
İSLAM DİNİNDE YASAKLANAN TEMASLAR
İslâm dini sahip olduğumuz sıhhat nimetinden ötürü Allah'ın huzurundasorguya çekileceğimizi bildirmiş ve sağlığımızı özenle korumamızı emir buyurmuştur.
Dinimiz sağlığımızı koruyabilmemiz için de temizliği emrettiği, bazımaddelerin ağız yolu ile alınmasını yasakladığı gibi, sıhhatimizi zedeleyicitemasları da haram kılmıştır.
Yasak temasları şöylece özetleyebiliriz.
a - Flört ve Zina
Dinimiz, flörtü (aşk ilişkisi) menetmis ve zinayı yasaklamıştır.
Yüce Mevlâmız şöyle buyurur:«Zinaya yaklaşmayınız.(Zinaya götürücü âşıkdaşlıktan kaçınınız.) Zira zina, büyük bir ahlâksızlıktır.O ne kötü bir yoldur.» (1)
İslâm Dini, ictimaî ve ahlâkî mahzurlarına(sakıncalarına) değinerek veâhiret azabına uğratacağım bildirerek flörtü ve zinayı yasaklamakla frengi,bel soğukluğu, aids gibi, mikroplarıcinsi temas ve öpüşme yolu ile geçebilecek hastalıklara karşı mü'minlerikorumuştur.
Dinimiz, homoseksüellik ve sevicilik gibi cinsel ilişkileri de haramkılmış, böylece mezkûr temaslar yolu ile geçebilecek ruhî ve bedenîhastalıklardan da korumuştur.
b - Adet Günleri Teması
Dinimiz, gayr-ı meşru bir ilişki olan zinayı yasaklamakla kalmamış,nikâhlı kadınlarımızla âdet günlerinde cinsî münasebette bulunmayı da haramkılmıştır. Böylece mümin erkek ve kadınların ve gelecek nesillerin sıhhati(sağlığı)korunmuştur.
Yüce Rabbimiz, Bakara sûresinin 222. âyetinde bu yasağını şöylecebildirmiştir:«Ey Peygamber! Sana kadınların ay halini de sorarlar. De ki; Obir ezadır. Bu sebeple ay halindeki kadınlarla cinsel ilşkide bulunmayın.Temizleninceye kadar kendilerine yaklaşıp ilşkiye girmeyin. İyice temizlenipboy abdesti aldıkları zaman Allah'ın emrettiği üreme organından onlarla cinselilişkiye girebilirsiniz. Allah çok çok tövbe edenleri sever. İyicetemizlenenleri de sever.»
Burada bilvesile şuhususu da açıklamak isteriz.
İslâm Dini, âdet günleri temasını yasakladığı gibi, psikolojikrahatsızlıkların ve muhtelif kadın hastalıklarının oluşumu ile neticelenecekkorunma tedbirlerini(önlemlerini) de onaylamaz. Hatta bu tür tedbirleri kınar.Çünkü kişinin sıhhatini gidermeye hakkı yoktur. Ancak sıhhî sebeplerle korunmatedbirlerine başvurmak şüphesiz caizdir
c - Hastalıklı Kişilerle Temas
Dinimiz, gerekli tedbirleri almaksızın bulaşıcı hastalık mikroplarımtaşıyan hastalarla temasımızı yasaklamıştır.
Peygamberimiz, «Bulaşıcı hastalıklı olan (hayvan ve insan ) sıhhatli olanın yanınauğramasın.» (2) buyurmuş, temas yoluyla gelebilecek tehlikeleredikkatimizi çekmiştir.
Peygamberimiz bağlılığını arzetmek için gelen bulaşıcı bir hastalığatutulmuş kişiye, «Biz seninle sözleştik, sen artık geri dön.» şeklinde habergöndererek temastan sakınmışlar, ashabına da kaçınmalarını emretmişlerdir.
İslâm Dini'nde fert sağlığına olduğu kadar halk sağlığına da büyük birehemmiyet verildiği içindir ki, bilhassa sâri (geçici) hastalıklar mevzuundaPeygamberimiz (S. A.V.) mü'minleri uyarmışlar, koruyucu tedbirlerin alınmasınıısrarla emir buyurmuşlardır.
