
FAKİRLİK PROBLEMİ VE VAZİFELERİMİZ
Bu hutbemizde Dinimiz zaviyesinden fakirlik problemine bakmaya vevazifelerimizi özetlemeye çalışacağız.
Fakirlik, iman ve ahlâk değerlerini zedeleyen, sosyal düzeni sarsan,kamplaşmalara iten bir unsurdur. Fakirlik problemini çözemedikçe sağlıklı vemüreffeh bir cemiyet hayatı kurabilmek mümkün değildir.
a-YeryüzündeRabbimiz tarafından kulluk denemesine tabi tutulduğumuz için farklı nimetleresahip kılındığımız bilgisini edinemeyen mü'min için fakirlik imanı sarsabilenbir âfettir. Çalışan, fakat yeterince kazanamayan işçi, sanatkâr ve memurfarklı hususiyetleri olmadığı ve normal ölçüler içinde çalıştığı halde bazıinsanların, özellikle haram kılınan sömürü yollarından çokça kazandığınıgördükçe, Allah'ın adaletinden şüpheye düşerek ruhî isyana sürüklenebilir.
Bu tehlikeyi işaret etmek içindir ki peygamberimiz: «Fakirlikneredeyse kâfirliğe yol olacaktı.» buyurmuştur.(1)
Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.) fakirliğin kuşattığı insanlaraolumlu yönde örnek olabilmek için kendi arzusuyla sade bir hayat yaşamışlar,fakat maddî imkânsızlıkların doğurabileceği fakirlikten Allah'a sığınmışlar vedaima şöyle duâ etmişlerdir:
«Allahım, açlıktan sana sığınının. O insanı kuşatan ne kötü birarkadaştır.» (2)
«Allahım kâfirlikten ve fakirlikten sana sığınırım. Allah'ımfakirlikten, azlıktan, zilletten, zulmetmek ve zulme uğramaktan sanasığınırım.» (3)
b - İmanısarsabilen fakirlik ahlâki hayat için de son derece sakıncalıdır.Peygamberimizrüşvet, hırsızlık ve fuhuş gibi ahlâk dışı fiillerin maddî ihtiyaçlarsebebiyle yapılabileceğine değinmişlerdir. (4)
O, suçların Allah'a ve Ahiret hayatına inançsızlık ve eğitimsizliksebebiyle vaki olabileceği gibi fakirlikle bağlantılı olabileceğine dedikkatimizi çekmiştir.
Aşağıda sunacağımız olayı bir örnek olarak alabiliriz.
Abdad İbn'ü Şürahbil isimli genç sahabî şöyle anlatıyor:
- Pek çok acıkmıştım. Medine'de bir bağa girdim. Bir miktar yedim. Birmiktar da götürmek için topladım. Bu sırada bağın sahibi geldi. Beni dövdü veelbiselerimi aldı. Ben de Hz.Peygambere gelerek durumu arzettim. Hz. Peygamber bağın sahibini çağırttı veonu şöylece yerdi:
- Cahil iken bu çocuğa bir şey öğretmedin. Karnı aç iken de onudoyurmadın, (üstelik bir de cezalandırıyorsun.) (5)
Bilhassa, çevresindeki muhtaç kişilere karşı ilgisiz kalan zenginlerin,işçilerine karşı şefkatli ve âdil olmayan işverenlerin cemiyetinde; rüşvetinrevaç bulduğu ve maddî gücün değer ölçüsü olduğu topluluklarda; fakirliğinbaşta haset olmak üzere, kıskançlık ve nefret gibi gayr-ı ahlâkî hastalıklarıgeliştireceği her zaman beklenebilir ve beklenmelidir de.
Başkalarını sahip olduğu nimetleri içimize sindirememek olan Hased'in, sahibini nasıl kendisindenAllah'a sığınılması gereken bir şer odağı haline dönüştürebileceğine KurânımızFelek sûresinde işaret buyrmaktadır.
c - Fakirlikinsan düşüncesine zararlıdır. İlmî çalışmaları da aksatan bir unsurdur.
Kendisi ve çocukları için lüzumlu kazancı sağlayamayan insan, nasılince ve güzel düşünebilir?
Peygamberimiz, «Hayırlı işler yapmakta acele ediniz.Yoksa siz iyi işler yapmak için her şeyi unutturan fakirliği mi bekliyorsunuz.»(6) buyurmakla fakirliğin doğurabileceği zihnî dağınıklığı, fikrîdüzensizliği bizlere hatırlatmıştır.
Fakirlik yüzünden nice üstün zekâlı gençlerin değerlendirilemediğinive nice tahsillerin de yarım kaldığını bilmeyenimiz var mıdır?
d -Fakirlik aile hayatım da olumsuz yönde etkileyen birunsurdur. Zira fakirlik aile yuvasının kurulmasını geciktirmekte, kurulanyuvaların devamı hem utluluğunu da tehdid edebilmektedir.
Uzayan bekârlığınfuhşu geliştirdiği de bir gerçektir.
