
İSLAM ZAVİYESİNDEN SANAYİ VE BİLGİ TOPLUMU OLMA GEREĞİ -2
İslâmDini'nin yüklediği vazifelerinyapılabilmesi,maddi ve manevi gücü gerektirir. Yaşadığımız dönemlerde bununanlamı donanımlı ferlerin öncülüğünde Sanayi ve Bilgi Toplumunu oluşturmaktır.Bu yapılamazsa siyasi ve ekonomikbağımsızlığımız yanı sıra kültürelbağımsızlığımızı korumamız mümkün olmaz.İslâmi İman ve yaşam kuralları da gereğince yaşanılıp yaşatılamaz. Güçlü olabilmek için atılması gereken ilkadım ise sanayileşmektir.
Kur'ân-ı Kerim, demir ve bakır gibi sanayileşme için gerekli ham maddelerin insanlara verilmiş büyüknimetler olduğunu açıklamakta, madenlerden çeşitli âlet ve sanat eserleriyapabilme kabiliyetinin insanlara verilmiş mühim bir nimet olduğunu beyanetmektedir.Sanayileşmenin temellerinin Peygamberler eliyle atıldığını daaçıklamaktadır.
Peygamberlikleri mucizelerlekanıtlanmakla birlikte görevlerini yapmada sebep-netice kanunlarına tâbi olanPeygamberler, Rabbimiz tarafından sanayi gücü ile kuvvetlendirilmişlerdir.
a - Hûd sûresinin 37. âyetindeYüce Rabbimiz, Nuh Peygambere şöyle emir verdiğini açıklamaktadır:
«Bizim nezâretimiz ve vahyimiz ile bir gemi yap...»
Allah'ın emri ile ve ondan aldığı vahiy ile Hz. Nuh'un yaptığı gemininkavminin îman edenleri ve bunların muhtaç oldukları şeyleri ve her hayvandaniki eşi içine alabilecek ve dağlar gibi dalgalar arasında seyredebilecek birgemi olduğu ve bu geminin ateş gücü ile çalıştığı mezkûr surenin 40-42. âyetlerinde beyan olunmaktadır. (1)
b - Rabbimiz Enbiyâ Sûresi'nde:« Biz Davud'a sizi savaşta koruması için zırh yapmayı öğretmiştik...» buyurmaktadır. Sebe'Sûresi'nde ise: «... Biz Davud'a demiri yumuşattık. (Demiri istediği gibi kullanmabilgisi ve gücünü verdik.)»duyurusunu yapmaktadır. Böylece Dâvud Peygamber'insanat ve sanayi gücü ile desteklendiği açıklanmaktadır. (2)
c - Süleyman Peygamberin sanat/sanayi gücü ile kuvvetlendirildiği de Sebe' sûresinde şöylece bildirilmektedir:
«Biz ona bakır madenini sel gibi akıttık.Yönetiminde Rabbinin izniyleiş gören cinler de vardı...Onlar, mabedlerden, heykellerden, büyük havuzlargibi çanaklardan, sabit kazanlardan ne dilerse kendisine yaparlardı.» (3)
Neml sûresi'nde ise Süleyman Peygamber'in çevresinden bilgin birkişinin Sebe' melikesi Belkıs'ın yüzlerce klometre uzaklıktaki tahtını biranada; göz açıp kapama süresi içinde Süleyman Peygamber'in huzuruna getirdiğiaçıklanmaktadır. Böylece Hz. Süleyman'ın üstün deha sahibi fen bilginleri iledesteklendiği ifade edilirken, fezada ses ve resimler gibi eşyanın da naklinemuvaffak olunduğuna işaret edilmekte, böylece mü'minlere geniş ufuklar çizilmektedir. (4) d - Kehf sûresi'nde, Ye'cüc ve Me'cüc ordularına karşıZülkarneyn ve ordusundan yardım dileyen kavimle Zülkarneyn arasında geçenkonuşma nakledilmekte, mazlumların sanayi gücünü kullanan bir Hak adamıaracılığı ile nasıl desteklendiğiaçıklanmaktadır. Adı geçen sûrenin 95. ile 97. âyetlerinde şöyle buyrulur:
«(Yardım isteyen kavmin temsilcileri şöyle) dediler: Ey Zülkarneyn! Yecüc ve Mecüc ülkedebozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman karşılığındasana bir vergi versek. Zülkarneyn de şöyle dedi:Rabbimin bana verdiği (ilim,teknik ve yaptırım) gücü sizin vereceğiniz vergiden daha hayırlıdır. Haydi işgücü ile bana yardım edin. Bana demir kütleleri getirin de sizinle onlarınarasında bir sağlam sed yapayım. Karşılıklı iki dağın arasını demir kütleleriile doldurduğu vakit Zülkarneyn; -ateşi yakıp körükleyin- dedi. Sonundademiri kor haline getirdiğinde, ise"bana erimiş bakır getirin de üzerinedökeyim" dedi. Artık Ye'cüc ve Me'cüc buşeddi ne aşabildiler, ne de onu delebildiler.»
Aziz Mü'minler!
