
Zatından bir bağış olarak, göklerde ve yerde bulunan bütün varlıkları yararlanabileceğimiz şekilde bizler için yaratan Yüce Mevlamız bizleri de kendisine ibadetle mükellef kılmıştır.
İbadet görevimizi yapabilmemiz için yaratılarak hizmetimize sunulan varlıklardan biri de gece ile gündüzdür. Bu gerçek, Kur’ânımızda şöyle açıklanmaktadır:
“Düşünmek ve şükredici olmak isteyenler için gece ile gündüzü ard arda getiren Allah’dır.” (Furkan 62)
Geceleri İbadetlerimizle Aydınlatalım
Zatından bir bağış olarak, göklerde ve yerde bulunan bütün varlıkları yararlanabileceğimiz şekilde bizler için yaratan Yüce Mevlamız bizleri de kendisine ibadetle mükellef kılmıştır.
İbadet görevimizi yapabilmemiz için yaratılarak hizmetimize sunulan varlıklardan biri de gece ile gündüzdür. Bu gerçek, Kur’ânımızda şöyle açıklanmaktadır:
“Düşünmek ve şükredici olmak isteyenler için gece ile gündüzü ard arda getiren Allah’dır.” (Furkan 62)
Gündüzler de kulluğumuz için bizlere boyun eğdirilmiş olmakla birlikte geceler daha bir ayrıcalıklıdır. Çünkü Kur’ân ifadesiyle, “Gece ibadeti daha etkili, tefekkürle Kur’ân okuyuş bakımından daha verimlidir.”(Müzzemmil 62)
Bu gerçek sebebiyledir ki, Rabbimiz gündüzlerden çok gecelere and içerek dikkatlerimizi daha bir geceler üzerinde yoğunlaştırmıştır.
Değişik Kur’ân sûrelerinde Mevlamız,açıklayacağı büyük hakikatler öncesinde geceler üzerine yemin ederek şöyle buyurur:
“Bürüyüp örttüğü zaman geceye andolsun. And olsun gelip geçtiği zaman geceye. Geçmeye başladığı dem geceye yemin ederim. Kasem ederim dönüp giden geceye.”(Leyl 1,Fecr 4,Tekvir 17,Müddessir 33)
Oluşumları ve merhaleleri itibarıyla mucizevî olan geceler, ölümü ve yeniden dirilişi de belgeleyen süreçlerdir. Zira Kur’ân dilinde uyku ölüm gibidir.
En’am Sûresi’nde şöyle buyrulur:
“Sizi geceleyin ölü (gibi) yapan ve gündüzün ne yaptığınızı bilen Allah’dır. O sizi Kendisi tarafından tespit edilen ömrü tamamlamak üzere her gün hayata geri döndürür. En sonunda O’na döndürüleceksiniz ve o zaman (hayatta)yaptığınız bütün işleri (karşılıklarıyla) size gösterecektir.”(Enam 60)
Geceler rûhî gelişimin aracıdır
Rûhî gelişime ve güzel kulluğa aracı kılınabileceği içindir ki, geceleri, hizmetimize sunuluş amaçları doğrultusunda değerlendirmek konumundayız. Bu amaçtan gaflete düşülmemesi için Kur’ânımız’da şöyle emir buyurulmaktadır:
“Gecenin bır kısmında Allah’a secde et ve gece uzun bir süre yücelterek O’na ibadete koyul.”( İnsan26)
Bu gibi Kur’ânî emirler doğrultusunda hareket etmeyen ve geceleri
Kur’ân âyetleri ve yaratıklar üzerinde tefekkür, Allah’ı zikir, secde ve
de duâlarla değerlendiremeyen hiçbir insan rûhen gelişemez.
