
İSLAM VE MÜSBET İLİMLER
İslâm, insanlığa ilk çağrısı «Oku!» olan, «Sakın cahillerden olma!»öğüdünü veren, «Bilgiye erenlerin büyük hayra erdiğini...» açıklayan, «Allah'ınilim sahiplerini yükselteceğini» duyuran Hak Din'dir.
Böylece ilmi ibâdetleştiren İslâm Dini, Allah'ın Peygamberlerine ve sonPeygamberi Hz. Muhammed'e vahiy yoluyla bildirdiği bilgileri «Gerçek bilgi»olarak sunmuştur. Aklı, duyu organlarını ve yalan üzerine birleşmeleri mümkünolmayan topluluk haberini de ilmin kaynaklan olarak açıklamıştır.
Dinimiz, aklın vahiy bilgileri ışığında değerlendirmeler yapmasını,duyu organlarının maddi varlıklar üzerinde gözlem ve tecrübe ile gerçeğeulaşmasını öğütlemiştir. Topluluk haberlerinin de vahiy ve olgun akılsüzgecinden geçirilerek kabul edilmesini tavsiye buyurmuştur.
İslâmî eğitim ve öğretimin vahyin yanı sıra, akla, duyu organlarına veyalan üzerinde ittifak etmeleri mümkün olmayan toplulukların haberlerinedayanması hususu Kur'ân'ımızda doğrudan ve dolaylı olarak şöyleceaçıklanmıştır.
[«Kur'ân kati bilginin tam gerçeğidir.»
«Hakkında bilgi sahibiolmadığın şeyin ardına düşme. Zira kulak, göz, kalb (ve diğer organlartespitlerinden) sorumludurlar.»
«... Şüphe yok ki zan; faraziye, hak olan ilmin yerini tutmaz.»
«... (O halde) Bilmediğiniz hususlarda niçin tartışmayagiriyorsunuz...»
«... Eğerbilmiyorsanız bilgili olanlardan sorunuz.»
«... (Size intikaleden haberleri) iyice araştırınız...»
«... Biz delillerimiziakıllarını kullanabilenler için iyice açıkladık.»
«... Aklınızı kullanmayacakmısınız?»
«... Dinlemeyecekmisiniz? (Gerçekleri görmek için)bakmayacak mısınız?»] (1)
İlmin İslâm'ın rüknü (olmazsa olmazı) Müslüman'ın sevgilisi olduğunubildiren ve pek çok hadîsleriyle ilme teşvik eden Peygamberimiz de gerçekbilginin kaynaklarına işaret eden hadîslerinde şöyle buyurmuştur:[«Tecrübesahibi gibi bilgili yoktur.»
«Habermüşahede(gözlem) gibi değildir.»
«Güneş gibi açık olmayan hiç bir şey üzerinde nihai kararım veripdoğruluğuna şahitlik etme.»] (2)
Sunduğumuz âyetler ve hadîslerden anlaşılacağı üzere İslâm DiniPeygamberimize vahiy ile bildirilen bilgilerle, akıl, duyu organları vetopluluk haberine dayalı bilgileri ölçü kabul etmiştir. İlmî ölçüleri kabul etmeyenleriise yermiştir.
Kur'anımızda şöylebuyrulur:«(Ey Peygamber! Onlara) de ki: Allah'dan başka tapar olduklarınızhakkında bilgi veriniz bakalım. Yeryüzünde neyi yarattılar, gösterin bana.Yoksa göklerin (yaratılışında) onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru isenizonlara tapmadan önce yazılı bir belge veyailmî bir delil getirin.» (3)
Mü'minler!
İlme teşvik eden, ilmin kaynaklarını öğreten dinimiz, Kur'ân-ıKerim'le insanlığın asırlarca sonra öğrenebildiği ilmi gerçekleriaçıklamıştır.
Böylece açıklanmayan gerçeklerin öğrenilmesine de yol açmıştır.
