
İLAHIMIZ ALLAH YASAMIZ KİTABULLAH
Birilke, bir kanun fert ve cemiyet hayatında ilgi ve saygı görüyor, tatbikolunuyorsa onun varlığının anlamı ve değeri vardır. Yok sadece varlığına vegerekliliğine inanılmakla yetiniliyor da fertlerin iradelerine ve toplumhayatının akışına yön vermiyorsa onun mevcudiyetinin fiilî bir önemi yoktur.
İnanılan ve kabul edilen bu ana kaideyi iman ve amel hayatımıza teşmilederek şu sualleri öz nefsimize yöneltebiliriz.
Yüce Allah'ın varlığına, birliğine, yaratıcılığına, bilgisi ve gücüsınırsız ortaksız bir Rab olduğuna inanmamızın hayatımızdaki rolü nedir?
O'nun bildirileri, emirleri ve yasaklarını ihtiva ettiğine inandığımızKur'ân-ı Kerim'in ferdî ve içtimaî hayatımızdaki etkinliği nedir?
Muhterem Mü'minler
Kur'ân-ı Kerim vicdanların hakim düzeni ve pratik hayatınarzuyla tatbik edilir nizamı olmadan maziyi, hali, istikbali bilen kadir-imutlak bir Rab olduğuna inandığımız Allah'ı fiili hayatımızda biricik mabut; ortaksızilâh tanımamız mümkün müdür?
Elbetteki değildir. Zira Allah'ın haram kıldıklarını helâl kılan, helâlkıldıklarım da haram kılan fertleri ve sosyal kurumları meşru tanımak, onlarımabut edinmektir.
İlâhî yasaları yürürlükten düşürmek ve bu esaslarla çelişen prensipleriyüceltmek ise Allah'a şirk koşmaktır.
Nitekim Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed Allah'ın helâl kıldıklarımharam, haram kıldıklarım da helal olarak kendilerine sunan hahamları vepapazlarını onaylayan Yahudileri ve Hıristiyanları, hahamlarını ve papazlarınıilâh tanımış olmakla suçlamıştır. (1)
Devrimiz Müslümanları ilâhlar edinmeyi; Allah'a ortak koşmayı, sadeceputlara tapmak gibi eksik ve kısır bir anlayış içinde kabul eder olmuşlardır.Bu kabulden ötürüdür ki, Allah'ın ferdî, ailevî ve içtimaî hayatı tanzimedecek emir ve yasaklarım ihtiva eden Kur'-ân-ı Kerîm, düzenleyicisi olmasıgereken günlük hayattan çekilmiştir. Dirileri canlılığa ve ebedîlik aşkına erdirmesigerekirken mezarlık kitabı olmuştur.
Açıklamaya çalıştığımız eksik ve kısır anlayışın mü'minleri İslâm Nizamı'ndanyoksun bırakacak tehlikeli bir şekil alabileceği endişesiyledir ki, Peygamberimizşöyle buyurmuşlardır:«Ümmetimle ilgili olarak korktuklarımın en korkutucuolanı, Allah'a ortak koşmalarıdır. Dikkat edin, ben size onlar aya, güneşe veputa tapacaklar demiyorum. Fakat Allah'tan gayrisinin emirlerine ve arzularınagöre iş yapacaklar... (Bu da onlar için Allah'a bir nevi ortak koşmak olacak.)»(2)
Allah'ın yanı sıra ilâhlar tanımak, bağışlanmayacak ve Cehennem azabınauğratacak pek büyük bir suç olduğu içindir ki ilk mü'minler ilâhlar edinmeanlamına gelebilecek davranışlardan şiddetle kaçmıyorlardı.
Bu sebepledir ki Kur'ânla bildirilen helaller ve haramlarla çelişeninançları, gelenekleri ve uygulamaları hemen bırakıyorlardı. Kur'ân-ı Kerim'inyasalarına uymayı Allah'ı ibadetli olmanın gereği görüyorlardı.
Bu şuurlarından ötürüdür ki Rabbimizin Kur'ân-ı Kerim'de «Namazkılınız.» emri varid olunca bütün mü'minler namaz kılmaya başlamıştı. «Zekâtveriniz.» emri gelince şartlarını taşıyan mü'minler vermeyi bir iman zevki vevicdan neşesi haline getirmişlerdi. «Allah'ın onay verdiği çizgide savaşınız.»buyruğu ise bütün mü'minleri iman saflarında savaşmaya hazırlamıştı.
Mü'minler!
Allah'ı biricik mabud; ortaksız ilâh kabul etmeyi O'nun kitabı Kur'ân-ıKerim'in düsturlarına göre yaşamak manasına anlayan ilk mü'minlerin hayatındaniki örnek vererek konumuza açıklık getirelim.
Asrımızın cahiliyeti gibi karanlık bir cahiliyet hayatı yaşayan milâdî6. asır Araplarında alkollü içkiler her dudağın sevgilisi, her merasiminprotokol gereğiydi.
Evet böyle bir cemiyetin inşam olan Ebu Büreyde Şöyle nakleder:«Bir günoturmuş içki içmeye başlamıştık. Ben bir ara kalktım, Peygamberin huzurunaçıktım, selâm verdim ve orada içkinin haram edildiğini bildiren âyetinindirildiğini öğrendim. Derhal arkadaşlarımın yanına döndüm ve alkollü içkileriiçme yasağım bildiren âyetleri «... artık bu iptilâdan vazgeçersiniz değilmi?» cümlesine kadar okudum. Arkadaşlarım hemen kadehlerindeki içkileridöktüler, küpleri devirdiler ve «Vazgeçtik Yarabbi! Vazgeçtik Yarabbi!»dediler.» (3)
Bu Kur'ân yasağından sonra Medine yolları günlerce içki aktı. Artıkilk İslâm cemiyetinin içki diye bir problemi kalmamıştı.
Mü'minlerin annesi Hz. Âişe (R.A.) da şöyle anlatıyor:
«Allah'a yemin ederim ki ben Allah'ın kitabına iman ve onu tasdik etmebakımından Ensar kadınlarından daha gayretlisini görmedim.
Nur sûresinin «Baş örtülerini yakalarına vursunlar (başlarınısaçlarım kulaklarını, gerdanları ve sinelerini sımsıkı örtsünler)»anlamındaki âyeti nazil olup da erkeklerin her biri evlerine dönerek karısı,kızı, kız kardeşi ve akrabasına Allah'ın indirdiği âyeti okuyunca onların herbiri Allah'ın kitabına iman ve onu doğrulamak için örtülerine hüründüler.
Bu âyetin nüzulünü(inişini) takip eden sabah örtülerine bürünmüş olarakHz. Peygamberin arkasında namaza durdular, örtülerini sımsıkı büründükleri içinsanki başlarında kargalar varmış gibiydiler.» (4)
Kısaca kadın ve erkek peygamber devrinin her mü'mini, Kur'ân'ın ferdîve ailevî hayatı tanzim eden her emrini, içtimaî, iktisadî ve hukukîmünasebetleri düzenleyen her düstûrunu aynı iman ve şuurla derhal tatbik ediyorve Kur'ân'ı yaşanan bir nizam haline getiriyordu.
Onlar biliyorlardı ki; Kur'ân'ın yüce emir ve yasaklarını tatbik etmemek,Şanlı Peygamberin önderliğinde yaşamamak, imanı anlamsız kılmak, hayatı gayesizbir maceraya sürüklemek, ahiret saadetini putperestliğe feda etmektir.
Muhterem Mü'minler!
Kişilerin putlaştırıldığı, düzenlerin ilâhlaştırıldığı moderncahiliyette yaşıyoruz. Allah'ı yasalarına boyun eğilerek ibadet edilecek şanıyüce biricik İlâh tanımak içinKur'ân'ın emirleri ve yasaklarına yapışmak tek çaremizdir.
Hutbemizi âyetanlamlarıyla bitiriyorum.«Sizin ilâhınız Allah'tır. O'ndan başka hiç bir ilâhyoktur. O, (yarattığı) bütün varlıkları bilgisi ile kuşatmıştır.»
«... (Siz) O'nun Kitabı Kur'an'a uyun, O'nun emirleri ve yasaklarınaaykırı gitmekten de korunun ki merhamet olunasınız (da dünya ve ahirettemutluluğa eresiniz.)» (5)
1. Anlam olarak Bak.İbn-ü Kesîr Tevbe, 31, 2/348 Hak Dini Kur'ân Dili 2. Baskı, 4/2512
2. İbn-i Mace HadisNo: 4205
3. İbn-ü Kesir,Mâide, 90
4. a.g.e. Nur, 31
5. Taha, 98; Enam,155


