
İNSANLAR EŞİTTİR YÜCELİK ALLAH’A SAYGIDADIR
İslâm Dini'nin ana kaynağı olanKur'ân-ı Kerîm'in Hucurât sûresinin 13. âyetinde Rabbimiz şöyle buyurur:
«Ey insanlar! Doğrusu,biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirlerinizle tanışasınız(toplum hayatı yaşayasınız) diye sizleri milletlere ve soylara böldük. Allahkatında en değerli olanınız, hiç şüphesiz O'nun yasaklarından en çok kaçınanınız, emirlerine de en çokyapışanınızdır.» (1)
Bu Kur'ânî bildiriden açıkça anlaşılacağı üzerebütün insanlar birbirleriyle eşittirler.
- Beyazlar,beyazoldukları için siyahlara,
- Zenginler,zengin oldukları için fakirlere,
- Yöneticiler,yönetici olduktan için yönetilenlere, İşverenler,işyeri sahibi oldukları için işçilere,
- Müdürler üst oldukları için memurlara aslaüstün tutulamazlar.
Üstün tabaka, asil zümre ve imtiyazlı sınıf yoktur. Bütün insanlar hürdür veinsanlık onurunda eşittir. Üstünlükancak Allah'ın Kur'ân'la koyduğu kurallara uyuşla gerçekleşir.
Özetlersek: ancak, imanlılar inançsızlara, adaletliler zalimlere,faydalılar zararlılara, ilmini toplumyararına kullananlar kötülüğe alet edenlere, istikrar ve huzur içinçalışanlar bozgunculara, samimiibadetliler de ibâdetsizlere karşı üstünlük sağlar ve şeref kazanabilirler.
Her kim üstünlüğü/yüceliği Allah'ın yasaları ve uygulamasında aramaz,yalnızca soyunu, kariyerini, mevkiini, zenginliğini, siyasî gücü vegüzelliğini ölçü kabul ederek kendisiniüstün, çevresini aşağı görürse o insan, İslâm nazarında değersiz ve de şerlibir tiptir.
Şanlı Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyururlar:«(İman vefazilet caddesinde) her kimi ameli geri bırakırsa, soyu onu ileri götüremez.» (2)Peygamberimiz bu hadisi ile mücerret soyluluğun üstünlük vesilesiolamayacağını açıklamıştır.
Yüce Peygamberimiz; «İlimden dilediğinizi öğreniniz. Allah'a yeminederim ki bilginizle amel etmedikçe, bilgi çoğaltmaklamükâfatlandırılmazsınız.» (3)bu yurarak da amelsiz ilmin yüceliği olmadığını beyan etmiştir.
Sevgili Peygamberimiz; « (Değer ölçüsü bilerek)kendilerini altınlara,gümüşlere (menkul ve gayr-ı menkullere, güzel görünümlü) iç ve dışgiysilere kaptıranlar helake yüztutmuştur...» (4) buyurmakla, putlaştırılmış zenginliğin şerefindeğil, zilletin sebebi olduğunu ifade etmiştir.
Hizmet ve adalet anlayışıyla değerlendirilmeyen mevkilerin yüceliğin çıkışları olmayıp, aşağılığın düşüşleri olduğuna da şöylece dikkatimiziçekmiştir:«Müslümanların yönetimini üstlenip de onlara hizmet için gereğinceçalışmayan ve onlara karşı (samimi ve) Hakka yöneltici olmayan hiç bir yöneticionlarla beraber Cennet'e giremez.» (5)
Peygamberimiz, «Allah sizin vücutlarınıza/dış görünümünlerinize bakmaz.O, ancak kalplerinize bakar» buyurmakla da dış değil iç güzelliğinin üstünlük ölçüsü olduğunu ifade buyurmuştur.
İnsanlar arasında sınıf farkları doğuran, sevgiyi öldüren, hasedidirilten ve toplum düzenini bozan benlik davası ve üstünlük iddiasındanvazgeçmedikçe İslâmî çizgide erdemli bir hayat yaşanamaz. Zira kâfirliğinkaynağı benlik duygusu, zulmün menbaı büyüklük davası, riya, kibir, istismar veihtiras gibi bütün kötü sıfatların menşei de üstünlük iddiasıdır.
a - İnsanlık tarihinin en büyük mana ve madde inkılabcısı olanPeygamberimize ve daha önceki peygamberlere karşı çıkanlar çoğunlukla asaletdavası güdenler, maddî güçleri ile mağrur olanlar, insanları siyasi veekonomik çıkarları doğrultusunda vearzularına göre yönetmek isteyenler olmuştur.