Yüce KitabımızKur'ân-ı Kerîm:
a - Göklerle yerin bir olduğu ve sonradan ayrıldığını, her bir canlınınsudan yaratıldığını,
b - Güneş ay ve diğer gezegenlerin kendi yörüngelerinde seyrettiğini,
c - Yer küresinin uçlarının basık olduğunu ve döndüğünü,
d - Yükseldikçe hava basıncının düşerek nefes almanın güçleşeceğim,
e - Evreninuzayıp-genişlediğini,
f - Rüzgârlarınaşılayıcı olduğunu,
g - Parmak uçlarınınözellikler taşıdığını,
i - Çocuğun anakarnındaki oluşum devrelerini,
k - Her şeyin bir düzen içinde yaratıldığı ve sebeb-netice kanununabağlandığını vs. açıklamıştır.»] (4)
İnsanlar gibi mükellef varlıklar olan cinlerin de medeni gelişmelerekatkıda bulunmuş yeryüzü sakinle ri olduğuna ve uzayda eşyanın nakledildiğinedair verdiği haberleri ile devrimiz ilim ve tekniğine bile geniş ufuklar açanKur'ân-ı Kerim, değindiğimiz ilmî gerçekleri ile ilim aşkını alevlendirmiştir(5). Göklerde ve yeryüzündeki bütün varlıkların insana hizmetedecek şekilde yaratıldığına, faydalanılması için üzerlerinde çalışmalaryapılması lüzumuna da işaret buyurmuştur.
Casiye Sûresi Âyet 13 :«(Allah) göklerde ve yerde nevarsa hepsini kendinden bir lütuf olarak (yararlanması için) insana boyuneğdirdi. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.»
Kur'ân ve Sünnetin ilme yönelten bütün bu ölçüleri mü'minleri ilmeâşık kılmıştır. İlmî çalışmalar ibâdet zevkiyle yapılmıştır. Allah'ın rızasınıve insanların yararlanmasını gaye edinen ilmi faaliyetler güçlü medeniyetlerdoğurmuştur.
Matematik, fizik, kimya, astronomi, coğrafya, tarih, sosyal bilimler,jeoloji, botanik gibi ilim dallarında Müslümanların yaptığı çalışmalar veyetiştirdikleri ilim adamları ve verdikleri eserler, ayrıca sanatta, ticarette,ziraatte, madencilik ve şehircilikte eriştikleri zirveler, bir-iki hutbehacmine değil, yüzlerce hutbe hacmine sığacak gibi değildir.
Hülâsa, Mîlâdî 8. asırdan üstün bir medeniyet kuran Osmanlı Devletininduraklama devrine kadar, tam 9 asır ilimde ve teknikte Müslümanlar dünyayahocalık ve rehberlik yapmışlardır.
Muhterem Mü'minler!
a) Arapçadan yapılantercümeler,
b) Müslümanüniversitelerinde okuyan batılılar,
c) İspanya, Portekizve Sicilya'da, batılıların Müslümanlarla temasları,
d) Ticaretmünasebetler ve
e) Haçlı seferleri yoluyla, İslâmmedeniyetini Avrupa'ya geçişinden sonradır ki, Avrupa'da Rönesans
olmuştur. Rönesans'tan sonra bile Avrupa, Müslüman müelliflerin eserlerinideğişmez kaynak olarak kullan
makta devam etmiştir.
Avrupa ülkeleri tarih boyunca İslâm ülkelerine karşı haçlı ruhu ilehareket ettikleri için, Avrupalı ilim adamları, bilgi ve ilham aldıklarıeserleri açıklamamışlardır. Böylece, Müslümanların asırlar önce yaptıkları pekçok keşif ve icatları kendilerine mal etmişlerdir.
Ne acıdır ki, Milli Eğitimimiz İslâm Dini'ne, İslâm tarihine ve millîtarihimize karşı alâkasız tutumunda berdevam olduğu ve medeniyet tarihiaraştırıcıları yetiştiremediği için, bu gerçekleri nesillerimize öğretmemekte,öğretememektedir.
Bunun içindir ki nesillerimiz, bir Toriçelli'yi bir Paskal'ı, birNewton'u bir Pastör'ü, bir Kant'ı ve Ogust Compte'i tanır. Fakat bir İmam-ıAzam'ı, bir Cabir bin Hayyam'ı, bir İbn-i Haysem'i, bir Ebubekir Razi'yi, hattabir Âli Kuşçu ve Uluğ Bey'i, bir Sinan'ı ve Ebussuûd'u bilmez.
Muhterem Mü'minler!
