
İSLAM’CA YAŞAMAYAN HAYVANCA YAŞAR
En güzel düzende yüceliklerekabiliyetli olarak yaratılan insan, kâinatın en üstün varlığıdır. Ancak insanıdiğer varlıklar arasında yükselten biyolojik yapısı, mücerret aklî gücü,konuşma ve düşünme kabiliyeti değildir.
İnşam yücelten yaradana muhatapolmasıdır. Kendisine verilen bedenî, aklî ve ruhî güçler sebebiyle Allah'ınemir ve yasaklarına göre yaşamakla mükellef tutulmasıdır.
İnsan, İslâm düzeninin getirdiğimükellefiyet yükünden kaçındığı, bu mukaddes programın çizgisinden saptığısürece yaratanına muhatap olmak nimetinden yoksun kalacağı için, insanlıkseviyesinden düşmüş, hayvanlık düzeyine inmiş, hatta daha da aşağılara yuvarlanmışolur.
MuhteremMüminler!
Hz. Âdem'den,Hz. Muhammed'e (S.A.S.) kadar bütün peygamberlerinbildirdiği ve en mütekâmil şeklini sevgili Peygamberimizin sunduğu İslâmDini'nin, Peygamberler aracılığı ile istisnasız bütün insan toplumlarınasunuluşu, inşam, insanlık çizgisinde ve Allah'a kulluk görevinde tutmakiçindir. Bunun içindir ki Kur'-ân-ı Kerim kâfirleri; imanla inkâr arasındabocalayan münafıkları; kendi başına buyruk olarak nefsini putlaştıran veinsanları ma'butlaştıran batılperestleri hayvanlık çizgisinden aşağıda olarakvasıflandırmaktadır.
YaradanımızKur'ân-ı Kerîmde şöyle buyurur:
FurkanSûresi âyet 44 :«Ey Peygamber! (Allah'a, O'nun kanunlarına ve Âhiret Hayatı'nainanmayanların) çoğunluğunun yoksa (gerçeği) dinlediklerini ve akıllarınıkullandıklarım mı sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar gibidir. Davarlar gibi olmakbir tarafa daha da sapık yolludurlar.»
ArafSûresi Âyet 179 :«And olsun Cehennem için (bu tiplerden) bir çok insan ve cinyarattık. Onların kalpleri vardır.(Vardır ama) kalpleriyle anlamazlar. Gözlerivardır. (Ne var ki) gözleriyle görmezler. Kulakları vardır (ama) kulaklarıylaişitmezler. Onlar davarlar gibidirler. Üstelik daha da sapık yolludurlar. Evetonlar gafillerin ta kendileridir.»
Müminler!
Yaradanamuhatap olarak ve O'nun emirleri ve yasaklarına göre yaşayarak İslâm'ca birhayat sürmeyenlerin de akıllan vardır, amma gerçeği kavramak için düşünmezler.Düşünmedikleri için nefislerine şu sualleri sormazlar:«Bu kâinat nedir? Buevren düzenini kuran ve yaşatan kimdir? Ben kimim, nereden geldim, nereye gideceğim?Beni yaratan bana görev vermiş midir? İnsanlarla ilişkilerim nasıl olacaktır?Ben hangi yüce otoriteyi tanıyacağım? Ölüm nedir, ne getirecek, ne götürecek?Emelleri ile bu dünya hayatına sığmayan ben Ölümle bitecek sınırlı bir hayatiçin mi yaşayacağım?» Bütün bu sualleri vicdanlarına yöneltmezler ki hakikatikavrayabilsinler.
Allah'ave O'nun mutlu edici Şeriatına inanıp teslim olmayanların gözleri de vardır.Ama bu gözlerle hayvanlar gibi yalnız eşyayı görürler. Fakat kalp gözleriyoktur onların. Bu nedenledir ki şu kâinat ve dünya sergisinde ve de özvarlıklarında kendilerine sunulan Hakk'a götürücü belgeleri görmezler. Arzuetmedikleri için göremezler. Kulaklarıda vardır onların. Amma Hak çağrışım duymazlar. Onlar da hayvanlar gibi sesalırlar, fakat hangi sesin Hak ve hangi sesin Batıl olduğunu ayıramazlar.
Kur'ândiliyle ifade edersek, «Karanlıklar içinde sağır, kör ve dilsiz» olup gerçeğiduymaz, görmez, söylemez, düşünmez ve Hakk'a dönmez olan bu zavallıların pektabiîdir ki insanlıkla ilişkileri yoktur. İnsanlığın programı olan İslâm'lıklaalâkaları yoktur ki insan olabilsinler. İnsanlık seviyesinde kalabilmek içiniman gereklidir. Allah'ın ve Peygamberinin emir ve yasakları çizgisinde bütüngüzellikleri yaşamak zaruridir.
AzîzMüminler,
İnsanlıkdüzeni İslâm'a bağlanmayanlar gerçekten hayvanlar gibidirler. Çünkü hayvanlargibi ölçüsüz ve düzensizdirler; yalnız dünya hayatı için yaşar ve yeteneklerinikullanırlar. Allah hâkimiyetini, Peygamber önderliğini kabul etmeyenlerinyaşayışım, hayvan
ların yaşayışı ile mukayeseettiğimizde varılacak netice bu gerçeği sergileyecektir.
