
EZAN-I MUHAMMEDİ İSLAM MESAJIDIR
Yeryüzünün muhtelifkıtalarında, değişik şehirleri, kasabaları ve köylerinde, farklı dillerikonuşan insanlar arasında, barış ve savaş dönemlerinde ve ihtilâl ortamlarındabin dört yüz küsur yıldır her an varlığını koruyan ve koruyacağı inancını verenbir kültürel değer biliyor musunuz?
İşte bu değer İslâmDini'nin yaşayan bir mucizesi olan Ezan-ı Muhammedi'dir.
HutbemizdeEzanımızı konu edineceğiz. Şanlı Peygamberimizin Mekkeli ilk mü'minlerlebirlikte Medine'ye hicret etmelerinden sonra mü'minlerin birleşme merkezi, Peygamberimiztarafından inşa edilmiş Mescid-i Nebî olmuştu.
Mescid-i Nebi,Müslümanların ibâdet mahalli olduğu gibi, Medine İslâm Devleti'nin siyasî,idarî, askerî merkezi ve aynı zamanda bir ilim ve irfan ocağıydı.
MüslümanlarPeygamberimizle ve arkadaşlarıyla ancak namaz vakitlerinde Mescid-i Nebî'degörüşebiliyorlar, günlerinin diğer kısımlarında gerekli hayatî faaliyetlerde bulunuyorlardı.
Fakat Müslümanların herbiri, namaz vakitlerinde arzu ettikleri gibi camiye gelemiyorlardı. Bazen geçkalıyorlardı. Bazen da pek erken geliyorlar, namaz vaktini beklemek zorundakaldıkları için de günlük çalışmalarını aksatmış oluyorlardı. Çünkü mü'minleritam namaz vakitlerinde camiye davet edecek bir vasıta yoktu.
Nihayet bu problemiçözmek üzere Peygamberimizin riyasetinde ( başkanlığında) istişarî birtoplantı yapıldı. Bu toplantıda bir çok fikirler ileriye sürüldü. Bir kısmıçan çalınarak, diğer bir kısmı boru çalınarak, üçüncü bir grup da yüksekçe biryerde ateş yakılarak Müslümanlara namaz vakitlerini haber vermeyi teklifettiler. Teklif olunan usûller, Hıristiyanlara, Yahûdilere ve Mecûsilere aitolduğu için kabul görmedi.
Peygamberimizlesahabileri arasında bu konunun görüşüldüğü günlerden birinde ilk mü'minlerdenAbdullah bin Zeyd bir rüya görür. Rüyasında nurlu bir zat, kendisine namazvakitlerini bildirecek en hayırlı yolu göstereceğini söyler. Mescid-i Nebî'nindamına çıkarak bildiğimiz şekliyle Ezan'ı okur ve öğretir.
Abdullah bin Zeyd uyanıruyanmaz Peygamberimizin huzuruna gelir ve rüyasını nakleder. Peygamberimiz,kendisine öğretilen ezan cümlelerini davûdî bir sesi olan Hz. Bilâl'eöğretmesini emir buyurur. Böylece Hz. Bilâl yakıcı sesiyle Medine şehrinde ilkezanı okur. Bilâl'in ezanını işitir işitmez başta Hz. Ömer olmak üze re yirmiyeyakın sahâbi, koşa koşa mescide gelerek Abdullah bin Zeyd'in gördüğü rüyayıkendilerinin de aynen gördüklerini bildirirler. (1)
Böylece 14 asırdır aynıcümlelerle okunan ezân-ı Muhammedi, Peygamberimizin onayı ve Rabbimizin «(EyMuhammed!) Biz senin şanını yücelttik» (2) anlamındaki âyeti ile buonayı pekiştirmesi sonucu bildiğimiz şekliyle- Ezan mü'minleri namaza çağırıcıdavet olur.
Mü'minler!
İslâmî ölçüler,Rabbimizden Peygamberimize, Peygamberimizden insanlara gelir.
İslâm Dini'nin özü veözeti olan Ezan Allah bilir mü'minlerin ilânı ve birbirlerini kurtuluşaçağırışı olacağı için mü'minlerden Hz. Peygambere, Hz. PeygamberdenRabbimizin onayına varan bir çizgi takip etmiştir.
İnsanlara mutluluğaerdirici nizamının ancak İslâm Dini olduğunu müjdeleyen mübarek bir mesaj olan ezan, budinin özünü yansıtan mukaddes bir çağrıdır.
Gerçekten yüce dinimiz,Allah'a iman ve itaat ile son ve evrensel elçisi kıldığı Hz. Muhammedi hayat önderi edinme esaslarınadayanmaktadır. Bu esaslar da ezanımızın, «Ben Allah'tan başka tapılacak hiçbirilah olmadığına sehadet ederim. Muhammed'in O'nun Peygamberi olduğunu tasdikederim.» anlamındaki,
« Eşhedü enlâilâhe illellâh »
« Eşhedü EnneMuhammeden Resûlüllah » ifadelerinde ne güzel açıklanmaktadır. Dinimizin,Allah'ın Kurânî emirlerine ve yasaklarına itaat ederek O'na ibadet etmeyeçağıran düsturlarını, dünya ve âhiret mutluluğuna erdirici kurallarını,«Haydin namaza, gelin kurtuluşa» anlamındaki:
« Hayya ale's Salâti »
« Hayye ale'l Felâhi »
cümleleri, nevecîz bir şekilde açıklamaktadır.
