
Allah İnsanın Geleceğini Bilir mi? "Yaratılış yönünden daha büyük bir gücü gerektiren gökleri ve yeri yaratan ve onları engin kudretiyle muhteşem bir düzene bağlayarak geleceğe taşımakta olan Allah, insanın geleceğini; bir diğer anlatımla yapmadan önce yapacaklarını elbette bilir" diyerek başlığa aldığımız sorunun cevabını kısaca vermiş olalım ve ayrıntılı açıklamalarımıza başlayalım. (Ğâfir 57; Nâziât 27) Şanı Yüce olan Allah, bütün yüceliklerle vasıflı ve tüm eksiklilerden beri olan Rabdir. Kendilerine özgün ve özellikli iradeli varlıklar kılınan insanlar ve cinler dahil mikro ve makro alemdeki bütün varlıkların yaratıcısı odur. (Zümer 62) Allah Geçmişi de , Geleceği de Bilir O, bütün varlıkları sınırsız olan bilgisi ve kudretiyle planlı olarak y Allah İnsanın Geleceğini Bilir mi? “Yaratılış yönünden daha büyük bir gücü gerektiren gökleri ve yeri yaratan ve onları engin kudretiyle muhteşem bir düzene bağlayarak geleceğe taşımakta olan Allah, insanın geleceğini; bir diğer anlatımla yapmadan önce yapacaklarını elbette bilir” diyerek başlığa aldığımız sorunun cevabını kısaca vermiş olalım ve ayrıntılı açıklamalarımıza başlayalım. (Ğâfir 57; Nâziât 27) Şanı Yüce olan Allah, bütün yüceliklerle vasıflı ve tüm eksiklilerden beri olan Rabdir. Kendilerine özgün ve özellikli iradeli varlıklar kılınan insanlar ve cinler dahil mikro ve makro alemdeki bütün varlıkların yaratıcısı odur. (Zümer 62) Allah Geçmişi de , Geleceği de Bilir O, bütün varlıkları sınırsız olan bilgisi ve kudretiyle planlı olarak yaratmıştır.(Kamer 49) Kendisi zaman ve mekân üstü olan Allah, zamana ve mekâna bağımlı olarak yarattığı varlıkların geçmişi, hali ve sonlu geleceğini bilir. Yaratıklardaki geleceğe doğru akan muhteşem yapı ve akış bu bilginin kanıtıdır: “Siz dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz.? Oysaki Allah göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Dahası Allah her şeyi bilir.”(Hucurat 16) Yüce Allah, bilgisi ile bütün yarattıkları kuşattığını (A’râf 89) göklerde ve yerde hiçbir oluşun Kendisine gizli kalamayacağını,(Âl-i İmrân 6) akıl ve duygu organları ile bilinemeyecek olgular manzumesi anlamına Gayb’ın da yanızca kendisi tarafından bilindiğini/bilinebileceğini Kur’ân’da bizlere açıklamaktadır: “Gaybın: yaratılmış varlıkların idrakini aşan bilgi anahtarları O’nun katındadır: onları Allah’tan başka kimse bilemez. O, karada ve denizde olan her şeyi bilir; bir yaprak düşmez ki O bundan haberdar olmasın; ve ne yeryüzünün derin karanlığında bir habbe, ne de canlı veya ölü49 hiçbir şey yoktur ki [O'nun] apaçık fermanında kaydedilmiş olmasın.” (En’âm 59) Onun bu bilgisi Genelde Esmâül-Hüsnâ/En güzel isimlerin-sıfatların sahibi , özelde bilen, gören ve işiten Rab olmanın da gereğidir:Bir diğer öz ifadeyle Allah olmanın gereğidir. Allah, insanların iradelerini kullanarak neler yapacağını; örneğin kimlerle evleneceklerini, çocukları olup olmayacağını, olacak çocukların cinsiyetlerini, fiziksel ve ruhsal özelliklerini bilir. İslâmî çizgide yaşayıp yaşayamayacaklarını ve yapacakları azgınlıkları ve işleyecekleri günahları da bilir. Bütün bunları olmadan/gerçekleştirilmeden önce bilir. Geleceği Yaratan, yarattıklarının geleceğini bilmez mi? Bildiğini Rabbimiz şöylece açıklıyor: “Her bir varlığı yaratan Allah , yarattıklarını bilmez mi? O, erişilmez bir derinlik sahibidir, her şeyden haberdar olandır!” (Mülk 14) Allah Bilgisi ve Kudretiyle Hayata Müdahildir Diriltip öldürerek ve kurduğu yaratıklar düzenini kudreti ile yaşatarak her an hayata müdahil olan Allah, tüm varlıkları kuşatıcı bilgisi ile elbette bilir. Çünkü O, “Bilinemez gaybları pek iyi bilendir.”(Mâide 109) Ne var ki O, yaratıklarına benzemediği ve bilgi araçlarına muhtaç olmadığı için biz onun nasıl bildiğini bilemeyiz, ancak bize bildirdiği ölçüde bilebiliriz. Denenmek İçin Yaratıldık ** Yüce Allah, gökleri ve yeri altı evrede biz insanlar için yarattı. Biz insanları da Kendisine ibâdet etmemiz, bir diğer açıklayıcı Kur’ân ifadesiyle hangilerimizin daha güzel ameller yapacağını denemekiçin halketti.(Hûd 7: Zâriyat 56;Mülk 2) Bunun için emirleri ve yasaklarını içeren İslâm Dîni’ni Peygamberleri aracılığıyla bildirdi. İradelerini kullanarak Kendisine îman edip buyruklarına göre yaşayanları Cennet’le, inkârcıları ve Kendisinden bağımsız olarak kendi başına buyruk yaşayanları da Cehennem’le cezalandıracağını duyurdu. Bazı buyruklarının çiğnenmesine ilişkin dünyevi cezalar da belirledi. Özetlersek dünya ve âhiret hayatımızla ilgili geleceğimiz, irademizi kullanabileceğimiz alanlarda yapacağımız özgür tercihlerimizle şekillenecektir. Biz yaşayan insanlar olarak gelecekte nasıl tercihler yapacağımızı bilmiyoruz. Çünkü henüz yaşamadığımız gelecek önümüzdedir. Ama Allah bilir, çünkü O, zamanın ve mekânın yaratıcısıdır ve O’nun için geçmiş ve gelecek ayırımı/farklılığı yoktur. Daha açık bir anlatımla şöy de diyebiliriz: Allah’ın doğumumuz ve ölümüz gibi irademizi aşan konulardaki bilgileri Kendisinin kader programıyla oluşturduğu bilgilerdir. Bizim gelecekte iradeli olarak yapacağımız ve sorgumuza esas kılacağı bilgisi ise, bizim özgür irademizle oluşturacağımız sözlerin ,davranışların ve işlerin bilgisidir. Burada bir sinema filmi örneğini vererek açıklamalarımızı sürdürme gereğini duyuyorum: Bir kişi tecavüz edebilmek için piknik yapan bir çifti tüfeğiyle öldürür. Yargıç bu katil kişiyi, dosyadaki bilgilere dayalı olarak zehirleyici iğne ile ölüme mahkum eder. Ceza nın uygulanması sırasında film geriye sarılır; cinayetin işleniş anı ekrana getirilir. Seyirci bir daha ve katiyetle anlar ki ölüm cezasına sebep olan dosya bilgisi polis-savcı-yargıç üçlüsünün oluşturduğu bilgi değildir. Katilin özgür iradesiyle işlediği cinayetle oluşturduğu bilgidir. Verilen bu örnekte anılan üçlü, zamanla bağımlı oldukları için cinayeti işlenmeden önce bilemezler, ama Kendisi için geçmiş ve gelecek ayırımı/farklılığı olmayan Allah bilir. Ne var ki Allah’ın bu bilgisi Kendisinin oluşturduğu bilgi değildir. Katilin hür iradesiyle işlediği cinayetin bilgisidir. Allah’ın yargısı da bu bilgiye