
HAKKI TEBLİĞDE USULÜMÜZ NE OLMALI
İslâm, Allah'ın yarattığı insanlar için seçtiğison hak Din'dir.
Dünya ve Âhiret mutluluğuna götürücü buyüce 'ilâhî nizama inanan müminlerin bir vazifesi de bu. dimin düsturlarımaile ve akraba fertlerinden başlamak dizere bütün toplum fertlerine tebliğetmektir.
Bu vazifeyi yüklenmeksizin Allah'ınrahmetine eri-;şen olgun bir mümin olmak mümkün değildir.
Rabbimizşöyle buyurur:«Mümin erkekler ve kadınlar birbirlerinin dostudurlar. Onlariyilikleri emreder, kötülüklerden sakındırırlar...» (1)
Hakk'a çağırmak ve Batıl'dan sakındırmakimanın gerektirdiği bir vazife olduğu içindir ki Peygamberimiz müminlerden bugörevle ilgili olarak biat (söz) alırdı.
«Ashab-ı Kiramdan Cerîr İbn-ü Abdullahşöyle diyor:- Ben, namaz kılıp zekât vereceğime ve bütün müminlere karşısamimi ve nasihatçi olacağıma dair Hz. Peygambere biat ettim.» (2)
İslâm Dini'ne inanan her bir mümininbilmesi gereken iman esaslarıyla, ilâhî emirleri ve yasakları bilmek, buvazifeye başlanılması için kâfi sebeptir. Fek tabii ki her bir mümin bilgisiölçüsünde insanlara tebliğ yapacaktır.
MuhteremMüminleri
Tebliğ edilmesi zarurî olan ilk gerçeklerİslâm Dini'nin iman esaslarıdır.
Evet, Allah'a, Meleklere, Kitaplara,Peygamberlere, Âhiret Günü'ne, Cennet'e, Cehennem'e ve bütün varlıklarınAllah'ın koyduğu Kader ve Kaza programı içersinde bulunduğuna iman ve buimanın gereği olarak Kur'ân'ın Hayat Nizâmı ve Hz. Muhammed'in Hayat Önderiedinilmesi hakikati tebliğ edilecek ana esaslardır.
Bu iman esasları tebliğ edildikten sonranamaz, oruç, zekât, hac ve adalet gibi ilâhî emirler bildirilecektir. Ayrıcada zulüm, faiz, içki, zina ve yalan gibi haramlar açıklanacaktır.
Öncelikle tebliğ edilip öğretilecek bugerçeklerden sonra da İslâm'ı bilen âlimler tarafından, İslâm'ın içtimaîadalet prensipleri aile, miras ticaret ve ceza hukuku ve de yönetim düzenigibi yönleri öğretilecektir.
MuhteremMüminler!
a - Hakk'a çağırıp Batıldan sakındıracakkişiler ancak bildiği ve açıklamasını yapabileceği hususları tebliğetmelidirler.
Bilmediklerimizi tebliğ etmeye kalkışmakmuhataplarımızı Hakk'a yöneltemez. Rabbimiz, «Bilmediğin şeyin ardına düşme...» buyuruyor.
İslâm'a iman eden ve İslâm'ın ilk emri«Oku» ya muhatap olan her bir müminin basit yollarla da olsa Allah'a ve ÂhiretGünü'ne imanın gerekliliği; namazın ve zekâtın farziyeti; faizin ve kâfirlerisevmenin haramiyeti gibi gerçekleri tebliğ edecek güçte olması lüzumunu buradavurgulamak isteriz.
Bu temel bilgiler bilinmiyorsa süratleöğrenilmesi farzdır.
b - Hakk'a çağıran ve Batıl'dan-sakındıran kişiler amelli olmalıdır. Rabbimiz, «Ey İman Edenler! Niçin yapmadıklarınızısöylüyorsunuz?» (3) buyurarak amelsiz davetçileri yermektedir.
Kâfirlerle dostluk kuranların «Ancakgerçek müminlerle bir ve beraber olun demesi» namaz kılmayanların «Namazaçağrısı» zina edenlerin «Namustan söz etmesi» ciddiye alınabilir mi?
Amelsiz davetçiler faydayerine zarar verirler.Bu nedenle onlar mükâfat almak şöyle dursun azabgöreceklerdir.
Peygamberimizbu gerçeği şöyle açıklıyor: «Kıyamet Gününde muhakeme edilip Cehennem'e atılanbir kişi Cehennem'de, merkeplerin değirmen çevresinde dolaştıkları gibidışarıya dökülen bağırsakları etrafında dönüp durur.
Cehennemlikler basmatoplanır ve ona sorarlar:
-Ey Kişi! Nedir bu halin?Sen bizi Hakk'a çağıran, Batıl'dan sakındıran bir adam değil miydin? Cehennem'dene arıyorsun?
O da şöyle cevap verir:
-Evet, ben Hakk'aAllah'ın ve Peygamberinin emirlerini yapmaya çağırırdım. Fakat kendim yapmazdım.Sizi Batıllardan sakındırırdım. Ama sakındırdık-larımı kendim yapardım.» (4)
Muhterem Müminler!
c- İnsanları insan egemenliğinin zulmünden Allah ve Peygamber hâkimiyetininadaletine çağıranlar, Çağrılarım katiyen çıkarlarına âlet etmemelidirler Müminiçin gaye Allah'ın maşıdır.