Yüce Kitabımız Kur'ân-ı Kerim elimizdedir. Bir hakikat muallimi olanŞanlı Peygamberimiz önümüzdedir. Mukaddes topraklarımız da hâkimiyetimizaltındadır. Tarihte; İslâm Dini'nin rehberliğinde yaşayarak ilmi
peygamber mirası olarak değerlendiren Müslümanların ve büyükecdadımızın parlak medeniyetler inşa ettikleri gibi, bizler de muhteşem medeniyetler kurabilecek güçteyiz. İmanlı,azimli, ümitli ve atılımlı olmamız kâfidir.
Hutbemizi bir âyetmanasıyla bitiriyorum:«Ancak Rabbinden sana indirilen Kur'ân bilgilerinin hakolduğunu bilen kimse, gerçeğe gözlerini kapamış âmâ gibi midir? Ancak selîmakıl sahipleridir ki, iyice düşünüp idrâk ederler.» (6)
1. Sırasıyla bak.Hakka, 51; İsra, 36; Necm, 28; Al-i İmran, 66; Nahl, 43; Hucurat, 6; Rum, 24;Bakara, 44; Zariyat, 21
2. Tac 5/64; K. HafâHn. 2137
3. Ahkaf, 4
4. Sırasıyla bakınız.Enbiya 30, Yasîn 40, Ra'd 41, Neml 88, Enam 125, Zariyat47, Hicr 22, Kıyâme, 4-5, Mü'minûn, 14, Ra'd 8, Kamer 49.
5. Neml 40
6. Ra'd, 19
NOT: Müslümanların müsbet ilimlere yaptığı hizmetlerleilgili basit bir inceleme aşağıya çıkarılmıştır.
MATEMATİK :
Diğer bütün müsbet ilimlerle, yakından ilgisi olan matematik ilmini,bugünkü anlamıyla bir ilim haline getirenler müslümanlardır. Sıfırmefhumu'na, rakam sistemi'm ve ondalık sistemi matematiğekazandıran, Müslümanlar olmuştur. Ondalık sistemini bularak, çıkarma,toplama, çarpma ve bölme'nin prensiplerini koyan da Müslümanlardır.Eğer, bu sistemler ve prensipler olmasaydı, matematik ilmi olmazdı.
Trigonometri, Müslümanlarınmalıdır. Bilinen en eski trigonometri cetvellerini formüle eden, Harizml diyeanılan Muhammed b. Musa'dır. Logaritma dediğimiz cetvelleri velogaritma mefhumunu ilk defa bulan da yine aynı zattır.
Pi sayısını bulanve verdiği rakamlar, günün elektronik aletleri tarafından aynen doğrulananzat, Gıyaseddin Cemşid isimli bir Müslümandır.
Cebir'in kurucusu,El-Cabir isimli zattır. Bir eşitliğin iki tarafına aynı miktar ilâveedilir, çıkardır, bölünür ve çarpılırsa eşitlik bozulmaz diyen bu zattır. Cebirkitabında, 3. derece denklemlerin çözümünü dahi vermiştir. Karakök veküp kök almayı bulan ve öğreten de bu âlimdir.
Analitik Geometri ve Küresel Trigonometri'nin müessisi de, Müslümanlar olmuştur.
Matematikî coğrafya'ran kurucusu El Birunî, El Harizmî, Ömer b. Hayyam,Muhammed b. Ahmed, Nasruddin Tusî, Ebul Vefa ve Musa Oğullarının,Matematik ilmine yaptığı hizmetler sayısız olmuştur. Matematikteki bu devadımların, milâdî 8. 9. ve 10 asırlarda atılmakta olduğuna, dikkat edilmelidir.
FİZİK:
Modern Fiziğin kurucusu, milâdî 965 de Basra'dadoğan Muhammed b. Haysem'dir. İbn-i Haysem, ışığın, hava ve su gibi şeffafcisimlerden geçerken meydana gelen kırılma hâdisesine dair ilkaçıklamaları yapmış ve büyütücü mercekler'in keşfine çok yaklaşmıştır. Atmosferin, ağırlık veyoğunluğu ile bunların, maddelerin ağırlığına tesiri arasındakimünasebeti tahlil etmiş, kürevî ve parabolik aynalar üzerinde vebüvüteç arasından ışığın nüfuzunu, matematik formüllerle incelemiştir. MeşhurAvrupalı fizikçi Riger Bacon İbn-ü Hasem'in buluşlarına ve fikirlerineistinad ettiğini, kendi eserlerinde açıkça bildirmiştir.
