
İSLAM NİZAMINDA AKRABALIK GÖREVLERİ
Dinimizin, kaynaştırıcıve seviştirici mübarek bir kuruma dönüştürdüğü ve fedakârlık ölçüleriiçerisinde yaşatılmasını ısrarla emir buyurduğu akrabalık, mukaddes birkuruluştur.
Dede, baba, anne, torun,amca, hala, ağabey, abla, dayı, teyze ve kardeşten meydana gelen yakın akrabalarımızınve bunların dışındaki yakınlarımızdan teşekkül eden uzak akrabalarımızın herbir ferdine kalbî bir sevgi beslemek, münasebet kurmak, alâkayı devam ettirmekmukaddes görevimizdir. Bu konuda hayatımızın nizamı olan Kur'ân-ı Kerim'deşöyle buyrulmuştur:«Allah'a ibadet edin ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın.Sonra anaya, babaya iyilik edin. Akrabaya, öksüzlere ve yoksullara da iyilikedin...» (1)
Aziz Mü'minler!
Şanlı Peygamberimiz, Rabbimizin yapılmasını emrettiği akrabalıkgörevlerinin, dinimizdeki büyük önemini açıklayan hadislerinde şöylebuyurmuşlardır:«... Allah'a ve Âhiret Günü'ne iman eden kimse, akrabasına sılayaparak maddî ve manevî ilişkilerini sürdürsün » (2)
Hayat nizamımız dinimizin akrabaya karşı yüklediği, toplum düzenimizi de güçlendirici vazifeleri üç bölüm halindeözetleyeceğiz.
a - Mü'minlerin, aralarında Hakk'ı ve sabrı tavsiye etmeleri,birbirlerini iyiye, güzele ve doğruya çağırmaları, ilmin ve ortak aklın çirkingördüklerinden sakındırmaları vazifeleridir. .Ancak bu kudsi vazifeninakrabaya yönelik olarak yapılması husûsi bir önem ve öncelik taşır.
Yüce Allah Peygamberimize, insanları İslâm'a davet ederken önce yakınakrabalarından başlamasını şöylece emir buyurmuştur:"Önce en yakın soydaşlarınıuyar."(3)
Bu Kur'ân'i emrin bizlereyüklediği görev, akrabamıza dosdoğru bir Müslüman olarak örnek olmak, yakındanilgilenerek onları Allah'ı emirlerine ve yasaklarına uymaya çağırmaktır.
b - Akrabamıza karşı dinimizin bizlere yüklediği diğer bir vazife de,onlarla yardımlaşmaktır.
Yaşadığımız toplumda yardımımıza, hatta zekâtımız ve fitremize en lâyıkolanlar akrabamız arasındaki fakirler veengellilerdir. Peygamberimiz şöyle buyururlar:«...İnancınızdan kaynaklananyardımların en faziletlisi, kindar (da olsa) akrabaya yapılandır.» (4)
Tercih edilerek akrabaya yapılacak maddî ve manevî yardımların Allahkatındaki sevabının diğer mü'minlere yapılacak yardımların karşılığından farklıve üstün olacağını da Aziz Peygamberimiz şöyle ifade buyurmuşlardır:
«Yoksula yardım etmek sadakadır/ibadettir. Akrabaya yardımda ise ikibirim sevap vardır. Birisi yardım sevabı, diğeri de akrabayı görüp gözetmesevabıdır.» (5)
c - Akraba olan fertlerin, mütekabil vazifelerinden biri de,birbirlerini ziyaret etmeleridir.
İslâm Dini, akraba fertlerinin ziyaretleşmelerini, mektup ve tebrikleraracılığı ile olsun ilişkilerini sürdürmelerini yasalaştırmıştır.
Peygamberimiz, bu konuda bizleri şöylece görevlendirmişlerdir:[«Akrabanıza sıla yapmanızı sağlayacak (vearanızdaki münasebetlerin kökleşmesi ve devamına vesile olacak) bilgilerisoyunuzdan öğreniniz.»
«Rızkının bollaştırılması ve ölümünün geciktirilmesinden mutlu olacak kişi akrabasını ziyaret etsin.» «Selâmla olsunakrabalık münâsebetlerinizi canlı tutun.»] (6)
Mü'minler!