Yukarıda, Kur'ân-ı Kerim'den sunduğumuz misaller, bizlere Hakk'ın,adalet ve faziletin sanayi gücü ile korunması, desteklenmesi ve geliştirilmesilüzumunu öğretmektedir.Bu mevzuda AzizPeygamberimiz de bizleri uyarmaktadır.
Muhtelif hadisleriyle, bizleri tarımcılık ve hayvancılığa teşvik edenPeygamberimiz, sanayileşme konusuyla ilgili bir hadislerinde şöylebuyurmuşlardır:«Rızkı yeraltı kaynaklarında arayınız.» (5)
Yer altı kaynaklarının, ağır sanayii kuracak ve yaşatacak hammaddeleriihtiva ettiği, sanayileşmedikçe de bunlardan rızık kaynağı olarak faydalanılamayacağıaçıktır.
Peygamberimizin bu konuda daha açık yönlendirmeleri de vardır.AzizPeygamberimiz bir defasında bir ziraat âletini işaretle şöyle buyurmuşlardır:
«İşte bu âlet bir toplum fertlerinin evine girer (o toplumda sanayi veticaret gereken ilgiyi görmez)se) Allah o toplum binasına zillet ve sefaletsaçar.» (6)
Yukarıda ma'nalarını sunduğumuziki hadisin açısından İslâm dünyasına bakıldığında, İslâm ülkelerini kuşatanzillet ve fakirliğin daha ziyade yer altı kaynaklarından yararlanılamamasındanve de sanayileşmenin gerçekleştirilememesinden kaynaklandığı de görülecektir.
Peygaberimizin; [«Allah sanatkâr mü'min kulunu sever.» «İnsan elininemeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir.»] (7) buyurması ve demircilikgibi sanatların ilk öğreticilerininPeygamberler olduğunu açıklaması da sanayiye yönlendirmektedir.
Mü'minler!
İslâm, insanları Allah'a döndürmek, tecavüzlerdenkurtarıp hür yaşatmak, ahlâk ve fazilet ölçülerini kökleştirmek, ebedî hayatınvarlığını ve Allah'ın huzurunda muhakeme olunacağını bildirmek içingönderilmiş bir nizamdır.
Şüphesiz O'nun görevi, sanayileşme/bilgi toplumu oluturma edebiyatı yapmakdeğildir. Böyle olmakla birlikte O, , insanlığın refahı ve maddî hayatıngelişimi için umûmî teşvikler yapar ve bu arada sanayileşme konusunda olduğugibi kısa ve özlü örnekler verir.
Biz bu misalleri deözetleyerek sunduk.
Aziz Mü'minler!
Aslınd amacımız sanayileşmenin zarûretini ifade etmekten çok,sanayileşmenin imanlılar, ahlâklılar elinde gerçekleşmesi gereğiniaçıklamaktır.
Kur'ân-ı Kerim, imandan, adalet ve faziletten yoksun nice gelişmişmilletlerin helâka uğradıklarını ve gelecekte de yıkıma mâruz kalacaklarınıçok ağır bir dille pekiştirerek beyan etmektedir.
Allah'a ve Âhiret hayatına imanın refakat etmediği sanayileşme, dünyamilletlerine huzur getirmediği gibi İslâm Ülkelerine ve milletimize de mutluluk getirmeyecektir.
Bunun içindir ki, biz Hak'la güçlendirilmiş bir sanayileşmedenyanayız.Ekonomik politikamız sanayileşmemizi düzenlerken, eğitim ve kültürpolitikamız da bizi İslâm'a döndürmeli ve Hak çizgide yaşama aşkımızı geliştirmelidir.
Bütün bu arzuların gerçekleştirilebilmesi gerçek mü'minlerinsanayileşme ve bilgi toplumu oluşturma dâvamızın öncülüğünü yapmasınabağlıdır.
Bu dâvanın tahakkuku için çocuklarımızı en verimli okullar ve engelişmiş üniversitelerde okutmalıyız. Birleşmeli, yurt içi ve dışında devtesisler kurmalı, inandığımız sanayi tesislerine ortak olmalıyız. Mü'min işçiler,müteşebbisler, iş adamları ve idareciler olarak birbirimizi uyarmalı,yüreklendirmeli ve yönlendirmeliyiz.
Hutbemizi Enfal sûresinden, asrımızda çok iyi anlaşılması ve izlenmesigereken âyetlerle bitiriyorum: [«Allah'a ve O'nun Peygamberine itaat edin. (Siyasî,iktisadî ve kültürel yollarla) sakın birbirinizle çekişip gevşemeyin ki, sonrakorku ile zaafa düşersiniz, gücünüz (yitip) gider. (Siyasî iktisadî ve kültürelbirlik üzerinde) sabredin, Allah sabredenlerle beraberdir.»
«... Ve Allah, ancak sabırlı kullarını sever.»] (8)
1.HakDini Kur'ân Dili, Elmalı Hamdi Yazır. 2, baskı, 4/2780-84.
2.Enbiya, 80; Sebe',10.
3.Sebe', 12.
4.Neml, 40.
5.Keşfül Hafa, Hn.396.
6.S.B.M. Tecrid-i Sarih Ter. 1. Baskı, 7/171.
7.El-Câmiûs-Sağîr, 1/75.
8.Enfal, 40; Ali İmran,146


