
İLME MANİ OLMAK, FAYDALISINI ÖĞRENMEMEK VE ZARARLISINI ÖĞRENMEK HARAMDIR
İslâm Dininin sunduğu mutlu kılıcı iman esaslarını, helal ve haramhükümlerini bilmek ve Rabbimizin nimetlerinden yararlanmak ve insanlarıfaydalandırmak için ilim öğrenmek farzdır. Dinimiz açıklanan gayelerle bilgiedinmenin faziletini Peygamberimizin diliyle şöyle açıklamıştır:«İlim tahsiliiçin yola çıkan kişiye, bu yüzden Allah Cennet yolunu kolaylaştırır.
İlme talip olanları sevdiklerinden melekler (de onlara yardım vekoruma) kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunan bütün canlı varlıklar,hatta sudaki balıklar bile, ilim adamları için, Allah'tan afv ve mağfiretdilerler. (Bilgisiyle amel eden) Birâlimin (Yaptıklarının bilincinde olmayan cahil ) bir âbid üzerine üstünlüğü ayın şâiryıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler, peygamberlerin vârisleridir.Peygamberleraltın ve gümüş miras bırakmadılar. Ama onlar hakikat ilmini miras bıraktılar.Busebeple ilme önem verip - öğrenen kişi büyük bir miras almıştır.» (1)
A- Zararlı Bilgi
İslâm Dini ilmi yüceltmiş, Kur'ân, Hadis, Tıp, Fizik ve Kimya gibiilim dallarına yöneltmiştir. Ancak kişinin dünya ve âhiretine yaramayan,topluma yarar ve gelişim sağlamayan faydasız ilimden kaçınılması da mü'minlereemredilmiştir.
Kendilerine fayda sağlamayacak, üstelik zarara uğratacak bilgileriöğrenenler de Kur'ân-ı Kerim'de Rabbimiz tarafından kınanmıştır. (2)
Korunmak için zarar verici bilgileri, gerekirse zarar vericikişilerden öğrenmek caizdir. Fakat amaçmutlaka "korunmak" olmalıdır. Bu amaç içindir ki Peygamberimiz Allah'tan yardımdileyerek daima şöylece dua etmişlerdir:«Allahım! Faydasız ilimden sanasığınırım...» (3)
B-Kazanç,Şöhret veMevki Amacı
Dinimizde, Allah'ınrızasını kazanmaya ve insanlara hizmet etmeye vesile olabilecek bilgiyi, parakazanmak, şöhrete ermek, mevki edinmek ve böylece diğer insanlara üstün olmakiçin tahsil etmek de haram kılınmıştır. Çünkü böylesine gayeler takip edilerek tahsil edilecek ilimlefayda sağlanamaz. Peygamberimiz şöyle buyururlar:«Kendisi ile Allah'ın rızasıkazanılacak bir ilmi yalnız dünya malı elde etmek için öğrenen kimse KıyametGününde Cennet'in kokusunu alamaz.»
«Bir ilmi âlimlerarasına katılmak veya o bilgi aracılığıyla insanlara karşı mücadele vermek yada insanların ilgisini kendisi üzerinde toplamak için tahsil eden kimseyi(kendi rızasını ve toplumun yararını gaye edinmediği için) Allah Cehennem'esokar.»
«İlimden dilediğiniziöğreniniz. Allah'a yemin ederim ki bilginizle amel etmedikçe bilgi çoğaltmaklamükâfatlandırılmazsınız.» (4)
Peygamberimizin bumübarek sözleri ne büyük bir hakikati ortaya koymaktadır. Gerçekten sâdecemaddî menfaat elde etmek için hareket eden âlimlerden daha zalim ve zararlı kimolabilir? İlmi kötüye kullanmaktan, cemiyetin hürmet ettiği unvanları istismaretmekten, menfaat için ilim haysiyetini çiğnemekten daha korkunç ne tasavvurolunabilir? Bu gibi ilim sahiplerinden Cehennem azabına daha müstahak kimvardır?
Sevgili Peygamberimizne güzel buyurmuşlardır:[«Kıyamet Günü'nde en şiddetli azaba uğrayacak insanbilgisi kendisine fayda sağlamayan âlimdir.»
«İyice biliniz kikötülüklerin en zarar verici olanı bilginlerin yaptıklarıkötülüklerdir.Hayırların en verimlileri de âlimlerin yaptıklarıhayırlardır.»] (5)
Muhterem Mü'minler!
İslâm Dini zarar verici nitelik taşıyanları dışındakibütün ilim dallarına yönelmeyi farz-ı ayın ve farz-ı kifaye olarak görevkıldığı gibi, öğretmeyi de vazife kılmıştır. Öğreneni de öğreteni deyüceltmiştir.
Peygamberimiz şöylebuyururlar: [«Kişinin bildiği bir şeyibaşkasına öğretmesi sadakadır.»