Tekrarlanan « Allahü Ekber »
Tekbir'i ilemutlak ve siyasî hakimiyetin ancak Allah'a ait olduğunu pekiştirerek ilan edenEzân-ı Muhammedi, İslâm Toplumu'nun ancak İslâm'ın emirleri veyasaklarına dayalı olabileceğinibildirir yönü, ne kadar açık ve kesindir.
Her sabah dünya yenidenkurulurken, gerçeği kavrayabilecek insan kafasına İslâm Dini'ni tanıtan ve buHak Din'e iman edilmesine ve kurallarınıyaşanmasına her gün beş defa davet eden Ezan-ı Muhammedi'nin bu etkinmuhtevası ne kadar engindir.
AzizMüslümanlar!
Peygamberimiz ve ilkmü'minlerin, Mekke kâfirlerinin zulmü ve baskısından kurtuldukları yılda; ilkİslâm cemiyetinin teşekkülü sırasında varlığını kazanan ezan, 14 asırdır İslâmülkeleri için bir hürriyet beratı, bütün mü'minler için güftesi değiştirilemezevrensel bir istiklâl marşı olmuştur.
Elbetteki, ezansız İslâmcemiyeti, mü'minler diyarı düşünülemez. Ezanların dinmesi, esaretin ilk canlıifadesidir.İstiklâl Marşımızdaki şu mısralar bu gerçeği ne güzelaçıklamaktadır.
Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
Ebedî Yurdumun üstünde benim inlemeli.
Evet, bir istiklâl marşıolan ezan, aynı zamanda İslâm topluluğunun gerçekten zaman ölçüsüdür. İslâmcemiyetinde günler ezanlarla beş ana vakte ayrılmakta, ezanla başlayan gün, bumukaddes ölçüye göre bölümlere ayrılmakta, inananlara bir disiplin ruhuaşılamaktadır.
MuhteremMü'minler!
Ezan-ı Muhammedi'nindinimizdeki engin kudsiyeti dolayısıyladır ki, ezanı ancak onun içeriğine inananve ulvî mâ'nâsını kavrayan akıllı bir mü'min okuyabilir.
Bunun içindir ki,dinimizde sarhoşun, delinin,henüz mümeyyiz olmayan çocuğun, cünüb olan kişininezan okumaları mekruhtur. Bir diğer anlatımla ona saygısızlık olduğu için günahtır. Bu kimselerinokuyacağı Ezan'ın tekrar okunması gerekir. (3)
Dinimizde, Ezanın okumaşartlarına gösterilen bu hassasiyet (duyarlılık) dinlenilmesi üzerinde degösterilmiştir. Kur'ân okumakta olan kişiler de dahil olmak üzere her mü'minezanı derin bir huşu ile dinlemek, Peygamberimizin emri gereğince müezzinleberaber ezan kelimelerini tekrar etmekle vazifelidir.
Bu mevzuda ŞanlıPeygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
«Ezanı işitince müezzininsöylediği kelimeleri siz de söyleyiniz.» (4)
Mü'min, Ezan'ı dinlerkenmüezzinle birlikte Ezan kelimelerini tekrar edecektir. Ancak «Hayye Ales-Salahve Hayye Alel-Felâh» cümlelerini dinlediğinde " Gerçek güç ve kudret yalnızcabüyük olan Allah'ındır." anlamında «Lâhavle ve lâ kuvvete illâbillâhi'1-Aliyyil-Azîm» diyecektir. (5)
Mü'minler!
Allah'ın kudretini,O'nun buyruklarına uymanın zaruretini, son Peygamber Hz.Muhammed'in insanlık önderliğini ilân eden ve bizleri bu ilahi çağrınıngölgesinde felaha çağıran ezanları, imanlı ve sevdalı bir gönülle dinleyelim.
Ülkemizin yaklaşıkyetmiş bin camiinde günde beş kez olmak üzere 350000 defa okunan ezanları, hayat yolunda, bizleresıratı müstakimi gösteren hakikat levhaları, ma'siyetler karşısında ikaz vetehlike işaretleri olarak değerlendirelim.
Ezanları açıklamayaçalıştığımız kudsî muhtevasıyla değerlendiremeyenleri bakınız Rabbimiznasıl vasıflandırıyor:
" Ezanlarla namazaçağırdınız zaman onu ( ezanı ve namazı)oyun ve eğlence mevzuu edinenlerin bu tutumu hiç şüphesiz akıllarını kullanamaz kişiler olmalarıyüzündendir." (6)
Yüce Rabbimden cümlemiziEzan'lara icabet eden, camilerde birleşen bahtiyar kullarından kılmasını diler,hutbemizi bir hadîsle bitiririm:«Bir mü'min Ezan'ı işittiğinde;
-Ben de Allah'ın birliğinitasdik eder, O'ndan başka İlâh olmadığına, ortağı bulunmadığına şehâdet eder,Hz. Muhammed'in Alanın kulu ve Peygamberi olduğunu kabul ederim. Ben de Allah'aRab, Muhammed'e Peygamber , İslâm'a Din olarak razı oldum - derse (kul haklarımüstesna) günahları affolunur.» (7)
1) a - Sünen-ü Ebû Davud, Bab-ü Keyfi"1-Ezân.
b - Müslümanlıkta İbâdet Tarihi, Tahir Olgun, 2.baskı, sh. 62.
2) İnşirah, 4.
3) El-ihtiyar Litelîlil-Muhtar, Bab'ul-Ezân.
4) S.B.M. Tecridi Sarih Tercemesi, 2/465.
5) Zâdül-Meâd 2/19.
6) Mâide 58.
7) S. Tirmizi Hn. 210.