göre olacaktır. Gelecekte yapacağımız olayları engin bilgisiyle Allah bilir. Ancak bu bilgiler bizim amellerimizle oluşturduğumuz-oluşturacağımız bilgilerdir. Açıklamaya çalışılan gerçeğin gereğince kavranamaması -bilerek veya bilmeyerek- Allah’ın bilgisinin insanın bilgisiyle kıyaslanmasından ; insan bilemezse Allah da bilemez yargısından kaynaklanmaktadır. Anasını babasını, yaratılacağı coğrafi bölgeyi, fiziğini-ruhsal özellikleri ve yaşam süresini belirlediği insanın iradeli olarak yapacaklarını da bilen Yüce Allah, bu bilgisini Kur’ân ile açıklamaktadır. Ancak bu açıklamalarının iyice kavranılabilmesi için Allah, konuyu bizim düzeyimize indirgeyici ve idraklerimize yaklaştırıcı bir üslüp kullanmaktadır. Allah’ın Denemesi ve Bilmesinin Anlamı Mesela Allah, Kur’ân-ı Kerîm’İn Muhammed sûresinde (31) “ Sizin içinizden İslâmî çizgide uğraşı verenleri ve sabredenleri bilinceye kadar elbette deneyeceğiz…” buyurmakta; iradeli olarak ameller yapmamız gereği ve önemine vurgu yapmaktadır.. Âl-i İmran sûresinde(142) ise “Allah sizin içinizden cihad edenlerinizi bilmeden ve sabredenlerinizi de bilmeden Cennet’e gireceğinizi mi zannettiniz?” şeklinde ifadeler kullanmakta, amelsiz beklentilerimizi yererek hür seçimli amellere yönlendirmektedir. Allah, değişik sûrelerde ayrıca Müminleri, Kendisinden korkanları ve Kendisine ve elçilerine yardım edecekleri de bilmek istediğini vs. açıklamaktadır.(Âl-i İmran 140;Mâide 94;Hadid 25) Kur’ânın bütünü içinden bakıldığında bu “denemek ve bilmek için” ifadelerinin anlamı, insanlar gibi Allah’ın da insanların gelecekte ne yapacaklarını bilemeyeceği değildir. Kur’ân’da yarattığı herşeyi bildiğini ve planlayarak yarattığını açıklayan Allah’ın mezkur âyetlerde deneyerek öğrenmeye muhtaç olduğu yargısına varmak Kur’ân’ın bütünlüğünden sapmak ve onunla çelişmektir. Anılan âyetlerin mânası, Allah’ın yargılamasının bizim amellerimizin bilgisine dayalı olarak yapılacağı gerçeğini pekiştirmektir. Ana mesaj budur, çünkü bu gerçekten kopmak , -Allah korusun- bütün Peygamberleri ve İlâhî Kitapları yalanlamaktır. Allah’ı insanları yapmadıkları ile cezalandıracak bir zalim olarak nitelemektir. Bilmemiz Gereken Hakikat Bizim bilmemiz gereken hakikat şudur: Allah’ın bizi yargılarken kullanacağı bilgi bizim iradeli olarak yaptıklarımızın bilgisidir. Kur’ân bizi bu gerçeğe yönlendirmektedir. Biz iradeli işlerimizden sorgulanacağımız inancıyla amel ederiz. Allah’ın, bizim amellerimizden kaynaklanan bilgisinin mahkumu olmadığına ve isteklerimiz doğrultusunda her an dilediklerini yaratabilecek bir Rab olduğuna inanarak da O’na yalvarırız. Yazımızı Yaratanımızın huzurunda bilgisizliklerin itiraf eden Meleklerin yakarışını içeren bir âyetle bitirelim: “ Sen kudret ve egemenliğinde kusursuz ve eksiksizsin! Senin bize bildirdiğin dışında bir bilgimiz yoktur. Doğrusu her şeyi bilen, yaptığını yerli yerinde ve gereğince yapan yalnızca Sensin! ”(Bakara 32)
Ali Rıza DEMİRCANhttps://www.alirizademircan.com.tr:443/allah-insanin-gelecegini-bilir-mi-5-304h.html


