
HAKKA İNANMAYAN HALKA YÖNELEMEZ
İslâmDini'ne ve onun malî yönden topluma yönelik adalet esaslarına inanan ve inancının izinde yaşayan her bir mü'mini - cemiyetciinsan - olarak tarif edebiliriz. Bu ilâhi nizama inanmayan veya inandığıhalde inancının gerektirdiği malî adalet kurallarını uygulamayan her birkişiyi de-ferdiyetci insan - olarak tanımlayabiliriz.
Bu tariflerimiz, Rabbimiz tarafından şahsiyeti tahlil olunan tipinşahsında Beled Sûresi'nde şöylece belgelendirilmektedir.
«(Kendisine iki göz ,iki dudak ve bir dil verildiği, doğru ve eğri yollar gösterildiği halde kişi) sarpyokuş engelini aşmaya girişemedi. O sarp yokuş engelinin ne olduğunu sana kimbildirebilir?
O bir esiri hürriyete kavuşturmaktır, veya (iktisadî kriz döneminde, kıtlık ve aşırı pahalılık zamanın dadin, nesep ve komşuluk) yakınlığı olan yetimi ya da şiddetli yoksulluğa batmış fakiri doyurmak; onlara geçim ortamını hazırlamaktır. Sonra da iman edenlerden, birbirlerine sabrı ve merhametiöğütleyenlerden olmaktır.» (l)
Manâlarını sunduğumuz âyetlerden anlaşılacağı üzere yaratılışlarıçizgisinde yürüyerek İslâm Dini'ni hayat düzeni edinmeyen kişiler, esir azad etmek, yetimi doyurmak, fakire,âcize ve işsize geçim vasatını hazırlamak, sabrı ve merhameti tavsiye etmekgibi cemiyetçilik görevlerini yapamayan maddeperest kişiler olarak tanıtılmaktadır. Bizbunları ferdiyetci insan olaraktanımlıyoruz.
Kur'ân, ferdin ve cemiyetin maddî ve manevî kalkınmasını sağlayıcımezkur amelleri ve benzerlerini varlık zamanında da darlık anında da aşklayaşayabilen insanların ancak mü'minler olabileceğini de şöyle açıklamaktadır:
«(Gerçek mü'minler) bollukta ve darlıkta (âcize, yetime, fakire,)yardım edenler, öfkelerini yutanlar, insanların kusurlarından af ilegeçenlerdir. Allah Kendisini görür gibi iyilik edenleri / güzel işler yapanları sever.» (2)
Muhterem Mü'minler!
Mü'minler gerekli atılımı yaparak cemiyetçi Hak ve Halk insanıolabiliyorlar da kâfirler, münafıklar ve imanları zaafa uğramış olanlar nedenolamıyorlar?
Olamazlar, çünkü onlar; başarmak için zaruri oları yaptırıcı güçtenyoksundurlar. Bu güç Allah'a ve O'nun malî adaleti bir diğer ifadeyle sosyaladaleti içeren emirleri ve yasaklarına imandır; O'nun huzurunda muhakemeolunacağına, Cennet'e ve Cehennem'e inanmaktır.
Bunun içindir ki, Rabbimiz ancak Kâfir ve Münafık olarak takdim ettiğikişileri azgın birer ferdiyetçi olarak tanıtmaktadır. Rabbimizintanıttığını tanımak için şu âyetleri inceleyelim:«(Ey Peygamber!) İslâm Dini'niyalan sayan adamı gördün mü? İşte yetimi şiddetle iten-kakan, yoksuludoyurmak (ihtiyaçlarını giderecek kaynağı hazırlamak) için önayak olmayan o adamdır.» (3)
Yüce Mevlâmız, Cehennem'eatılmak üzere hakkında vazifeli meleklere emir vereceği kişiyi de bize aynışekilde inkârcı ve ferdiyetçi olarak şöyle tanıtmaktadır.
Hakka Sûresi Âyet 30-35:[«Tutun onu bağlayın. Sonrada alevli ateşe yaslayın.» «Çünkü o, büyük olan Allah'a inanmaz, yoksuludoyurmaya (bu amaçla atılım yapmaya) kimseyi teşvik etmezdi. Onun için bu günburada kendisine acıyacak hiç bir dost yoktur.»]
Evet, Yaratan'ı ve egemenliğini tanımayan kâfirler, yürekten inanamayan münafıklar ve bunların izlerinitakip eden zayıf imanlı mü'minler, ferdî mülkte cemiyet haklarının varlığınıkabul ettiren güçlü imandan mahrumdurlar. Bu yoksunlukları sebebiyledir kiamelî hayatlarında ferdiyetçilik mantığı ile şartlanırlar.
Yarattığı insanın kafa vekalp yapısını en iyi bilen Rabbimiz, İslâm Dini'ne inanmayanların veya inandıklarıhalde kâfirleri izleyeceklerin şartlanacağı mantığı Kasas sûresinde azgınferdiyetçi Karun'un ve Yâsîn sûresinde Mekke kâfirlerinin diliylesembolleştirerek açıklamaktadır.