Akrabamızdan, biziziyaret eden, görüp gözeten ve iyilikte bulunanlara, aynı şekilde mukabeleetmek, akrabamıza karşı vazifelerimizi yapmış olmak için kâfi değildir.Nitekim biricik önderimiz - peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
«(Akrabasının iyiliğine)benzeri ile karşılık veren kişi hakiki mânâda akrabasına sıla yapmış değildir.Gerçekten sıla yapan kişi kendisi ile ilgi kesildiğinde akraba haklarınıgözetendir.» (7)
Bu hadis tutumlarıolumlu olmasa bile akrabamıza, uyarı,yardım ve ziyaret vazifelerimizi sürekli olarak yapmak faziletini göstermemizitavsiye buyurmaktadır.
Dinimiz, akrabalıkgörevlerinin yapılmasına büyük mükâfat va'detmiş, terk edilmesi veya ihmale uğratılmasınında azab doğuracağını duyurmuştur.
Vereceği mükâfat Rabbimiz şöylece açıklar:«Allah'ın birleştirilmesini istediğiakrabalık bağlarını birleştirenler,Rablerinden rahmetini umarak ürperenler ve O'nun huzurunda gerçekleşecek sorgulamanın kötü bitmesinden korkanlar... yokmu? Onlar için bu dünyanın iyi birsonucu olarak girecekleri Adn Cennetleri vardır...» (8)
Sevgili Peygamberiz debizleri kendisine "Beni Cehennem'den uzaklaştıracak ve Cennet'e sokacak işleri bana öğretir misiniz?" şeklinde soruyönelten sahâbinin şahsında bizleri şöylece görevlendirip müjdelemişlerdir: -(Emir ve yasaklarına itaat ederek) Allah'a ibâdet eder, ona hiç bir (şahıs,ilke, kurum ve rejimi) ortak koşmazsın. Namazı kılarsın, zekâtı verirsin vebir de ziyaret ederek, Hakk'a çağırıp Batıl'lardan sakındırarak vegerektiğinde maddî yardımda bulunarak akrabana sıla yaparsın. (9)
Yapılması Cennet'e götüren akrabalık vazifelerininterkedilmesi, ihmale uğratılması da -işaret olunduğu üzere- cezayı gerektiricidir.Rabbimiz şöyle buyurur:«(Ey dilleriyle inanıp da kalplerine iman akmamışkişiler!) Demek siz yönetimi ele geçirirseniz hemen yeryüzünde bozgunculukyapacak akrabalık bağlarınızı bile parçalayıp koparacaksınız öyle mi?
Onlar Allah'ın,kendilerini rahmetinden kovduğu, (Hak'ka karşı tıkadıkları) kulaklarını sağır,(kapadıkları) gözlerini kör ettiği kişilerdir.» (10)
Aziz Peygamberimiz, ilâhîrahmet sınırlarından kovulmanın kaçınılmaz neticesini şöyle açıklamışlardır:
[«Akrabalık rabıtalarınıkoparan1ar Cennet'e giremez.»
«Zulüm ve akrabalıkilişkilerini kesmek günahları gibi, Allah'ın sahibi için cezasını Âhireteertelemekle beraber, dünyada da acilen vereceği bir başka günah yoktur.»] (11)
Yüce Rabbimden cümlemiziakrabalık vazifelerini îfa eden bahtiyar kullardan kılmasını diler, hutbemizibir âyet manasıyla bitiririm:«Şüphesiz Allah adaletle, iyilikle, akrabayavermekle emreder. Açık ve gizli kötülüklerden (fert ve top lum haklarına)tecâvüzden sakındırır. Böylece Allah size düşünüpibret almanız için öğüt veriyor.» (I2)
1) N'isa, 36.
2) R. Salihin, B. Bırrıl-Valideyni ve Sıletil-Ehram, Hn. 3.
3) Şuara, 214.
4} Kitabül-Emval,Ebu Ubeyde Kasım b. Selam, 1968 Mısır, sh.191.
5) Mişkâtül-Mesâbîh,Hadis No: 1939.
6) Sırasıyla bak.Tac, 5/11, M.S. Müslim, Hn. l762, K.Hafâ, 921.
7) Sünenü't-Tirmizî,Hadis No: 1909.
8) Ra'd, 20-22.
9) R. Salihin...Sılatil - Ehram, Hn. 20.
10) Muhammed, 22-23.
11) S. Tirmizî,Hn. 1910, Tac 5/21.
12) Nahl, 90.


