
İSLAM NİZAMI İNKILAPÇI BİR MÜ’MİN BEKLİYOR
İslâm Dini, Âlemlerin Rabbi olanMevlâmızın evrensel kıldığı son peygamberi Hz.Muhammed(s.a.) aracılığı ileKur'anla gönderdiği Hak Nizâm'dır.
İtikadî, iktisadî,içtimaî, hukûkî ve ahlâkî düstûrlarıyla bölünmez bir bütün teşkil eden ve beşerhayatını her cephesiyle kuşatan bu ilâhî nizam, her zaman yeni, her devirdeeksiksiz ve mükemmeldir. Çünkü onun kuralları, bütün varlıkları ve inşanı yaratan, bilgisi sınırsız, kudretisonsuz Allah (c.c.) tarafından konmuştur.
İslâm Dini'nin mevzuu insandır.Gayesi inşanı Allah'a bağlamak, rûhu kemâle erdirmek, ahlâk ve faziletdeğerleriyle donatmak, manevî değerleri maddenin hâkimi kılmaktır. Böylecemevcudatın en müstesna kıymeti olan inşanı inanç, mefkure, aşk, kemâl veebediyet insanı, öz ifâdeyle İslâm inşanı olarak yaşatmaktır.
Tarafsız bir tefekkürlebeşer tarihinin son 14 asırlık bölümü tetkik edildiğinde, maddede ve manâdamüsbete çığır açmış en güçlü ve etkili ınkılabın İslâm olduğu anlaşılacaktır.Değişik asırlarda ve çeşitli ülkelerde gerçekleşen bu inkılabı da , onu tam bir iman ve aşkla yaşayan mü'minlerin gerçekleştirebildiği görülecektir. Pektabiidir ki, (Sebep - Netice) kanunu mazide olduğu gibi halde ve istikbaldede değişmeyecektir.
İslâm, Allah'ınnizâmıdır. Muhatabı bütün insanlıktır. Allah, dinini yarattığı insanlar onamuhtaç olacağı için göndermiştir.
Tarihî asırlarda olduğugibi asrımızda da insanlık bu nizâma muhtaçtır.
Maddeyi tapınılır puthaline dönüştüren, üretim ve tüketimi tek gaye edinen asrımızın buhranlıtoplumları ve mustarip cemiyetimiz İslâm Nizâmı'na ve bu nizâmı şahsında tecelliettirerek hakikî mü'minler kadrosuna muhtaçtır.
İnsanlık yanı sıraülkemiz akîde ve düzen insanı, aşk ve fazilet eri, hareket ve tekâmül adamıinkılâpç,ı mü'minin hasretini çekiyor.
Muhterem topluluğunuzunher bir ferdi, arzulanan İslâm insanı olmak için çırpınmakla mükelleftir. Allah'ave Âhiret Günü'ne inanan bir ruha, hassas ve merhametli bir kalbe, bilgili,şuurlu ve basiretli bir kafaya ve toplumculuk aşk ve mefkuresine sahip cevherli,inkılapçı bir insan olmak İslâm Nizâmı'na inanmanın biricik gereğidir.
Ferdî ve ailevîhayatında, sosyal ilişkilerinde gerçek İslâminsanı olarak temayüz edemeyen, İslâm Nizamı'na inanmayanlara ve karşıtolanlara, yüce fikirlerin, üstün ahlâkî değerlerinin ve güçlü eserlerin sahibiolarak üstün olamayan, şekilci dindar ve bilgisiz muhafazakârlarınİslâm Dini'nde değeri, gerçek mü'minlersafında yeri yoktur.
Evet, toplumumuz, İslâm Dini'ne bilerek inanmaya ve bu VahiyDüzeni'nden aldığı manevî değerlerlerini yaşamaya, varlığının ayırıcı vasfıolan kültürünü diriltmeye muhtaçtır. Bunun yanı sıra iktisadî bünyesinikuvvetlendirmeye, ilim ve teknikte güçlenmeye, öz ifade ile, maddeyi manâya,manâyı maddeye feda etmeyen dengeli bir kalkınmaya muhtaçtır.
İslâm'ı bir kültür mücadelesi, bir ahlâk terbiyesi, bir istikamet yolu,bir hayır ve hizmet yarışı olarak anlayacak mü'minlerin varlığı, maddî vemanevî kalkınmamızın yeter teminatı olacaktır.
Olacaktır, zira, birlik ve kardeşliği, feragat ve yardımlaşmayı, sevgive merhameti, ilmi ve çalışmayı, adalet ve ihsanı ibâdet olarak vasıflandıran,dünya ve Âhiret hayatında mesut olmayı, Allah'ın rızasını amaçlayan bircemiyet insanı olmaya bağlayan İslâm Dini'nin mensupları için tekâmülden tabiîne olabilir?
Bu gerçeği yansıtan en canlı delili saygıdeğer topluluğunuzdabulabiliriz. Bizleri kendi arzularımızla bu mübarek mabette toplayan,birleştiren manevî âmili düşününüz.
Bu inanç kuvvetini maddî ve manevî alanlarda harekete getirici güç olarak kullanacağımızgün varılamayacak bir hedef düşünülebilir mi?
Muhterem Mü'minler!
İnsanın, ancak yaratıcısının koyduğu kuralların rehberliğinde mesutolabileceğine inanarak, tam bir şuurla İslâm'a dönecek ve İslâm Dini'nin ancakyaşandığı zaman inkılâbını gerçekleştireceğine iman edeceğiz.
Bu iman bizi harekete getirecekve işe yöneltecektir. Bu iman bizimanâyı -maddeye, ilmi-cehalete, sevgiyi-nefrete, birliği-tefrikaya,adaleti-zulme, merhameti-duygusuzluğa, toplumculuğu-ferdiyetçiliğe tercih ettirecektir.
Hutbemizi, Peygamberimizin ifadesiyle her biri «Hak'ka esir insan» olanmü'minlerin vasıflarını ve erecekleri mükâfatı açıklayan âyet anlamlarıylabitirelim:«Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerininvelîleridir;birbirlerini temsil edebilir yardımcılarıdır. Onlar Maruf'u:İslâm'ın ve ortak aklın gerektirdiği iyilikleri emreder, zıtları olan Münker'imenederler. Namazlarını kılarlar,zekâtlarını verirler. Allah'a ve Peygamberine (bütün buyruklarında) itaatederler. Allah, işte bunlara merhamet edecektir. Allah, çok güçlüdür, pek bilgedir.
Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içlerinde temellikalacakları, altından ırmaklar akan Cennetler, Adn Cennetlerinde hoş meskenlerva'detmiştir. Allah'ın hoşnut olması ise en büyük (nimet) dir. İşte, büyükkurtuluş budur.»
1) Müntehabu Kenzül-Ummal, 1/91.
2) Tevbe, 71-72.


