EGEMENLER İSLÂM’A VE DEMOKRASİYE ONAY VEREMEZLER

EGEMENLER İSLÂM’A VE DEMOKRASİYE ONAY VEREMEZLER
İslâm Dini, değişmez-değiştirilemezleriyle insan hayatını bütünüyle kuşatan ilâhî bir nizamdır. O'nun değişmez-değiştirilemez düsturlarını şöylece özetleyebiliriz:

“Allah’ın egemenliği, bütün ferdî ve toplumsal egemenliklerin üstündedir. Renk ve dil farklılıkları içinde insanlar insan olarak hür ve de eşit haklara sahip olarak doğarlar. Üstünlük Allah’a imanda ve O’nun buyruklarına göre yaşantıdadır.

Allah’a açık isyan ve insan hakları ve özgürlüklerine tecavüz eylemleri dışında hürriyetler sınırlandırılamaz. Can-mal-mesken dokunulmazlığı, vicdan ve din hürriyeti, örgütlenme, öğretim, seçme ve seçilme hakları gibi temel haklar ve özgürlükler, Allah’ın verdiği görev nitelikli çiğnenemez değerlerdir.

Adâlet, liyakatlileri görevlendirme, şûra (danışma-seçim) yönetimde esas alınacak kurallardır. Sözlü, yazılı ve fiilî eylemlerle faydalılara yönlendirip zararlılardan sakındırma, güçleri ölçüsünde bütün fertlerin katılım görevleridir. İnsanlara zulüm ve canlılara işkence yasaktır. Vahyî ve vahiyle bağlantılı aklî yasalar herkesi bağlar. Akitlere ve sözleşmelere bağlılık görevdir. Cezalar şahsidir. Yargı kararıyla suça bire bir ceza yöntemi olan kısas ilkedir. Barış esastır. Toplumsal hayatın kaynağı ve nesillenmenin yöntemi, nikâh akdine dayalı aile düzenidir. Miras haktır. İnsan öldürme, zina, zina iftirası, hırsızlık ve meşrû yönetime silahlı başkaldırı cezaî müeyyideli yasaklardır. Bu ilâhî yasakların yanı sıra inançlara baskı, içki, kumar, faiz, rüşvet, zulüm ve iftira gibi haramlar-yasaklar meşrulaştırılamaz fiillerdir. İnancı ne olursa olsun saldırgan olmayan herkese adâletli ve ikramkâr olmak ahlâkî görevdir.

Hayatın amacı, bu temel buyruklar-düsturlar ve namaz, oruç, hac gibi özel ibadetler çizgisinde kulluk bilinci içinde yaşayarak ebedî hayatın mutluluğuna ermektir.”

Allah’ın Kur’ân’daki buyruklarından özetlediğimiz insan doğasıyla örtüşen bu ve benzeri değişmez-değiştirilemez düsturlar O’nun egemenliğini sembolize eder.

İnsan, Allah’ın yasal egemenliğini (hâkimiyetini) O’nun adına yeryüzünde kullanma yetkisi ile donatılarak yaratılan Halîfe varlıktır. (Bakara 30) Müslüman da Allah’ın değiştirilemez buyruklarıyla belirlediği egemenliğine inanan ve halîfelik görevini kabul eden insandır.

Bu inancın ve kabulün anlamı, insanın insan üzerinde ancak Allah’ın koyduğu değiştirilemez düsturlar çerçevesinde egemenlik kurabileceği hakikatidir. Değiştirilemez düsturların belirlemediği alanlardaki yasal çerçeveyi belirleyecek otorite ise akıl, ilim ve çoğunluğun onayladığı görüştür. (Ebû Dâvûd, Ekzıye 11; Buhârî, K. Cenâiz, B. Senâinnâsi)

Sırasıyla vahiy, akıl, ilim ve toplumsal çoğunluğun imanî ve yasal otorite olacağı bir sosyal yapıda, kahir bir güç kullanımı dışında mutlak anlamda insan insana egemen olamaz, insan insanı sömüremez, çıkarları gerektirdiği için insan üzerinde zalimleşemez.

Bütün insan hakları ve özgürlükleri ilâhî egemenliğin teminatı altında olduğu için Müslüman olsun veya olmasın (çıkarları adına egemenlik amacı gütmeyecek) hiçbir sağduyulu insanın böyle bir sosyal yapıda rahatsızlık duyması mümkün değildir. Ama insanın insan üzerindeki yasal egemenliğini Allah’ın egemenliğinin kullanımı olarak değil de mutlak bir egemenlik olarak algılayanlar, bir diğer ifadeyle insanı hayatın merkezine koyarak tanrılaştıranlar İslâmî toplum düzenini içlerine sindiremezler.

Onlar, Kur’ân’ın Mele’ ve Müstekbir olarak isimlendirdiği siyasîler, bürokratlar, ilmî-askerî rical ve kapital sahipleri gibi yaşadıkları toplumda egemenleşenlerden veya egemenliği amaçlayan fertlerden oluşurlarsa İslâmî yapıyı hiç mi hiç onaylayamazlar. Çünkü onlar, “değiştirilemezlerimizi” korudukça biz duyarlı Müslümanlara istedikleri gibi hâkim olamayacaklarını bilirler.

Örneğin:

Maddeci temellere dayalı bir eğitim ve medya düzeni oluşturamazlar, değer yargılarını değiştiremezler, kasıtla insan öldürenler için ölüm cezasını kaldıramazlar, faizi meşrulaştıramazlar, zinayı yasallaştıramazlar, eşcinselliği onaylatamazlar, haksız vergiler koyamazlar, toplumun ekonomik imkânlarını kendilerinin ve yandaşlarının tekeline akıtamazlar, denetimsiz bir yapı kuramazlar, Müslümanları yabancı güç odaklarının yönetimine bağlayamazlar, insanlığı sömürme amaçlı ittifaklar oluşturamazlar.