Adını asırların.ötesinden duyuran El Birunî, bir maddenin özgülağırlığının, o maddenin taşırdığı suyun hacmi ile uygunluk gösterdiği kaidesiniifade etmiş, su menbaları ve artezyen kuyularının faaliyetlerini, birbirleriile irtibatı olan kanalların hidrostatik kaidesiyle izah etmiştir.
İbn-i Sina, hareketkuvvet, ışık, ısı ve özgül ağırlıklar üzerinde, orijinal çalışmalar yapmış, Kitabü'ş-Şifa'sında, fizik ilmine de bir bölüm ayırmıştır. Ben-û Musa diye anılan 3 kardeşin mekanik'e dair yazdıkları bir eser, halâ Vatikan'da muhafaza edilmektedir.
Ebu'l-Feth El-Hazminî de, fizik ilminin dev simalarından biridir. Eserinde,fiziğin tarihçesini yapmış, manivelanın kanunlarını formüle etmiş,birçok sıvı ve katı cismin özgül ağırlıklarının cetvellerinî tanzimetmiş ve yerçekiminin, her cismi, arzın merkezine doğru çeken birgüç olduğuna dair nazariyesini ortaya koymuştur.
Diğer Müslüman fizikçilerin, bu ilme yaptığı hizmetler, başlı-başına birkonferans mevzuudur.
ASTRONOMİ:
Astronomi ilmini müsbet ilim haline getiren Müslümanlar-dır.
Müslümanlar 10. asrın sonunda, mercek ve dürbün olmaksızınyapılabilecek bütün çalışmaları yapmışlardır.
Bağdat, Kahire, Kurtuba ve Toledo rasathaneleri, ilmî çalışmaların yürütüldüğü en büyük merkezlerdi.
Ehu'l-Fergani'nin 860 da yazdığı bir astronomi kitabı, 7 asır Avrupa'da otorite olarakkabul edilmiştir. Fergani, yeryüzünün boylam daireleri uzunluğunu hesaplamış veilk olarak güneşin görünürdeki yörüngesinin, gezegenlerinkiler gibi, zamanlageri yöne doğru gittiğini hesaplamıştır.
ElBattani, yerküresinin ekseni ile yörüngesi arasındaki açıyı çok doğru olarak hesaplamış vebir yerin enlemini bulmak için yeni ölçüler koymuştur.
Îbnü'l-Haysem, yıldızlarve güneşin kendilerinin ışık verdiğini, ayın ise ışığını güneşten aldığınıkeşfetmiştir.
Bu zat hava tabakasının kalınlığını ilk defa ve doğru olarak tesbitetmiş, ilk olarak okuma gözlüğünü bulmuş ve reflektörlerin kanununun mucidiolmuştur.
Güneş yılının uzunluğunu ilk defa doğru olarak hesaplayan Sabit b.Kurra olmuştur.
El-Birûni usturlap, düzlem küre ve halka küre mevzularında kitaplar yazmıştır.
Ali b. Yunus dayıldızların hareketleri ve devirleri ekliptik meyili, itidal noktalarınıngerilemesi ve güneş paralaksına dair, öncekilerden çok daha sıhhatli bilgilervermiştir.
İbrahim El-Zerkalı gezegenlerin hareketine dair ilk cedveleri hazırlamıştır.
îlk sıhhatli astronomi aletleri de Müslümanlar tarafından icad ve imâledilmiştir.
KİMYA :
Müsbet ilimlerin en önemli dallarından biri olan Kimya'yı laboratuvarilmi haline getiren 8. asırda yaşam;ş Cabir b. Hay-yan'dır. İlk defaatom nazariyesini ortaya koyan, atomun parçalanabileceğim bildiren, Lavezye,Geylusak ve Newton prensiplerini bulan Cabir b. Hayyan, aynı zamanda ilimtarihinin ilk laboratuarını kuran, ilk defa müşahede ve tecrübe usûlünü ilmegetiren ve kendi laboratuarında ilk suni hücreyi yapan zattır. Eserleri10. asırda lâtinceye çevrilen Cabir b. Hayyan'ı, Avrupa 7-8 asır sonraanlayabilmiştir. Bugün Alman üniversitelerinde Cabir b. Hayyan'ın eserleriüzerinde, doktora çalışmaları yapılmaktadır. Bugün kimya ilmindekibirçok teknik tabirler, Müslüman kimyacıların eserlerinden alınmıştır.
