
İBÂDET İSLÂMÎ EMİRLERE VE YASAKLARA GÖRE YAŞAMAKTIR
İslâm Dini'nin özü Allah'a iman ve O'na ibâdet etmektir. İbâdetyaratılış sebebimizdir. Yaradanımız bu gerçeği şöyle açıklar:«Ben insanları vecinleri ancak bana ibâdet etmeleri için yarattım.» (1)
İbâdet; ölünceye kadarsürdürmemiz gereken ana vazifemizdir. Bizlere ibâdet görevini yükleyen Rabbimizşöyle buyurur:«Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibâdet et» (2)
Hz. Adem'den Hz. Muhammed'e kadar bütünpeygamberler, ibâdetin yaratılış sebebimiz ve temel görevimiz olduğunu,bildirmek için gönderildiler.
Rabbimiz bugerçeği de Nahl Sûresinin 36. âyetinde şöyleceaçıklamaktadır. [Andolsun, «Allah'aibâdet ediniz. Tağut'tan (şahıslara, ilkelere, putlara tapmak) kaçınınız.» (diyerek tebliğdebulunmaları için) biz her millet içinde bir peygamber gönderdik...]
İbâdet biricik görevimizolduğu gibi dünya ve âhiret saadetimizin de yegane vesilesidir.
Saygıdeğer Mü'minler!
İslâm Dini'ndekiönemini açıklamaya çalıştığımız ibâdet nedir?
Allah'ın her bir emirve yasağına itaat ibadettir. Kur'ânımızınaçıklamasına göre Peygamberi Muhammed'e itaat Allah'a itaat oldu için Hz. Muhammed'inemirleri ve yasaklarına itaat deibadettir. (3)
Allah'ın ve Peygamberininemirleri ve yasakları insan hayatının bütününü kuşattığı için de ibâdet; hayatıilâhi ölçülere göre düzenleyerek yaşamaktır.
Konumuzu bazı örneklerleaçıklayalım.
a - Namaz kılmak, , zekâtvermek, hacca gitmek, doğru konuşmak, , adaletli olmak, sözleşmelerin gereğiniyapmak, gerçek mü'minlerle dostluk kurmak ve beraberlik oluşturmak, bütünmü'minlere merhamet kanatlarını germek ibâdettir. Çünkü bunlar Allah'ınemirleridir.
Ana - babaya, akrabaya,komşulara ve arkadaşlara iyilikyapmak/saygılı davranmak, etmek, Allah'ın bildirdiği oranlara göre mirası paylaşmak,İslâm'ı yaşamak ye yaşatmak için başta kültür cihadı olmak üzere her nevicihada yönelmek ibâdettir. Çünkü bütün bunlar Allah'ın emirleridir. Onunemirlerine itaat ise ibâdettir. b - İnsanları, ilkeleri, kurumları ve rejimleriAllah'a ortak koşmamak, içki, kumar, zina, zulüm, kibir, faiz ve yalan gibi haramlardan sakınmak ibâdettir.Çünkü bunları yasaklayan Allah'tır.
c - Cemaat namazlarınakatılmak, toplumun yararlanacağı hizmetlere koşmak, selâm verip - almakvermeyene vermek, gelmeyene gitmek, , nefsimiz için istediğimizi diğer insanlariçin de istemek ve benzerleri ibâdettir. Çünkü bunları emreden/tavsiye edenPeygamberimizdir.
d - Mazeretsiz bekârlıktan,erkek olarak kadınlara, kadın olarak erkeklere benzemekten sakınmak,ırkçılıktankaraborsacılıktan... ve sövmektenkaçınmak birer ibâdettir. Çünkü bütün bunlar ve benzerlerini yasaklayan -salâtve selam üzerine olsun- Sevgili Peygamberimizdir.
Onun emirleri ve yasaklarına uymak iseibadettir.
Sunduğumuz örnek bilgilerdenanlaşılacağı üzere ibâdet; Allah'ın ve Peygamberi Muhammed'in her biremir ve yasağına uymaktır. Bazı mü'minlerin eksik olarak kavradıkları gibiibadet yalnızca namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek ve hacca gitmekdeğildir. Bu özel vazifeler ibâdetler içinde hususî bir önem taşıyanlar veyapılmaları kaçınılamaz olanlardır.
İslâm'da ibâdet açıklamayaçalıştığımız üzere bütün hayatı kuşatıcı olduğundan peygamberimiz, ibâdet türlerinin çokluğunu ifade etmek içinherkesin anlayabileceği bir şekilde şöyle buyurmuşlardır:
«İbâdet yetmiş nevidir. Enfaziletli ibadet(lerden biri de) helâlnzık kazanmaktır.» (4)
İbâdetin anlamı veşümûlü(kapsamı) bu olunca pek tabiîdir ki, mü'min; namaz, oruç, zekât ve haclaAllah'a ibâdetederken sosyal münasebetlerini ahlâk ve adalet esaslarına görekurmak ve sürdürmekle de Allah'a ibâdet edecektir. Bilgisi, sanatı vememuriyeti ile topluma yararlı olmakla da Allah'a ibâdet edecektir.
Mü'min, faizsiz, rüşvetsiz,yalansız kazanarak, fert ve cemiyet haklarına saygı duyarak, sömürüye karşıçıkarak, sosyal adaleti savunarak ve ezilenlerin safına katılarak da Allah'aibâdet edecektir. Keza, içki, kumar, zina ve israftan kaçınarak da Allah'aibâdet edecektir.
Mü'min İslâm Dini'nin ve onabağlı gerçek mü'minlerin, toplumun kültürel, siyasi ve ekonomik hayatındagiderek daha büyük etkinlik kazanabilmesi için uğraşı vermekle de Allah'aibâdet edecektir.
Hulâsa mü'min, her zaman veher yerde, her iş ve her sözle Allah'a ibâdet edecek, ibâdetini de Allah'a O'nugörüyormuş gibi yapacaktır.
Evet, mü'min Allah'a, O'nugörüyormuş gibi ibâdet edecektir...
Şanlı Peygamberimiz bu gerekliliği açıklamak içinşöyle buyururlar:[«Allah, bütün sözlerin,davranışların ve işlerin "Kendisinigörür gibi ibâdet etmek olan" ihsan ölçüsüne göre yapılmasını farzkılmıştır...»
«(O halde Allah'a O'nu görürgibi ibâdet ediniz.) Siz onu görmüyorsanız da O, sizi görüyor...»] (5)
-Salât ve Selam üzerine olsun-Peygamberimiz sunduğumuz ha hadisleriyle bütün hayatımızın ibâdet, ibâdetimizinde Allah'ı görüyormuş gibi olması gerektiğini bildirmişlerdir. Peygamberimizbu bilgi ve bilincin imanın kemal noktası olduğunu da şöyleceaçıklamıştır:«İmanın en üstün (derecesi) bulunduğun her yerde, Allah'ınseninle beraber olduğunu bilmendir.» (6)
Muhterem Mü'minler!
Ahlâkla hukukun, fertlecemiyetin, adaletle merhametin, harple sulhun, öz ifadeyle dünya ileÂhiret'inbölünmez bir bütün olduğu İslâm'da, her işi ibâdet, her ibâdetimutluluk haline getiren, Allah'a, O'nu görür gibi ibâdet etme duygusudur.Şüphesiz biz O'nu görmüyor isek de O, bizi görüyor.
Müslümanlar, ibâdetiaçıklamaya çalıştığımız gibi İslâm'daki gerçek anlamıyla kavramazlar, ibâdetisayılı birkaç emirde görür, böylece ferdî ve ictimaî hayatın küçük birbölümünde Allah'a yönelir, diğer bölümlerinde bâtıl ilkelere ve hayatşekillerine tâbi olurlarsa, apaçık hüsranda uğrayan bedbahtlardan olurlar.Zira, mü'minler dinin bir ucundan yani, hayatın belirli merhalelerinde, muayyenişlerle değil; bütün ömür günlerinde, tüm söz, iş ve davranışlarıyla Allah'aibâdet edeceklerdir.
İbâdeti, bilmemiz gerekenşekliyle öğrenip yapamadığımız için itiraf edelim ki, Allah'a ibadetyollarının toplumu iyiye güzele ve doğruya götürücü mühimce bir kısmınınişlemez hale getirildiği bir cemiyetin insanlarıyız.
Dünya hayatımızımutsuzlaştıran bu olumsuz gelişmeler karşısında gerçek anlamda ibâdetli kullarolmaya mecburuz. Hayatımızı Kur'ân yasalarına ve Sünnet buyruklarına göretanzim ederek büroda, fabrikada, mektepte, camide,evde... hulâsa her zaman veher yerde Allah'a O'nu görür gibi ibâdete yönelmeli ve yaşayışımızla özleminiçektiğimiz gerçek İslâm insanının örneğini vermeliyiz.
Vermeliyiz, çünkü dünyahayatları mutlu, ahiret hayatları mesud olacak kullar hayatlarını ibâdeteadayan kullardır.
Rabbimden, cümlemizi bubahtiyar insanlardan kılmasını diliyor, sözü Kur'â bırakıyorum:«Şöyle De!Benim namazım da (diğer) ibâdetlerim de, hayatım da, ölümüm de hiç bir ortağı olmayanAlemlerin Rabbi Allah'ındır. Ben (varlığımı Allah'a yöneltmekle) emrolundum.
Yine şöyle De! Allah her şeyinRabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rabmi arayacağım?
Herkesin kazanacağı yalnızcakendisinindir. Kendi (günah) yükünü taşıyan hiç bir nefis, diğerinin (günah)yükünü taşımaz. Nihayet dönüşünüz ancak Rabbinizedir.
O, size ayrılığa düştüğünüzgerçeği haber verecektir. Sizi yer yüzünün halîfeleri kılan ve sizeverdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminize derece derece üstün kılan daO'dur.
Gerçekten Rabbin cezası pek seri olandırve şüphesiz O, hakkıyla bağışlayan, gereğince merhamet edendir.» (7)


