
ALLAH’I SEVMEK VAZİFEMİZDİR
Yüce Allah'ımızın Kendisinin erleri olarak vasıflandırıp yardımları ilegüçlendireceğini vaat ettiği gerçekmüminlerinin en yüce vasıflarından biri de Allah'ı sevmek ve O'nun sevgisinibütün sevgilerin kaynağı kılmaktır Mümin, bütün varlıkları yaratan ve yaşatanAllah'a inanan ve inandığı Rabbinin öfkesine uğramaktan korkan, rızasına ulaşmak için de kafasını vekalbini O'nun sevgisi ile dolduran insandır.
Mümin, Rabbini bütün eksiklerden beri, tüm yüceliklerle vasıflı bir Rabolduğu için sevmek mecburiyetindedir.
Mümin, Mevlâsını, yarattıkları üzerinde her an ilmi, kudreti vehikmetiyle, merhameti, adaleti ve murakabesiyle(gözetimiyle) tecelli ettiği,kullarının duâsına icabet eden lutüflarıbol bir Rab olduğu için sevmek mecburiyetindedir. Mümin, Allah'ını öz nefsiüzerindeki nimetleri giderek arttığı, ancak O'na yöneldiği zaman mümin vemesut olabileceği için sevmek mecburiyetindedir.
Şüphesiz bu mecburiyet buhranlardan arınmış olmak, mesut yaşamak veyüceliklere ermek için, içten içe duyulan ihtiyacın doğurduğu mecburiyettir.
Müminler!
İnsanca yaşamak, faziletlerle donanmak ve ölüm ötesinin saadetine ermekiçin muhtaç olduğumuz Allah sevgisi ve de Allah için sevmek mümin olmanın ilkşartıdır. Allah'ı sevmedikçe kişi gerçek mümin olamaz.
Kurân'ımıza göre Allah'ı sevebilmek için tâbi olmakla mükellef olduğumuzAziz Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurur:
«a - Allah'ı ve O'nun peygamberini diğer bütün varlıklardan fazlasevmek,
b - Sevdiği insanı ancak Allah için sevmiş bulunmak ve
c - Ateşe atılmaktan nefret duyacağı gibi kâfirliğe dönmekten nefretduymak...
Ancak bu üç vasfı nefsinde toplayan kişi îmanın tatlılığını duymuş(gerçek mümin olmuş) olur.» (1)
Anlamını sunduğumuz hadîsin açıkladığı üzere gerçek iman için şartolan Allah sevgisinin ma'nâsını İslâm âlimleri şöylece îzah ediyorlar:«KulunAllah'ı sevmesi, O'na itaat etmesi, rızasını dilemesi... Onun gazabını/öfkesinive azabını gerektirecek işlerden sakınmasıdır.» (2)
Bu tarife göre kulun Allah'ı sevmesi, ancak O'nun koyduğu kanunlara;emirlere ve yasaklara göre hayatını düzenlemesi ile gerçekleşebilir.Kesinlikle bilmeli ve inanmalıyız ki Allah'ın emirleri ve yasaklarına göre hayatımızı düzenlemeden Allah'a sevgiiddiası geçersizdir.
Allah'a isyan edilirken; Allah'ın seçtiği ve razı olduğu İslâmDüzeni'ni yaşama arzusu duyulmazken ve bu mukaddes düzenle çatışan batılinançlar, yaşantılar makul görülüp izlenirken Allah sevilemez.
Allah'ı seven, İslâm Dinini hayat düzeni edinecek, kendisine yüklenen ilâhî görevleri aşkla uygulayacaktır.
Bu gerçek bir Hadîs-i Kudsî'de Rabbimiz tarafından şöylece açıklanmıştır:«Kulum,kendisine farz kıldığım görevlerden katımda daha sevgili olacak biramelle bana yaklaşamaz; beni sevemez. Kulum farz kıldıklarımın dışındakiibadetlerle bana yaklaştıkça ben onu severim. Kulumu sevdim mi artık Ben onunişiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. (Onu razı olacağımşekilde yaşatırım.) Kulum Benden isterse mutlaka verir, sığınırsa muhakkakhimaye ederim.» (3)
Müminler!
İmanını fiilen belgeleyip güçlendirmek için emirleri ve yasaklarınauyarak Allah'ı sevmeye muhtaç olan mümin, dünya ve âhiret mutluluğu için busevgisini diğer bütün sevgilere üstün tutarak îmanını olgunlaştırmaya damuhtaçtır.
Bu hususumisallendirerek şöyle açıklayabiliriz:
Mümin, Allah sevgisiniana-baba, zevce(eş), kardeş, soy, mal,ticaret, mevki ve mekân sevgisinden üstün tutmalıdır.
Müminin Allah'a olan muhabbeti(sevgisi) anılan geçici varlıklara sevgi besleyenlerin sevgisinden de pek çokkuvvetli olmalıdır. Hakiki mümin olmak için bu gereklidir. Bakara Sûresi'nin165. âyetinde bu husus şöyleaçıklanmaktadır:«İnsanlardan öyleleri vardır ki onlar, Allah'ı bırakarak(servet, kuvvet, mevki ve güzellik kaynağı gördükleri dilberleri, kahramanlarıve idarecileri sevilmesi ve itaat edilmesi gereken) putlar edinirler de, onlarıAllah'ı sever gibi severler.
Müminlerin Allah'a sevgisi (ise bunların sevgisinden pek üstün ve) pekkuvvetlidir...»
Şüphesiz müminin Allah sevgisini her şeyin üstünde tutması diğervarlıkları sevmemesi anlamına gelmez. Mümin muhabbet çağlayanıdır. Ancak müminsevdiğini yalnız Allah için, Allah'ın emri olduğu için sevmeli, Allah'ınsevgisini diğer bütün sevgilerinin kaynağı kılmalıdır.
Mümin, Peygamberini, ana-babasını, ilâhî bir emânet olarak aldığızevcesini, zekâtın vereceği malını, sadaka-i câriye olabilecek evladınısevmelidir. Mümin dostlarını, inandığı İslâmî Düzene hizmetine vasat(ortam) hazırlayacakmevkiini de sevmeli, hem de pek çok sevmelidir. Ancak bu sevgisi Allah'ınsevgisini elde etmek gayesine dönük olmalıdır. «Amellerin en faziletlisi Allahiçin sevmektir...» (4) buyuran peygamberimiz işte bu gerçeğibildirmiştir.-Salât ve Selam üzerine olsun- O, bir diğer hadislerinde şöylebuyurmaktadır:
«Sizden biriniz gerektiğinde daha önceden hiç birmünasebet kurmadığı bir yabancıya sevgi gösterecek, ilişkili olduğu çok yakınbir kişiye de nefret besleyecek derecede Allah için sevip Allah için nefretedecek bir duruma gelmedikçe İman'ın tadını alamaz.» (5)
Müminler!
Müminin hayatı ve ölümü, bütün söz, iş ve davranışları Allah içindir.Allah için olmalıdır.
Bundan ötürüdür ki hakikatte mümin ahlâk, ilim sanat, vatan ve milletv.s. için değil ancak Allah için, O'nun emri ve yasağı olduğu için konuşmalı vesusmalı yapmalı ve sakınmalı, sevmeli ve nefret etmelidir. Yalnız Allah'ınsevgisini gaye edinmelidir.
Zira Allah'ın rızası ve sevgisi dışındaki gayeler emeller şüphesizimanı zedeler, hayatı âhiret mecrasından saptırır. Buhranlara düşürür,azaplara uğratır.
Bu hakikati Rabbimiz Tevbe Sûresi'nin 24. âyetinde şöyleceaçıklamıştır:«(Ey Peygamber! Müminlere) söyle: Eğer babalarınız, oğullarınız,kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesindenkorktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler sizce Allah'tan, peygamberinden veAllah'ın dininin egemenliği için cihadetmekten daha sevgili ise Allah'ın (zillet ve azab) buyruğu gelinceye kadarbekleyin. Allah isyankâr toplumu doğru yola eriştirmez.»
Allah'ı sevmek ve Allah için sevmek... İşte mümin hayatının gayesi,dünya ve Âhiret saadetinin sırrı budur.
Bu yüce sevgiyi bulanne kaybetmiştir?
Bu kudsi sevgiyi yitiren ne bulmuştur?Yüce Rabbimden cümlemizin kalbini sevgisiyle doldurmasını diler, Cuma Mesajı'mızı kalplerin ancak Kendisinianarak huzur bulacağı Rabbimizin müjdeleyici bir sözü ilebitirelim. Beyyine Sûresi Âyet 8:
«(İmanıntadını alanlara gelince...) Onların Rableri katındaki mükâfatı altındanırmaklar akan ve içinde ebedi olarak kalacakları Adn Cennetleri'dir. Allahonları sevmiş/onlardan razı olmuştur. Onlar da Rablerinden hoşnut olmuşlardır.İşte bu (Adn Cennetlerinde ebedî kalış nimeti) Rabbinden saygı duyarakkorkanlara verilecektir.»
1 | Et-Tac, 5/78. |
| |
2) | Alusî, Ruhul-Meanî, Cüz 6, sh 162. | ||
3) | Et-Tac, 5/207. |
| |
4) | Et-Tac, 5/78. |
| |
|
|
| |
5 | Alûsî, Ruhul-Meanî, Cüz 10, sh | 71.. | |
|
| ||