Kâfirler, Peygamberlerinvahiy alan üstün kişiliklerine inanmayı ve onların hayat önderliğini kabul etmeyionurlarına yediremedikleri, aşağı tabaka olarak vasıflandırdıkları insanlarlaaynı haklara sahip, hiçbir üstünlüğü olmayan insanlar olarak yaşamayı zilletgördükleri için inanmamışlardır.
b - Benlik davası veüstünlük iddiası her devirde zulmün de ana kaynağını teşkil etmiştir.İncelendiğinde anlaşılacağı üzere zalimler kendilerini güçlü gören kuvvetligörülmek isteyen, büyüklük histerisine tutulmuş aşağılık insanlar arasındançıkmıştır.
Bu bedbahtlığa düşmememiziçin Rabbimiz bizleri Kur'ân-ı Kerîm'in Lukman sûresinin 18. âyetiyle şöyleceuyarmaktadır:«Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme. Toplum içinde böbürlenerekyürüme. Allah kendini beğenip övünen hiç bir kişiyi sevmez.»
c - Kişisel çıkarlarıtoplumsal faydaların üzerine çıkaran, sömürüye yönelten, sevgi yerine nefreti,yardımlaşma yerine hasedi kökleştiren de aynı nefsi putlaştırma davalarıdır.
Muhterem Mü'minler!
İslâmî iman ve hayatçizgisinde yaşayamayan Cemiyetimiz, «kendini beğenme» hastalığınatutulmuş fertlerden oluştuğu için manenhastacadır.
Bu sebeple zenginimiz -fakirimize, bilginimiz - cahilimize, , âmirimiz - memurumuza, güzelimiz -çirkin görülenimize, işverenimiz -işçimize ve hatta şeyhimiz müridimize sözle değilse de fiilen üstünlükiddiasındadır.
Bu nedenle egemen zümre muhitleri ile büyük kitle semtleri birbirindenayrılmakta, tüketim yönünden büyükfarklar oluşmakta, hakları ve özgürlüklerini savunamaz rûhenköleleştirilmiş insanlarımız da giderek artmaktadır.
Konumuzu -Salat ve Selam üzerineolsun- Peygamberimiz Hz.Muhammed'in sunacağımız hadisleriyleözetleyebiliriz:«Mü'minler kardeştirler. Birinin diğerine, Allah'a itaat/saygıölçüsünden başka hiçbir üstünlüğü yoktur.» (7)
Allah katında küçülürkeninsanlar yanında büyür olmaktan kaçınalım. Büyüklük davası güden zâlimlerdenolmayalım.
Mütevazı olalım. Sahipolduğumuz bütün nimetleri Allah'ın bizlere kulluk denemesi için verdiğinibilelim. O'na hamd ve ibâdet edelim. İnsanlara sevgi, saygı, adalet ve ikramkanatlarımızı gerelim.
Hutbemizi bir hadislebitiriyorum.
Yüce Peygamber (imizsahabîlerine) buyururlar:Size Cennetegireceklerden bir bölümünü bildireyimmi?
(Benlik davası veüstünlük iddiasından uzak, sevilen ve kaynaşılan) her önemsenmez alçak gönüllü mü'minCennetliktir. Bu vasıftaki mümin kul Allah'a duâ etse -katındaki değerindenötürü- şüphesiz Allah onun duasını kabul eder.
1. Size Cehenneme gireceklerden bazılarını tanıtayım mı? Her azgın mizaçlı, hayrı engelleyici ve kibirli kişiCehennemliktir.» (8)Hucurât, 13.
2. Sünenü't-Tirmizî,Hn. 2946.
3. El-Camiüs-Sağîr,1/131.
4. R. Salihin B.Fazliz-Zühd... Hn. 12.
5. a.g.e. B. Vulatil-Umuri Bir-Rifkı... Hn. 2.
6. a.g.e. B. Ihlas,Hn. 8.
7. İ. Kesir, Hucûrat13 (4/217)
8. S. İ. Mace, Hn.4116,Rt- Tac 5/31.