Fakirliğin, îmanî ve ahlâkî bakımdan olgunlaşamamış bazı ailelerdederin yaralar açtığı da bir hakikattir. Hakikattir, çünkü İslâm Düzeni ileyapılandırılamadığı için yapısal bozukluğu olan cemiyetlerimizde, mahremolmayan yabancılar içinde çalışmaya mecbur eden maddî zaruretler, ahlâk venamus değerlerini yozlaştırabilmekte, aile bağlarını da çözebilmektedir.
Ayrıca her aile için aslî ihtiyaç olan yeter sayıda odayı içine birmesken edinilemediği için bir arada, iç içe kalan ana-baba ve çocukların durumuda, İslâm ahlâkı bakımından kanayan bir yaradır.Büyük günahlardan olan ensestilikilerin önemli sebeblerinden biri de hiç şüphesiz mesken yetesizliğidir.
e -Fakirliğin mahzurlarından biri de maddî güce ve siyasînüfuza boyun eğdirecek ortamı geliştirmesidir.
Yalnızca Allah'a boyun eğdirerek kulluk yaptırtan İslâm imanı ve ahlâkından yoksunlukla birlikte fakirliğin cemiyetimizde fikir ve çıkar köleleliğineyol açtığı, değer yargılarını alt üst ettiği, adaleti çiğneterek suçayönlendirdiği bir hakikattir. Maddî gücün ve siyasî nüfuzun cemiyette üstünlükkazanmasının, dinî ve sosyal hayat için bir yıkım olacağına dikkatimizi çekenPeygamberimiz şöyle buyurmuştur:
«Bir kimse - faziletlide olsa yalnızca zenginliği sebebiyle bir zengine saygı duyarsa dininin üçteikisi gitmiş olur.» (7)
İnsanlar akıl, zekâ, bedeni güç ve kabiliyetler bakımından farklıyaratıldığı, üzerinde yaşanılan toprakların verimliliği de değişik olduğu içinasırdan asıra ve toplumdan topluma tarifi değişse de fakirlik Kıyamet Günü'nekadar bir kulluk denemesi olarak varlığını sürdürecektir.
Kuvvetli-zayıf, işveren-işçi, üretici-tüketici ve zengin-fakir olarakdinimizin koyduğu ölçülere göre fakirliği yorumlayıp fakirliğin mahzurlarınıgiderici görevleri üstlenmek dinî vazifemizdir.
Bu vazifemizde başarılı olabilmek için çalışkan olacak, tembelliğesavaş açacağız. Lüks üretim ve tüketime fikren ve fiilen karşı çıkacağız.Fakirliğin ana sebeplerinden olan faiz ve karaborsacılıktan şiddetle kaçınacak,bunların sömürü ve zulüm aracı olduklarını haykıracağız. Âdil müteşebbisleriyatırıma teşvik edeceğiz. Faizli bankacılığı red edecek, şirketleşmeyi teşvikedeceğiz. Sıhhatimizi kemiren, üretim gücümüzü zaafa uğratan, toplum ahlakımızıçökerten ve lüzumsuz harcamalara sebep olan içki, kumar ve zinadan uzakduracağız. Bu haramları yaptırtan müesseselere kültürel harb ilân edeceğiz.
İsçilerimize karşı âdil ve ihsankâr olacağız. Zekâtlarımızı vereceğiz veakrabamızdan âciz olanlara da nafaka vereceğiz. Ferdî mülkiyet düşmanlarını vesömürücü sermaye çevrelerini toplum düşmanı bileceğiz. Zengin-fakir,doktor-hasta, âlim-cahil ve bütün cemiyet fertleri olarak yardımlaşacağız.Hayır kurumlarında vazife alacak ve hizmetlerini yaygınlaştıracağız. Kiralayanolarak kiracılarımızı düşüneceğiz. Sabrı ve kanaati meslek tutacağız.
Aziz Mü'minler!
Fakiri dost fakat fakirliği düşman bilerek ve İslâmî emir ve yasaklarınözünden çıkardığımız bu ve bu gibi vazifelerimizi ifa ederek fakirliklemücadele edeceğiz.
Yüce Rabbimizden cümlemize gerçekleri kavratacak şuurvermesini diler, hutbemizi Rabbimizin öğrettiği Kurânî bir duâ ile bitiririm.
« (Ey Mü'min!)Söyleceyakar: - Bütün varlıkların/yönetimlerin yaratıcısı ve sahibi olan Allahım! Senyarattığın ve sahibi olduğun mülküdilediğine verirsin, dilediğinden de çekip alırsın. Dilediğini yüceltir,dilediğini de alçaltırsın. Hayır yalnız senin kudretindedir. Gerçekten sen herşeye gücü yetensin.» (8)
1) Camius-Sağîr,Harfül-Kâf. 2/89.
2) Riyazüs-Salihin veTer. 2. Baskı 3/75
3) Et-Tac, 3. Baskı,5/126.
4) Tecrid-i Sarih 5/229
5) Ebu Davud Cihad B. Fiibnis-sebili..,
6) Sünenüt-Tirmizî,Hadis No. 2307.
7) Keşfül-Hafa, HadisNo: 2444.
8) Al-i İmran, 26.