Bütün bunları entrikalar çevirerek ve kuvvet kullanarak yapsalar bile bilinçlenen Müslümanların inançlarının gereğini yaparak değiştirilemez değerlerini yeniden ikame edeceklerini bilirler. Bu sebeple de kendilerini ve egemenliklerini güvende göremezler.

İslâm ülkelerinde İslâmî bilinçlenmeye karşı içte ve dışta alınan tedbirler, çıkarılan engeller, sürdürülen amansız baskılar, konulup işletilen cezaî yasalar ve terörizmle mücadele gerekçesiyle açılan savaşlar hep bunun içindir. Tarihte de böyle olmuştur.

İnsanlara değiştirilemez inanç, ibadet ve yaşam düsturlarını tebliğ eden Peygamberlere karşı çıkan zümreler hep toplumu yöneten güçler olmuştur. Çünkü onlar, ilâhî egemenliğin kurulduğu yerde kendilerinin kuvvete ve sömürüye dayalı egemenliklerini kurup sürdüremeyeceklerini bilmişlerdir. Bu nedenle Peygamberleri de kendileri gibi egemenlik amaçlısı olarak görmüşlerdir. Firavun’un yönetici kadrolarının Hz. Mûsa’ya bakışını yansıtan Yûnus sûresinin 78. âyeti, bu gerçeği örneklendirmektedir:

“Firavun’un seçkinleri şöyle dediler: Bizi, atalarımızı inanç ve uygulama olarak izler bulduğumuz yoldan çevirmeye böylece (Harûn’la birlikte) ikinizin bu ülkede söz sahibi kimseler olmanızı sağlamaya mı geldin? Her ne hâl ise, ikinize de inanmıyoruz.”

Egemen zümreler yalnızca inanmamakla kalmamışlar, Peygamberleri, egemenliklerinin engelleri gördükleri için de sürgünle tehdit etmişlerdir.

İbrahim sûresinin 13. âyeti bu tehdidin bütün Peygamberleri kuşattığını şöyle açıklamaktadır:

“Allah’ı ve Peygamberlerini tanımayanlar, Peygamberlerine şöyle dediler:

- Ya bizim yolumuza dönersiniz, ya da ülkemizden sizi kesinlikle söküp çıkarırız. Bunun üzerine Rableri Peygamberlerine şöyle vahyetti: Biz bu zalimleri mutlaka tepeleyeceğiz.”

“Değiştirilemezlerimize” Sahip Çıkmalıyız

İnsanların insanlar üzerindeki egemenliğinin mutlak olmayıp Allah’ın koyduğu “değiştirilemezler” ile sınırlı olduğu gerçeğine inanmayan etkili ve yetkili güçler bizleri egemenliklerinin engelleri olarak görecekleri için İslâm’a ve müminlere karşı özgürlükçü ve demokratik olamazlar. Baskılarını ve dolaylı olarak da tehditlerini sürdürmeye, haklarımız ve özgürlüklerimizi çiğnemeye çalışacaklardır.

Bizi hür yaşatacak “değiştirilemez” değerlerimizdir. Bütün şerlerin insan kaynaklı egemenliklerden oluştuğunu sezmeye başlayan sekülarist (dünyacı) insanlık dahi “Hukuk devleti, Hukukun üstünlüğü ve Haklar ve özgürlükler” gibi “değiştirilemezler” oluştururken, o “değiştirilemezleri” de içeren kendi “değiştirilemezlerimize” sahip çıkalım. Bir diğer ifadeyle sırasıyla ve de yalnızca ilâhî vahyi, aklı, ilmi ve de bu üçlü ile çelişip çatışmayan çoğunluğu egemen otorite tanıyalım. Böyle yapalım ki insanı insan üzerinde ilâhlaştıran sistemlerle, hile ve cebir yoluyla egemenleşen beyin özürlüleriyle mücadele edebilelim, hiç değilse ruhlarımıza egemen olunmasını engelleyelim.

Yaratan hür iradelerin kullanılarak tercihlerin yapılmasını dilediği için, bizler özgürlükçü olmaya mecburuz. Ama diledikleri gibi egemen olmaya şartlananlar özgürlükçü ve demokratik olamazlar. Baskı onların doğasına işlemiştir. Bu sebeple Hakk’a çağrılarımızı sürdürelim ve de güçlenerek yaşayalım.

Hutbemizi, bütün tarihî toplumların hayatında izlenen bu gerçeği, Hz. Şuayb Peygamber örneğinde açıklayan âyetlerle bitirelim:

“(Şuayb Peygamber onlara şöyle dedi:) İçinizden benimle gönderilen dine iman edenler de inanmayanlar da var olduğuna göre Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin, (Herkes çizgisinde yaşasın.) Allah hâkimlerin en hayırlısıdır. Kavminin büyüklenen egemen (hâkim) kişileri ise şöylece tehditler savurdular: Ey Şuayb! Seni ve beraberindeki iman edenleri ya ülkemizden çıkaracağız ya da muhakkak bizim sistemimize döneceksiniz. Şuayb Peygamber de onlara şöyle dedi: Biz istemesek de mi (böyle zorbalaşacaksınız)?” (A‘râf 87-88)

Ali Rıza Demircan


https://www.alirizademircan.com.tr:443/egemenler-islama-ve-demokrasiye-onay-veremezler-3-701h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim