İSLAM VE DEMOKRASİ

İSLAM VE DEMOKRASİ
Ülkemiz dâhil, yönetimleri laik İslam ülkelerine özgü şartlar ve propagandalar, İslam'a bağlı ve seküler hayata bağımlı insanları aydınlatmayı gerektirmektedir.

Aydınlatılması gereken konulardan biri de İslam-demokrasi ilişkisidir.

Ülkemiz dâhil, yönetimleri laik İslam ülkelerine özgü şartlar ve propagandalar, İslam’a bağlı ve seküler hayata bağımlı insanları aydınlatmayı gerektirmektedir.

Aydınlatılması gereken konulardan biri de İslam-demokrasi ilişkisidir.

Kur’an’ımızın açıklamalarına göre Allah’ın halifesi olarak yeryüzünde ilahi yasaları uygulamak ve yaşadığı toplumu ilahi iradeye göre yapılandırmakla yükümlü olan mümin insan, yönetimleri oluşturmada adalet ve liyakatlileri görevlendirme ilkelerinin yanı sıra “Şûra” kuralını da işletmekle mükelleftir.

Âl-i İmrân Suresi’nin 159. ve Şûrâ Suresi’nin 38. ayetinin görevlendirdiği şûra, farklı sosyal şartlara göre değişik şekillerde uygulanabilir çerçeve bir prensiptir.

İzlenebilir örnek nesil sahabiler, bu prensibi Hz. Peygamber’de müşahede ettikleri uygulamalar ışığında, ilk devlet başkanı Hz. Ebu Bekir’i seçerken uygulamışlardır. Ne var ki onlar bu prensibi, dönemlerinin şartları gereği toplumun tabii temsilcileri konumundaki önder şahsiyetlerin görüşlerini alma yöntemiyle işletebilmişlerdir.

Şûranın Seçim Sistemi Olarak Değerlendirilmesi

Ulaşım ve iletişim imkânlarının geliştiği ve kişilerin görevlerini doğrudan eylemlerle yapabilecekleri çağımızda müminlerin şûrayı işletme görevlerini, oylarını bizzat kullanabilecekleri seçim usulüyle yapmaları yalnızca olgun aklın değil, aklı muhatap tutan İslam’ın da gereğidir. Bu sebeple İslam’ın, yöneticilerin demokratik usullerle ve çoğulculuk ilkesine uygun olarak seçilmelerini onaylayacağı, onaylamanın ötesinde bir görev olarak yükleyeceği şüphesizdir.

* * *

Seçim sistemini görev olarak yükleyebileceğine değindiğimiz İslam’ın, yönetimde uygulanacak yasalar konusuna yaklaşımını da şöylece özetleyebiliriz.

İslam’a göre insanları yönetecek ana kanunları belirleme hakkı yalnızca Allah’ındır. İlahi şeriatlarla konulmuş bu temel kanunlar, son ilahi mesajlar manzumesi Kur’an’da özetlenmiştir. Bu kanunları dışlayarak Yaradan’ın insan üzerindeki egemenliğine başkaldırmak, Yaradan’ın yerine insanı ilahlaştırmaktır. Hiç şüphe edilmemelidir ki yeryüzünde işlenen bütün zulümlerin kaynağında, büyük zulüm olan bu ilahlaştırma, yani şirk eylemi vardır.

Aslında insanları özgürleştirmek ve sömürülmelerini engellemek için konulan bu temel yasaları, yanıltıcı çağrışımları gidermek için şöylece özetleyebiliriz.

İslami Temel Yasaların Özeti

“Allah’ın egemenliği bütün ferdî ve toplumsal egemenliklerin üstündedir. Renk ve dil farklılıkları içinde insanlar, insan olarak hür ve eşit yaratılmışlardır.”

“Üstünlük, inançta ve erdemli yaşantıdadır. Allah’a açık isyan ve insani haklara tecavüz eylemleri dışında hürriyetler sınırlandırılamaz. Can ve mal dokunulmazlığı; vicdan ve din hürriyeti; öğretim, örgütlenme, seçme ve seçilme hakları gibi temel haklar ve özgürlükler, Allah’ın verdiği çiğnenemez değerlerdir. Adalet, liyakatlileri görevlendirme, şûra (danışma ve seçim), sözlü, yazılı ve fiilî eylemlerle faydalılara yönlendirip zararlılardan sakındırma, toplumsal hayatın temel yasalarıdır. Barış ilkedir. İnsanlara zulüm ve canlılara işkence yasaktır. Yasalar herkesi bağlar. Cezalar şahsidir. Yargı kararıyla suça bire bir ceza yöntemi olan kısas, kutsal ilkedir. Toplumsal hayatın temeli ve nesillenmenin yöntemi, nikâh akdine dayalı aile düzenidir. Miras haktır.”

“İnsan öldürme, zina, zina iftirası, hırsızlık ve meşru yönetime silahlı başkaldırı, cezai müeyyideli yasaklardır. Bu ilahi haramların yanı sıra inançlara baskı, içki, kumar, faiz, rüşvet, zulüm ve iftira gibi haramlar ve yasaklar da meşrulaştırılamaz eylemlerdir.”