Bunlar hayvanlar gibisadece yemek, içmek ve cinsiyet kanunlarına uyarlar. Bunun dışında hayatlarınayön veren değişmez hayat kanunları, değer ölçüleri yoktur onların. Bu günyasakladıklarım yarın meşru tanırlar. Bu gün meşru tanıdıklarını yarın yasaklarlar.Doymaksızın sömürürler, içkileri ve şehvetleri putlaştırırlar.
Allah'a inançla, ÂhiretHayatı'na imanla hayatlarını manalandıramayan ve gayelendiremeyenler hayvanlargibi çevre şartlarına uyarlar, kuvvet kanununu benimserler. Bu sebeplekuvvetlileri zayıflarım ezerler. Güçsüzler, haklarını koruyamazlar. Ancakbunlar hayvanlardan daha tehlikelidirler. Çünkü bunların kaba kuvvet yanındakültürel, siyasî ve iktisadî güçleri de vardır. Bu güçleri de kullanır bitmekbilmez bir ihtirasla sadistçe ezerler.
Sermayenin emeği ezmesi,güçlenen emeğin sermayeyi vurması, kanunlarla dokunulmaz kılman faiz veihtikâr sömürüsünü devam edip gitmesi, rüşvetin geçer akçe olması, silâhlıeşkiyanın şehirlerde yerleşmesi, toprak işgalleri ve emperyalist emellerleharpler çıkarılması benimsenen kuvvet kanununa ne kadar açık belgelerdir.
Onların mücadelesi demağduriyetten, hasetten ötürüdür. Mevki ve şöhret ihtirası içindir. Lüpçülükiçindir. Mağduriyetten kurtuldukları, mevki buldukları, rşöhrete erdiklerindeölçüleri değişir. Zira adaletleri, faziletleri Allah'a ve Âhiret Günü'neimandan doğmamaktadır. Çünkü onlar Âhiret Günü'ne; Cennet ve Cehennem'einanmazlar, inanmadıkları için de yalnız dünya için yaşarlar.
Evet, İslâm Dini'ne iman ve onuyaşama ile fi'len insanca yaşamayı kabul etmeyenler ölçüsüzlükte, sorumsuzlukta,düşüncesizlikte ve kafalarına buyruk olarak yaşamada hayvanlar gibidirler.Cesaretle yapılacak tahlilin neticesi budur. Hatta onlar Kur'ân ifadesiyleyaşantıda hayvanlardan da sapıktırlar.
Zira hayvanlar kendilerinceidraki mümkün olan faydalı ve zararlı şeyleri idrak ederler. Faydalıyı sağlamaya,zararlıdan sakınmaya çalışırlar. Bunlar ise menfaatli olanla zararlı olanlarınarasını tefrik etmezler. Cennete yöneleceklerine azab-ı elîme yönelirler.
Muhterem Müminler!
Hayvanlar men'edildikleri zamandururlar, bir yöne yöneltildikleri zaman yönelirler. Bunlar Hakk'a ve
hayırlara yöneltildikleri halde gitmezler.
Hayvanlara faziletleri elde etmegücü verilmemiştir, onlara ise verilmiştir. Fakat bu güçlerinden faydalanmazlar.
Hayvanlar itaatkâr olmasalar daisyanı da meslek tutmazlar. Bunlar ise isyan yolundadırlar. Hayvanlarsahiplerini tanır ve itaat ederler. Bunlar ise Rablerini tanımaz, anmaz veitaat etmezler.
Müminler!
Sığınacak Rableri, yaşanacaksabit hayat programları, varılacak hayatî hedefleri, erme ümidini taşıyacaklarıÂhiret Yurtları Cennetleri olmayan bu hayvanca yaşantıyı meslek tutmuşzavallılar için var olan nedir?
Cehennem'in kendileri içinyaratıldığı bu batılperestler yemek, içmek, üremek ve her an can verip ayrılabileceklerigeçici bir dünya hayatı için mi yaşıyorlar? Buna insanî bir hayat denebilir mi?
İnsanlığa talip olanlar,Cennet'e girmek isteyenler İslâm'a talip olmaya mecburdurlar. Başkaca yol yoktur.
Peygamberimiz «Allah katındamümin yakınlık sırrına ermiş meleklerden daha üstündür.» buyuruyor.
Böylesine yücelmek mümkün ikeninançsızlığı, ilâhi yasaları tanımazlığı ve ibâdetsizliği meslek tutarak aklı,ihtiras ve şehvetleri putlaştırarak yolca hayvanlardan da sapık olmak,aşağıların aşağısına; Cehennem'e doğru yuvarlanmak ne ağlanacak hâldir?
Hutbemizi Muhammed Sûresi'ndenbir âyetle bitiriyorum. «Allah (İslâm Dini'ne) inananları; (bu dinin öğrettiğive yapılmasını emrettiği) güzel amelleri yapanları altından ırmaklar akanCennet'lere sokar.Kâfirler ise zevklenirler ve hayvanların yediği gibi yerler.Ama (varacakları) âteştir.» (2)
1 Müntahab-ü Kenzül-Ummal, 1/91.
2 Muhammed, 12