Allah'ın kendisine pekçok servet verdiği ve toplumu tarafından kendisine; «... Allah'ın sana ihsanettiği gibi sen de (toplumun muhtaç kesimine) ikram et. (Ferdiyetçidavranışlarla) yer yüzünde bozgunculuk arama. Allah bozguncuları sevmez.» denilenKarun, inkârcı ve ferdiyetçi bir mantık değerlendirmesiyle şu cevabı verir: «Buservet bana ancak ve ancak bende olan bilim ve (çalışma gücün) den ötürüverildi.» (4)
Ferdî mülkte, cemiyetyardımına muhtaç kişiler için ödenmesi gereken Hak'lar olduğuna inanan mü'minlertarafından kendilerine «... Allah'ın size rızık olarak verdiği nimetlerden sizde verin; (muhtaçlara yardım edin.» denilen Mekke kâfirlerinin cevabı da şöyleolmuştur:
«... Allah'ın dileseydi,doyuracağı, (maddî güçle donatacağı) kimseyi biz mi doyuracağız? Doğrusu siz(bu cemiyetçilik anlayışınızla) apaçık bir sapıklıktasınız.» (5)
Aziz Mü'minler!
Âhiret Günü'ne imanetmedikleri; yaptıklarının mükâfatını kat kat alacaklarına inanmadıkları için ferdiyetçilik mantığı ile şartlananinsanların toplum hayatındaki tutumları pek tabiidir ki Karun ve Mekkekâfirleri gibi sosyal adaleteyönlendiren malî görevlerden kaçınmak olacaktır.
Çünkü onları etkileyenmateryalist mantık şeytanlaşır ve onlara Kur'ân'ımızda açıklanan şu telkini yapar.
Bakara Sûresi âyet 268:«Şeytan (ve şeytanlaşmışkişiler) sizi fakirlikle korkutur. Allah ise kendisinden mağfiret ve bolnimet va'deder. Allah'ın lütfu boldur. O her şeyi bilir.»
Ferdî mülkte «Yardımisteyen ve isteyemeyen muhtaç insanların hakları» olduğuna inanmadıkları içinŞeytanî telkinden etkilenecek bu kişiler, siyasî, ictimaî ve iktisadîimkânlarıyla mutlu ve putlu azınlığı teşkiledebilecek; güçlüler sınıfına girebilecek durumda olsalar bile, fakirlikkorkusu ve istikbal düşüncesi ile ruhî bunalımlar geçirirler, fedakârlıkta bulunamazlar.
Onlarda tecelli edecek rûh sefaletini Rabbimiz şöyle açıklıyor:«(EyPeygamber! Onlara) De ki; Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız,tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz...» (6)
Onlar fert malında cemiyet Hak'ları olduğuna inanmadıkları için zekât,nafaka ve infak gibi nakdî ve malî yardımı gerektiren sosyal nitelikli dinîgörevlerini yapmazlar yapamazlar.
Hak'dan ve Halk'dan mukaddes tuttukları ve kendilerini ebedî kılacakzannettikleri nakitlerini, menkullerini ve gayr-ı menkullerini saymak vetapmak için putlaştırırlar.
Rabbimiz Hümeze Sûresi'nde şöyle buyurur:
«(Cemiyet payını tanımadan) mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan,(çıkarı için) arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi ve küçük düşürmeyihuy edinen her (ferdiyetçi) kişinin vah haline. O, malının kendisini ölümsüzkılacağını sanır. Hayır, o (ferdiyetçi) andolsun kırıp geçiren yereatılacaktır. Kırıp geçiren yerin ne olduğunu sana kim bildirebilir? O,yüreklere çökecek olan Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.»
Aziz Mü'minler!
İmanla beslenmeye yaratılış düzen yeterli olmadığı için İslâm Dini'neinanmayan bütün insanlar ve görüntü Müslümanları birer ferdiyetçidir. OnlarınHalk'a yönelik gibi görünen sözleri, davranışları ve fiilleri imandankaynaklanmadığı için köksüzdür. Şahsî menfaatlerle irtibatlıdır. Bir kanun gibibellemeliyiz ki «Hak'ka inanmayan Halk'a yönelemez.»
Durumumuzu tespit edebilmemiz, Hakk'ın gadabını ve Halk'ın nefretini doğuracak ferdiyetçiliktensakınabilmemiz için sunduğumuz hutbemizi etkili kılmasın Rabbimizdendiler, konumuzu mevzuumuzla ilgilihadîslerle bitiririm.
[«Hangi hastalık insanı cemiyete karşı mali görevlerini yapmamakilletinden daha zayıf düşürücü olabilir?»
«(İyice biliniz ki, zekât ve âciz akrabaya nafaka vermek gibigörevlerini yerine getirmeyen)... cimri (cezasını çekmeksizin) Cennet'egiremez.»] (7)
1. Beled 11-17.
2. Âl-i İmran 134.
3. Maun 1-3.
4. Kasas, 77-78.
5. Yâ-Sîn 47.
6. İsra 100.
7. C. Sagîr 2/196,Tac 5/41.


