
BUHRANLARIMIZ GÜNAHLARIMIZDAN KAYNAKLANMATADIR
İslâm Dinine iman, yaşanacakhayat nizamının tesbiti, kullanılacak kıymet hükümlerinin tayini, ferdî veiçtimaî olayları değerlendirmek için bakılacak objjektifin belirlenmesidir.
Bu itibarla müminimanının gereği olarak Kur'ân ve Sünnet çerçevesinde yaşar. Kur'ân ve Sünnetdüsturlarını ölçü bilir, Kur'ân ve Sünnet objektifinden bakar.
İslâm'ı yaşamayan kişi,İslâm'dan yararlanamayacağı gibi onun objektifinden bakmayan kişi de ferdî veiçtimaî hadiselerdeki sebep netice münasebetlerini Rabbimizin koyduğu mutlakdoğrular açısından göremez.
Aziz Müminler!
Değinildiği üzere mümininmühim bir vazifesi de ferdî ailevî ve içtimaî (sosyal) hâdiselere ve değişmelereKur'ân ve Sünnet objektifinden bakmaktır.
özellikle devrimizmüminleri olarak bizleri kuşatan kalp buhranları, iktisadî bunalımlar, silâhlıve silâhsız anarşi, ahlâkî çöküş ve benzeri mutsuz kılıcı olaylara ve olumsuzgelişmelere Kur'ân ve Sünnet objektifinden baktığımızda ilâhî bir kanunvasfındaki şu gerçek görülecektir:«Tedirgin edici, ızdırab verici bütün oluşlarAllahın insanlar için koyduğu ilâhî yasalara muhalefetten, daha açık ifadeylegünahlarımızdan kaynaklanmaktadır.»
Evet, fert ve cemiyetolarak bizi kuşatan, mutsuz kılan tabiî, ruhî ve içtimaî vakalar Allah'a veO'nun koyduğu ilâhî düzene karşı çıkışımızın ceza şeklinde tecelli edenneticeleridir.
Nisa Sûresinin 79.âyetinde bu gerçek şöyle açıklanmaktadır:«Sana ulaşan her bir hayırAllah'tandır. Uğradığın her bir musibet de nefsinin (günahları sebebiyle)dir...»
Bu cezalar, günahlarımız çoğaldıkça da artacaktır.
Kur'ân'ın bizeörnekleriyle sergilediği bu «isyan sebebine azap neticesi şeklindeki değişmezilâhî kanun» tekerrür ediyor ve edecektir. Fakat biz Kur'ân ve Sünnet objektifindenbakamadığımız için bu hakikati göremiyoruz.
Geliniz, bu ilâhî kanununzuhur ettiği belirli ve tarihî bir kaç zaman ve mekân kesitine beraberce bakalım.
Fecr Sûresi Âyet: 6-15:«Allah'ın Ad kavmine, yükseksütunlarla dolu olan ve şehirler arasında bir eşi yaratılmamış bulunan İremşehrinin halkına ne yaptığını görür gibi bilmedin mi? Ya vadilerdeki kayalarıoyarak (ileri) medeniyetlerkurmuş olan Semûd topluluğuna ve de çadırları ortalığıdolduran Firavun'a yaptığını?Çünkü bunlar şehirlerde taşkınlık yapmışlar (Allah'ınve Peygamberlerinin yasalarım tanımayarak) azgınlaşmışlar, yapmadık feşadbırakmamışlardır.Rabbin de onlar üzerine azab kamçısı (şeklindeki cezalan) nıyağdırdı. Çünkü Allah (C.C.) daim görüp gözetmektedir.»
Nahl Sûresi Âyet: 112:«Allah Onlara (öğüt almalarıiçin) emniyet ve huzur içinde olup rızıkları (ihtiyaç maddeleri) her yöndenbol bol sağlanıp gelen şehri halkım misâl olarak verdi.Fakat bu şehir halkıAllah'ın nimetlerine, (O'nun emirleri ve yasaklarını, dinlemeyerek) nankörlüketti. Yaptıklarına karşılık Allah'ta onlara (kıtlık ve insanların sömürücülüğüyolu ile) açlığı, (iç çekişmeler ve dış saldırılar yolu ile) korkuyu tattırdı.»
Yukarıda sunduğumuzâyetler gibi Kur'ân âyetlerinde Allah'ı ve Âhiret gününü inkâr, Allah'ın emirve yasaklarım tanımamak, zulüm ve nankörlük gibi sebeplerle nice topluluklarıncezalandırıldıktan bildirilmektedir.
Müminler!
Dünyamız, son çağı olanMuhammed çağım yaşadığı için kâfirler ve zalimler topluluğuna târihî toplumlarauygulandığı gibi top yekûn imha cezalan tatbik olunmamaktadır. ÖzellikleKâfirler topluluğunun; yaratanı ve O'nun Kanunî hâkimiyetini tanımayanlarındüzenli küremizdeki düzensiz ve gayesiz yaşantılarının cezası 60-70 yıllıkhayatlarına sığmayacak kadar büyük olduğu için asıl cezaları ölümleri ilebaşlayacakÂhiret hayatlarına bırakılmıştır. O ceza günü de çok yalandır.
Kaldı ki onlara zamanzaman tabiî âfetler, silâhlanmalar, ayaklanmalar, harpler, intiharlar, iktisadîbunalımlar, ruhî buhranlar, karanlık ideolojik çatışmalar, yemek-içmek vesekse dayalı madde sınırlarım aşamayan hayvanca yaşantılar ve benzeri kültürel,iktisadî, sosyal ve ruhî cezalar verilmektedir.
Allah'ı unutan insanlaradaha nice nefislerini unutturma cezalan da verilecektir.
İnançlarının gereğiniyaşamadıkları için yukarıda açıklanan cezaların bir bölümü ile müminlerin cezalandırılmalarıda ilahî bir kanundur. Ancak bir rahmet tokadı şeklinde gelen bu cezalarmüminleri batıl yaşayışlarından korumak içindir. Onları bunalımlardankurtarmak, âhiret saadetine erdirmek içindir. Çünkü müminler büyük görevleriolan imanla kulluğu idrak etmiş insanlardır. Günahları olsa da bu günahları Allah'ıve hâkimiyetini tanımama, kâinatı haliksız, hayatı gayesiz görme suçu yanındapek küçüktür.
MuhteremMüminler!
Kur'ân ve Sünnetgerçeklerine inanan mü'minler olarak çok iyi bilmeli ve inanmalıyız ki, ferdîve içtimaî hayatımızı kuşatan buhranlar günahlarımız sebebiyledir.
Geliniz sizinle müşahhasörneklerle bazı tesbitler yapalım.
Yaradana, kanunlarına veÂhiret Hayatı'na inançtan yoksunluk, ebediyyet gayesi ve emelinden mahrumiyet,ruhumuzu dünya hayatının cenderesinde ezdi. Kalbimizi yaraladı. Şaşkınlığımızı,dengesizliğimizi artırdı.
İslâmî hayatı yaşama veyaşatma mücâdelesiolan Cihad'dan yoksunluk, materyalistlerin tedirginliğimiziartıran taşkınlıklarına sebep oldu.
MuhteremMüminler!
İnsanı yaratanve ona İslâm'ı hayat biçimi kılan Allah'tır. İslâm'ın yaşanmayan her emrinin,kaçınılmayan her yasağının öz ifadeyle günahlarımızın ferd ve toplum hayatındanasıl çözüntüye sebep olduğuna dair misaller çoğaltılabilir. Fakat dünya ne deolsa geçicidir. Asıl felâket ebedî hayatın çöküntüsü ve azabıdır. Allah korusunİslâmsız hayatın sonu Cehennem azabıdır.
Müminler!
İdari reformlaryapılabilir, silâhlı anarşi önlenebilir. Ekonomik krizler atlatılabilir. Amaİslâmsızlığın inşam kuşatan buhranı dinmez.
Yaradana baş kaldırmadevam ettiği, ruhî gelişim durduğu, Âhiret tefekkürü ve ebedi mutluluk özlemisöndüğü sürece insana huzur, topluma refah yoktur. Zira yalnız karın tokluğu insanadeğil hayvana sükûnet verir.
Uyanalım, Felaha çıkışınyolu Allah'a ve O'nun Şerîatına dönmektir, istikbâl ölüm ötesindedir.
İslâmsız hayatınolumsuzluklarına İslâm'a dönüşten gayrı çare yoktur.
Yapılacak ilk iş, ilâhîyardım ve rahmeti celbetmek için fert ve toplum olarak istiğfar etmek, tabiatkanunlarım koyan Allah'ın insan için koyduğu emirlere ve yasaklara göre yaşamakararı almaktır.
Hutbemizi AzizPeygamberimizin bizleri yönlendirici müjdeli bir hadîsi ile bitiriyorum.«Çokçok istiğfar ederek günahlarının bağışlanmasını isteyen kişinin Allah her birelemine bir rahatlık ve her bir darlığına bir genişlik verir. Onu ümitetmediği yerden de rızıklandırır.» (*)
* C. Sagîr, 2/166. 256


