
HAYATA MÜSLÜMANCA BAKMAK
Bütün insanlar güven içindeolmak isterler. Bütün insanlar kazanmayı arzu ederler. Bütün insanlar üstünolmak sevdasını taşırlar.
Tabiî olarak da bütüninsanlar tehlikeye düşmekten, kayba uğramaktan ve aşağılık olmaktan korunmayıdilerler.
Mutluluğu da bu hayatîgayelerinin tahakkukunda görürler.
Mensub oldukları dinleri,bağlı oldukları felsefî ve ekonomik sistemleri ayrı olsa da bütün insanlar yukarıdaözetlenen gayede müşterekdirler.
Ancak bu müştereklik içersindemüminler güveni-kazancı-üstünlüğü-tehlikeyi-kaybı ve aşağılığı İslâm Dini'ninkurallarına göre anlamak ve yaşamakla diğer bütün insanlardan ayrılırlar.
Yaşanan hayatta: müminlerle mümin olmayanlar arasındaki ana fark buanlama ve yaşamada zahir,olur. Bu ana fark da bütün hayatı farklılaştıra.
Aziz Müminler!
Bütün dünya toplumlarındave cemiyetimizde hayatın temel gayelerinden biri olan güven'den anlaşılanmenkul ve gayr-ı menkul mal varlığı, daimî ve emekliliği olan bir iş, sıhhat vetecavüzden korunmuş olmaktır.
Kuşkusuz bu açıklanangüvence unsurları güven sağlayıcı ve tatmin edici değildir.
Mümin güvencede olmayımateryalist mantığa göre değil Kur'ân ve Sünnet'e göre anlayacaktır.
Kur'ân ve Sünnet'e göregüvencede olmak için başta hayatı tanıtan iman ve yönlendiren güzel amellerlâzımdır.
İman; Allah'ı tanıtır,ölümle başlayacak Âhiret hayatını bildirir. Kulluğu ta'lim eder. Mutluluk içinyapılması gereken görevleri öğretir. Hayatı gayelendirir.
Müminler!
Yaradanı tanımadan,ölümle başlayacak geleceği bilmeden, mevcut düzeni anlamadan niçin Ve nasıl yaşanmasıgerektiğini öğrenmeden ve hayatı hedeflendirmeden güven olabilir mi?
Olamayacağı içindir kiRabbimiz Kur'ânımızın En'am sûresinin 82. âyetinde şöyle buyurmaktadır:«İmanedenler ve imanlarını Allah'a ortak koşmakla bulaş tırmayanlar (yok mu?) Güvenancak onlarındır. Doğru1 yolu bulanlar da ancak onlardır.»
Oüven içinde olmak İçinîman doğrultusunda güzel amellerle de yaşamak lâzımdır. Evet güvence içinnamaz, zekât, adalet, muhabbet ve hakka çağın gibi güzel ameller lâzımdır.Faiz, zina, içki, gıybet ve kibir gibi haramlardan kaçınmak lâzımdır.
Güven içinde olmanınanlayışı bu olmazsa hayat bir ihtiras kavgasına döner. Gayesizlik mücâdelesiolur. Tehlike emniyet sanılır. Nitekim öyle olmaktadır.
Tehlikeyi iman ve güzelameller yoksunluğu olarak görmeyenler için tehlike mevkii kaybetme, hapsedüşme, hastalığa tutulma, mükteseb haklan zayi etme, kazanç imkânlarım yitirmeve iflâs etme şeklinde anlaşılmaktadır.
Elbetteki bir mümin için tehlikeyalnız bunlar değildir. Baş tehlike imansız ve amelsiz olmaktır.
Mevlâmız şöyle buyurur:«(Âhiret Gününü, Cennet veCehennem'i) inkâr edenler (emirlerimizi ve yasaklarımızı ihtiva eden)âyetlerimizi yalanlayanlar (ve bu inkâr ve yalanlama içinde ölenler) yok mu?
Onlar Cehennemlikdirler.Orada ebedi olarak kalacaklardır.» (1)
Amelsiz kişi detehlikenin içindedir. Aşağıda sunacağımız Kur'ân, ve Sünnet açıklamalarıamelsizlerin nasıl bir tehlike içinde bulunduklarını göstermektedir.
Müddesir Sûresi Âyet 4-47:«(Cennet yaram olan müminler Cehennemlik) günahkârlarasoracaklar. Sizi bu ateş azabına sürükleyen ne oldu?Onlar da şöyle diyecekler:Biz namaz kılanlardan değildik. Biz (zekâtlarımızla) yoksulları doyurmazdık.Biz(hayata Müslümanca bakarak gerçeği göremediğimiz için batıl yaşantılara)dalanlarla birlikte batıllara dalar-giderdîk. Biz Kıyamet Günü'nü deyalanlardık.» Evet Peygamberimiz de tehlikeye değinen hadîslerinde şöylebuyurmaktadır.[«Allah, alkollü içkiler içen (tevbesiz) kişiye Cehennem'liklerinirinlerinden içirmeye and içmiştir.» «Karaborsacılar tövbesiz katillerlebirlikte Cehennemde azâb göreceklerdir.»
«Zina eden erkekler ve kadınlar, kabirlerinde çıplakolarak tıkılacaklar! ağzı dar tabanı geniş bir fırında azablanacaklar. Alevleralttan geldikçe yükselecek, çekildikçe yuvarlanacaklar.»
«... Her azgın mizaçlı,hayrı engelleyici, kibirli kişi Cehennemliktir.»] (2)
Bu mukaddes açıklamalarve benzerleri karşısında namazsız, zekâtsız, cihâdsız, merhametsiz yaşayışında,zulümlü, faizli, içkili, zinâlı, karaborsalı, kibirli hayatında tehlikegörmeyenler pek tabiî ki ya inançsız olan ahmaklardır. Ya da imâm za'f auğramış aklı kıt müminlerdir.
Tehlikeyi bu şekildeanlamayan insan, gerçek müslüman olamaz. Çünkü gerçek Müslümanlık hayatamüslümanca bakmakla mümkündür.
Aziz Müminleri
İslâm inancıyla yüceleşmeyen bütün insanlar için«Kazanmak» ticârette, politikada, kumarda, sporda mektep ve tercihimtihanlarında kazanmak şeklinde anlaşılmaktadır.
Pek tabiîdir ki müminiçin kazanmanın anlamı çok daha büyüktür ve farklıdır. Gerçek mümin için kazançHakkın rızasına ve halkın sevgisine erdiren söz, iş ve davranışlardır. Buyolda sağlanan maddî ve manevî değerlerdir.
Bu sebepledir ki Fatırsûresinin 29, âyetinde: «Allah'ın kitabı Kur'ân-ı tatbik etmek için okumak,hususiyle namaz kılmak, muhtaç müminlere zekât, yoksul akrabaya nafaka, acizkomşulara yardım etmek» gibi güzel amel yapanların kazanç ümiditaşıyabilecekleri açıklanmaktadır.
Enfâl sûresinin ikinciâyetinde ise «Allah anılınca kalpleri sevgi ve saygı ile ürperenlerin, ilâhîbuyruklarla imanı artanların ve Rablerine güvenenlerin» kazanç-da olduklarıaçıklanmaktadır.
Müminûn sûresinde iseFirdevs Cenneti'ne girecek kazançlıların; faydasız söz, iş ve davranışlardansakınan; zinadan lûtîlikten korunan, mal, sır ve görevler gibi ferdî veiçtimaî emanetleri gözetenler olduğu öğretilmektedir.
Diğer Kur'an sûrelerindekazanan insanların inancını yaşamada sabreden, yaşatmada cihâd veren, müminleridost edinen ve merhametle öğütleyen müminler olacağı müjdelenmektedir.
Müslümanca bakılamadığıiçindir ki kaybetmek denince yalnızca ticarette, kumarda, siyasette, sporda vebenzerlerindeki kayıp anlaşılmaktadır.
Bu sebepledir kientrikalar çevirerek, yalan söyleyerek, iftira ederek, oy satın alarakseçildiği için gerçekte kaybetmiş olan kişi kazandığını sanmaktadır.
Faizli kredilerle, hileliimalatla, karaborsacılıkla toplumu sömürerek kazandığı için İslâm mantığına görekayıpta olan zavallılar da kazanç cümbüşleri yapmaktadır. Misallerçoğaltılabilir. Öz odur ki Kur'ân'a ve Peygamber buyruklarına aykırı olanlarınbütünü kayıptır. Müslüman böyle inanacaktır.
Müslüman güveni,tehlikeyi, kazancı ve kaybı Kur'an ve Sünnet ölçülerine göre anlamaklamükellef oldu ğu gibi üstünlüğü ve aşağılığı da Kur'ân ve Sünnet düsturlarınagöre anlamakla yükümlüdür.
Müminler!
Ülkemizde biz müminlerve yetişmekte olan nesillerimiz maarif, radyo, televizyon ve matbuatın sunduğubatıl mesajlar nedeniyle yasaların ve ameli hayatın oluşturduğu ortamlarsebebiyle hayata müslümanca bakamıyoruz. Ama çok iyi bilelim ki Müslüman olmakHıristiyan veya komünist olmamak değildir. Müslüman olmak, hayata müslümancabakmak; hayati değerlere Kur'ân ve Sünnet'e göre anlam vermek ve gereğiniyaşamaktır.
Yüce Rabbimden cümlemiziçin hayata Müslümanca bakmak aşk ve şuuru dilerim.
Hutbemizi bir hadîsle bitiriyorum:«Dünya yeşil vetatlıdır. Allah sizi dünyaya yerleştirdi. Nasıl amel edeceğinizebakacak.Aklınızı başınıza alın. Dünya (hayatını Âhiret Ha-yatı'na tercih ederekyaşamak) dan sakınınız. Kadınlardan (kaynaklanabilecek serlerden de)korununuz.» (3)
1)Bakara, 39.
2)Sırasiyla bak. Et-Tac, 3/143, 4/509,5/31.
3)Sünen-ü İbn-ü Mâce, Had