14 asır evvel Peygamberimiz, günümüzde tatbik olunan karantinaya almadüstûrunu şöylece vaz'etmiştir:«Bir yerde veba (ve veba gibi salgın birhastalık) olduğunu işitirseniz oraya girmeyiniz. Sizin içinde bulunduğunuzyerde böyle bir hastalık ortaya çıkarsa hastalıktan kaçmak için oradançıkmayınız.» (3)
Peygamberimiz, geçici hastalıklar bölgesinden çıkarak halk sağlığınıtehdit eden kişiyi, ordudan kaçarak vatanı tehlikeye düşüren kimseyebenzeterek, şöyle buyurmuştur:«Veba (veba gibi sâri hastalık) dan kaçan kimse,ordudan kaçan kişi gibidir. Hastalık bölgesinde kalıp sabreden kişi için şehitecri vardır.»
Peygamberimizin geçici hastalık bölgesinden çıkılmaması hususundaki,mutlaka uygulanması gereken emrine itaat ederek, sâri hastalık bölgesindençıkmayan ve bu sırada kendisine ölüm vâki olan kimsenin şehid olacağı da yinePeygamberimizin diliyle açıklanmıştır. Bu açıklama ile mü'minler şöylece ruhîsükûnete davet edilmiştir:
«Taun (gibi birhastalık)dan ölen Müslüman şehitlik sevabı kazanırvardır»
Yukarıda sunduğumuz hadislerden açıkça anlaşılmaktadır ki, geçicihastalık bulunan bölgeye girilmesi de, çıkılması da dînimizce yasaklanmıştır.
Bu dinî ölçüler sebebiyledir ki Hz. Ömer, Halife-i müslimin olarakteftiş için gittiği Şam'a veba salgını sebebiyle girmemiş ve İslâm askerlerinide sokmamıştı.
Ordu kumandanı EbuUbeyde'nin:
- Allah'ınkaderinden mi kaçıyorsunuz? şeklindeki sözlerine de şöyle cevap vermiştir:
- Evet. Allah'ınkaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz. (4)
- Hastalık mikropları taşıyan insanlar ve hayvanlarla teması yasaklayandinimiz, özellikle köpekle teması yasaklamıştır.
Peygamberimiz, güvenlik gibi bir zarûret(gereksinim) olmadıkça evlerimizdeköpek beslemememizi emrederek bu yolla köpeğin kıllarından geçmesi muhtemelolan hastalıklardan da mü'minleri sakındırmıştır.
Bu mevzudaki hadislerinde Peygamberimiz şöyle buyururlar:«Av veya koyun köpeğidışında köpek besleyenin her gün sevabından iki birimi eksiltilir.» (5)
d - Fikrî Temaslar
Açıklamaya çalıştığımız haram temaslar, daha çok bedenî sıhhatimizizedeleyici temaslardır.
Yüce Dinimiz, ruhî bünyemizi korumak için maddeci sistemlerle vemateryalistlerle sürekli temaslar ve dostluklar kurmamızı da yasaklamıştır.
Rabbimiz Tevbe sûresinin 23. âyetinde şöyle buyurur:«Ey iman edenler!Eğer kâfirliği; maddeciliği iman'a tercih ederlerse babalarınızı vekardeşlerinizi bile temsil ve tasarruf yetkisi verilebilir dostlaredinmeyiniz. Sizden kim onları dost edinirse onlar (nefislerine) zulmedenlerin ta kendileridir.»
Mü'minler!
Allah'a, O'nun kader programına ve Ahiret Hayatı'na iman eden veibadetlerle ruhî bünyesini kuvvetlendiren mü'minlerin cemiyetinde ruhîbuhranlar, karamsarlık, ümitsizlik, hayata küsme ve intihar gibi hiç bir manevîhastalığın vücuda gelmesi mümkün değildir.
Ancak imansız, ibâdetsiz, ahlâksız insanlarla dostluk rabıtalarıkurmak, onların ruhi bünyelerinde oluşan öldürücü ve zaafa düşürücü, geçicimana mikroplarının bizlere bulaşmasına sebep olur. Bunun içindir ki, Hakk'açağırmak ve Batıl'lardan sakındırmak amacı dışında onlarla temas kurmamalıyız.Kurmak durumunda kaldığımız zaman da ihtiyatlı olmalıyız.
Yüce Rabbimden cümlemizi yasak temaslardan kaçınarak dünyası veâhiretini mesut eden kullarından kılmasını niyaz ederim'.
1) İsra, 32
2) Bu ve bir sonrakinumarasız hadis için bak. S.B.M. Tecrid-i Sarih Ter. 12/103; İ. Mace, Hn. 3544.
3) Bu ve akabindegelen iki hadis için sırasıyla bak. R. Şalihin B. Kerahetil - Huruci Min beledin... Hn.1, C.; Sağîr, 2/80; S.B.M. Tecrid-i Sarih Ter. 12/96.
4) R. Salihin, B.Kerahetil - Huruci Min Beledin...
5) R. Salihin, B. Tahrîm-i