“Hayatın amacı, bu temel yasalar ve özel ibadetler çizgisinde kulluk bilinci içinde yaşayarak ebedî hayatın mutluluğuna ermektir.”

İnsanların yaratılıştan eğilimli olduğu, ilahi şeriatlardan öğrendiği ve tecrübelerle doğruladığı bu temel yasaların büyük bir bölümü, bilindiği gibi seküler sistemlerin de yasalaştırdığı değerlerdir.

İman sistemine bağlayarak yaşanmalarını cennetle, çiğnenmelerini de cehennemle irtibatlandırdığı bu temel yasalarını değiştirilemez kılan İslam, onları anlama ve yaşama görevini bütün müminlere vermiştir. Bu temel yasalar çizgisinde ihtiyaç duyulabilecek ilave kanunlar, tüzükler ve yönetmelikler yapma görevi de mümin bilginlere verilmiştir.

Siyasi Örgütler Kurulması

Allah’ımızın Kur’an’daki şûra emriyle seçme ve seçilme haklarıyla donanımlı kılınan müminler, yaşadıkları toplumun gerektirdiği atılımları yapabilirler. Örneğin İslam’ın yukarıda özetlediğimiz değiştirilemez temel düsturlarını ve yasalarını egemen kılmak için siyasi örgütler kurabilirler.

Onlar, bu değiştirilemez düsturlar çevresinde oluşturacakları, farklı yöntem ve öncelikleri ve uygulamada tedriciliği öne çıkaran programlarıyla yönetime talip olabilirler.

Bu siyasi kurumlar kendi aralarında yönetime gelme yarışına çıkabilecekleri gibi, değişik inançları içeren toplumlarda diğer seküler siyasi kuruluşlarla da bu yarışa girebilirler.

İslami olarak nitelendirilebilecek fakat Allah adına değil, yalnızca seçmenleri adına yönetecek bu kurumlar, çoğunluğun oylarıyla gelebilecekleri yönetimi, kabullenilen seçim sistemi gereği yine çoğunluğun oylarıyla bırakırlar. Bırakırlar; çünkü “Dinde zorlama yoktur.” (Bakara 256) ilkesiyle lehine baskılar yapılmasını onaylamayan İslam’ın, çoğunluğun iradi tercihlerine karşı adına dayatmalar yapılmasını doğrulamayacağı açıktır. Bu gerçek, Peygamberimizin Mekke Site Devleti ile imzaladığı Hudeybiye Sulh Antlaşması’na bağlılığı ile örneklendirilmiştir.

Burada şu gerçeği vurgulamak isteriz: İslam yalnızca siyasi ve hukuki egemenliğini kurduğu toplumlarda değil, bütün toplumlarda ve bütün şartlarda güç ölçüsünde yaşanılması için gönderilmiş dindir. Onun müminlerinin kabul edemeyeceği tek olgu şu veya bu değil, yalnızca vicdan ve din hürriyetinin kısıtlanmasıdır. Bir diğer ifadeyle insanın hür iradesinin prangalanmasıdır. Çünkü Yüce Allah, insana yüklediği kulluk görevlerinin hür iradeyle yapılmasını istemektedir.

* * *

İslam’ın seçim ve yönetime esas olacak yasalarla ilgili yaklaşımlarını sunmaya çalıştık. Bu arada demokrasinin gereği olarak açıklanan insan hakları ve özgürlükleri, hukukun üstünlüğü ve halkın yönetime katılması gibi ilkelerin İslam’ın değiştirilemezleri arasında yer aldığına da değindik.

Özetlersek, referansımız ve değer yargımız olan dinimiz İslam, Yaradan’ın yarattığı insanların mutluluğu için koyduğu dindir. Bu hak din, doğası gereği demokrasi gibi insanlığın ortak eğilimlerini ve kabullerini doğrudan veya gereken düzenlemeleri yaparak kabul eder. Çünkü onun vazıı, insanın hâlıkı olan Allah’tır.

Bu genel kuralın ve verilen bilgilerin ışığında İslam’ın, Allah’ın indirdiği ve çoğunluğun tercih edeceği yasalara saygılı demokrasiyi onaylayacağı; onaylanacak demokrasinin de amaçlarını takdis eden İslam’a ihtiram duyacağı inancındayız.

Yanılmadan ve yanıltmadan Allah’a sığınır, Cuma Mesajı’mızı bir ayetle bitiririm.

Nahl Suresi, 9. ayet:

“(Yaratıcınız pek merhametli bir Rab olduğu için size) doğru yolu göstermeyi Allah üstlenmiştir. Çünkü o yoldan sapacak (pek çok) insan vardır. (Sizleri denemek için O, doğru yolu göstermekle yetindi.) Çünkü O dileseydi sizin hepinizi doğru yola çıkarırdı.”

Ali Rıza Demircan


https://www.alirizademircan.com.tr:443/islam-ve-demokrasi-3-684h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim