
DOSTLARIMIZ ANCAK MÜ’MİNLERDİR
Gerçek mümin olan Allaherlerinin temel kültürel ve ahlâkî vasıflarından biri de yalnızca Allah'ı,Peygamberini ve gerçek müminleri velî bilmek ve ancak onları velî edinmektir.Velî bilme ve edinmenin anlamıbizi temsil etme ve adımıza işlem yapma yetkisi verecek şekilde kişiyi dost veyardımcı edinmektir.Biz ana terim olan Velî'yi de kullanarak kısaca Velî/Dostifadesini kullanacağız,
Rabbimiz hayat vemutluluk nizâmımız Kur'ân'ı Kerîm'de şöyle buyurmuştur:«Sizin velîniz/dostunuz/yardımcınızancak Allah'tır. O'nun Peygamberidir. Bir de namazlarını kılan, zekâtlarınıveren ve ( ve diğer bütün ilâhî emir ve yasaklara) boyun eğen müminlerdir. KimAllah'ı, O'nun Peygamberini ve müminleri dost edinirse (bilmelidir ki) galipgelecekler yalnız Allah taraftarları/ erleridir.» (1)
a - Mü'min Allah'ıvelî/dost bilecektir. O'na ve koyduğu çağları kuşatıcı Kur'ân düsturlarınainanacak, mutmutluluğunu ve bütünü insanların saadetini ilâhî emir ve yasaklarabağlılıkta görecektir. Hayatını da
Hacc Sûresi'nin şumukaddes buyruğunun gölgesi altında yaşayacaktır:«... Allah'ın yasalarınasarılın. O sizin Mevlânızdır:dostunuz/sahibiniz/yardımcınızdır. O negüzel Mevlâdır ve O ne güzel yardımcıdır.»(2)
b - Mü'min, Allah'ınseçip evrensel Peygamberi kıldığı,koyduğu Kurânî emir ve yasaklarının tebliğcisi eylediği Hz. Muhammed'i de velî/dost bilecektir.
İstikrar ve huzurun,maddî ve manevî tekâmülün dünya ve âhiret saadetinin O'nun izinden gitmekle gerçekleşeceğineinanacaktır.
Evet, mümin, O'nun herbir öğüdünün ihmal edilmeksizin tatbik olunması lüzumunu ruhuna sindirecektir.O'nu yüce tanımayan, yolunun eri olmayan bütün insanların geriletici vebatırıcı olduğunu kabul edecek, şu Kur'an âyetinin verdiği ölçüyü yöntemedinecektir:«...Bütün insanlara Allah'ın Elçisi olarak gönderilmiş Peygamberiniz)Muhammed'e uyunuz ki dosdoğru yola eresiniz.» (3)
c - Mümin Allah'ı vePeygamberi velî/dost bildiği gibi Allah'ı ve Peygamberini velî/dost bilengerçek mü'minleri de velî/dost bilecektir.Bizleri temsil ve adımıza işlem yapmayetkisini yalnızca onlara, bir diğer anlatımla yalnızca namazlarını kılan vezekâtlarını veren mü'minlere verecektir.
Allah erlerinin yukarıdaözetlediğimiz temel kültürel ve ahlâkî vasfının «Mümini Velî/Dost Edinmek»bölümünü hutbemizde bilmemiz gereken ayrıntılarıyla açıklamaya çalışacağız.
«Mümini velî/dostedinmek» Müslümanı gerçek müminlerden kılan ana mükellefiyettir ve bumükellefiyeti gereğini yapmak Müslümanın imandan sonraki en mühimvazifelerindendir.
Bu gerçeği Peygamberimiz şöyle açıklamıştır:«(Kişiyiİslâm Dini'ne bağlayan) iman kulplarının en sağlamı, müminleri Allah için velîedinip onlarla dostluk kurmak, Allah için sevmek ve Allah için nefretduymaktır.» (4)
Kültürel, siyasî, ictimaîve iktisadî hayatın her ânı ve safhasında ancak Mümin'i velî/dost edinmekmecburiyetinde olan mümin bu vazifesini nasıl anlayacak ve hangi ölçüleriçerisinde tatbik edecektir?
Kur'ân ve Sünnet «MüminiVelî/Dost Edinmek» görevimizi «Mümini yâr edinmek, onu sevmek, bayatın zorluklarına,kâfirler ve münafıkların baskılarına karşı ona yardım etmek, onu güçlü ve hâkimkılmak, gereğinde işlerini üstlenmek,kederlerini elem, sevinçlerini vesîle-i sürür bilmek» şeklinde anlayıpuygulamamızı emretmiştir.
Bu kudsî vazifeninhusûsiyle devrimizde îfâ olunabilmesi için kültürel, ictimaî, iktisadî vesiyasî hayatın her safhasında namazkılan ve zekât veren mümin'in tercih, teşvik ve takviye edilmesi lâzımdır.
Misallendirirsek derizki, alış-veriş yaptığımız, ticarî münasebetler kurduğumuz esnafı, tüccarı,imalâtçı, ithalatçı ve ihracatçıları; ilişkiler kuracağımız politikacı,idareci, sendikacı ve ilim adamlarını; iş yaptırdığımız muhasebeci, hukukçu,mühendis ve sanatkârları; sözleşme imzalayacağımız işçi, işveren, kiracı vekiralayanları; akrabalık kuracağımız aileleri, okuyacağımız yazarları,arkadaşlık yapacağımız kişileri hülasa sürekli veya geçici olarak temaskurduğumuz ve kuracağımız bütün toplum fertlerini ciddî bir seçime tabitutmak, böylece gerçek «Mümini velî/dost edinmek» imandan sonra en büyük veihmal kabul etmez vazifemizdir.
«Mümini Velî/Dost Edinmek» vazifemizde başarıyaulaşmamız elbette ki çok zordur.Zira cemiyet hayatımızı ve müesseselerimizibütünüyle kuşatan batıcı-laik eğitim ve yönetim gerçek müminlerin yetişmesineortam hazırlamadığı için hakikîmüminler azınlıktadır.
Azınlıkta olan gerçekmüminler de İslâm'ı hayat nizâmı edinmeyen mümin görünümlü münafıklarla içiçedir. .
İç içe girmiş bu karmaşıksaflar içinden hataya düşmeksizin velî/dost edinilebilecek mü'mini teşhisedebilmemiz içindir ki Rabbimiz,velî/dost edinilip bizleri temsil ve adımıza işlem yapma yetkisi verilecek mü'minin asgarîvasıflarını bize bildirerek şöyle buyurmuştur:«Sizin velîniz/dostunuz,yardımcınız ancak Allahtır. Onun peygamberidir. Bir de namazlarını kılan,zekâtlarını veren (ve diğer bütün ilâhî emir ve yasaklara) boyun eğen müminlerdir.»
Bu Kur'ân açıklamasındananlaşılacağı üzere velî/dost edinilebilecek müminler, İslâm'ın emirleri veyasaklarına boyun eğen, namazlarını kılan, zekâtlarını veren müminlerdir.İslâm âlimleri bu âyeti şöylece açıklıyorlar: «Namaz ve şartlarıgerçekleştiğinde zekât, müminlerin sıfatıdır. Bu sıfatların burada zikredilmesi gerçek müminleri münafıklardan ayırmakiçindir. Zira dıştan inanır görünen fakat kalpleri inanamamış olan münafıklarMüslüman olduklarını iddia ettikleri halde mutlaka îfâ edilmesi gereken namazadevam etmez, farz olduğunda zekâtıvermezler.» (5)
Hakka ve halka karşıvazifelerin özünü teşkil eden namaz ve zekât imanı belgelemenin kaçınılmazyollarıdır. Nitekim Hz. Allah Nisa Sûresi'nde «Namaza istemeyerek tembeltembel kalkanları» münafıklıkla suçlarken, Fussilet Sûresi'nde de zekâtsızlığı Allah'a ortak koşanların sıfatı olarak belirtmektedir. (6)
Müminlere gerçek dostolabilmek için namaz kılmak, zekât vermek ve ilâhî kanunları tatbike arzulumümin olmak zarureti Tevbe Sûresi'nin 71. âyetinde daha açık bir şekildeşöylece açıklanmaktadır.
