
BUNALIMIN KAYNAĞI İSLAM’DAN SAPMADIR
İnsanın hâlıki olan Allah(C.C.) İslâm Dini'nin vazıı olduğu için insanla İslâm arasında tam bir ahenkvardır.
İslâm'a aykırı olan hayattarzları insanla ve onun ferdî, ailevî ve içtimaî yaşayışıyla çatışır; ferttebuhran, cemiyette fesad (anarşi) doğurur.
Muhterem Müminler!
Bu gerçek sebebiyledirki ruhi, idarî, adlî, iktisadî ve ahlâkî hayatımızda gördüğümüz çöküntünün, müşahedeettiğimiz mes'uliyetsizliğin, hissettiğimiz ızdırap ve korkunun, giderek artanarttıkça da mutsuzluğumuzu artıran silâhlı-silâhsız fesadın (anarşinin) kaynağışu veya bu değil, İslâm insanı olma vasfını taşımayan insanımızdır. İslâm'laçatışan hayatımızdır. Gayr-ı İslâmî müesseselerimizdir.
Tesbit edilen sosyalproblemler, iktisadî sebepler, ırkçılık, faşizm ve komünizm, hep İslâmsızlığıntezahürleridir.
Biz Müslümanız.İnsanımız ve cemiyetimizdeki buhranın kaynaklarını İslam dışı düzenlerinmantığına göre değil, Kur'ân ve Sünnet doğrularına göre tesbit etmeklemükellefiz.
Evet; insanımız vecemiyetimizdeki buhranların; mutsuzluğun ve yaygın anarşinin kaynağı İslâmdansapmadır ve yetiştirdiğimiz materyalist insan tipidir.
Bu hakikati RumSûresi'nin kırk birinci âyeti bakınız nasıl açıklıyor;«İnsanların (ilâhikanunlara aykırı giderek) bizzat yaptıkları işler sebebiyle (fert ve toplumhayatında) fesad (anarşi) yaygınlaştı ve (yaygınlaşacaktır.) Allah, amellerininbir bölümünün (cezası olarak, onlara bu fesadın korkularını ve elemlerini)tattıracaktır. Böylece belki yaptıkları kötü amelleri bırakır da İslâmî yaşayışadönerler:»
Azîz Müminler!
Mevzuu idraklerimize yaklaştırmak için misallendirerek deriz ki, ferdî,ailevî ve içtimaî buhranlarımızın; mutsuzluğumuzun ve çok yönlü fesadın(anarşinin) kaynağı:
a - Allaha ve âhiret gününe şuurla inanmayan insanımızdır.
b - Fizikî ve kimyevîhususiyetlerini öğrettiği maddenin halikım tanıtmayan, anatomisini tâlim ettiğiinsanın ruhî değerlerini öğretmeyen, vahyin ışığı ile hayatı ve ölüm ötesiniaydınlatmayan maarif imizdir. Muhtaç olduğumuz barış, sevgi, adalet gibimübarek değerleri ibâdetleştiremeyen, ceza ve mükâfat inancı ilegayelendiremeyen kültür müesseselerimizdir.
c - İçtimaî adalet esaslarım muhtevi olmayan ve suçun cinsine görecezayı âmir olmayan cemiyet yapımızdır.
Buhranlarımızınkaynağı:
d - Allaha dönüşü engelleyen ve ruhî elemlerimizi morfine eden alkollüiçkileri istihsal eden fabrikalarımız ve halka sunan satış merkezlerimizdir.
e - Milyonların alın terini sömüren faizci müesseselerimiz vekaraborsacı kuruluşlarımızdır.
f - Meşru müesseseler haline getirdiğimiz fuhuş yuvalandır.
g - Çıkarlarımız için adaletsizliğe, liyakatsizliğe eğilen kafalarımız,kâfirlere ve münafıklara alkış tutan ellerimiz, doymak bilmeyenihtiraslarımızdır.
Hülâsa ederek deriz ki, fikren ve fiilen İslâm'dansapmamızdır.Kur'ân ve sünnetdoğrultusunda yapacağımız basit bir muhakeme bizi bu gerçeğe götürecektir.
YüceRabbimiz, «Biz ancak kadın-erkek iman edip de güzel ameller yapanları hoş birhayata erdireceğiz... (1) buyuruyor.
Rabbimiz böyle buyururkenbiz, Allah'a ve O'nun düzenine inanmadan, ilâhi emir ve yasakların belirlediğigüzel amelleri yapmadan mes'ud olacağımızı mı sanıyoruz?
YüceMevlâmız, «Eğer faizi terketmezseniz Allah'tan ve Peygamberinden size harb ilânedildiğini bilin...» (2) buyuruyor.
Mevlâmız böylebuyururken; yurdumuzu ağ gibi saran binlerce faiz müessesesi ve on milyonuaşkın mûdimizle istikrar bulacağımızı mı zannediyoruz?
Şanlı Peygamberimiz, «Bircemiyette faiz ve zina ortaya çıkar (yaygınlaşır) sa o cemiyetin fertlerinin bizzatkedileri Allah'ın azabını üzerlerine çekmiş olurlar.» buyuruyor.
Peygamberimiz böylebuyururken fuhşa götürücü on binlercekuruluşu, nüsha adedi milyonları aşan ahlâk dışı neşriyatı ve kudsal ölçütanımayan radyo - televizyon programlarım fi'len tasvip eden, zinayıtabiîleş-tiren iffetsiz halimizle mi huzur bulacağız?
BiricikPeygamberimiz/Önderimiz şöyle buyurur: «Şuhhdan kaçının; (zekât ve nafaka gibidinî-malî vazifelerinizi yapmamaktan sakının.) Zira bu vazifelerden kaçınmaksizden önceki toplulukları helak etmiş, onları biribirlerinin kanını akıtmaya,haram olan can ve mal dokunulmazlığını Helâl görüp çiğnemeye sevketmiştir.»
Peygamberimiz böyle buyururkenzekâtım, akrabadan aciz olanlara nafakasını vermeyen, komşu haklarına saygıduymayan insanımızla mı güven içinde yaşayacağız?
AllanınResulü, [«... (Mazideki toplumları), iyilerinin kötüleri kötülükleri içindefiilen onaylayıp ilişkilerini sürdürmelerinin...» «... Güçsüzlere adalet tatbikedip güçlüleri geçiştirmelerinin mahvettiğini...»}(3) bildiriyor.
Peygamberimiz böylebuyururken çıkarlarımız ve inatlarımız yüzünden kâfirleri, münafıkları ve ahlâksızlıklarıtasvip eden, haksız şahıs ve müesseselere baş eğen düşünce ve davranışlarımızlamı tekâmül edeceğiz?
AllanınPeygamberi; «... Sizler cihâdı terkettiğiniz zaman Allah üzerinize (kültürel,siyasî, iktisadî ve
ahlâkî) öyle bir zillet salar ki, dininizin yüklediği cihada dönünceye kadaronu hiç bir güç gideremez.» (4) buyuruyor.
Peygamberimiz böylebuyururken, İslâm'ı yaşamak ve yaşatmak için gerekli beden} ve mâlî vazifeleriüstlenmeyen halimizle, gayesiz ve mücâdelesiz yaşayışımızla mı felaha çıkacak,tatlı bir ölüm yüzü görecek, ebedî nimetler yurdu Cennet'lere ereceğiz? Heyhat!
MuhteremMüminler!
Şimdi, İslâmsızlıktankaynaklanan ferdî buhranların ve çok yönlü fesadın (anarşinin) giderek yaygınlaşması,silâhlı fiillere dönüşmesi gayet tabiî değil midir?
Elbette kitabiîdir.
Eğer İslâm'sız hayattaistikrar, huzur ve tekâmül olsaydı İslâm'ın gönderilmesine ne gerek kalırdı.
Evet.. İslâm'dan kopmabuhranın, anarşinin ta kendisidir. Bunun içindir ki, İslâm'a inanmayan ve onuyaşamayan her fert İslâm'a göre fesadçı (anarşist) dir. Namazsız, zekâtsız,alkolik, faizci, rüşvetçi, zâni... her fert günahları ölçüsünde buhranındavetçisi, anarşinin failidir.
Buhranlarımızın kaynağıAllah'ın Şeriatından; İslâm'dan sapılmış olmasıdır. Bu nedenle ilâhî bir kanunmaddeleri gibi bellemeliyiz ki,
a - Kur'ân ve Sünnetedayanmayan mekteplerimiz ve üniversitelerimiz düzenin değil, ancak düzensizliğin,acımasızlığın ve sömürücülüğün kadrolarını yetiştirecektir.
b - Allah'a dönüşsüz,zikirsiz ve duâsız hayat saadet getirmeyecektir.
c - Faizli kredilerlekurulan iş yeri ve fabrikalarda iş barışı kurulamayacaktır. .
d - Zekâtsız, nafakasız,infaksız ve de haram yol larla kazanılmış servetler kan dökücülüğün veyağmacılığın kaynağı olacaktır.
e - İçkili, zinalı,israflı ve lükslü bencil hayat bütün ahlakî değerleri yıkacak ve yaşantıyıhayvanlaştıracaktır.
f -Yalan, entrika vesiyasî çıkarlar zemininde mutluluk binası kurulamayacaktır.
Dünya ve âhiret saadetiancak Allah'a ve O'nun şeriatı İslâm'a dönüştedir.
Hutbemizi Kehf Sûresinden âyetlerle bitiriyorum.
«(Ey Peygamber!) Açıkla:(İslâm) Rabbimizden (gelen bir) Hak Nizam'dır. Artık dileyen îman etsin,dileyen gavur olsun. Zira, biz (İslâm Dini'nin sınırlarını aşarak, insanlarataşkınlık yaparak) zulmeden kişilere duvarları kendilerini çepeçevre kuşatacakbir ateş azabı hazırladık. Eğer onlar (bu azab içinde) feryad eder yardımdilerlerse onlar yüzleri kavuran erimiş madenler gibi katımsı bir sıvı ileimdad olunacaklardır. O ne fena içecektir. O ateş ne kötü bir mahaldir.
İman edenler (Kur'ân veSünnet ölçülerine göre) güzel ameller yapanlar (a gelince), şüphe yok ki bizgüzel işler yapanın mükâfatını zayi etmeyeceğiz. Altından ırmaklar akan Adncennetleri de onlarındır...» (')
1) Nahl, 97.
2) Bakara, 279.
3) Ramûzül-Ehâdîs(İza Zehere), C. Sağîr, 1/31.
4) Riyasûs-Sâlih B.Nehyi Anil-Buh.
5) R. Salihin ve Ter.1/237, 3/281.
6) Bulûğül-Meram, Babur-Riba.
7) Kehf, 29-31.