«Öğreten ve öğrenen sevapta müşterektir.»] (6)
C- İlmi Engelleme
Dinimiz öğrenim ve öğretime pek büyük bir ehemmiyet verdiği içindir kiPeygamberimiz; [«İlme mani olmak haramdır.» «Kendisinden faydalanılmayan ilim,Allah yolunda harcanmayan bir hazine gibidir.»] buyurmuş, böylece ilimhayatının canlı ve üretken olmasını emretmiştir.(7)
Peygamberimiz ilimde tekelciliği de menetmiştir. Soruldukları haldebildiklerini öğretmeyen, görev verildiği zaman da mazeretsiz olaraköğreticilikten kaçanların hıyanetlerini ve uğrayacakları azabı da şöylecehaber vermiştir:[«Bilgisinden sorulduğu halde (bilmiyorum diyerek) onuöğretmek istemeyen kimsenin ağzına Kıyamet Günü'nde, ateşten bir gem vurulur.»
«Kıyamet Günü'nde Allah katında derecesi en aşağı olacaklardan biri de(insanların) bilgisinden faydalanmadığı âlimdir.»
«İlmi alanlarda birbirinize karşı samimi olup yardımlaşın. Birinizbildiğini diğerinden saklamasın. Zira ilimde hıyanet, malda hıyanetten dahakötüdür.»] (8)
Muhterem Mü'minler!
Bilgilerinden dolayı mümtaz bir sınıf olan âlimlerin;bilgilerini normalin üstünde bir gayretle başkalarına öğretip tebliğ etmelerilüzumuna dikkatimizi çeken Peygamberimiz, bu mevzuda bizleri mantıkî bir gerekçeile şöyle irşad buyurmuşlardır:«... Kendisine bilgi aktarılıp (öğreten) çokkimse vardır ki, bizzat dinleyen (ve öğreten) den daha iyi muhafaza etmiş (vegereğini yerine getirmiş) olur.» (9)
Her alanda daha iyi kavrayabilecek ve gereğini yapabilecek nesillerebilgi aktaracak ilim adamları mü'minlerin en büyük zenginlik kaynağıdır. Bunun içindir ki ŞanlıPeygamberimiz «İlim adamı, İslâm'ın rüknüdür.» buyurur.
Peygamberimiz bir diğer ilgili sözlerinde gerçek âlimlerden ve ilmîfaaliyetlerden mahrum cemiyetlerin istikbaline de şöylece işaret buyurmaktadır:
«Allah, ilmi insanların göğsünden çeke çeke almaz, hakikat âlimlerinitarafına çekmekle alır. Böylece (cemiyete ışık tutacak) hakiki âlim kalmaz;insanlar da bir takım cahilleri baş tutar; önder edinirler, onlara bir şeysorulunca ilimsiz fetvalar verirler; (ilkeler ve yasalar koyarlar) bu suretlehem kendileri sapıtırlar hem de başkalarını saptırmış olurlar.» (10)
İslâm cemiyetinin böyle bir bahtsızlığa uğramaması için, harp gibicemiyetin istikbali ile alâkalı en hassas durumlarda bile öğrenim ve öğretimeara verilmemesi, insanları, Hakk'a çağıracak ve Batıl'lardan sakındıracak birbilginler topluluğunun hazırlanması Rabbimiz tarafından emrolunmuştur.(11)
Saygı Değer Mü'minler!
Dinimizin faydalı bilgilerin öğrenim ve öğretiminifarz kılması ve farz olmayan ibadetlere üstün tutması her asırda Müslümanlarınilim aşkını alevlendirmiştir. Her cami bir öğretim ve eğitim yuvası halinegetirilmiştir. Emevîler, Endülüs Emevîleri, Abbasîler, Selçuklular veOsmanlılar devrinde, sayısız ilim külliyeleri, binlerce laboratuar ve rasathane kurulmuş, tıp,eczacılık, cebir, trigonometri, kimya, fizik, coğrafya, astronomi gibi müsbetilimlerin temelleri atılmıştır. Bütün dünyaya ilim ve medeniyyet nurlarısaçılmıştır. Ayrı ca, İslâm Hukuku,Tefsir ve Hadîs sahasında, yüz binlerce ciltlik eserler yazılmıştır.
Hiç şüphe edilmemelidir ki ahlâken yozlaşmamız,ilim ve teknikteki geriliğimizilmi ibâdet gören İslâmî şuuru yitirmemizle başlamıştır.
Özetlersek İslâm'ın kendisi bir eğitim ve öğretim nizamıdır.Hz.Peygamberimiz de bir öğreticidir. Bu gerçekler Kur'ânımızda şöylecepekiştirilmiştir:[«Kur'ân kat'î bilginin tam gerçeğidir.»
Hz. Muhammed ilâhî kanunları öğretmek için gönderilmiş birmuallimdir.] ((12))İslâmîiman temeline dayalı ilim olmazsa olmazdır.
Yüce Rabbimden cümlemizi ilmi, ilim adamlarını ve ilim kurumlarınısevenlerden kılmasını diler, faydalı bilgilerimizi artırmasını niyaz ederim.
1.Tac, 1/63
2.Bakara, 102
3.C. Sağîr,1/58
4.M. Mesâbîh Hn.227, 225 ve C. Sağîr 1/131
5.K. Hafa Hn. 376, M. Mesabih Hn. 267
6.İ. Mace, Hn. 243,K. Hafâ, Hn. 1756.
7.K. Hafâ, Hn. 1758, M. Mesâbih, Hn. 280
8.M. Mesabîh, Hn.223, 268, C.Sağîr, 1/133
9.M. Mesâbîh, Hn.230
10.Tac, 1/72. I.Mace, Hn. 52
11.Tevbe 122
12.Hakka, 72, Bakara,151