«Mümin erkek ve kadınlarbirbirlerinin velîleridir: dostları/ yardımcılarıdır. (Çünkü onlarbirbirlerine) marufu:(dostluğu-yardımlaşmayı)emrederler, münkerden:( çelişmeye ve çatışmaya götürücü ayrılıklar ve aykırılıklardan) sakındırırlar. Onlar namazı kılar, zekâtıverirler, Allah'a ve Peygamberine daima itaat ederler, işte bunları Allahrahmetiyle bağışlayacaktır. Şüphesiz Allah mutlak galip ve hakîmdir.»
Müminler!
Şu hakikati çok iyibilmeliyiz ki «Mümini Velî/Dost Edinmek» vazifesi şartlarını taşıyan müminler araştırılarak yapılmadığı veyapılması da kültürel, siyasî ve iktisadî yollarla engellendiği içindir ki,ülkemiz müminleri inançlarını yaşayamamışlar, ahlâklarını koruyamamalardır.
Kültürel baskıdan,iktisadî zulümden ve siyâsî sömürüden de korunamamışlardır. Aşk ve kemâl doluİslâmî bir hayatın yerine buhranlarla çevrili Ahireti de karanlık olabilecekbir hayatın içine düşmüşlerdir.
Pek tabiîdir ki bu durum,Kur'ân'ımızın da haber verdiği kaçınılmaz bir netice olmuştur.
Enfâl Sûresi Âyet 73:«Kâfirler (İslâm Dinine karşıçıkmakta ve insanları insanların mahkûmu kılan düzenleri benimsemekte)birbirlerinin velîleridir:dostları/yardımcılarıdır. Eğer siz birbirlerinizinvelîsi: dostu/yardımcısı olmazsanız yaşadığınız cemiyette aleyhinize yaygın birbaskı, (İslâmsızlıktan kaynaklanan) pek azim bir bozgunculuk kökleşir. (Böylece sizler dâimamahkûm ve mazlum olursunuz.)» Müminler! «Mümini velî/dost edinmek» sıfatı ilevasıflanabilmek için gerçek mümini araştırmak ve dostluğun gerektirdikleriniyapmak kudsî bir vazife olduğu gibi, kâfirleri ve münafıkları dost tanımamak tamukaddes bir vazifedir.
Bunun içindir ki; mü'minidost edinme emrini veren Mevlâmız kâfirleri ve münafıkları velî/dost tanımamamızemrini de vermiştir.(7)
Müminler!
İmanlı, güvenli, huzurluve güçlü yaşamak için müminleri velî/dost bilmek ve filen velî/dost edinmekmecburiyetindeyiz.
Ancak bizler bunayalnızca dünya hayatımız için değil âhiret saadetimiz için de muhtacız.
Hutbemizi birbirlerinevelî/dost olmuş müminlerin âhiret mutluluğunu müjdeleyen âyetlerle bitirelim:
«İnsanların Cennet'e veCehennem'e girecekleri) Kıyamet Günü'ndebütün dostlar (biri diğerinden hak iddia edebileceği için) birbirlerinedüşmandırlar.
Ancak yalnızca (Allah'ınvelî/dot edinme emirlerine uyan) muttakiler birbirlerine düşman olmayacaklardır. (8)
Allah onlara şöyle buyuracaktır:Ey benim âyetlerimeinanan ve kendilerini Bana teslim etmiş olan kullarım! Bu gün size korku yokturve siz hiçbir şekilde üzülmeyeceksiniz.Haydi siz Cennet'e girin. Siz veeşleriniz ağırlanıp sevindirileceksiniz.»
1) Mâide, 54-56.
2) Hac, 78.
3) Araf 158.
4) Mişkâtül-Mesabih Hn. 5014.
5) Bak. Hazin Tefsiri Mâide, 55.
6) Nisa, 192, Fussilet, 7.
7) Nisa 144, Maide 51,57.
8) Zühruf 67-70.