Peygamberlerin her biri Hakk'açağırdıkları toplumlara daima şöyle demişlerdir:«Ben sizden Hak çağırıpBatıllardan sakındırdığım için bir ücret istemiyorum. Benim mükâfatımı AlemlerinRabbi olan Allah verecektir.» (5)
Bu sebeple geçim imkânları varken paraalmak için va'z etmek, konferans vermek veya iyiye, güzele, doğruyaçağırdığımız insanlara külfet yükletmek meselâ onlardan seçilmemizi talepetmek İslâm'ı şahsımızda küçültür.
d - İnsanlara Allah'ın dininden gerçekleraktaracak olan müminler, muhataplarına anlayışlı ve şefkatli olmalıdırlar.
Rabbimiz Peygamberimize, «... Eğer sençevrendeki insanlara katı kalpli olsaydın onlar dağılıp giderlerdi...» (6)buyuruyor.
Katılık ürkütür. Bu nedenle şefkatliolmak, kaba bir tebliğ tavrıyla değil, ince bir telkin edasıyla ve de sevdiricibir dille tebliğ yapmak lâzımdır.
Hz. AllAh, Musa ve Harun Peygamberlere«... Firavuna yumuşak bir dille söyleyin...» (7) buyurmuştur.
RabBimiz, Peygamberimiz ve O'nun şahsındabiz müminlere de şöyle emir buyurmuştur:«... (Gerçeği kabul etmek istemeselerde,) Sen onlara öğüt ver. Nefislerine hoş gelecek açık ve güzel sözlersöyle.» (8)
Bu mükellefiyetimizden ötürüdür kiPeygamberimiz bize usul öğreterek şöyle buyurmuştur: «Kolaylaştırınız,zorlaştırmayınız. Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz.» (9)
e - İnsanları Hakk'a yöneltecek kişilersabırlı da olmalı, tebliğlerini zaman zaman ve değişik usullerle bunaltmadantekrarlamalıdırlar. Ayrıca tevazuu elden bırakmamalı, Hakk'a çağırırkenAllah'ın rahmeti ve Cenneti ile müjdelemeli, Batıl söz, iş ve davranışlardansakındırırken de Allah'ın gazabı ve cehennemi ile korkutmalıdırlar.
f - Âhiret saadetimize sebep olacak bumübarek görev yapılırken muhataplarımızın seviyesi de dikkate alınmalıdır. ZiraPeygamberimiz:«(Rabbimiz tarafından) insanlara akli seviyelerine görekonuşmakla emrolunduk.» (10) buyurmuştur.
Bundan ötürü aklî ve ilmî delilleristeyen kişilere deliller getirilmeli, normal halk sınıflarına da ilim diliyledeğil, güzel öğütler yoluyla tebliğ yapılmalıdır.
Tartışmacı muhataplara da zaman ve mekânagöre en güzel usullerle karşılık verilmeli, onların şahsiyetlerine veinandıkları batıllarına hücum edilmemelidir. Rabbimiz bu mevzuda şöylebuyuruyor: «OnlarınAllah'tan başka tapar oldukları (putlara ve putlaştırdıkları şahıslara vesistemle) re sövmeyin ki onlar da bilgisizce tecavüz ederek Allah'a sövmesinler...»(11)
Muhterem Müminler!
Hakk'a çağırmak ve Batıl'dan sakındırmakvazifemizde pek tabii esas olan sözle tebliğdir.
Ancak bizzat muhatap edinerek sözle îfaedebileceğimiz bu görevlerimizi muhtelif imkânları farklı şekillerdekullanarak da yapabiliriz.
Özetleifade edersek:İş görüşmeleri, dostluk, hastalık ve baş sağlığı ziyaretleri,komşuluk ve arkadaşlık münasebetleri, özel ev sohbetleri, va'z, seminer vekonferanslar sözlü tebliğ vesileleridir.
Mektup ve tebrikler, gazete ve mecmuamakaleleri, broşür ve kitaplar yazılı tebliğ vesileleridir. Düğünlerde, yıllıkreklâm eşantiyonlarında ve normal ticarî ilişkiler de yararlı kitaplar hediyeetme, faydalı konuşmaları ihtiva eden bantlar dinletme, âyet ve hadîsmanalarını muhtevi afişler bastırma ve asma ve daha pek çok tebliğ vesilelerizikredilebilir.
Müminler!
Hakk'a çağırma ve Batıldan sakındırmavazifemizi îfa ederken olumsuz davranışlara muhatap olabiliriz. Özelliklekonferanslar yoluyla kitap, gazete, mecmua ve film gibi vasıtalar aracılığıylayaptığımız etkili çağrılar cezaî soruşturmalara neden ve mağduriyetimize sebepolabilir.
Büyük sevaplar büyük fedakârlıklargerektirdiği için biz vazifemize devam edeceğiz.
Hutbemiziâyetlerle bitiriyorum:[«Müminlerden, Hakk'ı tavsiye edenlerden ve bir demerhameti öğütleyenlerden olmak (yok mu?)Bu vasıfları taşıyanlar bereketsahipleridir.»«(Amel kitapları sağ taraflarından verilen bu bereketli kişiler)sevilen bir hayatın içinde yüksek Cennet'tedir(ler.)»] (12)
1.Tevbe, 71.
2.M.Mesâbîh, Hn. 4967 R. Selihin B. Finnasîhati.
3.Saf,2.
4.M.Mesâbîh, Hn. 5139.
5.Şuara,109, 127, 145.
6.Al-iİmran, 159.
7.Tâhâ,44.
8.Nisa,63.
9.M.Mesâbîh Ha. 3722, C. Sağîr 2/205.
10.Keşfül-HafâHn. 592.
11.En'am108.
12.Beled 17-18, Hakka 21-22.


