmak, ergenlikten önce oruç tutturmak, gücümüz yeterseHacca götürmek, hele hele yedi yaşından sonra özenle namaza alıştırmak, kızçocuklarımızı da İslâmî ölçülere göre giyinmeye özendirmek temel uğraşımızolmalıdır.
Evet, özellikle namaza alıştırmak Tâhâ sûresinin 132. âyetiyleRabbimizin emridir:«Ailene ve çocuklarına namazı emret...»
Bu âyetin inişinden sonra Peygamberimiz altı ay kadar sabahnamazlarında evli kızı Hz. Fâtıma'nın evine uğramış ve «namaz, namaz.» diyeseslenmiştir. (4)
Muhterem Mü'minler!
Açıklamaya çalıştığımız şekilde çocuklarımızı terbiye etmeyeçalışırken usûl olarak da yumuşaklığı ve şefkati esas almalıyız; mecburkalmadıkça da şiddete başvurmamalı ve zor kullanmamalıyız. Peygamberimiz şöylebuyurur:
[«Yumuşaklık bulunduğu şeyegüzellik kazandırır. Uzak olduğu şeyi de çirkin kılar.» O halde: «Kimin çocuğuvarsa, onunla çocuklaşsın; çocuk gibi olsun.»] (5)
Peygamberimiz, çocuklarımıza duâ etmemizi de emretmişler ve şöylebuyurmuşlardır.«Ana-babanın çocuğuna duası, Peygamberin ümmetine yaptığı duâgibidir.» (6)
Saygı Değer Mü'minler!
Milli Eğitim kurumlarımız vazifelerini yapmak şöyle dursun,çocuklarımızı maddeci nazariyelerinin hâkim olduğu bir eğitim çizgisindeyetiştirmektedir. Uygulamaya önem vermeyen din ve ahlâk dersleri iseyetersizdir. Almanya'da bir lise mezunu gencin 1652 saat mecburi din dersigördüğünü söylemek Millî Eğitimimizin içinde bulunduğu durumu yansıtmak içinyeter bir ölçüdür.(7)
Yazılı ve görsel medyamızın büyük çoğunluğunun olumsuz etkileri deaçıktır. Bu sebeple iş başa düşmektedir.
Çocuklarımıza karşı vazifelerimizi yapmamak yalnız onların değil,kendilerimiz için de dünya ve âhiret mutsuzluğuna yol açmaktır.
Çocukları ciddi birer Müslüman olmayan hangi ana - baba yeterince mutluolmuştur.
Kaldı ki Âhirethayatımız çok daha önemlidir.
Peygamberimiz şöylebuyurur:
«Allah'ın öyle kulları vardır ki Kıyamet Günü'nde Allah onlara(rızasına eren kullara hitap buyurduğu gibi) hitap etmez, onları(günahlarından) arındırmaz ve onlara (sevgi nazarıyla) bakmaz.
(Dinleyici sahabilertarafından) soruldu:
- Onlar kimlerdirYa Resûlellah!
- Onlar, ana-babasından yüz çevirerek onları bırakıp giden evlâd ileçocuklarını terk eden babalar ve bir de kendisine yardımda bulunan insanların iyilikleriniunutup onlardan uzaklaşan nankör insanlardır. (8)
Hutbemiziher Müslüman'ın çocuğuna vermesi için
Kur'ân-ıKerîm'de Lokman Aleyhisselâm'ın dilinden verilen öğütleri sunarakbitiriyorum:«Yavrucuğum! Yapılan iyi veyakötü iş, bir hardal danesi ağırlığında olup bir kaya içinde olsa, ya da göklerin veya yerin derinliklerinde bulunsa Allahonu getirir. (Meydana çıkarır ve sahibini muhakeme eder.) ŞüphesizAllah en gizli şeyleri bilen ve hakkıyla haberdarolandır. Yavrucuğum Namazı gereği gibi kıl. İyiliğiemret ve fenalıktan alıkoy. Bu yolda uğrayacağın eziyete katlan. Bunlar yapılması gereken önemli işlerdendir.
(Kibirle) insanlara yüzünü çevirme ve yeryüzünde çalımlayürüme. Yürüyüşünde mütevaziol. Allah, büyüklük taslayan kişiyi sevmez.» (9)