Gece kıyamı/ibadeti olamadan rûhen gelişilemeyeceği,faziletlerle bezenilemeyeceği ve de inançlar ve ahlâkî değerler uğrunda gerekli mücadele verilemeyeceği içindir ki, Yüce Rabbimiz evrensel kıldığı Peygamberi Muhammed’ePeygamberliğinin başında gece ibadeti ve tefekkürünü emir buyurmuştur. Gece kıyamı da Hz. Peygamber’in ömrü boyunca yapmakla yükümlü kılındığı görev olmuştur.(Müzzemil 1-6)
Rabbimiz, sevgisini kazanacak ve ebedî armağanlarına erecek kulları da gece yaranı kullar olarak şöylece vasfetmiştir:
[“Bütün varlıkları rahmetiyle kuşatan Allah’ın has kulları, geceleri Rablerine kıyama durarak ve secdelere vararak ibadet ederler.”
“İslâm’a göre inanan ve yaşayanlar, Cennetler ve pınar başlarında olacaklar. Çünkü onlar geceleri pek az uyurlar,seher vakitleri bağışlanma dilerlerdi.”](Furkan64,Zariyat15-18)
Kur’ânımız’ın yönlendirdiği gece ibadetini bilfiil örnek olarak Peygamberimiz de öğütlemiştir. Onun gece ibadeti ile ilgili uyarıları ve tavsiyeleri pek çoktur.
Salât ve selâm üzerine olsun. O şöyle buyurur:
“Beş vakit namazın dışındaki en faziletli namazlar, gece namazlarıdır.”
“Şanı yüce olan Allah, her gece gecenin üçte biri geçtikten sonra (gece ibadetine kalkacak kullar için) rahmetiyle tecelli eder ve şöyle buyurur:
-Bütün varlıkların yaratıcısı ve sahibi benim.
Bana duâ edenin duâsını kabul ederim. Benden isteyene dilediğini veririm. Bağışlanmasını isteyeni de bağışlarım.” (et-Tac 1/324)
Büyük oluşlara geceler hamiledir
Kur’ân ve Peygamber yolunu izleyerek gece ibadetine rağbet edenler gayb âlemine açılarak feyizlenmişler, hakikat nurlarını emmişler ve Yaradana yakınlığın Cennet lezzetlerine ermişlerdir.
Bir Allah dostunun şu tespitleri gönüllerimizi aydınlatmalıdır:
“Dünyada Cennet nimetlerine benzer bir şey varsa, o da gece ibadetinden alınan zevktir.”
Geceler büyük oluşlara gebe olduğu içindir ki, insanlığa inen son ilâhî vahiy Kur’ân gece indirilmeye başlanmış, İsra ve Mirac gibi büyük hadiseler geceye münhasır kılınmıştır. Bin aydan daha hayırlı olup her yıl insanlık hayatı ile ilgili kaderî planlar ve vazifelendirmelerin gerçekleştirildiği, güvenlik ve rahmet saçmak için meleklerin yeryüzüne indirildiği zaman süreci de geceye tahsis buyrulmuştur. Bir diğer ifadeyle, gündüz değil de bir gece Kadir olmuştur.
Gecelerimize kıymayalım
Haramlarla karışık gıdalar, akşamlara taşınan aşırı yorgunluklar ve ihtiraslar, günler boyunca işlenen günahlar ve gerçek dışı haberleri; haram eğlenceleri, cinsellik ve şiddet dolu filmleri içeren televizyon kanallarına takılmalar gecelerin bereketini alıp götürmektedir.
Engelleri aşalım. Telâfi edilemeyecek kayıpları daha da çoğaltmadan, geceleri akşam-yatsı-sabah namazları ve cemaatleriyle, gece zikirleri ve secdeleriyle, seher vakti istiğfarları ve duâlarıyla, kafa ve gönül diliyle okunacak Kur’ânlarla değerlendirelim. Sevgili Peygamberimiz, birbirlerini gece namazları ve duâlarına kaldıran eşlerin Kendisini anan zikredici erkekler ve kadınlardan yazılacağını duyurmakta ve onları ilâhî rahmetle müjdelemektedir.
Yazımızı bir hadisle bitiriyorum:
“Aman gece ibadetine sarılın. Sizden önceki erdemli kullagece ibadetini benimseyerek yüceldiler. Çünkü gece ibadetleri Allah’a yakınlaştırıcı, günahları bağışlatıcı, günahlardan uzaklaştırıcı ve bedenî rahatsızlıkları da gidericidir.”