Buharlaşma, süzme, tasfiye etme, eritme ve damıtmanın metotlarını koyan Müslüman kimyacılar, alkol,sülfirik asit, altın suyu ve nitrik asit gibi nice bileşiklerin dekâşifidirler. Kimyayı eczacılıkta kullanan Müslümanlar, yüzlerce ilâç üzerine,çalışmalar yapmışlardır. Müslümanların, boya imalâtında, çeliğe su vermesanatında, adî kâğıt yapımındaki büyük başarılan, asırlar önce, endüstriyelkimya'da da ne derece ileri olduklarını göstermektedir.
TIP:
Müslümanların, Tıp ilmindeki başarılan ve yetiştirdikleri dâhilerönünde, bütün dünya hürmetle eğilse yeridir ve zaten her insaflı medeniyet tarihçisi eğilmektedir. İlk eczahaneler, ilk dispanserler, ilk hastaneler ve ilk eczaclık okulları,lslâm dünyasında kurulmnuştur.. İlk hastahane. Milâdî 706 yılında Şam'dakurulmuştur. Tıp tedrisatı, hastanelerde yapılır, devletten ruhsat almayanlardoktorluk yapamazlardı. Milâdî 931'de Bağdat'taki ruhsatlı doktor adedi 860idi.
Tıp tarihinin, en büyük simalarından olan Ebubekir Razî'nintıbbın her dalma ait olmak üzere yazdığı Kitabül-Havi 20 cilt olup,lâtinceye çevrilen ilk büyük tıp eseridir. 1395 yılında, Paris üniversitesi,tıp fakültesi kütüphanesinin bütün mevcudunu teşkil eden 9 kitaptan biri buidi. Razi'nin, çiçek ve kızamığa ajt eseri, 1498-1866 yıllarıarasında, İngilizce olarak 40 defa tab edilmiştir. Ortaçağın en büyük klinikmütehassısı olan Razi'nin Kitabü'l-Mansurî isimli eseri de, 16. asrakadar Avrupa'nın en ünlü tıp kitabıydı.
Tıp tarihi, İbn-i Sina gibi ikinci bir dahi, yetiştirmemiştir.O'nun, tıbbın bütün dallarına ait malûmatı muhtevi, El Kanun Fi't-Tıp isimlieseri, asırlar boyu, Avrupa tıp mekteplerinin başlıca ders kitabı olmuştur.Tıbba, 700 tür ilâç hediye eden İbn-i Sina, gerçekten tıp tarihinin ölmez birsiması olmuştur.
12. asırda yaşamış olan İbn-i Ruşd'ün, Külliyat Fi-t-Tıp isimlieseri, 13. asrın ortalarında lâtinceye çevrilmiştir. 10. asırda İspanya'dayaşamış ve 3. Abdurrahman'a tabib olmuş El-Zahrevi'nin Et-Tasrif isimlitıp ansiklopedisi, cerrahlığın temel kitaplarından biri olmuş, asırlarboyu kaynak olmakta devam etmiştir. 10. ve 11. asırlarda Kurtuba şehri,cerrahî ameliyatlar mevzuunda. Avrupalıların akın ettikleri bir şehirdi.Avrupa tıbbı üzerinde derin izler bırakmış, yüzlerce Müslüman doktor daha vardır.Avrupa dillerine tercüme edilmiş tıp eserleri, büyük bir katalog hacminidolduracak kadar çoktur. (*)
(*) Matematik, Fizik, Kimya, Astronomi ve Tıpbölümlerinin hazırlanmasında faydalandığımız eserler:
1) İslâmiyet'inMa'nevî ve Kültürel Değerleri Haydar Barn-mat, Tercüme: Bahadır Dülger, Ankara1963.
2) Allah'ın GüneşiAvrupa'nın Üzerinde Sigrid Hunge. Tercüme: HayrulIah Ors, Altın KitaplarıYayınevi, İstanbul.
3. Garbın İslâm'dan Öğrendikleri, Abdurrahman Nuri, Mihrap Yayınevi,İstanbul.
4) İslâm Aleminde İlim Hayatına Toplu Bir Bakış, Zekâî Konrapa Bedir Yayını, İstanbul.


